Vergi sisteminde vergi dairesi ile mükellefler arasında vergisel işlemlerde iletişim sağlanabilmesi ve mükelleflerin vergilendirme ile ilgili hak ve ödevleri konusunda bilgilendirilmesinde doğru adresin ne kadar önemli olduğu ortadadır. Kişilerin elde etmiş oldukları herhangi bir gelir veya kazanç unsurundan dolayı vergi dairesine kayıt yaptırarak vergi kimlik numarası almaları ile mükellefiyet başlar. Bu işlemden sonra vergi dairesi ile mükellef arasında oluşacak iletişim, mükelleflerin vergi dairelerindeki işlemlerinin daha hızlı ve noksansız olması bakımından çok önemlidir. Bu da ancak mükelleflerin vergi dairesine bildirdikleri doğru adres sayesinde olur. Vergi dairenizle sürekli iletişim halinde olmanız ileride doğabilecek sorunların önlenmesinde size yardımcı olacaktır.                                                       

Adres Bildirme;

•Mükelleflerin ilk kez işe başladıkları sırada vergi dairesine müracaatlarında ibraz edilecek belgelere ilave olarak işyeri ve ikametgâh (bilinen adresler) adreslerini de vergi dairesine bildirme zorunlulukları vardır.

•Mükellefler tarafından bildirilen adresler; vergisel işlemlerle ilgili hususlarda vergi dairesi ile mükellefler arasındaki iletişimde kullanılır. Bu nedenle mükellefin ulaşılabilecek adresinin vergi dairesindeki kayıtlarda doğru şekilde yer alması; gerek mükellefler, gerekse vergi dairesi açısından işlemlerin daha hızlı, kolay ve noksansız yürümesi için çok önemlidir.

•Ayrıca, vergi dairelerince mükellef dosyaları üzerinde yapılan çalışmalar veya yoklamalar neticesinde mükelleflerin yerine getirmesi gereken ödevlerdeki eksikliklerin tespiti halinde vergi mevzuatında öngörülen birtakım işlemlerin yapılması gerekebilir. Vergi dairelerindeki bu tür işlemlerin daha hızlı ve noksansız yürütülmesi mükelleflerin ulaşılabilecek adreslerini vergi dairesine zamanında ve doğru olarak bildirmesi ile mümkün olur.

Adres Değişikliği;

• Mükelleflerin bilinen iş veya ikamet yeri adreslerinde herhangi bir değişiklik olması halinde yeni adreslerini vergi dairesine bildirme zorunlulukları vardır.  

• Adres değişikliği bir yerden bir yere nakil suretiyle olabileceği gibi aynı yerdeki cadde, sokak veya kapı numarasının değişmesi şeklinde de olabilir. Bu durumda da mükelleflerin meydana gelen değişikliği vergi dairesine bildirmeleri gerekmektedir. 

ADRES DEĞİŞİKLİĞİNİN VERGİ DAİRESİNE BİLDİRİMİNE İLİŞKİN DİLEKÇE ÖRNEĞİ

……………………………….Vergi Dairesi Müdürlüğüne

 ANKARA

Dairenizin …………………….…… vergi kimlik numaralı (TC Kimlik Numaralı) mükellefiyim. İşyerimi …./…./2007 tarihi itibariyle yine Daireniz yetki alanında yer alan başka bir adrese taşımış bulunmaktayım. İşyeri adresim aşağıda belirttiğim şekilde değişmiş olup bu hususa ilişkin olarak vergi dairenizde gerekli düzeltme kayıtlarının yapılmasını ve tarafıma yapılacak tebligatlarda ve yazışmalarda yeni adresimin kullanılmasını bilgilerinize arz ederim. …./…./2007

Eski Adres: Güven Mahallesi Adı- Soyadı

Barış Sokak No:56/5 İmza

06550 Çankaya ANKARA

Yeni Adres: İlk umut Mahallesi

Çağdaş Sokak No:26/9

06550 Çankaya ANKARA

Telefon:  Ev : …………….

 İş : …………….

               Cep : …………….

E-posta adresi: ………….

Dilekçede hem eski adrese hem de yeni adrese yer verilmelidir. Adres bildiriminde mahalle, cadde, sokak ismi ve posta kodu tam ve açık bir şekilde belirtilmelidir. Dilekçede mükellefe ulaşılabilecek tüm telefon numaraları belirtilmelidir. Mükellefe ait elektronik posta adresi varsa dilekçede bu unsura da yer verilmelidir. Bu hususun süresinde vergi dairesine bildirilmesi mükellefler açısından çok önemlidir.

Şöyle ki;

Yeni adresten haberdar olmayan vergi dairesi, mükellefler ile iletişim sağlayamadığı için, eldeki mevcut bilgiler doğrultusunda işlem yapmak durumunda kalır. Bu da kimi zaman mükellef aleyhine gelişir ve mükelleflerin mağdur olmalarına neden olur. Böyle bir duruma maruz kalmamak için mükelleflerin her türlü adres değişikliklerini vergi dairesine en kısa sürede bildirmelerinin kendi yararlarına olacağını bilmelerinde fayda vardır. Ulaşılamayan adres, size ulaştırılamayan hizmet demektir. Kaliteli hizmet, adres bilgilerinizi zamanında ve tam olarak vergi dairenize bildirmenizle sağlanacaktır. Mükelleflerin ikametgah veya iş yeri adreslerindeki değişiklikleri olayın gerçekleşmesinden itibaren bir aylık süre içerisinde bağlı bulundukları vergi dairesine elden veya posta aracılığıyla yeni adreslerini bildiren bir dilekçe vererek bildirmeleri gerekmektedir. Adres değişikliği mükellefin iş yeri merkezinin ve vergi dairesinin değişmesine neden oluyorsa, bu kez değişiklik bir nakil işlemini de gerektirdiğinden, adres değişikliği bildirimi vergi dairelerinde bulunan bildirim formları kullanılarak yapılır. Mükelleflerce adres değişikliğine ilişkin bildirimlerin ilgili kanunun öngördüğü bir aylık sürede yapılmaması halinde vergi dairelerince mükellefler adına ikinci derece usulsüzlük cezası uygulanır.

Bilinen Adreslere Tebliğ; 

Vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların vergiyle ilgili yetkili makamlar tarafından mükellefe yazı ile bildirilmesidir. Vergi dairelerince yapılan çeşitli çalışmalar neticesinde ya da mükelleflerce kanuni süresinden sonra verilen beyanname veya bildirim üzerine, vergi dairesince düzenlenen vergi ceza ihbarnameleri, vergi borcu olan mükellef adına düzenlenen ödeme emirleri, vergi incelemeleri için defter ve belge ibrazına yönelik yazılar v.s. gibi pek çok belge, mükelleflerin bilinen adreslerine tebliğ için gönderilir. Bu evraklar, ancak vergi dairesinde “doğru ve ulaşılabilen” adresi olan mükelleflere tebliğ edilebilir. Vergi dairelerince kendilerine tebliğ yapılabilen mükellefler, lehlerine veya aleyhlerine yapılan işlemlerden haberdar olurlar. Aksi bir durumun söz konusu olması halinde, mükellefler, yapılan ya da yapılması gereken işlemlerden haberdar olamayacakları gibi sürenin geçmesi nedeniyle yararlanabilecekleri birtakım haklarını da kaybedebileceklerdir. Vergi dairelerince düzenlenen bu belgeler ve yazılar mükelleflerin bilinen adreslerine tebliğ edilmek üzere posta aracılığıyla taahhütlü olarak veya memur eliyle gönderilir. Ancak, adresi bilinmeyenlere veya ulaşılamayan mükelleflere ilan yolu ile tebliğ yapılır.

Tebliğin İlanla Yapılacağı Haller Şunlardır:

• Mükellefin adresi hiç bilinmezse,

• Mükellefin bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilen evrak geri gelirse,

• Başka nedenlerden dolayı posta ile tebliğ yapılamazsa,

• Yabancı ülkelerde bulunanlara tebliğ yapılamaz ise; Sayılan bu hallerin mevcut olması durumunda vergi dairesi tebliğ edilmesi gereken belgeyi ilan yolu ile tebliğ ederek gereken yasal işlemleri tesis eder.

Vergi Dairesi İçin Bilinen Adresler;

• Mükellef tarafından işe başlamada bildirilen adresler, • Adres değişikliğinde bildirilen adresler,

• İşi bırakmada bildirilen adresler,

• Vergi beyannamelerinde bildirilen adresler,

• Yoklama fişinde tespit edilen adresler,

• Vergi Mahkemesinde dava açma dilekçelerinde ve cevaplarında gösterilen adresler,

• Yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tespit edilen adresler (tutanakta mükellefin imzası bulunmak zorundadır.). Vergi dairesince mükelleflere yapılacak tebligatlarda veya yazışmalarda bilinen ve dikkate alınan en son adres, en yeni tarihli adrestir. Doğru adres demek, size daha kaliteli ve hızlı hizmet vermek demektir. Süre Bakımından Adresin Önemi Mükellefler, vergi dairelerince adlarına düzenlenen vergisel işlemlerle ilgili belgeleri, doğru adres sayesinde tebliğ aldıktan sonra vergi kanunları ile kendilerine tanınmış birtakım haklara sahip olurlar. Mükelleflerin, mali yükümlülüklerini yasal sürelerde yerine getirmemeleri nedeniyle ikmalen, re’sen veya idarece yapılan tarhiyat üzerine adlarına vergi/ceza ihbarnamesiyle tarh edilen vergi, resim, harç ve kesilen cezalar için mükellefler, uzlaşma, cezada indirim ya da dava açma gibi haklarını kullanabilirler. Söz konusu haklarını kullanabilmeleri için geçerli olan sürenin başlangıcı, vergi/ceza ihbarnamesinin mükellefe tebliğ edilebildiği durumda, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren başlar. Belgelerin mükellefe tebliğ tarihi bu anlamda büyük önem taşımaktadır. Mükellefler, iletişim kurulacak adreslerini vergi dairesine süresinde ve doğru olarak bildirmemeleri halinde yukarıda sözü edilen birtakım haklardan yararlanma imkanlarını sürenin geçmesi nedeniyle kaybederler. Bu da hem mükelleflerin hak kaybı nedeniyle mağdur olmalarına hem de vergi dairesindeki işlemlerin uzamasına neden olur.

Bu Sürelere Örnek Olarak;

• Cezada indirim talebinde bulunabilmek için vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün,

• Uzlaşma talebinde bulunabilmek için vergi/ceza ihbarnamesinin mükellefe tebliğ tarihinden itibaren 30 gün,

• Vergi mahkemesinde dava açabilmek için vergi/ceza ihbarnamesinin mükellefe tebliğ tarihinden itibaren 30 gün,

• Uzlaşmaya başvurulmuş ve uzlaşmanın sağlanamamış olması halinde dava açma süresi dolmuş ya da sürenin dolmasına 15 günden az bir süre kalmışsa, dava açma süresi; uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin tutanağın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün,

• A.A.T.U.H.K. (6183 sayılı Kanun) uyarınca ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz işlemleri ile ödeme emirlerine karşı dava açma süresi 7 gün gösterilebilir. Söz konusu sürelerin geçmesi halinde mükellefler kanunen kendilerine tanınmış birtakım haklarını kaybederler. Oluşabilecek tüm sorunlar, doğru adres sayesinde iletişim ile çözümlenecektir.

Doğru Adres Bildirimi;

Mükellefler tarafından bildirilen adreslerde mahalle, cadde ve sokak isimleri kısaltmalar kullanılmadan tam ve açık bir şekilde belirtilmelidir. Mükellefe ulaşılabilecek tüm telefon numaraları ve varsa elektronik posta adresi de dilekçede yer almalıdır.

DOĞRU ADRES BİLDİRİMİNE İLİŞKİN DİLEKÇE ÖRNEĞİ;

……………………………….Vergi Dairesi Müdürlüğüne

 ANKARA

Dairenizin …………………… vergi kimlik numaralı (T.C. kimlik numaralı) mükellefiyim. Dairenizce tarafıma tebliğ edilen ………… tarih ve ………….. seri-sıra numaralı ceza ihbarnamesi ile adıma kesilen cezayı 213 sayılı V.U.K.’un 376. maddesinden yararlanarak ödemek istediğimi bilgilerinize arz ederim. …./…./2007

 Adı- Soyadı

Adres :Yalı Mahallesi İmza

Konur Sokak No: 26/7

06550 Çankaya ANKARA

Telefon: Ev : …………….

İş : …………….

Cep: …………….

E-posta adresi: …………..

Bu Dilekçelere www.gib.gov.tr adresinin, “Dilekçematik” bölümünden de ulaşabilirsiniz.

Adres bildiriminde mahalle, cadde, sokak ismi ve posta kodu tam ve açık bir şekilde belirtilmelidir. Dilekçede mükellefe ulaşılabilecek tüm telefon numaraları belirtilmelidir. Mükellefe ait elektronik posta adresi varsa dilekçede bu unsura da yer verilmelidir

Anonim şirketlerde yönetim kurulu başkan ve üyelerinin, limited şirketlerde şirket müdürü ve şirket ortaklarının açık adresleri vergi dairelerine bildirilmelidir. Adresin mükellefler açısından vergi sistemindeki yeri ve önemi aşağıda birkaç örnekle açıklanmıştır.

Örnek 1- Vergi dairesince mükellef (A) Ltd. Şti.’ye ilişkin 2006 vergilendirme dönemine ait kurumlar vergisi beyannamesinin verilmediğinin tespit edilmesi sonucunda ilgili dönem matrah takdiri için 01.05.2007 tarihinde takdire sevk işlemi yapılmıştır. Takdir komisyonu kararı 15.07.2007 tarihinde ilgili vergi dairesi kayıtlarına intikal etmiştir. Vergi dairesi, Takdir Komisyonu kararına istinaden 10.000 YTL kurumlar vergisi tarh etmiş olup tarh edilen vergi ve kesilen cezaya ilişkin olarak düzenlenen vergi/ceza ihbarnamesi 15.08.2007 tarihinde mükellefin bilinen en son adresine tebliğ edilmiştir. Böyle bir durumda, mükellef, adına tarh edilen vergi ve kesilen ceza için düzenlenen ihbarnameyi tebellüğ ettikten sonra 30 gün içinde dava açabilir veya uzlaşma talebinde bulunabilir veyahut cezada indirim talep edebilir. Mükellefin uzlaşma hakkını kullandığını varsaydığımızda, 14.09.2007 tarihinde uzlaşma talep etmiş ve 20.10.2007 tarihinde yapılan uzlaşma görüşmesi sonucunda düzenlenen uzlaşma tutanağıyla 10.000 YTL olan kurumlar vergisi borcu 8.000 YTL’ye, uzlaşmaya konu ceza da makul bir tutara indirilerek uzlaşma sağlanmıştır. Bu durumda 20.10.2007 tarihi tahakkuk, vade ise 20.11.2007 tarihi olmuştur. Zamanında uzlaşma talep edilmemiş olsaydı borç = 10.000 YTL+ gecikme faizi+ vergi ziyaı cezası (ziyaa uğratılan verginin bir katı) olacak iken doğru adrese zamanında yapılan tebligat sayesinde uzlaşma ile borç = 8.000 YTL + gecikme faizi + uzlaşılan vergi ziyaı cezası olmuştur. Burada hesaplanacak gecikme faizi için 10.000 YTL değil, uzlaşılan rakam olan 8.000 YTL esas alınacağından daha az gecikme faizi hesaplanmış olacaktır.

Örnek 2- Vergi borcundan dolayı vergi dairesince mükellef (B) A.Ş.’nin yönetim kurulu üyelerinden birine yurt dışı çıkış yasağı konulduğuna ilişkin bildirme yazısı, mükellefin bildirdiği adreste bulunamaması nedeniyle tebliğ edilememiştir. Bu durumda mükellef, hakkındaki yurt dışı çıkış yasağını herhangi bir sebeple yurt dışına çıkışı esnasında öğrenmiş olacaktır. Oysa, doğru adreste bulunabilen mükellef için böyle bir durum söz konusu olmayacaktır.

Örnek 3- Vergi dairesince mükellef (C) A.Ş.’nin 2006/4. dönem geçici vergi beyanı ile 2006 yılı kurumlar vergisi beyanı arasında bulunan matrah farkının izahını talep eden yazı mükellefin bilinen adresine tebliğ edilmiştir. Mükellefin almış olduğu bu tebligat üzerine matrah farkının gerekçelerini açıklayan izah yazısı vergi dairesince yeterli görülebilir ve böylece söz konusu işlem hemen sonuçlanabilir. Oysa mükellefin bilinen adresinde bulunamıyor olması nedeniyle kendisine ulaşılamaması halinde vergi dairesi elindeki mevcut bilgiler ile cezalı işlem yapmak durumunda kalacaktır.

Örnek 4- Vergi dairesince adreslerinde bulunamayan borçlu mükelleflerle ilgili olarak yapılan mal varlığı araştırmaları sonucunda; mükelleflerin tespit edilen banka hesaplarına, menkul mallarına (araç, vs.) ya da gayrimenkullerine haciz konulduğu varsayılırsa, bu yaptırımdan mükellef ancak herhangi bir nedenle banka, trafik veya tapuda yapılan iş ve işlemleri sırasında haberdar olabilecek ve mağdur duruma düşebilecektir. Oysa, adresinde bulunabilen ya da kendisine ulaşılabilen mükelleflerle, vergi dairesince vergi borcuna yönelik iletişim kurulabilir ve mal varlığı araştırmasına gidilmeden mükellef tarafından erteleme ve taksitlendirme gibi taleplerde bulunularak sorunların çözümü yoluna gidilebilir. Örnek 5- Kamu alacağının vadesinde ödenmemesi durumunda ilgili vergi dairesince borcun 7 gün içinde ödenmesi gerektiği bir yazı ile bildirilir. Aksi takdirde teminatın paraya çevrileceği veya diğer şekillerde cebren tahsile devam olunacağı yazıda belirtilir. Bu yazıyı alan borçlu teminatı paraya çevrilmeden borcunu ödeyebilir. Oysa mükellefin bilinen adresinde bulunamıyor olması nedeniyle kendisine ulaşılamaması halinde, vergi dairesi elindeki bilgiler ile teminatı paraya çevirecek ya da cebren tahsil yoluna gidecek ve mükellef açısından çeşitli mağduriyetler yaşanabilecektir. Yukarıda yer alan örneklerin sayısını arttırmak elbette ki mümkündür. Kısaca özetleyecek olursak; adres, hem mükellef haklarının korunmasında hem de vergilendirmeye ilişkin yükümlülüklerin zamanında ve doğru bir şekilde yerine getirilmesinde en önemli araçtır. Mükellefe ulaşamayan her belge, bir hakkın ortadan kalkması, vergi ve cezanın kesinleşmesi, vergi dairesinin ve mükellefin zamanının ve parasının boşa harcanması gibi sonuçlardan bir kısmına ya da tamamına neden olabilecektir. 

Sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin vergi kayıtları bilanço analizi yoluyla riskli görülmesi durumunda incelemeye alınıp, vergi kayıtları kapatılabilecek. 

213 sayılı Vergi Usul Kanununa, 7193 sayılı Yasanın 24. maddesiyle 160/a hükmü eklenmiştir. Maddenin başlığı, mükellefiyet kaydının analiz ve değerlendirme sonuçlarına bağlı olarak terkin şeklinde yeniden düzenlenmiştir.

Bu yeni düzenlemeye göre, mükellefiyet süresi, şirketin aktif ve öz sermaye büyüklüğü, mükellefiyet boyunca ödenen vergi tutarı, çalışan sayısı, vergisel yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği gibi hususlar dikkate alınarak ve mükelleflerin vergisel uyum seviyelerine yönelik olarak Hazine ve Maliye Bakanlığınca yapılan analiz ve değerlendirme çalışmaları neticesinde sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu tespit edilen mükellefler vergi incelemesine sevk edilir ve bunlar nezdinde yoklama yapılır.

Önceki uygulamalarda Re’sen terk uygulamasında vergi inceleme raporunun sonucu beklenirken, yeni getirilen bu yöntem ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın mükellefe ait elindeki bilgilerden ve haklarında yapılan yoklamalardan yararlanılmaktadır. İnceleme raporunun veya sonucunun beklenmesi gerekmemektedir.

Böylece mükellefin bilanço ve gelir tablosundan yola çıkılarak resen Terk işleminin yeni biçimi olan “analiz yoluyla terk” işlemi yine yoklama sonuçlarına dayalı olarak gerçekleşecektir. Ancak, merkezi veri kaynakları üzerinden yapılan analiz sonucuna göre seçilen mükellefler vergi dairesine bildirilecek ve yoklama bunlar hakkında yapılacaktır. Bu yöntemde yoklama işlemi analizin son aşaması ve gerçek maddi tespit safhasıdır.

Yeni ihdas olunan 160/ A Maddesinde bu durum şu şekilde düzenlenmiştir; “Yoklamayı müteakip, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen esaslar çerçevesinde vergi dairesinin mükellefin sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğuna ilişkin görüşü ve ilgisine göre vergi dairesi başkanı veya defterdarın onayı ile mükellefiyet kaydı terkin edilir ve bu durum mükellefe tebliğ edilir.”

Mükellefiyetten silinme işlemi, gerçek kişiliği veya tüzel kişiliği ortadan kaldırmadığı için mükellefiyetini sürdürmek isteyenler kendilerine tebligatın yapıldığı tarihi izleyen bir ay içerisinde vergi idaresine baş vurarak yeniden mükellefiyetini canlandırabilir. Bunun için bazı şartların yerine getirilmesi gerekmektedir.

Maddedeki koşullar aşağıda olduğu gibidir;

  1. Tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde VUK’un 153/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan asgari teminat tutarından …… TL’den az olmamak üzere,
  2. Sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu dönemlerde düzenlenen belgelerde yer alan toplam tutarın %10’u tutarında, aynı maddede belirtilen türde teminat ( Para, teminat mektubu, Devlet tahvili, hazine bonosu) verilmesi ve
  3. Birikmiş tüm vergi borçlarının ödenmesi şartıyla mükellefiyet, terkin tarihi itibarıyla yeniden tesis edilir.

Mükellefiyetin terkin edildiği tarih ile yeniden tesis edildiği tarih aralığında verilmeyen beyanname ve bildirimler, yeniden tesise ilişkin yazının mükellefe tebliğ edildiği tarihten itibaren bir ay içinde verilir ve tahakkuk eden vergiler aynı sürede ödenir.

Analiz yoluyla mükellefiyetin terki olayının etkileri, sadece “terk verilen” mükellefiyetle sınırlı değildir. Bu mükelleflerin niteliğine göre ortak, sahip ve hatta yöneticilerin ve bunlarla ilişkili kişilerin yeni mükellefiyet taleplerinde de benzeri teminatlar istenmektedir.

Bu madde kapsamında mükellefiyeti terkin edilenler ve 153/A maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında belirtildiği şekilde bunlarla ilişkili olan kişilerin işe başlama bildiriminde bulunmaları hâlinde, bu kişiler hakkında mükellefiyet tesis edilebilmesi için işe başlama bildiriminde bulunanların ve mükellefiyet kaydı bu madde kapsamında terkin edilenlerin tüm vergi borçlarının ödenmiş ve ikinci fıkrada belirtilen şekilde teminat verilmiş olması şarttır. Bu teminat, mükellef hakkındaki geçmişe yönelik vergi incelemesinin tamamlanmasından sonra çözülecektir.

Analiz yoluyla faaliyeti terk olunan ancak yeniden mükellefiyeti tesis edilenlerin kontrol altında bulundurulabilmesi bakımından defter-belge düzenin benzerlerinden farklı olacaktır.

Bu madde uyarınca teminat alınarak mükellefiyeti yeniden tesis edilenlerin düzenlemek zorunda oldukları fatura veya fatura yerine geçen belgelerden Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenenlerin, elektronik belge olarak düzenlenmesi zorunludur. Kâğıt olarak düzenlenmesi hâlinde bu belgeler vergi kanunları bakımından hiç düzenlenmemiş sayılır ve kayıtların tevsikinde kullanılamaz.

Madde kapsamındaki işlemlere ilişkin süreleri, elektronik ortamda belge düzenleme zorunluluğunun başlayacağı tarihi, bu madde kapsamındaki mükelleflerin tahsilat ve ödemelerinin tevsiki ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir

Yukarıda sözü edilen yoklama ve bu yoklamaya dayalı mükellefiyet terki işlemi dışında yürütülen vergi incelemesi neticesinde, mükellefin münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiği tespit olunursa, alınan teminat inceleme neticesinde doğan borçlar dâhil vergi borçlarına mahsup edilerek artan tutar iade olunur.

Yapılan incelemede, mükellefin başka bir ticari, zirai veya mesleki faaliyetinin de bulunmasına rağmen sahte belge düzenlediği tespit olunursa, mükellef hakkında 153/A maddesinin dördüncü fıkrası hükümleri çerçevesinde işlem tesis edilecek ve daha önceden alınmış olan teminat, sahte belge düzenleme fiili nedeniyle yapılan tarhiyatın ve kesilen cezaların kesinleşmesine kadar mükellefe iade olunmayacaktır.

Yapılan inceleme neticesinde mükellefin sahte belge düzenlemediği tespit olunursa, alınan teminat başkaca vergi borcu bulunmaması kaydıyla iade olunur.  

DOĞRU ADRES BİLDİRİMİNE İLİŞKİN DİLEKÇE ÖRNEĞİ;

……………………………….Vergi Dairesi Müdürlüğüne

 ANKARA

Dairenizin …………………… vergi kimlik numaralı (T.C. kimlik numaralı) mükellefiyim. Dairenizce tarafıma tebliğ edilen ………… tarih ve ………….. seri-sıra numaralı ceza ihbarnamesi ile adıma kesilen cezayı 213 sayılı V.U.K.’un 376. maddesinden yararlanarak ödemek istediğimi bilgilerinize arz ederim. …./…./2007

 Adı- Soyadı

Adres: Yalı Mahallesi İmza

Konur Sokak No: 26/7

06550 Çankaya ANKARA

Telefon: Ev : …………….

İş : …………….

Cep: …………….

E-posta adresi: …………..

Bu Dilekçelere www.gib.gov.tr adresinin, “Dilekçematik” bölümünden de ulaşabilirsiniz. Adres bildiriminde mahalle, cadde, sokak ismi ve posta kodu tam ve açık bir şekilde belirtilmelidir. Dilekçede mükellefe ulaşılabilecek tüm telefon numaraları belirtilmelidir. Mükellefe ait elektronik posta adresi varsa dilekçede bu unsura da yer verilmelidir.

T.C. MALİYE BAKANLIGI

Gelir İdaresi Başkanlığı

Sayı: 29537098-105[37]~52535

Konu: Re ‘sen Terkin İşlemleri

DAĞITIM YERLERİNE UYGULAMA İç GENELGESİ

SERİ NO: 2016/2

12.05.2016

31.07.2004 tarih ve 25539 sayılı Resmi Gazete ‘de yayımlanan 5228 sayılı Bazı Kanunlarda ve 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 6 ncı maddesi ile değişik 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 160 ıncı maddesinde; “153’üncü maddede yazılı mükelleflerden işi bırakanlar, keyfiyeti vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar. İşi bırakma bildiriminde bulunmayan bir mükellefin işi bıraktığının tespit edilmesi veya yapılan araştırma ve yoklamalar sonucunda bilinen adreslerinde bulunamaması ve başka bir adreste faaliyetine devam ettiğine dair bilgi edinilememesi veya başkaca bir ticari, zirai ve mesleki faaliyeti olmadığı halde münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiğinin vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen rapor ile tespit edilmesi ve mükellefiyet kaydının devamına gerek görülmediğinin raporda belirtilmesi halinde, mükellef (matrah/ı veya matrahsız beyanname verenler dahil) işi bıralall1ş addolunur ve mükellefiyet kaydı vergi dairesince terkin edilir. Bu durum, ilgili kamu kurum ve kuruluşu ile kamu kurumu niteliğindeki meslek üst kuruluşuna da bildirilir. Mükellefiyet kaydının terkin edilmesi, mükellefin işi bırakmasından önceki döneme ilişkin yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacağı gibi bu tarihten sonra faaliyette bulunduğunun tespiti halinde bu dönemlere ilişkin vergilendiremeye ve sahte belge düzenleme fiilini işleyenler hakkında kovuşturma yapılmasına ve ceza uygulanmasına da engel teşkil etmez. Bu madde kapsamında mükellefiyet kayıtlan terkin edilenlerin kimlik bilgileri ile bunların bastırmış veya tasdik ettirmiş oldukları belgeler ve kullanmış oldukları ödeme kaydedici cihazlara ilişkin bilgiler Maliye Bakanlığınca belirlenecek araçlarla duyurulur. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usulleri belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir. ” hükümlerine yer verilmiştir.

Re ‘sen terkin; Vergi Usul Kanununun 160 ıncı maddesi gereğince işi bırakma.