Muhasebeci ve Mali Müşavirlerin Sahte Faturalardan Sorumluluğu Hususunda Danıştay Kararları;

Danıştay ve Yargıtay Kararları Üst Yönetim Vergi cezalarından Kurtulmak ve İdari Çıkış Yolları

Serbest muhasebeci, mali müşavirlerin vergisel sorumluluğunun yasal dayanakları 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu ile Meslek mensuplarının sorumluluğunu düzenleyen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 227’nci maddesinin ikinci fıkrası olup, Serbest muhasebeci, mali müşavirlerin yasal defter ve beyanlarını tuttuğu firmaların sahte fatura düzenleyicisi olduğuna yönelik düzenlen vergi tekniği raporu sonrasında, iştirak hükümleri uyarınca kesilen vergi ziyaı cezası veya müteselsil sorumlu olduğundan bahisle düzenlenen ödeme emirlerine karşı açılan davalarda yakın zamana kadar, muhasebeci mali müşavirlerin biçimsel sorumluluğu bulunduğu, araştırma ve karşıt inceleme yetkilerinin bulunmadığı gerekçesiyle lehte karar verilirken, yakın zamanda verilen Danıştay kararlarına bakıldığında muhasebeci mali müşavirlerin sorumluluk alanının genişletildiği ve aleyhe kararlar verildiği gözlemlenmektedir.

Bu konuda yakın zamanda verilen Danıştay kararlarını incelediğimizde;

Dan. Üçüncü Dairesinin 15.04.2019 tarih ve E:2016/12858, K:2019/2581 sayılı kararında;

“Davacının muhasebeciliğini yaptığı ………..’ın gerçek bir ticari faaliyetinin olmadığı, anılan mükellef hakkında komisyon karşılığı sahte fatura tanzim ettiği yolunda vergi tekniği raporu düzenlendiği, beyannamelerin verilmesinden dolayı meslek mensubunun sorumluluğunun bulunduğu, gerçekte herhangi bir mal veya hizmet alım satımına dayanmayan işlemlerin gerçek bir ticari faaliyetmiş gibi gösteren beyannameleri düzenlemesinin 213 sayılı Kanun’un mükerrer 227. maddesinde düzenlenen sorumluluk kapsamına girdiği dikkate alındığında davacının adı geçen şahsın vergi kaybına yol açan ve 359. madde kapsamındaki sahte fatura kullanma eylemine iştirak ettiği sonucuna varıldığından aksi yöndeki gerekçeyle verilen Vergi Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.” İfadelerine yer verilmiştir.

Dan. Dördüncü Dairesinin 11.04.2019 tarih ve E:2015/80418, K:2019/2803 sayılı kararında;

“İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; dava konusu ödeme emri konusu vergi ve cezaların dayanağının …………… tarafından kullanılan değil bu şirket tarafından düzenlenen ve davacı tarafından kayıtlara intikal ettirilen faturalar olduğu, dolayısıyla bu faturaların düzenlenmesi ile elde edildiği tespit edilen komisyon geliri nedeniyle yapılan cezalı tarhiyatlardan davacının sorumlu tutulabilmesi için bu olayı bilmesi veya bilmesi gerektiğinin açıkça ortaya konulması gerektiği, muhasebeciliğini yaptığı şirketin defter ve belgelerini muhasebe kurallarına göre tutmakla görevli olan davacının, karşıt inceleme yapmak, araştırmak, rapor hazırlamak gibi yetkileri bulunmadığından gerekli araştırma ve incelemeyi yapmamaktan sorumlu tutulması ve bu durumu vergi dairelerine bildirmemekten dolayı vergi ve cezaların bunlardan tahsil edilmesi yönünde yapılmış bir yasal düzenlemenin olmaması karşısında davacının, 4 sıra nolu Genel Tebliğin IV’üncü bölümünde düzenlenen ve muhasebecilerin harici araştırmayı gerektirmeden sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğu anlaşılabilen belgelerden sorumlu olacakları yolundaki kural uyarınca sorumlu tutulmasının vergilerin ve cezaların kanuniliği ilkesine uygun düşmediği keza Vergi Usul Kanununun mükerrer 227. maddesine göre şirket beyannamelerini imzalayan muhasebecilerin sorumluluğunun, imzaladıkları beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını oluşturan belgelere uygun olmamasından doğan bir sorumluluk olduğu dolayısıyla düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne, dava konusu ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.

………………………….

Uyuşmazlık konusu olayın, yukarıda alıntılanan mevzuat hükümleri kapsamında ele alınması neticesinde, davacının gerek 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 227. maddesinin gerekse 3568 sayılı Kanunun defter, kayıt ve belgelerin düzenlenmesinde ve beyannamelerin bu kayıtlar göz önüne alınarak düzenlenmesinde meslek mensuplarına yüklemiş olduğu gerekli dikkat ve özen yükümlülüğünün göz ardı edildiği, belgeden ziyade şirket yetkililerinin beyanları dikkate alınarak kayıtların tutulduğu ve beyannamelerin düzenlendiği anlaşıldığından, davacının yalnızca defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını oluşturan belgelere uyumsuzluğundan kaynaklanan sorumluluğu olabileceği gerekçesiyle ödeme emrinin iptali yönünde verilen mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı, bu durumda dava konusu uyuşmazlık hakkında yukarıda açıklanan hususların araştırılarak yeniden bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.” İfadelerine yer verilmiştir.

Dan. Dokuzuncu Dairesinin 01.04.2019 tarih ve E:2016/1263, K:2019/1339 sayılı kararında;

“Yukarıda anılan hükümler uyarınca, serbest muhasebecilerin müşterek ve müteselsil sorumluluğundan söz edilebilmesi için çalışma konuları içinde yaptığı ve yapması gereken işler dolayısıyla, imzaladıkları beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmaması ve bunun neticesinde vergi kaybı meydana gelmiş olması gerekmektedir. İmzaladıkları beyannamelerin dayanağı belgelerin gerçek mahiyetini, ancak kapsamlı bir araştırma ve inceleme sonucuna göre bilmeleri mümkün olan serbest muhasebeci ve serbest muhasebeci mali müşavirlerin böyle bir inceleme yetkisi bulunmadığından, sınırlı olarak sorumlu oldukları göz ardı edilerek faturaların içeriğinden ve asıl borçlu şirketin sahte fatura düzenlediğinden bahisle tarh edilen vergilerden sorumlu tutulmaları mümkün değildir.

Bu durumda, serbest muhasebeci mali müşavir olan davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali gerekirken davayı reddeden vergi mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.” İfadelerine yer verilmiştir.

Yukarıda yer verilen Danıştay kararlarına bakıldığında Danıştay 3. Ve 4.Dairesinin meslek mensupları yönünden aleyhte, Danıştay 9.Dairesinin ise lehte kararlar verdiği görülmektedir.

Her olayın kendine özgü koşulları ve özellikleri bulunmakla birlikte yargı kararlarının son zamanlarda meslek mensupları yönünden aleyhte olduğu gözlemlenmektedir.

************************************************************************

Sayfalarımda beni Takip eden;

Sayın,

Siz Kişisine,

Bu siteyi ziyaret eden kişi, Sirkülerlerimizde yer alan bilgiler belli bir konunun veya konuların çok geniş kapsamlı bir şekilde ele alınmasından ziyade genel çerçevede bilgi vermek ve yorum yapmak amacını taşımaktadır.

Bu sirkülerler ile amacımız muhasebe, vergi, yatırım, danışmanlık alanlarında veya diğer türlü profesyonel bağlamda tavsiye veya hizmet sunmak değildir.

Bilgileri kişisel finansal veya ticari kararlarınızda yegâne dayanak olarak kullanmaktan ziyade, konusuna hâkim profesyonel bir danışmana başvurmanız tavsiye edilir.

Bu sirkülerler ve içeriğindeki bilgiler, oldukları şekliyle sunulmaktadır; “enginsahin” ve “enginsahin. info” ilgili sarih veya zımni bir beyan ve garantide bulunmamaktadır.

“enginsahin. info”, söz konusu sirkülerlerin ve içeriğindeki bilgilerin hata içermediğine veya belirli performans ve kalite kriterlerini karşıladığına dair bir güvence vermemektedir.

Sirkülerleri ve içeriğindeki bilgileri kullanımınız sonucunda ortaya çıkabilecek her türlü risk tarafınıza aittir ve bu kullanımdan kaynaklanan her türlü zarara dair risk ve sorumluluk tamamen tarafınızca üstlenilmektedir.

“enginsahin.info”, söz konusu kullanımdan dolayı, (ihmalkarlık kaynaklı olanlar da dahil olmak üzere) sözleşmesel bir dava, kanun veya haksız fiilden doğan her türlü özel, dolaylı veya arızi zararlardan ve cezai tazminattan dolayı sorumlu tutulamaz.

Saygılarımızla.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir