Yargıtay 11. Ceza Dairesi, Defter, kayıt ve belgeleri gizleme, sahte müstahsil makbuzu ve fatura düzenleme

Danıştay ve Yargıtay Kararları V.U.K. Md. 359 Vergi cezalarından Kurtulmak ve İdari Çıkış Yolları

Yargıtay 11. Ceza Dairesi        

2016/9132 E.  ,  2020/630 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ: Defter, kayıt ve belgeleri gizleme, sahte müstahsil makbuzu ve fatura düzenleme

HÜKÜM: Mahkumiyet

Sanık … hakkında “2007, 2008 ve 2009 takvim yıllarında sahte belge bastırıp kullanma” suçundan kamu davası açılmış olmasına rağmen bu suçtan herhangi bir hüküm kurulmadığı tespit edilmekle, zamanaşımı süresi içerisinde mahallinde hüküm kurulması mümkün görülmüştür.

1- Sanık … hakkında “defter, kayıt ve belgeleri gizleme” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz talebinin incelenmesi:

Yargılama sürecindeki işlemlerin hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ile delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışılarak değerlendirildiği, vicdanî kanının deliller ve dosyadaki bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, fiilin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, fiile uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlenip uygulandığı, kurulan hükümde bir aykırılık bulunmadığı anlaşılmış; sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olduğundan, hükmün ONANMASINA,

2- Sanık … hakkında “2007, 2008 ve 2009 takvim yıllarında sahte müstahsil makbuzu ve fatura düzenleme”, sanık … hakkında “2007, 2008 ve 2009 takvim yıllarında sahte müstahsil makbuzu düzenleme” sanıklar …, … ve … hakkında “2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte müstahsil makbuzu ve fatura düzenleme” suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık … müdafii, sanıklar …, …, …, …’ün temyiz taleplerinin incelenmesi:

Sanıkların suçlara konu olan müstahsil makbuzlarının ve faturaların gerçek bir ticari ilişkiye dayandığını, sahte müstahsil makbuzu ve fatura düzenlemediklerini savunmaları karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi bakımından; Tarım ve Orman Bakanlığı yetkilileri tarafından müstahsiller nezdinde yapılan incelemelere ilişkin raporların onaylı örneklerinin getirtilmesi, adlarına müstahsil makbuzu düzenlenen (her bir sanık yönünden kanaat oluşturacak sayıda) kişilerin CMK’nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla beyanlarına başvurulması ile sanıklara mal satıp satmadıkları, satmışlarsa satılan malın cinsi ve miktarı, bu malın üretimine ve satışına ilişkin ellerinde belge bulunup bulunmadığı sorulup varsa buna ilişkin belgelerinin dosya arasına alınması; faturaları kullandığı belirlenen (her bir sanık açısından kanaat oluşturacak sayıdaki) mükellefler hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediğinin ilgili vergi dairesinden sorularak, düzenlenmiş ise onaylı örneklerinin getirtilmesi, aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması, dava açılmış ise, dosyalarının getirtilerek incelenmesi ve bu davayla ilgili belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması; faturaları kullanan (her bir sanık yönünden kanaat oluşturacak sayıda) şirket yetkilileri veya kişilerin CMK’nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi; kendilerinden, sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak aldıklarının sorulması; dava konusu malların alındığını gösteren miktar kadar mal girişi olup olmadığı, buna dair sevk ve taşıma irsaliyelerinin bulunup bulunmadığı, yıllar içerisinde alındığı gözüken tüm malları saklama kapasitelerinin olup olmadığı, mal bedellerinin müstahsillere ödendiğine ilişkin ticari teamüle ve belgeleme zorunluluğuna uygun şekilde kasa mevcudu ve/veya banka hesaplarına uyumlu çıkış belgeleri olup olmadığı, müstahsillerin suçlara konu ürünleri yetiştirme kapasitelerinin olup olmadığının ilgili tarım ilçe müdürlüğünden sorularak araştırılması; faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi için; faturayı düzenleyenlere ait mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyelerinin, teslim ve tesellüm belgelerinin, bedelinin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun ve kanıtlama yeterliliği olan banka hesaplarının ve kasa mevcuduyla uyumlu geçerli belgeler ile faturaları kullananlara ait yeterli mal girişi veya üretimi olup olmadığına ilişkin belgelerin getirtilerek bilirkişi incelemesi yaptırılması, sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması,

Kabule göre de;

a- Sanık … hakkında “2009 takvim yılında sahte müstahsil makbuzu ve fatura düzenleme” suçundan kamu davası açıldığı halde, sanığın 2007, 2008 ve 2009 takvim yıllarında sahte müstahsil makbuzu ve fatura düzenleme suçunu işlediği kabul edilerek 2007 ve 2008 takvim yılları yönünden açılmayan davadan hüküm kurulması,

b- Sanıklar … hakkında VUK‘nin 359/b maddesi uyarınca temel cezanın “3 yıl 4 ay hapis cezası“ olarak belirlenmesinden sonra, 5237 sayılı TCK’nin 43/1. maddesi uyarınca 1/4 oranında artırım yapıldığında “3 yıl 14 ay”, TCK’nin 62/1. maddesi uyarınca 1/6 oranında ise indirim yapıldığında sonuç cezanın “3 yıl 5 ay 20 gün” hapis cezası olacağı gözetilmeden, hesap hatası yapılarak sonuç cezanın “3 yıl 7 ay 20 gün” olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini, sanık … yönünden ise; TCK’nin 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılırken, sonuç cezanın “3 yıl 1 ay 15 gün” yerine hesap hatası yapılarak “3 yıl 2 ay 15 gün” olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini,

c- Her takvim yılı içinde düzenlenen sahte belgelerin ayrı suçları oluşturması, ancak aynı takvim yılına ait birden fazla müstahsil makbuzu ve fatura düzenlenmesi halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde zincirleme tek suçtan hükümler kurulması, yasaya aykırı,

d- 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasının, 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii, sanıklar …, …, …, …’ün temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, ceza miktarı yönünden sanıklar …, …, … ve …’in kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 23.01.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir