Adli Muhasebecilik Mesleğinin Türkiye’deki Gelişme Potansiyeli

Genel

Türkiye’de henüz çok yeni olan adli muhasebecilik mesleği, özellikle yapılan tüm uluslararası düzenlemelere rağmen hile ve yolsuzlukların önüne geçilememesi nedeniyle gerek muhasebe uygulamacılarının gerekse akademisyenlerin ilgi odağı haline gelmiştir.

Ancak ülkemizde başta adli muhasebe eğitimi olmak üzere mesleğin uygulanması için gerekli alt yapının yetersiz olması ve meslekle ilgili herhangi bir düzenlemenin henüz yapılmamış olması nedeniyle meslek tam olarak uygulanmaya başlanamamıştır.

Bu açıdan ülkemizde adli muhasebecilik mesleğinin mevcut durumu ve adli muhasebecilik mesleğine duyulan ihtiyaç göz önünde bulundurularak hazırlanan bu çalışmada denetim mesleğinin ülkemizdeki uygulayıcıları olan SPBDYK’nın ve YMM şirketlerinin görüşleriyle adli muhasebecilik mesleğinin ülkemizdeki gelişimine yönelik öneriler getirilmiştir.

Çalışmada bağımsız denetçilerin bağımsız denetçilerin YMM’lere göre adli muhasebecilik mesleği ile ilgili daha fazla bilgi sahibi oldukları tespit edilmiştir.

Bununla birlikte YMM’lerin büyük bir çoğunluğu bilgi eksikliklerine rağmen, bağımsız denetçilere paralel bir şekilde ülkemizde bu mesleğe ihtiyaç duyulduğunu düşünmektedirler.

Yapılın anket sonuçlarına göre her iki meslek grubunun da adli muhasebe hizmetlerine en çok ihtiyaç duydukları konular ise hile ve yolsuzlukların tespit edilmesi ve engellenmesi olarak belirlenmiştir.

Ülkemizde denetim uygulamalarının yetersizliği düşünüldüğünde bu sonuca ulaşılması olağan karşılanabilmektedir.

Her iki grubun da adli muhasebe hizmetlere ihtiyaç duydukları bir diğer konu bilgisayar destekli incelemelerdir.

Bu durum ülkemizde bilgisayar kullanımının henüz çok ileri düzeyde olmamasından kaynaklanmaktadır.

Ülkemizde adli muhasebecilik mesleğine duyulan ihtiyaca karşın mesleğin mevcut durumunun yetersiz olması ülkemizde mesleğin geliştirilmesinin gerekliliğini göstermektedir.

Adli muhasebecilik mesleğinin ülkemizdeki gelişimine yönelik olarak getirilen öneriler aşağıdaki gibi sıralanabilmektedir:

• Adli muhasebe eğitimin sadece seminer veya sertifika programları ile verilmesinin yeterli olmaması nedeniyle adli muhasebecilik mesleğine yönelik lisans ve yüksek lisans programlarının oluşturulması mesleğin gelişimi için önemli bir yere sahiptir.

Adli muhasebe eğitiminde köklü bir gelişim sağlanmadan meslek gerçek anlamda oluşamayacaktır.

• Adli muhasebecilik mesleğinin teorik eğitimin yanı sıra pratikte de sağlanması gerekmektedir. Bu nedenle mesleğin ön koşulu olarak adli muhasebe alanında staj zorunluluğu bulunması gerekmektedir. Ancak ülkemizde henüz adli muhasebe hizmetinin verilmediği düşünüldüğünde bir bağımsız denetim firmasında en az iki yıl staj zorunluluğunun yanı sıra kriminal polis laboratuvarlarında ve hukuk bürolarında da en az bir yıl staj zorunluluğunun bulunması gerekmektedir.

• Adli muhasebecilik mesleğinin ülkemizde geçerliliğe sahip olması açısından yapılması gereken ilk eylem ise adli muhasebecilik mesleğinin 3568 no’lu meslek yasası ile düzenlenmesi olmalıdır. Bu düzenleme adli muhasebenin ülkemizde bir meslek haline dönüşmesi ve uygulamada kabul görmesi açısında da önem taşımaktadır.

• Mesleğin uygulamaya geçirilmesi açısından önem arz eden bir diğer görüş adli muhasebecilik mesleğinin uzman tanıklık ve dava desteği hizmetlerinin etkinliği için Hukuk

Muhakemeleri Kanununa yeni düzenlemeler getirilmesidir. Çünkü kanunlarda yer almadığı sürece adli muhasebecilik mesleğinin kapsadığı hiçbir faaliyet geçerli sayılmayacaktır.

• Adli muhasebecilik mesleğinin uygulamada resmiyete sahip olması için adli muhasebe uzmanı unvanının mevcut uygulamada olduğu gibi bir sertifika programı sonucu verilmesi yerine sadece TÜRMOB tarafından verilen resmi bir belge ile kazanılması gerekmektedir.

Ancak resmi bir belge ile piyasada kabul görecek olan adli muhasebecilik mesleği belirli kriterlere sahip olmayı gerektirdiği için mesleğe yönelik yeterlilik belgesi de belirli koşulları sağladıktan sonra verilmelidir.

Eğitim ve staj yapılması diğer muhasebe mesleklerinde olduğu gibi ilk koşuldur ancak alınan eğitimlerin yeterliliğinin de bir sınavla ölçülmesi gerekmektedir.

Bu açıdan SMMM ve YMM sınavlarında olduğu gibi bu mesleğe giriş için de Maliye Bakanlığının gözetiminde bir sınav yapılması gerekmektedir.

• Adli muhasebecilik mesleği için gerekli bir diğer nitelik ise deneyim sahibi olmaktır. Çünkü hiçbir teorik bilgi uygulamanın önüne geçememektedir. Bu açıdan adli muhasebecilik mesleğini yapabilmek için en az 10 yıl denetim mesleğinde deneyim şartı getirilmelidir.

Sonuç olarak adli muhasebenin gelişimine yönelik ülkemizde gerçekleştirilen uygulamalar çok yetersiz olup köklü bir mesleğin yerleşmesi ne yazık ki bireysel çabalarla mümkün olamamaktadır.

Gerekli koşullar sağlanmadan mevcut meslek mensuplarının sadece birkaç aylık eğitimlerle adli muhasebe uzmanı belgesine sahip olmaları mesleğin amacından uzaklaşmasına neden olacaktır.

Bu açıdan mesleğin ülkemizde gerçek anlamda uygulanabilmesi için başta eğitim olanaklarının sağlanması ve yasal düzenlemelerle mesleğin tüm ilkelerinin somutlaştırılması olmak üzere kapsamlı bir alt yapı hazırlığının tamamlanması gerekmektedir.

Ancak bu şekilde adli muhasebecilik mesleğinin etkin bir şekilde gelişimi sağlanacak ve ülkemizde muhasebe mesleği daha saygın bir yere gelebilecektir.

KİTABIN  SONUNA EKLEMEK MÜMKÜN

Sonuç                                                                                                                                

2000’li yıllardan sonra yoğunlaşan şirket skandalları muhasebe ve denetim mesleğini zor durumda bırakmış ve daha ötesinde sorgulanır bir konuma getirmiştir. Özellikle giderek yoğunlaşan hileli mali raporlamalar, kişisel çalışan hileleri ve yolsuzluklar, toplumun her kademesinde büyük zararlar vermiş ve vermeyi de sürdürmektedir. Yapılan araştırmalar, klasik denetim çalışmaları ile hilelerin ve yolsuzlukların önüne geçilmesinin çok zor olduğunu ortaya koymuştur. Tüm bu gelişmeler, işletmelerde yaşanan hile ve yolsuzlukları önlemede, ortaya çıkarmada, araştırmada ve mahkeme sürecini yürütmede özel eğitim almış insanlara gerek duyulduğunu kanıtlamıştır. İşte bağımsız denetçilik, muhasebe, iç denetim, bilirkişilik gibi kavram ve mesleklerin tartışıldığı ülkemizde bu uygulamaların tam ortasında hukuk ve muhasebenin kesiştiği yeni bir çalışma alanı olarak “adli muhasebe” ortaya çıkmıştır. Adli muhasebeci olarak söz edilen muhasebe meslek mensupları, denetleme ve inceleme yeteneklerini kullanarak, herhangi bir konudaki soruşturmanın yürütülmesine ve sonuçlanmasına destek olurlar. Bu destek, dava konusu oluşmadan hile denetçiliği şeklinde yolsuzlukların ortaya çıkarılması aşamasında olabileceği gibi, mahkemeye intikal etmiş davalarda avukatlara yardımcı olacak analizler yapmak veya uzman şahit olarak görüşünü bildirmek şeklinde de olabilmektedir. Geniş bir kapsama sahip olan adli muhasebe konusu muhasebe, finansman, araştırma-geliştirme, hukuk disiplinlerini içine alan ortak bir alanı oluşturmaktadır. Ülkemizde bu konuda sadece sertifika programlarının uygulanıyor olması ve birkaç üniversitede denetim dersleri kapsamında adli muhasebeden bahsediliyor olması, adli muhasebenin tam anlamıyla anlaşılmamasına ve öneminin yeteri kadar ortaya çıkmamasına neden olmaktadır. Bu nedenle yasal olarak adli muhasebecilik ile ilgili mevzuat desteğinin sağlanmasının yanında, adli muhasebecilik ile ilgili sertifika programları yerine resmi kurumlar eliyle eğitimler verilmeli, mesleki kuruluşlar oluşturularak adli muhasebecilik mesleği yetkilendirme belge/ruhsatlarının verilmesi gerekmektedir. Ayrıca, adli muhasebecilik konusunda üniversiteler ve meslek odalarına da görevler düşmektedir. Bahçeşehir Üniversitesi ve İstanbul Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası tarafından verilen eğitimlere benzer şekilde diğer üniversitelerde ve meslek odalarında da eğitimler verilmesi ile adli muhasebecilik mesleğinin Türkiye’deki gelişimi hız kazanacaktır. Sonuç olarak; yapılacak bu girişimlerle birlikte, muhasebecilik mesleğinin hali hazırda uzmanlık alanları olan, Yeminli Mali Müşavirlik ile Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik meslekleri yanında, Adli Muhasebecilik mesleği de yerini alarak, hukuk ile muhasebenin kesiştiği noktada meslek alanı olarak kendine yer edinmiş olacaktır.

Ülkemizde yeni tanınan ancak Amerika, Kanada ve Avrupa Birliği ülkelerinin çoğunluğunda uygulanan adli muhasebe kavramının ve adli müşavirlik mesleğinin bilirkişilik müessesinden kaynaklanan sorunlara bir dereceye kadar çözüm bulabileceği ve yargılama süreçlerini hızlandıracağı düşünülmektedir. Konuyla ilgili bilimsel çalışmaların makale, kitap gibi yayınların artması beklenmektedir.

YARARLANILAN KAYNAKLAR;

Selçuk Gülten, Ankara Barosu Dergisi • Yıl:68 • Sayı: 2010/3                                                            

Ankara Barosu Dergisi • Yıl:68 • Sayı: 2010/3                                                                                      

Selçuk GÜLTEN • Adli Muhasebe Kavramı ve Adli Müşavirlik Mesleği psikolojik.gen.tr  ( İnternet sitesi 23 / 06 / 2018 saat 10.54 ) http://otteg.blogspot.com/2012/12/suphe.html   

Feyza CEYHAN ÇOŞTU ( internet sitesi 23 / 06 / 2018 Saat, 11.06 ) Kaynak: http://dusundurensozler.blogspot.com/2008/06/kavram-zerine.html  ( internet sitesi 25 / 06 /2018 saat, 09,41 )                                                                                          

MARMARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ HUKUK ARAŞTIRMALARI DERGİSİ C. 20 S. 3 Y. 2014 TÜRK CEZA YARGILAMASI HUKUKUNDA KORUMA TEDBİRLERİ BAKIMINDAN ESAS ALINAN ŞÜPHE KAVRAMININ İNCELENMESİ Dr. İlyas ŞAHİN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir