Yargıtay, 11. Ceza Dairesi Şirket Vekilinin Sahte Fatura Kullanması Hakkında Karar

Danıştay ve Yargıtay Kararları V.U.K. Md. 359 Vergi cezalarından Kurtulmak ve İdari Çıkış Yolları

Yargıtay 11. Ceza Dairesi        

2018/297 E.  ,  2020/635 K.

Sanık ve müdafinin aşamalardaki savunmalarında, kayıtlarda ortak ve müdür olarak görünen sanığın şirket adına işlem yapabilmesi için … isimli kız kardeşine noterlikte düzenlenen vekaletname ile yetki verdiğini, şirketin faaliyeti ile fiilen (diğer ortak … …’ın eşi) … …’ın ilgilendiğini, şirketin faaliyeti ve suça konu faturaların kullanılması konusunda sanığın bilgisinin bulunmadığını beyan etmeleri karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; suça konu faturaları düzenleyen mükellefler hakkında düzenlenmiş vergi inceleme raporlarının ilgili vergi dairesinden getirtilmesi, aynı mükellefler hakkında dava açılmış ise, dosyalarının getirtilerek incelenmesi ve bu davayla ilgili belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması gerekir ve buna göre hüküm kurulmalıdır.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ: Sahte fatura kullanma

HÜKÜM: Mahkumiyet

1- 2008 takvim yılında sahte fatura kullanma suçundan açılan kamu davasında, suça konu faturaları düzenleyen mükellefler hakkında düzenlenmiş vergi inceleme raporlarının getirtilip incelenmediğinin anlaşılması; sanık ve müdafiinin aşamalardaki savunmalarında, kayıtlarda ortak ve müdür olarak görünen sanığın şirket adına işlem yapabilmesi için … isimli kız kardeşine noterlikte düzenlenen vekaletname ile yetki verdiğini, şirketin faaliyeti ile fiilen (diğer ortak … …’ın eşi) … …’ın ilgilendiğini, şirketin faaliyeti ve suça konu faturaların kullanılması konusunda sanığın bilgisinin bulunmadığını beyan etmeleri karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; suça konu faturaları düzenleyen mükellefler hakkında düzenlenmiş vergi inceleme raporlarının ilgili vergi dairesinden getirtilmesi, aynı mükellefler hakkında dava açılmış ise, dosyalarının getirtilerek incelenmesi ve bu davayla ilgili belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması; savunmada adları geçen … ve … … ile faturaları düzenleyen şirket yetkilileri, CMK’nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılıp, tanık sıfatıyla dinlenerek, sanığı tanıyıp tanımadıklarının, faturaların verilmesi/alınması konusunda sanığın bir iştirakinin bulunup bulunmadığının, sanığın müdürü olduğu şirketin faaliyeti ile kimin ilgilendiğinin, sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kime verdiklerinin sorulması; sanığın şirketin faaliyeti ile ilgili beyanname, işletmeye ait bir belge düzenleyip düzenlemediğinin araştırılması, 2008 takvim yılı ve sonraki dönemlerde vergi dairesi ve ilgili kurumlara sunulan tüm belge asılları getirtilip belgelerdeki imza ve yazıların sanığa ait olup olmadığı konusunda uzman bir kurum veya kuruluştan rapor alınması; gerektiğinde, faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi için, faturaları düzenleyen mükelleflere ait mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyelerinin, teslim ve tesellüm belgelerinin, bedelinin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun ve kanıtlama yeterliliği olan banka hesaplarının ve kasa mevcuduyla uyumlu geçerli belgelerin getirtilmesinden sonra, faturaları düzenleyen mükellefler ile kullanan mükellefin ticari defterleri ve belgeleri üzerinde karşılıklı bilirkişi incelemesi yaptırılması; sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması,

2- Kabule göre;

a) Hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olan ve kazanılmış hakka konu edilemeyen 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin 1. fıkrasındaki yazılı hak yoksunluklarına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

b) Suça konu faturaların KDV indiriminde kullanılması nedeniyle, en son tarihli faturaya göre “25.04.2008” olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında “26.04.2009” olarak yanlış gösterilmesi,

Yasaya aykırı, sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 23.01.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir