6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun’un 102 inci maddesi gereğince, kamu alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 (beş) yıl içinde tahsil edilmezse zaman aşımına uğrar.

Kamu alacağının takibi sürecinde (genel olarak) sözü edilen süreye, anılan Kanunun 103 üncü maddesinde düzenlenen zaman aşımının kesilmesi halleri ile 104 üncü maddesinde düzenlenen zaman aşımının işlememesi halleri etki etmektedir.İflas, ticaret mahkemesince hakkında tasfiye kararı verilen bir borçlunun (müflisin), haczedilebilen bütün mal varlığının cebri icra yolu ile paraya çevrilip, bu paradan bilinen bütün alacaklarının tatmin edilmesini sağlayan toplu bir tasfiye yöntemidir.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu gereğince iflasına hükmedilen borçlunun malları tasfiye edilmesine rağmen, alacaklıların alacaklarını elde edememesi halinde, elde edilemeyen alacak için aciz vesikası düzenlenmektedir.

Bununla birlikte, 2004 sayılı Kanunun 143 üncü maddesinin altıncı fıkrasında “Bu borç, borçluya karşı, aciz vesikasının düzenlenmesinden itibaren 20 (yirmi) yıl geçmesiyle zaman aşımına uğrar.” hükmü yer almaktadır.Bu hükme göre, iflasına karar verilen amme borçlusu hakkında 2004 sayılı Kanununun ilgili maddeleri uyarınca yapılan tasfiye sonucunda kamu alacağının tahsil edilemez ise, kendisinden takip edilen kamu alacakları aciz vesikasının düzenlendiği tarihten itibaren 20 (yirmi) yıl geçtikten sonra zaman aşımına uğrayacaktır.

Bu durum hem kamu borçlusu hem de kamu alacaklısı açısından tahsil zaman aşımı süresini etkileyen başka bir durumdur.

Dolayısıyla, iflas etmiş amme borçlularından aranılan kamu alacaklarının zaman aşımına uğrayıp uğramadıklarının tespitinde bu hususun da dikkate alınması çok önemlidir.