Suçun TCK’nin topluma karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerektiği hakkındadır.

Danıştay ve Yargıtay Kararları V.U.K. Md. 359 Vergi cezalarından Kurtulmak ve İdari Çıkış Yolları

Yargıtay 11. Ceza Dairesi         

2018/4065 E.

2019/3789 K.


“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ: Sahte fatura düzenlemek, 

HÜKÜM: Mahkûmiyet

I-Sanık hakkında sahte fatura düzenlemek suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafinin temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığa yüklenen suçun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı artırıcı ve azaltıcı nedenlerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA oy birliğiyle,

II-Sanık hakkında tefecilik suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1-Sanığın, POS cihazlarını kullanım amaçları ve sözleşme koşulları dışında, kredi kartı sahiplerinin nakit ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla kullanmaktan ibaret fiillerinin, hem TCK’nin 241. maddesinde düzenlenen “tefecilik” suçunu hem de …… sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 36. maddesinde düzenlenen “gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi düzenleme” suçunu oluşturması; TCK’nin 241. maddesinin genel ve …… sayılı Kanun’un 36. maddesinin özel norm niteliğinde olması karşısında; “özel normun önceliği” kuralı gereğince, sanık hakkında zincirleme olarak …… sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 36. maddesinde düzenlenen “gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi düzenleme” suçundan hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

2- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.04.2016 tarihli 2014/118 Esas ve 2016/208 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, tefecilik suçu ile korunan hukuki yarar ve suçun TCK’nin topluma karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerektiği, bu bağlamda TCK’nin 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun, kazanç elde etmek amacıyla borç para verilmesiyle oluşacağı, bunu meslek haline getirmenin suçun unsurları içerisinde yer almadığı, değişik zamanlarda ve/veya farklı kişilere karşı tefecilik eylemini zincirleme olarak işleyen sanık hakkında TCK’nin 43. maddesinin uygulanması gerektiği, zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günün suç tarihi olduğu, bu itibarla hukuki kesinti oluşturan iddianame tarihinden önceki tüm eylemlerin teselsülün içerisinde değerlendirilmesi, sonraki eylemlerin ise gerçek içtima hükümleri ve varsa kendi içinde teselsül hükümleri değerlendirilmek suretiyle karara bağlanması gerekeceği nazara alındığında; sanık hakkında 2010 ve 2011 tarihlerinde işlediği tefecilik suçundan dolayı verilen ve Dairemizin 18/04/2018 tarihli 2016/6481 Esas ve 2018/3683 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşen hükmün bulunduğu da göz önünde tutulup, sonradan sübutu kabul edilen eylemler nedeniyle zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanarak tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi gerekeceği de dikkate alınarak, kesinleşen ve yargılaması devam eden dava dosyalarının incelenip, yargılaması devam eden dava dosyasının mümkünse bu dava ile birleştirilmesi, diğer davalar yönünden de, bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosya içine konulmasından sonra tüm dosyalar birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,

Yasaya aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı …… sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, üyeler … ve …’ın değişik gerekçeleri ve oy birliğiyle 11.04.2019 tarihinde karar verildi.
(D.G.) (D.G.)

DEĞİŞİK GEREKÇE
(tefecilik suçundan verilen hükme ilişkin)

A) Tartışmanın konusu:
Sanığın, iş yerinde herhangi bir satış yapmadığı halde, paraya ihtiyacı olduğunu söyleyerek kendisine başvuran değişik kişilerin kredi kartlarını, mal satışı yapmış gibi POS cihazından geçirerek, her işlemle ilgili miktar üzerinden belli bir komisyon kesintisi yaptıktan sonra kalan miktarı kart sahiplerine nakit olarak ödemekten ibaret fiillerinin hem TCK’nin 241. maddesinde tanımlanan “tefecilik” suçunu hem de …… sayılı Banka ve Kredi Kartları Kanunu’nun 36. maddesinde tanımlanan “gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi düzenleme” suçunu oluşturur mu?

B) Konunun değerlendirilmesi:
“Tefecilik suçu” TCK’nin 241. maddesinde “Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verme” olarak tanımlanmıştır.
Ödünç para verme ise, bir kişiye belli bir süre sonra iade edilmek üzere para verilmesidir. Tefecilik suçunda fail, belirli bir miktar parayı başkasına verir ve belirlenen süre sonunda fazlasıyla kendisine ödenmesini ister. Böylece kazanç elde eder. “Gerçeğe aykırı harcama belgesi düzenleme suçu” ise …… sayılı Kanun’un 36. maddesinde “Gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi, nakit ödeme belgesi ya da alacak belgesi düzenlemek veya bu belgelerde ne surette olursa olsun tahrifat yapmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlama” şeklinde tanımlanmıştır.
Bu suç için, verilen paranın, belli bir süre sonra fazlasıyla ödenmesi söz konusu değildir. Tam tersine fail, para vereceği kişinin kredi kartını kullanarak parayı kendi hesabına geçirdikten sonra, komisyon olarak belirlediği miktarı düşüp kalan parayı nakit olarak kredi kartını kullandığı kişiye ödemektedir.
Belirtildiği üzere, bu suçların unsurları birbirinden farklıdır.
TCK’nin 2. maddesinin 3. fıkrasına göre, kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılmaz; suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.
Sanığın fiilleri, tipiklik unsuruna uymadığı için tefecilik değil, gerçeğe aykırı harcama belgesi düzenleme suçunu oluşturur. Bu nedenle, belirtilen suçlar arasında özel-genel norm ilişkisi söz konusu değildir.

C) Sonuç:
Sanığın fiillerinin tefecilik değil “gerçeğe aykırı harcama belgesi düzenleme” suçunu oluşturacağı gözetilmeden tefecilik suçundan hüküm kurulması yasaya aykırıdır.
Hükmün belirttiğim bu değişik gerekçeyle bozulması gerektiği düşüncesindeyim. 11.04.2019

Dairemizin 2018/4065 Esas, 2019/3789 Karar sayılı 11.04.2019 tarihli kararına ilişkin (Tefecilik suçu yönünden) muhalefet şerhi:
1-Dairemiz sayın çoğunluğu ile aramızdaki görüş farklılığı: Tefecilik faaliyeti sırasında ödünç olarak verilen paranın geri dönüşümünü güvence altına almak için kredi kartlarının pos cihazlarından geçirilerek gerçeğe aykırı harcama belgesi düzenlenmesi halinde …… sayılı TCK’nin 241. Maddesi ve …… sayılı Banka ve Kredi Kartları Kanunu’nun 36. Maddesi hükümleri uyarınca ayrı ayrı hüküm kurulmasının gerekip gerekmediği, ya da …… sayılı TCK’nin 44. maddesi ve özel norm ilkesi önceliği gereğince fail hakkında yalnızca …… sayılı Banka ve Kredi Kartları Kanunu’nun 36.maddesi hükümlerinin uygulanmasının yeterli olup olmadığı oluşturmaktadır.
2-“Tefecilik” ve “gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi düzenleme” eylemleri yönünden değerlendirmemiz:
Tefecilik suçu; …… sayılı TCK’nın 241 maddesinde “Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para vermek” şeklinde düzenlenmiştir. Suçun maddi unsuru “başkasına ödünç para vermek”, manevi unsuru ise “kazanç elde etmek amacı” dır. …… sayılı Türk Ceza Kanunundaki bu düzenlemeye göre suçun oluşumu için kazanç sağlama özel kastının varlığı gerekir.
Tefecilik suçunun konusu paradır. Faiz karşılığında verilen ödünç paranın elden ve nakten talep edene verilmesi yada talep edenin banka kredi kartı hesabına yatırılması suçun oluşumu için yeterli olacaktır.
Ödünç paranın borç alana verilmesi ile suç tamamlanmış olacağından verilen ödünç paranın çek, senet, ipotek alınmak sureti ile yada POS cihazı kullanılarak kredi kartından para çekmek sureti ile faizi ile birlikte tahsil edilmesi yada garanti altına alınması tefecilik suçunun oluşumuna etki etmeyecektir.
Topluma karşı suçlar başlığı altında düzenlenen Tefecilik suçuyla bireysel menfaatlerin korunduğu düşünülse de burada asıl konunun hukuki yarar ödünç para verilmesiyle ilgili işlemleri denetlenmesi sureti ile ekonomik yaşamın güvenilirliği bir başka anlatımla kamu güvenliğidir.
…… sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun “Sahte Belge Düzenlenmesi” başlıklı 36. Maddesinde “Gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi, nakit ödeme belgesi ya da alacak belgesi düzenlemek veya bu belgelerde ne surette olursa olsun tahrifat yapmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlamak ” suçu düzenlenmiştir.
“Sahte Belge Düzenleme” suçunun maddi unsuru; “gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi, nakit ödeme belgesi ya da alacak belgesi düzenlemek veya bu belgelerde her ne surette olursa olsun tahrifat yapmak”, manevi unsuru ise “bilerek sahte belgeyi düzenleyip – tahrifat yapıp menfaat temin etme amacı”dır. Korunan hukuki yarar ise Bankacılık sistemi ile Banka ve Kredi kartları kurumlarıdır.
Burada unutulmaması gereken husus , POS cihazlarının kullanım amaçları ve sözleşme koşulları dışında kullanılması suçun maddi unsurunu oluşturmamakta, suçun maddi unsurunu POS cihazları kullanılmak sureti ile gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi, nakit ödeme belgesi ve alacak belgesi düzenlemek yada bu belgelerde tahrifat yapmak oluşturmaktadır.
Bankalar tarafından müşterilerine verilen kredi kartları esasen kart hamilinin üye işyerlerindeki POS cihazlarından sadece mal veya hizmet alış verişi yapması amacı ile verilmiştir. Üye işyerlerinin sahipleri, çalışanları veya üçüncü kişilere nakit kredi sağlamak amacı ile kredi kartlarını üye işyerlerindeki POS cihazlarında kullanmaları yasaklanmıştır.
Madde gerekçesi dikkate alındığında esasen özel belge niteliğinde olan harcama-nakit ödeme ve alacak belgelerinde fikri-içerik sahteciliği düzenlenmekte ve POS cihazlarından herhangi bir mal teslimi ve hizmet ifası olmaksızın nakit ihtiyacı gidermek amacı ile kredi kartı çekim işlemini yapan üye işyeri sahipleri …… sayılı kanunun 36. Maddesi hükümleri uyarınca cezalandırılmaktadır.
Öte yandan faiz karşılığında ödünç para verme amacı olmasa dahi herhangi bir mal teslimi ve hizmet ifası olmaksızın üye işyeri sahiplerinin POS makinelerinden kredi kartı geçirmek sureti ile işlem yaparak gerçeğe aykırı harcama belgesi düzenlemeleri halinde …… sayılı kanununun 36. maddesindeki “Sahte belge düzenlenmesi” suçu oluşacaktır.
3- Suçların İçtimaı yönünden değerlendirmemiz:Tefecilik suçunun konusu para olup suçun oluşumu için kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesi yeterlidir. Faiz karşılığında ödünç olarak verilecek paranın kişiye elden ve nakten verilmesi yada doğrudan banka hesabana yatırılması ile suç tamamlanmış olur. Sanığın ödünç verdiği parayı geri alabilmek için başkaca fiiller gerçekleştirmesi halinde ve bu anlamda “ödünç parayı alan kişinin kredi kartını mal ve hizmet satışı olmadan POS cihazından geçirmek suretiyle gerçeğe aykırı harcama belgesi düzenlemesi ” durumunda …… sayılı kanunun 36. Maddesinde düzenlenen “gerçeğe aykırı belge düzenleme” suçununda ayrıca oluştuğu düşünülmelidir.
Suçla korunan hukuki menfaatler göz önünde bulundurulduğunda kazanç elde etmek amacıyla ödünç para verme, gerçeğe aykırı harcama belgesi düzenleme ve gerçeğe aykırı fatura düzenleme hareketlerinin hukuki anlamda tek fiil sayılması ve TCK’nin 44.maddesi hükümlerinin uygulanması mümkün değildir.
…… sayılı TCK’nun da “kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır” ilkesi esas alınmıştır. Nitekim istikrar kazanan Yüksek Yargıtay uygulamalarında da hırsızlık yapmak amacı ile konutun kapısının kırılıp konuta girilip hırsızlık yapılması hallerinde Hırsızlık+Konut Dokunulmazlığını İhlal+Mala Zarar Verme suçlarının oluştuğu kabul edilmektedir.
Kanaatimizce Türk Ceza Kanunu’nun “Kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır” ilkesi dikkate alındığında; kazanç elde etmek amacıyla faiz karşılığında başkasına ödünç para verilmesi, ödünç verilen parayı geri alabilmek kredi kartını mal ve hizmet satışı olmadan POS cihazından geçirmek suretiyle gerçeğe aykırı harcama belgesi düzenlemesi ve kredi kartı çekimlerini kontur satışı gibi göstererek gerçeğe aykırı fatura düzenlenmesi eylemlerinde: tefecilik+ gerçeğe aykırı harcama belgesi düzenleme + gerçeğe aykırı fatura düzenleme suçları ayrı ayrı oluşmaktadır. Bu hareketleri hukuki anlamda tek fiil saymak mümkün değildir.
Sayın çoğunluğun görüşünde olduğu gibi hukuki ve doğal anlamda tek bir hareket olduğu ve “özel normun önceliği” kuralının benimsenmesi gerektiğinin kabulü halinde ise ; kazanç elde etmek amacıyla faiz karşılığında ödünç verilen parayı geri alabilmek için kredi kartını mal ve hizmet satışı olmadan POS cihazından geçirmek suretiyle gerçeğe aykırı harcama belgesi düzenlemesi ve kredi kartı çekimlerini kontur satışı gibi göstererek gerçeğe aykırı fatura düzenlenmesi eylemleri TCK 44 maddesi uyarınca daha fazla cezayı gerektirdiği için 213 sayılı VUK ‘nun 359/b maddesi kapsamında “gerçeğe aykırı /sahte belge/fatura” düzenleme suçunu oluşturacaktır.
Zira Kredi kartı POS cihazından geçirilirken düzenlenen harcama belgesi (silip) ile sahte olarak düzenlenen fatura yada perakende satış fişi aynı anda – aynı tarihte düzenlenmekte yada POS cihazından harcama belgesi çıktığı anda yazar kasadan da fiş yada fatura aynı anda çıkmakta ve hatta günümüzde gerçeğe aykırı düzenlenen harcama belgesi aynı zamanda 213 sayılı VUK da sayılan belgelerden fatura yada perakende satış fişi v.s özelliğini taşımaktadır.
Nitekim Mahkeme gerekçeli kararında: “Sanığın ayrıca sahte harcama belgesi düzenlediğinden bahisle de cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; bu belgelerin tefecilik suçunun işlenmesi amacıyla bu suçun işlenmesinin aracı olarak sahte olarak oluşturulduğu, sahte belge düzenlemek eyleminden 213 sayılı yasanın 359/b maddesinden hüküm kurulduğu, bu belgelerin sahte olarak oluşturulması nedeniyle ayrıca …… sayılı yasanın 36.maddesinden hüküm kurulamayacağının kabulü ile sanık … hakkında ayrıca …… sayılı yasanın 36.maddesi gereğince de cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de sanığın buna yönelik eylemi bir bütün halinde 213 sayılı yasanın 359/b maddesi kapsamında kalıp, bu suçtan sanık hakkında hüküm kurulduğundan ayrıca karar verilmesine yer olmadığına” karar vermiştir. Kanaatimizce hukuki ve doğal anlamda tek fiil kabul edilecek ve TCK 44 maddesi hükümleri ile “özel norm önceliği” ilkesi uygulanacak ise mahkemenin bu kabulü daha doğrudur.
4-Sanığın; 2009-2010-2011 yıllarında … İletişim isimli işyerinde gerçekleştirdiği faiz karşılığında ödünç para verme eylemleri ile ilgili teselsül yönünden değerlendirmemiz:
Sanığın … İletişim isimli işyerinde 01/01/2010-31/03/2011 tarihleri arasında gerçekleştirdiği ve teselsülün içerisinde değerlendirilmesi gereken faiz karşılığında ödünç para verme eylemleri nedeni ile Isparta Cumhuriyet Başsavcılığının 29.11.2012 tarih, 2011/7592 Soruşturma – 2012/4722 Esas, 2012/1920 İddianame sayılı iddianamesi ile sanık hakkında Tefecilik suçundan kamu davası açıldığı,
Isparta 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/999 Esas, 2013/557 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda ise sanığın 01/01/2010-31/03/2011 tarihleri arasında gerçekleştirdiği faiz karşılığında ödünç para verme eylemleri ” pos-tefe tabir edilen yöntemle tefecilik yapmak” suçu olarak nitelendirilerek …… sayılı TCK’nin 241 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği,
Isparta 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/999 Esas, 2013/557 Karar ve 19.07.2013 tarihli kararının Yargıtay Yüksek 11. Ceza Dairesi’nin 18.04.2018 tarih ve 2016/6481 Esas , 2018/3683 Karar sayılı ilamı ile sanığın eyleminin ” birleşen tefecilik suçu dosyasında dinlenen tanık beyanlarında, nakit ihtiyaçlarını karşılamak için sanıkla görüştüklerini, kredi kartlarından işlem yaptıktan sonra çekilen miktardan, komisyon miktarını düşen sanığın, kalan kısmı nakit olarak ödediği yönündeki beyanları karşısında, tefecilik suçunun sabit olduğu…” kabul edilerek onandığı anlaşılmıştır.
Teselsül içerisinde kalan eylemlerin “tefecilik” suçunu oluşturduğuna dair Dairenin 18.04.2018 tarihli kabulü karşısında:
Sayın Çoğunluk Tefecilik suçu yönünden Bozma gerekçesinin 1. Fıkrasında: fiillerin hem “Tefecilik” hem de “Gerçeğe aykırı harcama belgesi düzenleme” suçunu oluşturması durumunda “özel norm önceleği” kuralı gereğince sanık hakkında …… sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunun 36. Maddesi uyarınca hüküm kurulması gerektiğini kabul ederken, Bozma gerekçesinin 2. Fıkrasında ise sanığın eyleminin 2009-2010-2011 yıllarında teselsül eden tefecilik suçu içerisinde değerlendirilmesi gerektiği ve sanık hakkında 2010-2011 yıllarında işlediği tefecilik suçundan dolayı verilen ve Dairemizin 18.04.2018 tarih ve 2016/6481 Esas , 2018/3683 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşin hükmün ve varsa diğer eylemler nedeni ile zincirleme suç ve mahsup hükümlerinin uygulanması gerektiğini kabul ederek çelişkiye düşmüştür.
5-Somut olayın değerlendirilmesi ve kanaatimiz:
a) Sanık hakkında sahte fatura kullanmak suçundan verilen mahkumiyet hükmünün onanması ve mahkeme’nin gerekçeli kararında: “Sanığın ayrıca sahte harcama belgesi düzenlediğinden bahisle de cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; bu belgelerin tefecilik suçunun işlenmesi amacıyla bu suçun işlenmesinin aracı olarak sahte olarak oluşturulduğu, sahte belge düzenlemek eyleminden 213 sayılı yasanın 359/b maddesinden hüküm kurulduğu, bu belgelerin sahte olarak oluşturulması nedeniyle ayrıca …… sayılı yasanın 36.maddesinden hüküm kurulamayacağının kabulü ile sanık … hakkında ayrıca …… sayılı yasanın 36.maddesi gereğince de cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de sanığın buna yönelik eylemi bir bütün halinde 213 sayılı yasanın 359/b maddesi kapsamında kalıp, bu suçtan sanık hakkında hüküm kurulduğundan ayrıca karar verilmesine yer olmadığına” şeklindeki kabulü karşısında;
Sayın çoğunluğun; fiillerin hem “tefecilik” suçunu hem de “gerçeğe aykırı harcama belgesi düzenleme” suçunu oluşturması halinde …… sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunun 36. Maddesi uyarınca hüküm kurulması gerektiğine ilişkin bozma görüşü çelişki oluşturmuştur.
Şöyle ki; Mahkeme sanığın sahte harcama belgesi düzenleme fiilinini 213 sayılı VUK nun 359/b maddesinde düzenlenen sahte belge düzenlemek eylemi içerisinde kaldığını kabul etmiş ve 213 sayılı VUK nin 359/b maddesi uyarınca mahkumiyet kararı vermiştir.
Sahte harcama belgesi düzenleme eylemlerinin 213 sayılı VUK nun 359/b maddesinde düzenlenen sahte belge düzenlemek eylemi içerisinde kaldığını kabul eden mahkemenin kabulü Daire ilamı ile onanmıştır.
Bu durumda ise tefecilik suçundan mahkumiyet hükmüne yönelik bozma gerekçesinin 1. fıkrasında belirtilen “…… sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunun 36. Maddesi uyarınca hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi” şeklinde ki bozma düşüncesi doğrultusunda karar verme imkanı ortadan kalkmıştır.
Çünkü Mahkeme …… sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunun 36. Maddesinde düzenlenen gerçeğe aykırı harcama belgesi düzenleme fiili yönünden hüküm vermiş (213 sayılı VUK 359 /b maddesi içerisinde kaldığını kabul etmiş) ve bu hüküm Dairece onanmıştır. Artık bozma kararı sonrasında …… sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunun 36. Maddesi uyarınca yeni bir hüküm kurulması mümkün değildir.
b) Kanaatimizce sanığın eylemleri hukuki ve doğal anlamda tek fiil kabul edilecek ve TCK’nin 44 maddesi hükümleri ile “özel norm önceliği” ilkesi uygulanacak ise mahkemenin Tefecilik (…… sayılı TCK’nin 241 ) + Sahte Fatura Düzenlemek (213 sayılı VUK’nin 359/b) suçlarının sübut bulduğuna dair kabulü daha doğrudur.
c) Sayın çoğunluğun teselsül içerisinde kalan ve Dairemizce onanarak kesinleşen 01/01/2010-31/03/2011 tarihleri arasında ki “Tefecilik” suçu ile 2009 yılında gerçekleşen ve çoğunluk görüşüne göre “Gerçeğe aykırı harcama belgesi düzenleme” olarak kabul edilen suçun Teselsül edeceğini kabul etmek mümkün değildir.
d) 2009-2010-2011 yıllarında … İletişim isimli işyerini çalıştıran sanığın ekonomik sıkıntı çeken, nakit ihtiyacı olan ve kendisinden borç para isteyen şahıslara faiz karşılığında elden nakit para vermek, yada borç olarak istenen parayı doğrudan talep eden şahısların banka hesaplarına yatırmak şeklinde sübut bulan eylemlerinin teselsül eden “tefecilik” suçunu oluşturduğu, tefecilik suçundan verilen mahkumiyet kararının yalnızca “kesinleşen önceki mahkumiyetler de dikkate alınarak teselsül hükümlerinin uygulanması, gerekirse cezaların mahsup edilmesi” gerekçesi ile bozulması gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun bozma kararına ve bozma gerekçesine katılmıyorum. 11.04.2019

11.Ceza Dairesi Üyesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir