Adli Muhasebecilerin Özellikleri

Genel

Adli muhasebecilerin normal muhasebeciler veya denetçilerden farklı olarak birtakım özellikleri taşımaları ve bazı konularda yoğun bilgi sahibi olmaları gerekmektedir.  Bu özelliklerin başında bir dedektif gibi hareket etmek gelmektedir.                                                           

İyi bir adli muhasebeci aynı zamanda iyi bir özel soruşturmalar yapabilen dedektif olmalı, dikkatli inceleme ve araştırma zihniyeti taşımalıdır.  Zira adli muhasebeciler sayıların ön yüzünden ziyade arkasına bakabilen ve finansal raporların görünen değerlerini kabul etmeyen kişilerdir.

Genel olarak bir adli muhasebecinin taşıması gereken kişisel özellikler şunlardır;

  1. Meraklı olmak:

Bir adli muhasebeci mesleğiyle ilgili gelişmelere karşı ilgili ve meraklı olmalı, üzerine aldığı her olayda şüphelerini korumalı ve doğruluklarını araştırmalıdır. Her şeyi anlamak ve bilmek istemelidir. Konusu ile ilgili her şeye çok düşkün olan, sürekli onunla uğraşan olmalıdır.

Dirençli Olmak:

Adli muhasebeci, karşılaştığı olumsuzluklar karşısında hemen pes etmemeli, savunduğu durumu ispat etmede ısrarlı ve ısrarcı olmalıdır.                                                                                                      

“Yumuşak olan sertten daha güçlüdür, Su kayadan daha güçlüdür,  Sevgi şiddetten daha güçlüdür.”  Acaba neden yumuşak bir şeyin daha sert ve daha katı görünen bir şeyden daha güçlü veya daha çetin olduğunu düşünmüş olabiliriz? Bu sözü dikkatli bir şekilde analiz edersek insanın direncinden bahsettiğimiz sonucuna varabiliriz. Direnç ya da dayanıklılık, istenmeyen durumlara adapte olabilme ve onlarla başa çıkabilme konusunda hepimizin sahip olduğu bir kabiliyettir. Bu, psikolojide iyi bilinen fakat genel olarak insanlar tarafından daha az araştırılan ve çok az bilinen bir kavramdır.  Direnç, tüm canlıların çeşitli şekillerde sahip olduğu bir araçtır.  Zor zamanlarda başa çıkabilmemiz ve hayatta kalabilmemiz için bir anahtardır. “Duygusal ipimizin” gerilip incelse de asla kopmamasını sağlayan harika bir adaptasyondur. Ancak, görülüyor ki kötü durumlara direnip onlarla yüzleşmeyi daha kolay bulan insanlar da var.  Belki de aslında aynı zihince ve bedence ortaya konan çaba, emek gösteriyoruz ama tavırları farklı.  Direnç, bir probleme karşı tutumumuz gibi birçok faktörden etkilenen karmaşık bir mekanizmanın bir parçasıdır.  Belki de bundan dolayı, bazı insanlar hoş olmayan durumlarla daha farklı ya da daha kolay uğraşıyor gibi görünmektedir.

Çeşitli modern psikoloji çalışmalarının sonucunda, dirençli insanların aşağıdaki özelliklere sahip olduğu ortaya çıktığı görülmektedir.

1. Sorunlarının nedenlerini tespit edebilirler

Dirençli insanlar problemli durumların tekrar yaşanmasını önlemek adına gerekli stratejileri ortaya koyabilirler. Bu aynı zamanda, dışarıdan değil içimizden gelen bir çatışmadan tetiklenen bir öz analizi de kapsamaktadır.

2. Duygularını idare etmeyi bilirler

Dayanıklı insanlar düşüncelerini idare etme yetisine sahiptirler. Dirençli insanlar düşüncelerini kontrol ederler, böylece olumsuz düşüncelerden etkilenmezler.

3. Stresli anlarda sakin kalabilirler

Hepimiz hayatımız boyunca zorlu dönemlerden geçeriz, önemli olan bu sırada sakin kalmayı öğrenmektir Dirençli insanlar kargaşa durumlarında ve anlık kafa karışıklıkları sırasında odaklarını koruyabilir ve sakin kalabilirler.

4. Gerçekçidirler

İyimserlik hakkında bugüne dek çok fazla ve olumsuz tartışma yaşanmıştır. Bunun sonucunda pozitif olmanın, pek çok kişinin hayatında ve kaçınılmaz olan gerçekliklerin belli yanlarını reddetmek olduğu gibi evrensel bir görüş ortaya çıkmıştır.      

Gerçekçi olmak ama her zaman için en iyisini ummak, dirençli insanların iyimserlik özelliğinin en iyi tanımıdır.

5. Kendilerine güvenirler

Dirençli insanlar kendi değerlerine ve kabiliyetlerine güvenirler ve zorlukların üstesinden gelmek için gereken özgüvene sahiptirler.  Söylediğimiz şeyler günün sonunda kendi gerçekliğimizi şekillendiren şeylerdir.  Dolayısıyla bir engeli aşamayacağımızı düşünüyorsak, elbette onu aşamayız.

6. Empati kurarlar

Sorunlarını doğru şekilde irdeleme kapasitesine sahip olan insanlar başkalarının duygularını daha doğru bir biçimde okuyabilir, çevrelerinde olup bitenleri daha iyi anlayabilir ve buna uygun olarak hareket edebilirler.

7. Kendilerini motive edebilirler

Herkes eşit değildir.Bazı zorluklar bizi motive ederken diğerleri ise değişim için birer fırsattır. Dirençli insanlar hayatlarından memnun olmak için yeni yollar aramayı bilirler. Her zaman yüksek isteklendirmeye sahip olup hayatlarındaki olumlu şeyleri tespit edebilirler.

8. Neden diye değil nasıl diye sorarlar

Bir sorunla karşılaştığında kolaylıkla çöküş yaşama eğilimi olan insanların esas özelliklerinden biri de bu insanların suçluluk duygusu tarafından yönetilmeleridir.  Negatif olan durumun neden kendilerini üzdüğünü ve neden kendilerinin bunu yaşadığını sürekli olarak sorgularlar. Çelişki durumunu nasıl yönetebilecekleri veya bu durumdan nasıl kurtulabilecekleri üzerine çaba gösteren dayanıklı insanların aksine, neden sorusu üzerine yoğunlaşırlar.                                          

Dirençli insanların bu özelliklerini okuduktan sonra eğer hala onlardan biri olmadığınızı düşünüyorsanız, direncin tüm insanlarda hali hazırda var olduğunu fark etmeniz çok önemli.

Daha dayanıklı veya daha az dirençli insanlar arasındaki fark, insanların gerçekte nasıl olduğu ve bunu nasıl davranışa döktükleri ile derinden ilgilidir.

Bir şeylere eskisinden daha farklı bir bakış açısı ile bakmaya başlarsanız, sorunlarınız bir dram gibi görünmekten uzaklaşarak, bunun yerine duruma göre değişmek koşuluyla bazen hoşunuza dahi gidebilecek birer zorluk olmaya başlayacak.

Peki, çözüm ne? Direnç için değişme isteminiz çok önemlidir.                                                                                                 

Yaratıcılık:

Adli muhasebeci uyması gereken genel ilke ve standartlar yanında mümkün olduğunca yaratıcı olmalıdır.  Yaratıcı muhasebe; muhasebecilerin mesleki bilgi ve deneyimlerini, finansal bilgiyi kullananların beklentilerini tahmin etme ve karşılama notasında kullanmak ve bunu yaparken de muhasebe standartlarını kendi yargıları doğrultusunda yorumlayıp, bazı kuralları yok sayarak, finansal bilgiyi olduğundan farklı gösterme yöntemidir. Yaratıcı muhasebe; ‘’hesaplar (finansal tablolar) ‘’temizlendikten’’ sonra ‘’giydirilmelidirler’’.   Makyajları yapılabilir, görünüşleri iyileştirilebilir veya finansal bir yüz gerdirme yaptırabilirler. Amortisman yöntemiyle kas geliştirebilirler’’ şeklinde de yorumlanmaktadır. Yaratıcı muhasebe; finansal raporları hazırlayanların talepleri doğrultusunda, avantaj içeren kuralların seçilmesi veya bazı kuralların görmezden gelinmesi yoluyla finansal muhasebe bilgilerinin ve/veya finansal tabloların değişime tabi tutulmasıdır.   Yaratıcı muhasebe, muhasebe standartlarının uygulamada esnetilmesi, GKGMİ (Genel Kabul Görmüş Muhasebe İlkeleri)’nin amacı dışında kullanılması ile gerçekleştirilmektedir. Aslında SEC (Security Exchange Committee) ( Güvenlik ve değişim komisyonu ) dâhil finansal çevrelerin çoğu Genel Kabul Görmüş Muhasebe İlkelerinin yaratıcı muhasebeyi engellediğini ileri sürmektedir.    Bana göre yaratıcı muhasebenin tek sorumlusu Genel Kabul Görmüş Muhasebe İlkelerinin kendi doğasıdır.  Muhasebe politikaları seçme hakkı kullanılarak yapılan yaratıcı muhasebe uygulamaları, kullanıcının, ilke ve politikaları kendi üstünlük esnetmesi ve amacı dışında kullanması şeklinde ortaya çıkmaktadır.  Yaratıcı muhasebe, yasalara aykırı değildir. Yasaların ve standartların sınırları dâhilinde gerçekleştirilmekle birlikte bu iki kaynağın da ruhuna ve özüne aykırıdır. Yaratıcı muhasebe; finansal bilginin kurallara uygun olarak yansıtması gereken gerçek görüntüsünün, kurallardaki boşluklar kullanılarak olduğundan farklı gösterilmesidir.

Sezgi:

Adli muhasebeci her olayı hem genel olarak hem de ayrıntıları ile yerinde derinden incelemelidir. İyi bir işletme sezgisine sahip olmalı, muhakeme gücü sağlam olmalı, kararlarında net, analitik ve mantıklı bir düşünceyi hâkim kılmalıdır.

Güvenilirlik:

Bir adli muhasebeci, dikkatlice dinlemesini bilmeli, yazılı ve sözlü iletişimde başarılı olmalı, insan ilişkilerini sağlıklı bir biçimde kurabilmelidir.

Bağımsızlık:

Adli muhasebe soruşturması, işletme içinden ya da hukuki yollar aracılığıyla işletme dışından gelen sebeplerle yapılsın, adli muhasebeciler soruşturma yaptıkları faaliyet alanından bağımsız olmalıdırlar.

Mesleki Yeterlilik ve Tam Sorumluluk:

Adli muhasebeciler, sürekli devam eden bir mesleki eğitimle teknik yeterliliklerini artırmalıdırlar.

Objektiflik ve Güvenilirlik:

Adli muhasebeciler, meslekleri gereği kendilerine güven duyulması gereken açık sözlü, objektif, tarafsız, dürüst ve adil uzmanlardır.   Böyle olmak zorunluluğu vardır.  Bu mesleğe olan ayırıcı ve belirleyici karakter özellikleri taşımanın yanında, adli muhasebecilerin bilgi sahibi olması gereken alanlar şunlardır;

 –Mükemmele yakın bir muhasebe bilgisi

 – Hesaplar arasında nedensellik bağını çok iyi kurabilmeli ve bunu yorumlayabilmeli,                                                                                                                           

–  Denetim konuları,                                                                                                                                                         

 –  İstatistik yapabilme ve okuyabilmek,                                                                                                                                      

–  Bilgisayar uygulamaları bilmek ve kullanabilmek,                                                                                                                                             

–  Çok iyi bir hukuk bilgisi                                                                                                                                                             

 –  Psikoloji bilgisi,                                                                                                                                                                 

 –  Nöroloji bilgisi, ( Sinir sistemini inceleyen ve tedavisi ile uğraşan tıp dalı, sinir bilimi )                                                                           

– Konularına hâkim Sosyoloji bilgisi, sosyolojik bakış açısına vakıf olmak,  (Toplumbilim), insan topluluklarının yaşayışını, bu yaşayışı yöneten kanunları inceleyen bilimdir. Sosyoloji sözü, Latince «socius (arkadaş)» sözünden gelir.                                                              

Topluluğun davranışlarım inceleyebilmek için topluluğun ne demek olduğunu, bu topluluğu meydana getiren şartları bilmek gerekir. Bundan dolayı da çalışma alanı çok geniştir. Bu alanlardan hemen hepsi ayrı ayrı bilimlerin konusu içine girer. Sosyolojinin bu bilimlerle olan ilgisini kesin olarak açıklamak çok güçtür. Sosyoloji, insanların anlaşması, toplumu meydana getirmesi konusundaki davranışlarını anlamak için psikolojiden büyük ölçüde yararlanır. Geçmiş toplumların davranışlarım, kuruluşlarını, sonlarını bilme yönünden de tarihe başvurmak zorundadır.  Tarih öncesi çağlarda yaşamış toplulukların durumuyla ilgili bilgileri de arkeolojiden alır. Beşeri coğrafyanın, din biliminin de sosyoloji çalışmalarında önemli yeri vardır. Günümüzün sosyolojisi sadece toplumu incelemekle kalmaz. Toplumun birçok sorunlarını çözümleme yollarını da arar. Bu sorunların başında bilgisizlik, yoksulluk, işsizlik, savaş, çeşitli suçlar ve buna benzer nedenler gelir. Sosyoloji, 19. yüzyılda yaşayan Fransız filozofu Auguste Comte (1798 – 1857) tarafından kuruldu.  Sosyoloji insan toplumlarını bilimsel, sistematik ve eleştirel olarak inceleyen sosyal bir bilimdir.Bu sosyolojinin en genel düzeyde tanımlanmasıdır.

Sosyolojik bakış açısı nedir?

Sosyolojik bakış açısı sosyolojini toplumsal olaylara nasıl yaklaştığını, nasıl incelendiğini, sosyolojinin olayları incelemesini diğer sosyal bilimlerden nasıl farklı olduğuyla ilgilidir. Daha öncede ifade edildiği gibi sosyoloji toplumsal bağlam içerisinde sosyal davranışı mercek altına alıp sonuca ulaşarak inceler. Sosyal davranış bireylerin bir anlam ifade eden ve diğer insanlarla ilişkili davranışlarıdır. Sosyal davranış sosyal ilişki ve etkileşim sonucu oluşur. Sosyoloji sosyal davranışı açıklamak için kendine özgü bir bakış açısı geliştirmiştir. Bu bakış açısı belli temel öncüllere dayalıdır.                                                                                        

Bunları şöyle ifade edebiliriz:

1. İnsanlar sosyal varlıklardır.
2. Sosyal davranış öğrenilir.
3. Toplum insanların ait olduğu en geniş gruptur.
4. İnsanlar tek boyutlu değildir. Bu nedenle sosyal davranışta çok boyutludur.
5. Birey davranışlarındaki ilişki toplamı açısından incelenir.                                                          

Türkiye’de sosyolojinin kurucusu Ziya Gökalp’dir. 

–  Araştırma teknikleri                                                                                                                          –  Suç bilimi

–  İşletme yönetimi                                                                                                                   Bütün bu sıralanan bilgi seviyesine ulaşabilmesi için;                                                                                                                                   – Uygun disiplinlerde sürekli eğitimi içeren iyi bir eğitim ve öğretim geçmişine,                                             

– Kamu ve özel sektörde kazanılmış işletmecilik, muhasebe ve denetleme tecrübesine,                                 

– İyi bir sözlü ve yazılı iletişim becerisine,                                                                                                        

– Gelişmiş sosyal becerilere ve gerektiğinde takım ruhu bilinciyle çalışabilme yeteneğine sahip olması mutlaka gerekmektedir.  

Kuşkucu olmak;

Bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirememekten doğan kararsızlık, kuruntu, işkillenme durumudur. Başkalarının iyi niyet ve amaçlarını kötüye yorarak işkillenme duygusudur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir