Adli Müşavirlik Mesleği

Genel

Adli muhasebe bilim dalını, profesyonel olarak, gelir elde etmek amacıyla uygulayan gerekli ve yeterli donanımlara sahip şekilde icra eden kişilere Adli Müşavir denilir. Bu tip bir serbest meslek faaliyetinin tanımı 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65’nci maddesinde “Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” şeklinde açıklanmıştır.   Esas olarak bir meslek olarak tanımlayabilmek için üç temel şart bulunmaktadır.

Bunlardan birincisi belirli bir eğitim ve öğretim sürecinden geçilerek mesleğe girilmesi gerekir. İkincisi ise mesleğin belirli etik kurallarının, ilke ve standartlarının, sertifikasyon ve belgelendirme sürecinin olması gerekir. Üçüncüsü ise mesleğin ilgili ülkede hukuksal dayanağını oluşturan bir kanunun, yönetmeliklerinin ve benzeri mevzuat unsurlarının olması gerekir. Bu üç unsurun bir arada bulunmadığı durumlarda bir meslekten söz edebilmekte mümkün olmamaktadır. Adli müşavirlik mesleği bu açıdan ele alındığında dünya uygulamalarının tamamında en az lisans düzeyinde belirli alanlarda bir eğitim alınması şartının bulunduğu görülmektedir. Yani adli müşavirlik mesleği birinci kıstasları sağlamaktadır. İkinci kıstas açısından incelendiğinde dünya uygulamalarında adli müşavirlik mesleğinin belli etik kurallarının, uygulama ilke ve standartlarının olduğu ve yine özel bir yetki belgesi ile mesleğe girebilmenin mümkün olduğu görülmektedir.                                                                           

Üçüncü ve son kıstas değerlendirildiğinde ise dünya uygulamalarında, her ülkenin kendi mevzuat sistemine uygun bir yasal dayanağının olduğu gözlemlenmektedir. Türkiye açısından Adli Müşavirlik mesleğinin belgelendirme ve sertifikasyonunun olmadığı ve ülkemizde mesleğin henüz özel bir kanunun bulunmadığı hemen söylenebilir.                                 

Ancak ülkemizde çok tanınmayan bir mesleğin hemen tüm kıstaslarının oluşmasını beklemekte çok gerçekçi bir yaklaşım olmayacaktır.                                                                                  

Adli müşavirlik mesleğini anlatan bilimsel çalışmaların artması, mesleğe ilgi duyan kişi sayısının da ciddi bir boyuta ulaşması ile gerekli alt yapının ortaya çıkması da kaçınılmaz olacaktır.                                                                                                                                                      

Adli Müşavirleri adli muhasebe bilim dalını icra eden kişiler olarak tanımladığımızda sanki başka bir işle uğraşamazlar gibi bir anlamda çıkmaktadır.                                                                          

Adli müşavirlerin adli muhasebe kapsamında dava desteği, bilirkişi tanıklığı ve hile, yolsuzluk ve suiistimal denetçiliği faaliyetlerinin yanı sıra yapmasının meslekle bağdaştığı işler de vardır.                                                                                                                                                          

Aşağıda belirtilen işler meslekle bağdaşan işlerden olup yapılmasında bir sakınca yoktur.           

A ) Hayri ve ilmi kuruluşların yönetim kurulu üyeliği görevlerinde bulunmak, ancak bu kuruluşlara ilgili mesleki görüş bildiremez, bilirkişi tanıklığı yapamazlar.                                                    

B ) Limited ve anonim şirketlerde ortak, komandit şirketlerde komanditler ortak olmak veya murakıplık yapmak, ancak bu şirketlerle ilgili mesleki görüş bildiremez, bilirkişi tanıklığı yapamazlar.                                                                                                                               

C ) Meslek mensuplarının, üyesi oldukları ve kurumlar vergisinden muaf olan yapı, kalkınma ve tüketim kooperatifleri ve yardım sandıklarının yönetim ve denetim kurulları üyelikleri görevlerinde bulunmak, ancak bu kooperatif veya sandıklarla ilgili mesleki görüş bildiremez, bilirkişi tanıklığı yapamazlar.

D ) Kadrolu olarak çalışmamak şartıyla öğretim ve eğitim amacı ile ders vermek,                                            

E ) Devamlılık arz etmemek kaydı ile gazete ve dergilerde yazı ve makale yazmak,                                      

F ) Seminer ve konferanslara konuşmacı olarak katılmak.                                                                                                       

Adli Müşavirlerin meslekle bağdaşan işlerini incelediğimizde genel olarak yapılmasında kamu yararı bulunan alanları kapsadığı görülmektedir.                                                                                                                  

Adli müşavirlerin bir kamu hizmeti veriyor olmaları nedeniyle yaptıkları faaliyetlerinde mesleğin gerektirdiği dürüstlük, tarafsızlık, bağımsızlık gibi değerlerini zedelemeyecek biçimde çalışması gerekir.                                                                                                                                        

Adli müşavirlik mesleğini ifa edenlerde bulunması gereken birinci özelliğin şüphecilik olduğu da kesinlikle ileri sürülür.                                                                                                                                  

Bir adli müşavirin aynı bir dedektif gibi mali olayların gerçek boyutunu ortaya çıkarması gerekmektedir.                                                                                                                                                                          

Sayıların, belgelerin görünüşteki ifade ettiklerinin arkasında olayın başka bir gerçek yüzünün olabileceği de düşünülmelidir.                  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir