Yargıtay 11. Ceza Dairesi Sahte Fatura Düzenlemekten Mahkumiyet Kararı Hakkında

Danıştay ve Yargıtay Kararları

2017/3649 E
2019/3163 K.

“İçtihat Metni”

 

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ: Sahte belge düzenlemek

HÜKÜM: Mahkumiyet

 

Katılan vekilinin temyizi vekalet ücreti verilmesine yönelik olup buna hasren, sanığın temyizinin ise esasa ilişkin olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında yetkilisi olduğu şirket hakkında yapılan incelemede, 2007 ve 2008 takvim yıllarında sahte fatura düzenlediği iddiası ile açılan davada; vergi suçu ve ekindeki raporların incelenmesinde; Ba- BS formlarından 2007 yılında 479 adet, 2008 yılında 11 adet sahte fatura düzenlediğinin tespit edildiği, 2008 yılı fatura tarihlerinin belli olmadığı, KDV’lerin çok yüksek matrahlı olduğu, işçisi ve emtiasının olmadığı, yapılan yoklamalarda adreslerinde olmadığı ve sahte fatura ticareti yapmak amacıyla kurulduğunun tespit edildiği, şirketin sanık tarafından 02.03.2007 tarihinde kurulduğu ve 10 yıllığına yetkili müdür olarak sanığın atandığı, … Noterliğinde 27.02.2007 tarihinde tescil talepnamesi imzaladığına dair belgenin dosya içerisinde mevcut olduğu; sanığın savunmasında ve suça konu şirket ile ilgisi olmadığını, kanser hastası olması nedeniyle sigortalı olabilmek için… Ve… İsimli kişilerin kendi adına şirket kurduklarını, sadece …’da noterde kuruluş aşamasında vekalet verdiğini, kendisini müdür olarak atadıklarını, ancak söz konusu şirketin hayali olduğu ve yüksek ciro yapacak şekilde bir faaliyetinin olmadığı, ismini verdiği kişilerin naylon fatura ticareti yapan kişiler olduğunu ve atılı suçları işlemediğini savunması karşısında; sanık hakkında adına kayıtlı başka şirketlerde de sahte fatura düzenlemek ve defter ve belge gizlemek iddiaları ile açılan ve Dairemizde temyiz incelemesinde bulunan 2016/6225 ve 2017/7692 esas sayılı dosyaları ve daha önce Yargıtay incelemesinden geçen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçlarından açılan davaları ile adli sicil kaydı birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında 2001 takvim yılından itibaren sahte fatura düzenlemek suçlarından davalar açıldığı, sanığın Türkiye’nin farklı illerinde kurulmuş birden fazla şirketin kurucusu ve temsilcisi olduğu, sanığın tüm dosyalarda genel olarak savunmalarında kendisine kanser hastası olduğu için sadece vekalet imzalattırdıklarını beyan ettiği; ancak somut olayda, 2007 yılında şirket kuruluşu için sadece…’da noterde belge imzaladığını beyan etmiş ise de adli sicil kaydında ve diğer dosyalarının incelenmesinde 2007 yılına kadar sahte fatura ticareti yapan şirketler kurduğu ve 2007 tarihinden önce sahte fatura düzenlemek eylemlerinden dolayı hakkında mahkumiyet kararları verilip bu kararların kesinleştiği, bu tarihlerden sonra da sanığın hala yeni şirket kuruluş işlemleri yaptığı, somut olayda sahte fatura ticareti yapan şirketin hayali bir şirket olduğunu bildiği anlaşılmakla, tebliğ namedeki bu hususa yönelik bozma düşüncesi ile 2008 yılında düzenlediği tespit edilen 11 adet sahte faturanın düzenlenme tarihleri belli olmadığından, 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun’un 276. maddesi ile değişik 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359/b maddesinin değişikliğinden sonra düzenlendiğinin sabit olmaması karşısında, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 4369 sayılı Kanun ile değişik 359/b-1. maddesindeki düzenleme uyarınca hüküm kurulmasında isabetsizlik görülmediğinden tebliğ namedeki bu hususa yönelik bozma düşüncesine de iştirak edilmemiştir.

5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık ve katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.

Ancak; Sanığın mahkumiyetine karar verildiği halde, kendisini vekil ile temsil ettiren katılan kurum lehine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmolunmaması, Yasaya aykırı, katılan kurum vekilinin temyiz talepleri bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına “katılanın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 1320 TL vekalet ücretinin sanıktan alınıp katılana verilmesine” ibaresinin yazılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.03.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

 

ÖNEMLİ NOT: Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz.
Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir.
Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.