İşverene Dava Açan İşçilerin Birbirleri Lehine Tanıklık Etmelerine İtibar Edilmez,

Danıştay ve Yargıtay Kararları Sosyal Güvenlik ve Emeklilik Üst Yönetim

TC YARGITAY
9. Hukuk Dairesi
2016/13760 E.
2020/2666 K.
MAHKEMESİ: İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI;

A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili; davacının, davalı şirketin yurtdışında bulunan şantiyelerinde 2005-2012 tarihleri arasında iş güvenliği/ eğitim şefi olarak çalıştığını, işine davalı işverence haksız ve bildirimsiz olarak son verildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile ulusal bayram, genel tatil, hafta tatili ve fazla mesai alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili; davacının sağlık eğitim uzmanı olarak çalıştığını, inşaat işlerinin yapısı nedeniyle belirli dönemler halinde çalışmalarının olduğunu, proje bazlı olarak belirli süreli iş ilişkisi kurulduğunu ve işin bitirilerek tesliminden sonra iş ilişkisinin sona erdiğini, davacının el yazısıyla istifa dilekçesi sunduğunu, bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatı talep edemeyeceğini, fazla mesai, genel tatil ve yıllık izin çalışmalarının bordroda tahakkuk ettirilerek ödendiğini ve dava konusu alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece davanın kısmen kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatları ile ulusal bayram, genel tatil, hafta tatili ve fazla mesai alacaklarının davalıdan tahsiline hükmedilmiştir.

D) Temyiz: Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Taraflar arasında 19.05.2011 – 31.03.2012 tarihleri arasını kapsayan son dönem çalışmanın işçinin istifası ile sona erip ermediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.

Mahkemece “.. İşçinin tazminat hakkından vazgeçecek şekilde davranmasının hayatın olağan akışına aykırı olup, davalının bu yönde sunmuş olduğu savunma ile belgeler çeliştiği, emsal dosyalarda yer alan belgelerde de dikkate alındığında sunulan belgelerin matbu belgeler olduğu, yine davacının bu beyanının ardından bir süre daha çalışmaya devam ettirilmiş olması dikkate alındığında iş akdinin istifa sebebiyle sona ermediği…” gerekçesiyle istifa dilekçesine değer verilmemiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır.

Davacı işçi işverene 28.03.2012 tarihinde verdiği el yazılı dilekçe ile 31.03.2012 tarihi itibariyle özel nedenlerden ötürü iyi bir şekilde ayrıldığını bildirmiş olup, iş akdi 31.03.2012 tarihi itibariyle sonlandırılmıştır. Davacı tanıkları irade fesadına yönelik hiç bir açıklama yapmamış, irade fesadını ispat bakımından başka bir delil de ileri sürülmemiştir. İrade fesadı iddiası ispat edilemediğine göre istifaya değer verilerek 19.05.2011 – 31.03.2012 tarihleri arasını kapsayan son dönem çalışmanın tazminat hesabından dışlanması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.

3-Davacının fazla mesai yapıp yapmadığı ve tatil günlerinde çalışıp çalışmadığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.

Söz konusu alacağın varlığını ispat yükü davacıda olup, davacı delil olarak tanık beyanlarına ve temyiz aşamasında ibraz ettiği birtakım e – posta kayıtlarına dayanmıştır.

İşçinin çalışma olgusunun tespitinde işyerinde veya komşu işyerinde çalışanların tanıklığı önemli olduğu gibi tanık olarak dinlenecek kişinin tanıklığına güveni etkileyebilecek bir durumun olup olmadığı da araştırılmalıdır.

Diğer taraftan 6100 HMK.’un tanıkla ilgili hükümleri incelendiğinde, 240/1 maddesinde “Davada taraf olmayan kişiler tanık olarak gösterilebilir”, 250. maddesinde “Tanığın davada yararı bulunmak gibi tanıklığının doğruluğu konusunda kuşkuyu gerektiren sebepler varsa, bunu iki taraftan biri iddia ve ispat edebilir” ve 254. maddesinde ise “Dinleme sırasında öncelikle tanıktan adı, soyadı, doğum tarihi, mesleği, adresi, taraflarla akrabalığının veya başka bir yakınlığının bulunup bulunmadığı, tanıklığına duyulacak güveni etkileyebilecek bir durumu olup olmadığı sorulur” kurallarına yer verilmiştir.

Dairemizin istikrarlı uygulaması gereği, davalı aleyhine dava açanlar tanık olarak dinlenmiş ise bu işçilerin tanıklıklarına ihtiyatlı yaklaşılması gerekir. Bu beyanlar diğer yan delillerle birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmelidir.

Somut uyuşmazlıkta; mahkemece davacı tanık beyanlarına göre fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücret alacakları hüküm altına alınmış ise de, davacı tanıklarının kendi beyanlarından davalıya karşı dava açtıkları anlaşılmaktadır. Davalıyla husumetli olan tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği, temyiz aşamasında davacı tarafından sunulan e – posta kayıtlarının davacının hesaba esas alınan çalışma dönemi yönünden hesaplamaya elverişli olmadığı, buna göre fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücret taleplerinin usulünce ispatlanamadığı anlaşıldığından, bu taleplerin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

F) Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 20.02.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir