Vergi Davası Nasıl Açılır?

Danıştay ve Yargıtay Kararları Üst Yönetim Vergi cezalarından Kurtulmak ve İdari Çıkış Yolları

Hukuka aykırı olduğu düşünülen vergi, vergi cezasının tarhiyat ve ceza kesme aşamasında vergi yargılamasına  müracaat etmek en doğal haktır. Vergi davası, dava konusu işlemi tesis eden vergi dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılır. Vergi davası yazılı şekle tabi olduğundan dilekçe ile açılması zorunludur. Dava,  davacının mahkeme başkanlığına hitaben yazmış olduğu dilekçeyi mahkemeye vermesi ile açılır. Dava Dilekçesi örneği;

 ANKARA VERGİ MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

Yürütmenin Durdurulması İstemlidir.

DAVACI: Kanaatkârlar Mermer Sanayi ve Ticaret A.Ş

ADRES: Yukarı Nardın köyü Mermer ocakları Gölpazarı/ Bilecik

KANUNU TEMSİLCİSİ: Şirket Müdürü Metin Sağlam (TC Kimlik No:15.263.747.255)

ADRES: Yukarı Nardın köyü Gölpazarı/ Bilecik

DAVALI: Gölpazarı Vergi Dairesi Başkanlığı

ADRES: Cumhuriyet Meydanı No.148 Gölpazarı/ Bilecik

DAVANIN KONUSU: Banka Hesaplarımıza Uygulanan Haciz İşlemi

DAVA KONUSU İŞLEMİN ÖĞRENİLME TARİHİ: 12.12.2019

AÇIKLAMALAR:

6183 sayılı Kanun’un 55/1. fıkrasında: “Amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir ödeme emri ile tebliğ olunur.” kuralına yer verilmiştir.

Yukarıda yer verilen düzenlemeye göre amme alacağı nedeniyle haciz tatbik edilmeden önce borçluya ödeme emri düzenlenerek tebliğ edilmesi gerekmektedir. Oysa dava konusu haciz işleminden önce tarafımıza herhangi bir ödeme emri tebliğ edilmemiştir. Bu nedenle uyuşmazlık konusu haciz işlemi hukuka uygun değildir.

SONUÇ ve İSTEM: Açıklanan nedenlerle dava konusu haciz işleminin öncelikle yürütmesinin durdurularak iptaline, yargılama giderlerinin davalı idareye yüklenmesine karar verilmesini arz ve talep ederim. 26.12.2019

Kanaatkarlar Mermer Sanayi ve Ticaret AŞ

Adına Kanuni Temsilci

Metin Sağlam

İmza

Ekler;

 

Dava Dilekçesinin İçeriği

Vergi davası, Danıştay ve/veya vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılır. Vergi yargılamasında yazılılık esası geçerli olduğundan yargılama  dosya üzerinde yapılmaktadır. Bu nedenle dava dilekçesi de şekle tabi olup bir takım unsurları mutlaka içermesi  gerekir. Bu unsurların yokluğu duruma göre ya dilekçenin ya da davanın reddine neden olacaktır. Dava dilekçesinin içeriğinde olması gereken unsurlar;

  • Tarafların ve varsa vekillerin veya temsilcilerin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri,
  • Dava konusu, sebepleri ve dayandığı deliller,
  • Davaya konu olan idari işlemin tebliğ tarihi,
  • Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarda uyuşmazlık konusu miktarı,
  • Davanın ilgili bulunduğu verginin veya cezanın nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi  ve numarası ve varsa mükellef hesap numarası.
  • Ayrıca dava dilekçesinin sağ üst köşesinde varsa, duruşma isteği, yürütmeyi durdurma talebi,  keşif, bilirkişi incelemesi yapılması gibi istekler dikkati çekebilecek şekilde yazılmalıdır.
  • Dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örnekleri dava dilekçesine eklenmesi gerekir.
  • Dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örnekleri karşı taraf sayısından bir fazla olmalıdır.

Dava Dilekçesinin Verileceği Yerler

Dava dilekçesi görevli ve yetkili mahkemeye hitaben yazılmasına rağmen, verilebileceği  makamlar çeşitli alternatiflere göre aşağıda belirtilmiştir

  • Davacının işlemi yapan dairenin bulunduğu yerde bulunması halinde görevli ve yetkili vergi  mahkemesine,
  • Davacının yetkili mahkemenin bulunduğu yerde bulunmaması halinde bulunduğu yerdeki  başka vergi veya idare mahkemesine,
  • Davacının bulunduğu yerde vergi veya idare mahkemesinin her ikisi de yoksa asliye hukuk hâkimliğine,
  • Davacı yurt dışında ise Türk Konsolosluklarına verilebilir.

Birden Çok İşleme Karşı Tek Dilekçe ile Dava Açılması

Kural olarak her bir idari işleme karşı ayrı bir dilekçe ile ayrı bir dava açılır. Ancak şartların  oluşması halinde birden çok işleme karşı tek bir dilekçe ile dava açılabileceği gibi birden çok kişi de  tek bir dilekçe ile dava açabilir. Her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılır. Ancak, aralarında maddi veya hukuki yönden  bağlılık ya da sebep–sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabilir. Dolayısıyla kişinin tek bir dilekçe ile birden fazla işleme karşı dava açabilmesi için  işlemler aralarında; maddi veya hukuki yönden bağlılık olması, ya da sebep – sonuç ilişkisinin bulunması gerekir.

Şartlar

  • Maddi Yönden Bağlılık; Maddi yönden bağlılık, idari işlemlerin aynı maddi sebebe dayalı olarak tesis edilmiş olmaları anlamına gelmektedir
  • Hukuki Yönden Bağlılık; İdari işlemler dolayısıyla vergilendirme işlemleri arasında hukuki yönden bağlılık iki şekilde  ortaya çıkmaktadır
  • Vergilendirme işlemlerinin hukuki dayanaklarının aynı olması, yani, vergilendirme işlemi aynı kanunun aynı maddesine dayanılarak tesis edilmiş olmaları anlamına gelir. Mesela, VUK’un aynı maddesinin aynı hükmü uyarınca mükellef adına kesilen özel usulsüzlük cezaları arasında hukuki  yönden bağlılık vardır.
  • Vergilendirme işlemlerinden biri ile ilgili hukuki sorunun çözümünün diğeri veya diğerleri ile  ilgili hukuki sorunların çözümünü de etkileyecek olmasıdır. Mesela, vergi aslı ile ilgili ödeme emri ile  bu vergi aslı sebebiyle hesaplanan gecikme faizinin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emri  arasındaki bağlantı gibi.
  • İki İdari İşlem Arasında Sebep-Sonuç İlişkisinin Bulunması;

İşlemlerden birinin konu unsuru diğerinin sebep unsurunu oluşturması iki idari işlem arasında sebep-sonuç ilişkisinin bulunduğu anlamına gelir. Mesela, kanuni temsilci adına düzenlenen ödeme  emri ile bu ödeme emrinin konusu olan kamu alacağından dolayı kanuni temsilcinin mal varlığına  haciz konulması

Vergilendirme İşlemlerinin Aynı Vergi Mahkemesinin Görevine Girmesi

Birden çok vergisel işleme karşı aynı dilekçe ile dava açılabilmesi için yukarıdaki şartlara  ilaveten (yasada açıkça belirtilmemiş olmasına rağmen), vergisel işlemlerin ayrı ayrı dava konusu  edilmesi halinde aynı mahkemenin görev alanına girmesi gerekmektedir. Mesela, işlemlerden biri  vergi mahkemesinin diğeri Danıştay’ın görev alanına giriyorsa bu iki işleme karşı tek bir dilekçe ile  dava açılması mümkün değildir.

Vergilendirme İşlemlerinin Aynı Yargılama Sürecine Tabi Olmaları; Vergilendirme işlemine karşı ayrı ayrı dava açılması halinde biri tek hakimle görülecek dava,  diğeri kurul halinde görülecek dava ise bunları birleştirip tek bir dilekçe ile dava konusu edinmeleri  mümkün değildir. Aynı şekilde bu işlemlerin ayrı dava konusu edilmeleri durumunda verilecek  kararların kanun yolarının ve temyiz mercilerinin de aynı olması gerekmektedir. Mesela, vergi zıyaı cezalı ikmalen tarh edilen Kurumlar Vergisi ile KDV’nin dava konusu edinilmesi halinde bunların  Temyiz mercileri farklı olduğundan (KV-Danıştay 4. Daire, KDV – Danıştay 7. Daire) aynı dava  dilekçesi ile dava açılması mümkün değildir.

Diğer Koşullar

Aynı kişiyi ilgilendiren işlemlere karşı bir dilekçe ile dava açılabilmesi için yukarıdaki şartlara  ilaveten süre yönünden de birden fazla işleme karşı dava açabilme olanağı bulunmalıdır. İşlemlerden  birisi için dava açama süresi geçmişse, dava süresi geçmemiş olan işlem ile birlikte dava konusu  yapılamaz. Ayrıca Birden çok işleme karşı bir dilekçe ile dava açılırken, dava konusu edilen işlemler  arasında davalı yönünden de uygunluk bulunması gerekir. İşlemlerden birisi için gösterilecek davalı, diğeri için gösterilecek davalıdan farklı ise tek dilekçe ile bu iki işleme karşı dava açılması mümkün değildir.

Dilekçe Üzerine Uygulanacak İşlem

Dava dilekçesi almaya yetkili yerlere verilen dilekçelerin harç ve posta ücretleri alındıktan sonra  deftere derhal kayıtları yapılarak kayıt tarih ve sayısı dilekçenin üzerine yazılır. Dava bu kaydın  yapıldığı tarihte açılmış sayılır  Davacılara, kayıt tarih ve sayısını gösteren imzalı ve  mühürlü, pulsuz bir alındı kağıdı verilir

Yetkili mahkeme dışındaki yerlere verilen dilekçeler, en geç üç gün içinde Danıştay veya ait  olduğu mahkeme başkanlığına taahhütlü olarak gönderilir. Bu yerlerde harç pulları bulunmadığı takdirde bunlara karşılık alınan paraların miktarı ve alındı kağıdının tarih ve sayısı dilekçelere  yazılır.

Herhangi bir sebeple harcı veya posta ücreti verilmeden veya eksik harç veya posta ücreti ile  dava açılmış olması halinde, otuz gün içinde harcın ve posta ücretinin verilmesi ve tamamlanması hususu daire başkanı veya görevlendireceği tetkik hakimi, mahkeme başkanı veya hakim tarafından  ilgiliye tebliğ olunur (tebligat re’sen genel bütçeden yapılır). Tebligata rağmen gereği yerine  getirilmediği takdirde bildirim aynı şekilde bir daha tekrarlanır. Harç veya posta ücreti süresi içinde verilmez veya tamamlanmazsa davanın açılmamış sayılmasına karar verilir ve davacıya tebliğ olunur.

Dava açıldıktan sonra posta ücretinde tebliğ işlemlerinin yapılmasını engelleyecek şekilde azalma  olması halinde, otuz gün içinde posta ücretinin tamamlanması daire başkanı veya görevlendireceği  tetkik hakimi, mahkeme başkanı veya hakim tarafından ilgiliye tebliğ olunur (tebligat re’sen genel  bütçeden yapılır). Tebligata rağmen gereği yerine getirilmediği takdirde bildirim aynı şekilde bir daha  tekrarlanır. Posta ücreti süresi içinde tamamlanmazsa dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. Bu kararın tebliği tarihinden başlayarak üç ay içinde, noksanı tamamlanmak suretiyle yeniden  işleme konulması istenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir ve davacıya  tebliğ olunur.

Yargılama Usulü

2577 sayılı kanun ile 213 sayılı kanun arasında belirli noktalarda uyumsuzluk bulunur; bunun temel nedeni, yargılama usulüne ilişkin kuralları içermesi gereken 2577 sayılı kanunda idari usule, özel bir idari usul yasası olan 213 sayılı kanunda ise yargılama usulüne ilişkin kuralların bulunmasıdır.

Vergi davası, 2577 sayılı kanun m. 37’de öngörülen yetkili mahkemede açılır. Buna göre, vergi davasında yetkili mahkeme, uyuşmazlık konusu vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümleri tarh ve tahakkuk ettiren, zam ve cezaları kesen, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’na göre alınması gereken vergiler ile kanun gereğince şikayet yoluyla vergi düzeltme taleplerinin reddine ilişkin işlemlerde vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümleri tarh ve tahakkuk ettiren, 6183 sayılı kanunun uygulanmasında ödeme emrini düzenleyen vergi dairesinin bulunduğu yerdeki vergi mahkemesidir.

213 sayılı kanun m. 378 ve 6183 sayılı kanunun ilgili hükümlerine göre vergi davasında istemin konusu; işlemin iptali, tarhiyatın terkini, tahsil edilmemiş vergilerde iade, haciz, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk işlemlerinin kaldırılmasına ilişkin olabilir. 213 sayılı kanun m. 378/2’ye göre yükümlüler, vergi hataları dışında, kural olarak, kendi beyanlarına karşı dava açamazlar. Vergi davalarında dava açma süresi, 2577 sayılı kanun m. 7’de kural olarak otuz gün olarak belirlenmiştir.

2577 sayılı kanun m. 2/b’ye göre bu süre, ilke olarak, tebliği izleyen günden itibaren başlasa da, tahakkuku tahsile bağlı vergilerde tahsilatın, kesinti yoluyla alınan vergilerde hak sahibine ödemenin, tescile tabi vergilerde ise tescilin yapıldığı tarihi izleyen gün otuz günlük dava açma süresinin başlangıcı olarak kabul edilir; vergi idaresinin dava açması gereken konularda ise dava açma süresi, ilgili merci ve komisyon kararının idareye geldiği tarihi izleyen gün başlar.

Vergi davasında kimlerin davacı olabileceği, 213 sayılı kanun m. 377’de hükme bağlanmıştır. Anılan maddeye göre, yükümlüler ve vergi cezası kesilenler davacı olabileceği gibi, vergi daireleri de tadilat ve takdir komisyonlarının kararlarına karşı dava açabilir. “Vergi dairelerinin, vergi davası bakımından davacı sıfatını alabilmesi, idari yargıda, kural olarak, idarenin davalı olması kuralına istisna teşkil eder”.

Vergi davası, açılması ile birlikte önemli etkiler yaratır; verginin tahakkuku karara göre dava sonuna ertelenmiş, dolayısıyla tahsil işlemleri durmuş olur.

2577 sayılı kanun m. 31/2 uyarınca, 2577 sayılı kanun m. 31/1 ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na atıfta bulunulan haller saklı kalmak üzere, vergi uyuşmazlıklarının çözümünde 213 sayılı kanun hükümleri uygulanır. Örneğin; 213 sayılı kanun m. 3/B tanık ifadeleri ile ilgili olarak “vergiyi doğuran olayla ilgisi açık ve tabii bulunmayan tanık ifadesinin delil olarak kullanılmayacağını hükme bağlamıştır.

Yükümlü tarafından açılan dava sonunda verilen hüküm, davanın kabulü yolunda ise, vergi dairesinin işlemi iptal edilerek tarhiyatın terkini, ödenmiş verginin iadesi, haciz vb. işlemlerin kaldırılması yönünde hüküm verilir, vergi dairesince açılan dava kabul edildiğinde ise, takdir ve tadilat komisyonları tarafından yapılan değerleme geçerliliğini yitirir.

Yükümlünün davasının reddedilmesi, tarh edilmiş verginin tahakkuk etmesi sonucunu doğurur ve taksit süresi geçmemiş olanlar bu süre içerisinde, 2577 sayılı kanun m. 27/3 gereğince tahsili durdurulan vergilerden taksiti geçmiş olanlar ise, mahkeme kararına göre hesaplanan verginin ihbarname ile yükümlüye tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir (213 sayılı kanun m. 112/3).

Vergi mahkemesi (ayrıca vergi uyuşmazlıkları ile ilgili olarak bölge idare mahkemeleri ve Danıştay) tarafından verilen karar yükümlü lehine ise, 2577 sayılı kanun m. 28 gereğince bu kararın ilgili idarece uygulanması zorunludur;

İdarenin aksi davranışı tam yargı davasına neden olur. Vergi dairesi, 2577 sayılı kanun m. 28/1 gereğince en geç otuz gün içerisinde işlem tesis etmelidir.

2577 sayılı kanun m. 28 ile 213 sayılı kanun m. 112/4 birbiri ile çelişen hükümler içerir. Vergi mahkemesi, uyuşmazlık konusu verginin yükümlüden fazla veya yersiz olarak tahsil edildiğine ve iadesine karar verdiğinde, vergi dairesi söz konusu vergiyi 2577 sayılı kanun m. 28/1 gereğince en geç otuz gün içinde iade etmeli iken, 213 sayılı kanun m. 112/4’de bu süre üç ay olarak belirlenmiştir. Bu konuda hangi sürenin uygulanacağı bir sorun olarak görünse de, 2577 sayılı kanuna göre özel bir kanun niteliğinde olan 213 sayılı kanunun değinilen hükmüne riayet etmek gerekir.

2577 sayılı kanun m. 28/6’da tazminat ve vergi davalarında infazın gecikmesi nedeni ile kararın idareye tebliğinden itibaren yasal gecikme faizi hesaplanırken, 213 sayılı kanun m. 112/4’te yasal gecikme faizi yerine 6183 sayılı kanuna göre tecil faizi uygulanması öngörülmüş ve söz konusu tecil faizinin yukarıda değinilen üç aylık sürenin sonundan düzeltme fişinin yükümlüye tebliğ edildiği tarihe kadar hesaplanacağı hükme bağlanmıştır.