Sahte Fatura Kullanmak Suçundan dolayı yargılamada Beraat kararı Kuvvetli Savunmalar ve Beyanlar.

Danıştay ve Yargıtay Kararları V.U.K. Md. 359 Vergi cezalarından Kurtulmak ve İdari Çıkış Yolları

B…. .. ASLİYE CEZA MAHKEMESİNE 

DOSYA NO: 20.. /…. ESAS

SAVUNMA VE BEYAN VEREN

SANIK: K. K.  

VEKİLİ:

AV.M. T

SANIK: A. İ.

VEKİLİ:

AV.H. O -AV.M. T.

KONU: SAVUNMALARIMIZ VE BEYANLARIMIZ

AÇIKLAMALAR;  

Müvekkil K. K. ve A. İ. Sayın mahkemenizde Vergi Usul Kanununa muhalefetten yargılanmaktadırlar A.İ. Yönünden Müvekkilim Resmi olarak ……………… Limited şirketinde yetkili olarak gözükmektedir.

Fiili olarak şirketin tüm işlemlerini K. K. yürütmektedir.

Bütün şahitler ifadelerinde şirket sorumlusu olarak K. K’i bildiklerini her türlü işlemi onunla yaptıklarını beyan etmişlerdir.

Yine A.İ. Sayın Mahkemedeki ifadesinde kendisinin sadece kâğıt üzerinde isminin olduğunu hukuki ve fiili tüm işlemleri K.’ın yaptığını beyan ve ifade etmiştir.

Sanık K. K.de her ne kadar resmi belgelerde A. yetkili olsa da şirketin tüm işlemlerini kendisinin yaptığını açıkça ve şüpheden uzak bir şekilde ifade etmiş olup bankalara kredi borcu olduğu sebebi ile maaşına haciz konulmasın ve şirkete haciz gelmesin şirketin faaliyetinin devamı ve geleceği için kendisinin yetkili olamadığını söylemiştir.

…….Şirketinin fiili yetkilisinin K.’nin olduğu açıkça ortaya çıkmıştır.

İş bu sebeple A.İ.’nin sayın Mahkemeniz dosyasında beraat etmesi gerektiği kanaatindeyiz.

2-K. K yönünden …..Limited şirketinin fiili yöneticisinin kendisinin olduğunu K. K. her aşamada açıkça söylemiştir.

Müvekkilimin bahse konulu dosyanızda vergi tekniği ve vergi ceza raporunda belirtildiği üzere kasten muhteviyatı itibari ile yanıltıcı belge kullanıp kullanmadığı hususunu tüm çıplaklığı ile ortaya çıkarılması gerekir.

Öncellikle bahse konulu şirketin Faaliyetin olup olmadığı hususunda şirketin gerçek faaliyetin olduğu sabittir.

15.03.2016 tarihli yoklamada masa, sandalye, raflar, ödeme kaydedici cihaz tespiti yapılmıştır.

05.12.2017 tarihinde yapılan yoklama ile mükellefin faaliyetine devam ettiği beyan edilmiştir.

05.10.2018 tarihi yoklamada ise çevre esnaf mükellefin faal olduğunu bildirmişlerdir.

Öte yandan 2016 yılında mükellef kuruma ait 2 adet işçinin çalıştığının tespit edilmesi şirketin gayri faal olmadığını doğrulamaktadır.

Söz konusu yoklamalara göre ……San. Ve. Tic. Ltd. Şti.’nin iktisadi ve ticari yaşantısını bu tarihler arasında sürdürdüğü görülmektedir.

Gerçek faaliyetin bulunması alışların gerçekliğini göstermektedir.

Bir başka mükelleften emtia alındığı kanıtlanmadıkça sahte fatura kullanılması bu iddia şüphe olarak kalacaktır.

Şirketin alımlarının gerçek olduğu hususu da sabittir.

Tüm ödemeler banka üzerinden veya yine banka üzerinden müşteri çekleri ile yapılmıştır.

2016 hesap dönemi için 16.485,25 TL ödenmesi gereken kurumlar vergisi beyan edilmiştir.

Yine aynı dönemde geçici vergi beyannameleri verilmiş yaklaşık 15.000 TL tutarında ödenmesi gereken KDV hesaplanmış ve söz konusu dönemde muhtasar beyannameler verilerek vergiler tahakkuk ettirilmiştir.

Aynı yıl 24.543,99 TL mükellef tarafından muhtelif vergi ödemesi yapılmıştır.

YİNE ÖDEMELERE İLİŞKİN ÇEK EKSTRELERİNİ SAYIN MAHKEMEYE SUNUYORUZ.

…….TEKS. SAN. TİC. LTD. ŞTİ.

Sıra No Keşide Yeri Keşide Tarihi Düzenleyen/Keşideci Çek No Tutar

1- İSTANBUL 17.11.2017 …..TEKSTİL Z1018613 350.000,00

2 – İSTANBUL 15.12.2017 …..TEKSTİL Z1018614 450.000,00

3- İSTANBUL 19.01.2018 …….TEKSTİL Z1018618 500.000,00  

4- İSTANBUL 13.10.2017 ……..TEKSTİL Z1018612 300.000,00

…………….TEKSTİL OTO. SAN. DIŞ TİC. LTD. ŞTİ.

Sıra No Keşide Yeri Keşide Tarihi Düzenleyen/Keşideci Çek No Tutar

  1.  İSTANBUL 31.11.2017 ….TEKSTİL 0009043 9.470,00
  2. İSTANBUL 31.01.2017 ……TEKSTİL 0009044 9.500,00
  3. İSTANBUL 31.10.2016 ……TEKSTİL 0004919 20.000,00
  4. İSTANBUL 31.09.2016 …… TEKSTİL 0004918 20.000,00
  5. İSTANBUL 31.08.2016 …….TEKSTİL 0004917 20.000,00
  6. İSTANBUL 31.09.2016 …….TEKSTİL 6965153 20.000,00
  7. İSTANBUL 31.10.2016 …….TEKSTİL 6965154 20.000,00
  8. İSTANBUL 31.11.2016 …….TEKSTİL 6965155 20.000,00
  9. İSTANBUL 31.11.2016 …….TEKSTİL 6554643 20.000,00
  10. İSTANBUL 31.12.2016 ..TEKSTİL 6554644 20.000,00
  11. İSTANBUL 31.01.2017 .. TEKSTİL 6554645 20.000,00
  12. İSTANBUL 31.09.2016 …TEKSTİL 0093281 19.500,00
  13. İSTANBUL 31.04.2016 …TEKSTİL 0004898 .550,00
  14. İSTANBUL 31.06.2016 …TEKSTİL 0004900 8.550,00
  15. İSTANBUL 31.04.2016 … TEKSTİL 0004886 0.000,00
  16. İSTANBUL 25.04.2016 … TEKSTİL 4437594 40.000,00
  17. İSTANBUL 29.01.2016 … TEKSTİL 3356855 5.000,00
  18. İSTANBUL 31.03.2016 ….TEKSTİL 3355856
  19. 25.000,00 19 İSTANBUL 31.09.2017 …..TEKSTİL
  20. 6968507 20.000,00 20 İSTANBUL 31.08.2017 …TEKSTİL
  21. 6968506 20.000,00 21 İSTANBUL 31.05.2017 …TEKSTİL
  22. 6968505 20.000,00 22 İSTANBUL 31.12.2017 …TEKSTİL 0317229 20.000,00

YUKARIDA YAPILAN ÖDEMELERİN TAMAMI REEL MAL ALIMINA KARŞILIK ……….TARAFINDAN YAPILAN ÖDEMELERDİR.

GEREKİRSE BU ÖDEMELERİN DOĞRULUĞU İLGİLİ BANKA ŞUBELERİNDEN TALEP EDİLEBİLİR.

VERGİ DAİRESİ İNCELEMELERİNDE BU HUSUSA İLİŞKİN TÜM ÖDEMELERİ GÖSTERİR BELGE VE BİLGİLER VERİLMİŞ OLUP SAYIN MAHKEMENİZ DOSYASINDA MEVCUTTUR.

Vergi dairesinin yapmış olduğu işlemlere ceza ve tahakkuklara karşı dava açılmış olup bu davaların tamamı kazanılmıştır.

İstanbul 7.Vergi Mahkemesin müvekkil şirket lehine vermiş olduğu üç adet kararın tamamı sayın mahkemeye verilmiştir.

SAYIN MAHKEMENİZDE SAHTE BELGENİN KASTEN KULLANILIP KULLANILMADIĞI HUSUSUNUN ARAŞTIRILMASI GEREKMEKTEDİR.

Sahte Belge Kullanımında Delil Yetersizliği;

Sahte belge düzenlediği iddia edilen mükellefle, bu belgeleri kullanan mükellef arasındaki ticari ilişkidir.

Fatura içeriği emtia ise, bunlara ilişkin sevk ve taşıma irsaliyeleri, emtia taşınırken resmi bir kurumca taşımaya ilişkin tespit olup olmadığı, emtianın ticari faaliyete uygunluğu gibi hallerin araştırılması gerekmektedir.

Danıştay’a göre, bir firma hakkında sahte belge düzenleme nedeniyle rapor yazılmış olması, bu firmadan yapılan alımların sahte olduğunu göstermesi bakımından yeterli değildir.

Danıştay 4. Dairesinin 15.04.2009 tarih ve E.2008/6038, K.2009/1973 sayılı kararında; “sadece faturayı düzenleyen şirketler hakkında düzenlenen vergi inceleme raporlarına dayalı olarak, faturaların tamamının sahte olduğu görüşüne varılamayacağı” şeklinde hüküm tesis edilmiştir.

Bu tür durumlarda, belgeyi kullanan mükellefin alımlarının doğrudan sahte belgeye dayalı olduğu iddiaları yargı nezdinde geçerlilik taşımamaktadır.

Kullanma fiili başka bir inceleme olup, gerçekliği somut delillerle ortaya konulmadan sahte belge kullanımına yönelik iddialar yetersiz kalacaktır.

Bir başka konu ise sahte belge düzenleyici olduğu iddia edilen mükellef hakkında tanzim olunan raporun akıbetinin de incelenmesi hususu bazı kararlara yansımaktadır.

Şöyle ki, Danıştay 4. Dairesinin 26.04.2007 tarih ve E.2006/1742, K.2007/1408 sayılı kararında; “sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı fatura düzenlediği iddiasıyla, hakkında vergi tekniği raporu düzenlenen şirketler hakkında ne gibi işlemler yapıldığı, haklarında, komisyon geliri elde etmekten dolayı tarhiyat yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise sonucunun ne olduğu, bu raporlarla ilgili yargı kararının bulunup bulunmadığı, sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı fatura düzenlediği iddia edilen şirketlerin mükellefiyetinin idarece terkin edilip edilmediği, edilmiş ise dava konusu yapılıp yapılmadığı, fatura düzenlenen dönemde, düzenleyen firmanın KDV beyannamesi verip vermediği, KDV tarhiyatı yapılmış ise bu konuda yargı kararının bulunup bulunmadığı, hususlarının araştırılıp ona göre karar verilmesi gerektiği” belirtilmiştir. Yargı kararlarına göre şekil açısından tam ve eksiksiz olmalıdır

VERGİ DAİRESİNİN SAHTE FATURA TESPİTİNİN YETERLİ OLMADIĞI KANAATİNDEYİZ.

İdare tarafından bir belgenin sahte olup olmadığına yönelik tespit esnasında öncelikle aşağıdaki hususların somut bulgularla açıklığa kavuşturulması gerekmektedir:

  1. Gerçek bir teslim ve/veya hizmetin bulunup bulunmadığına,
  2. Herhangi bir ödemede bulunulup bulunulmadığına,
  3. Ödemenin şekli (banka, çek, senet, kasa, ptt, kredi kartı vb.) ve
  4. Malın nakliyesi ile ilgili tespitlere veya
  5. Sahte belge ticareti amacıyla mükellefiyet kaydı söz konusuysa düzenleyicinin mükellefiyet kaydının terkin edilip edilmediğine ilişkin hususlara yer verilmesi,
  6. Mükellefin söz konusu belgelerdeki mal ve/veya hizmetleri gerçekten alıp almadığının ilave çalışmalarla (kaydi envanter, randıman, karşıt inceleme ve tespit gibi) desteklenmek suretiyle değerlendirilmesi,
  7. Sahte belge oldukları tespit edilmiş olan belgelerin tutar ve mahiyet bazında tetkik edilerek, bu belgelerde yer alan mal ve/veya hizmetlerin mükellefin söz konusu dönemdeki iş ve işlemlerinin niteliğine, stok durumuna, sermaye ve ödeme kapasitesine uygun olup olmadığının değerlendirilmesi,
  8. İnceleme dönemine ait beyanları tetkik edilmek suretiyle, mükellefin vergi ödeme gayretlerinin değerlendirilmesi, sürekli olarak devreden kdv beyanı veya iş hacimlerine uygun tutarlarda kdv ödenmemesi veyahut sektör ortalamasının altında karlılık beyanı gibi hususların ortaya konulması. Danıştayın verdiği bir kararda ise “düzenlenen belgeler bu belgelere dayanarak gerçekleştirilen defter ve kayıtların vergilendirme işlemlerine esas alınabilmesi için öngörülen biçimsel kurallara uygun olması yeterli olmayıp, ayrıca vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyeti ile de uyumlu olması gereklidir. Fatura alınan şahıs hakkında yapılan tespitlerden, bu şahıstan alınan faturalara ilişkin gerçek bir mal tesliminin olmadığının anlaşılması halinde, bu faturalara ilişkin indirim konusu yapılan KDV’lerin indirimlerinin kabul edilmemesi suretiyle yapılan tarhiyat yasaya aykırı bulunmaz” görüşünü ortaya koymuştur. Belgeyi düzenleyen ve kullanan kişi ayrı kişi veya mükellefler olabileceği gibi aynı kişi de olabilir. Normal şartlarda sahte belgeyi düzenleyen mükellefler ile kullanan mükellefler farklı kişilerdir.

Danıştay 4. Dairesinin 1998/1859 esas, 1999/1978 karar ve 13,51999 tarihli kararında faturayı veren mükellefin salt işini terk etmesini, adresinde bulunmamasını sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanmaya kanıt olarak kabul etmemiştir. “Faturayı veren şahsın vergi dairesindeki dosyasında yapılan tespitlerde komisyonculuk işini terk etmesi, adreslerinde bulunamamasına karşılık bu şahıstan yapılan alımlara ilişkin ödemelerinin kasadan tediye fişleri karşılığı yapılması faturaların gerçek dışı olduğunu göstermeyeceği gibi sene sonu borç bakiyesi olarak gösterilen tutara ilişkin belge olmaması da, faturaların gerçek dışı olduğunu göstermeye yeterli değildir. “

Müvekkilimin Mal aldığına ilişkin ve faaliyetinin olduğu ve alımlarının gerçek olduğuna ilişkin sayın Mahkeme yeteri kadar kanaat sahibi olmamış ise tekrar tanık dinleterek bir şüphe var ise bu şüpheyi gidermek istiyoruz. Sunacağımız tanıkların isimlerinin tamamı vergi müfettişinin raporunda geçmekte olup müvekkilimin faaliyetinin olduğunu ve alımlarını belirteceklerdir. Bu şirketlerin yetkililerini sayın Mahkeme ister ise sayın mahkemeye vermek istiyoruz. Boğaziçi Erza plastik Mert tekstil Pusula tekstil

VERGİ DAİRESİ KARŞIT İNCELEMENİN YAPILDIĞINI BEYAN ETMİŞ OLUP HANGİ ŞİRKETLERE DAVA AÇILDIĞINI NET OLARAK BİLDİREMEMİŞTİR.

SAHTE FATURA DÜZENLEYİCİLERİN HAKKINDA AÇILAN DAVALAR YETERLİ OLARAK SAYIN MAHKEMEYE BİLDİRİLMEMİŞTİR. SAYDIĞIMIZ KADARI İLE ÜÇ MAHKEMEDEN DOSYA GELMİŞ OLUP BU DAVALARDAN KÜÇÜKÇEKMECE 6.ASLİYE CEZA MAHKEMESİNİN DAVA KONUSU FARKLIDIR.

YİNE KÜÇÜKÇEKMECE 21 ASLİYE CEZA MAHKEMESİ İLE İSTANBUL 12.ASLİYE CEZA MAHKEMESİNDE AÇILAN DAVALARIN AKIBETLERİ BELLİ DEĞİLDİR.

İŞ BU DAVALARIN SONUÇLARININ BEKLENMESİ GEREKİR.

Bu dosyalardan beraat çıkması müvekkilimin hukuki durumunu etkileyecektir.

T.C. Yargıtay 19. Ceza Dairesi Esas No:2015/26564 Karar No:2016/237 K. Tarihi:13.1.2016 MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi Suç: 213 Sayılı Kanuna Aykırılık Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihlerine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde inceleme merciinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olduğundan, Mahkemenin 04.09.2013 gün ve aynı sayılı sanığın temyiz talebinin reddine ilişkin ek kararı kaldırılarak yapılan incelemede; 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca “tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır” hükmü ile 6099 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucunda anılan maddeye eklenen “bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır” ek fıkra hükmüne aykırı olarak yokluğunda verilen kararın sanığın savunması alınırken beyan ettiği adres yerine doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca yapılan tebligat işlemi geçersiz olup öğrenme üzerine sanığın hükmü yasal sürede temyiz ettiğinin kabulü ile yapılan incelemede; Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

1- Sanığın yetkilisi olduğu kabul edilen şirketin 2009, 2010, 2011 ve 2012 takvim yıllarında sahte fatura düzenlediğinin kabul edildiği olayda; sahte olduğu iddia olunan faturaları kullanan şirketler hakkında karşıt inceleme yapılıp yapılmadığı yapılmış ise vergi tekniği ve sair raporların dosyaya eklenmesi, şirket yetkilileri hakkında dava açılmış olup olmadığının ilgili vergi dairesinden araştırılması, açıldığının tespiti halinde mümkünse birleştirilmesi mümkün olmadığı takdirde dava dosyaları getirtilip incelenerek bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına intikal ettirilmesi, faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi yönünden mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyeleri, teslim ve tesellüm belgeleri, bedelinin ödendiğine dair ticari teamüle uygun, kanıtlama yeterliliği olan banka hesapları ve kasa mevcuduyla uyumlu geçerli belgeler, faturaları kullananların yeterli mal girişi veya üretimi olup olmadığı da dikkate alınarak faturaları kullanan şirketler ile sanığın ticari defter ve belgeleri üzerinde gerekli görülmesi halinde karşılıklı bilirkişi incelemesi yaptırılması; sahte fatura düzenleme suçunda suçun maddi konusunun fatura olması, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 227. maddesinin 3. fıkrasındaki ”Bu Kanuna göre kullanılan veya bu Kanunun… verdiği yetkiye dayanılarak kullanma mecburiyeti getirilen belgelerin, öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde bu belgeler vergi kanunları bakımından hiç düzenlenmemiş sayılır” şeklindeki düzenlemeye göre de faturaların Vergi Usul Kanunu’nun 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri içermesinin gerekmesi karşısında dosya içine faturaların konulmadığı görülmekle; suça konu faturaların onaylı suretleri getirtilip incelenerek, kanunda öngörülen şekil şartlarını taşıyıp taşımadığının tespit edilmesi, tüm bu araştırmaların sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik kovuşturma ile yetinilerek mahkumiyet kararı verilmesi, 2- Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarih ve…sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve … E., …K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık hakkında henüz kesinleşmeyen ilamın infaza verilmesi sanığın mağduriyetine yol açabileceğinden infazın durdurulmasına ve başka suçtan tutuklu veya hükümlü değilse derhal TAHLİYESİNE, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 13.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Vergi dairesinin mütalaası da bulunmamaktadır. 

Vergi dairesi yapmış olduğu incelemede ”ben seni suçlu buldum git kendini akla” diyerek cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunmakta sonra da dosyaya müdahale dilekçesi verip dosyayı takip etmemektedir.

Maalesef Mahkemeler maddi gerçeği ortaya çıkarmak için ak la karayı seçmekte zorlanmaktadırlar.

VERGİ DAİRESİ MÜTAALAA VERMEMİŞTİR.

BU EKSİKLİĞİN GİDERİLMESİ  GEREKMEKTEDİR.

T.C. YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

E. 2016/5659

K. 2018/310

T. 15.1.2018

SAHTE FATURA DÜZENLEMEK VE KULLANMAK ( 213 S. K.367. Md.si Uyarınca Dava Şartı Olan Vergi Dairesi Başkanlığı Mütalaasının Hakkında Mahkumiyet Hükümleri Kurulan Sanık İçin Verildiği Sanık Hakkında 2006 Takvim Yılında Sahte Fatura Kullanmak ve Sahte Fatura Düzenlemek Suçlarından Dava Şartı Olan Mütalaanın Bulunmaması Nedeniyle Öncelikle Durma Kararı Verilip Mütalaa Verilip Verilmeyeceği İlgili Vergi Dairesi Başkanlığından Sorulup Sonucuna Göre Sanığın Hukuki Durumunun Takdir ve Tayini Gerektiği ) * DAVA ŞARTI ( Sahte Fatura Düzenlemek ve Kullanmak – 213 S. K.367. Md.si Uyarınca Dava Şartı Olan Vergi Dairesi Başkanlığı Mütalaasının Hakkında Mahkumiyet Hükümleri Kurulan Sanık İçin Verildiği Sanık Hakkında 2006 Takvim Yılında Sahte Fatura Kullanmak ve Sahte Fatura Düzenlemek Suçlarından Dava Şartı Olan Mütalaanın Bulunmaması Nedeniyle Öncelikle Durma Kararı Verilip Mütalaa Verilip Verilmeyeceği İlgili Vergi Dairesi Başkanlığından Sorulup Sonucuna Göre Sanığın Hukuki Durumunun Takdir Edileceği )

VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI MÜTAALASI ( Sanık Hakkında 2006 Takvim Yılında Sahte Fatura Kullanmak ve Sahte Fatura Düzenlemek Suçlarından Dava Şartı Olan Mütalaanın Bulunmaması Nedeniyle Öncelikle Durma Kararı Verilip Mütalaa Verilip Verilmeyeceği İlgili Vergi Dairesi Başkanlığından Sorulup Sonucuna Göre Sanığın Hukuki Durumunun Takdir ve Tayini Gereği ) 213/M.367 ÖZET : Sanık hakkında “2006 takvim yılında sahte fatura düzenlemek ve sahte fatura kullanmak” suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 213 S. K.367. md.si uyarınca dava şartı olan vergi dairesi başkanlığı mütalaasının hakkında mahkumiyet hükümleri kurulan sanık için verildiği, sanık hakkında 2006 takvim yılında sahte fatura kullanmak ve sahte fatura düzenlemek suçlarından dava şartı olan mütalaanın bulunmaması nedeniyle, öncelikle durma kararı verilip, mütalaa verilip verilmeyeceği ilgili Vergi Dairesi Başkanlığından sorulup sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, yargılamaya devamla mahkumiyet hükümleri kurulması, hatalıdır. DAVA : 1-)Sanık hakkında “2006 takvim yılında sahte fatura düzenlemek ve sahte fatura kullanmak” suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik katılan vekilinin ve sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde; 5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesinin, Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 Sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin ise nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, katılan vekilinin ve sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA, 2-)Sanık hakkında “2006 takvim yılında sahte fatura düzenlemek ve sahte fatura kullanmak” suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik katılan vekilinin temyiz itirazlarının

incelenmesinde ise; 213 Sayılı Kanun’un 367. maddesi uyarınca dava şartı olan vergi dairesi başkanlığı mütalaasının hakkında mahkumiyet hükümleri kurulan sanık için verildiği, sanık hakkında 2006 takvim yılında sahte fatura kullanmak ve sahte fatura düzenlemek suçlarından 213 Sayılı Vergi Usul Yasasının 367. maddesi uyarınca dava şartı olan mütalaanın bulunmaması nedeniyle, öncelikle durma kararı verilip, 213 Sayılı mütalaa verilip verilmeyeceği ilgili Vergi Dairesi Başkanlığından sorulup sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,

SONUÇ : Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 15.01.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

SAYIN MAHKEMEDEN ÖNCELİKLİ OLARAK

1-Dosyamızın tanıkların da dinlenilmesi ve devamında Mali Müşavir görüşünü sunduğumuz çerçevede yeniden bilirkişi mütaalası almanın gerekliliğinin ortaya çıktığını düşünüyoruz.

2-Yanıltıcı belge düzenleyen kişiler hakkında açılan davaların dosyamızı etkileyecek derecede yeterli sayıda açılmadığı kanaatindeyiz.

Açıldı ise tüm dosyaların Sayın Mahkemeye bildirilmesi gerektiği.

Bu dosyaların akıbetlerinin beklenilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Yargıtay’ın da tüm görüşleri bu yöndedir.

3-Vergi dairesinin mütalaasının dava şartı olması sebebi ile bu eksiklikten dolayı durma kararı verilmesi gerekmektedir.

4- Müvekkilim Faaliyetleri gerçek olup şirket halen faaliyetine devam etmektedir.

Sayın Mahkemeden öncelikle beraat talep etmekteyiz.

Müvekkilim Kasıtlı olarak hareket etmemiş olup şayet ceza verilecekse de vergi dairesinin reel zararı olmaması müvekkilimin sabıkasız oluşu sebebi ile alt sınırdan ceza tayinine gidilmesi ve lehe olan HAGB hükümlerinin uygulanmasını arz ve talep ederiz.

 Sanık vekili Av. M.T.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir