Ülkemizde Çıkarılan Vergi Aflarının Gerekliliği

Genel

– Vergi Affı Yanlısı Görüşler;

– Siyasi ve Ekonomik Bunalım Sonrasında Affın Gerekliliği;

Af, değişme süreci içinde bulunan toplumda, toplumun yeni koşullarının gerisinde kalmış bulunan kanunların doğurduğu sosyal ve politik yaraları kapatmaya dönük bir girişim olarak değerlendirilmektedir. Siyasi bunalımlar gibi ekonomik ve mali bunalımlardan sonra da af gerekli olabilmektedir. Çünkü ekonomik ve mali bunalım dönemlerinde olağan dönemler için hazırlanmış yasalarla değil, içinde bulunulan duruma uygun kanunlarla bunalım dönemi atlatılabilir. Bunalım dönemlerinde vergi affına gidilmesi kaçınılmaz olarak yol açılmış adaletsizlikleri ve hataları bir ölçüde gidermek suretiyle toplumsal barışa katkı sağlayabilir. Ekonomik ve mali kriz dönemlerinde çıkarılacak vergi aflarıyla bir yandan mükellefler rahatlarken diğer yandan da devlet hazinesine gelir sağlanmış olacaktır. Bu görüşü savunanlara göre devrimlerin, iç karışıklıkların, ekonomik ve sosyal bunalımların yaşandığı ülkelerde vergi afları ortaya çıkan gergin ortamın yatıştırılmasında kullanılabilir. Siyasi ve ekonomik bunalım dönemlerinden sonra bir yandan sosyal çöküntünün azaltılması bir yandan ekonominin tekrar iyileşme yönünde harekete geçirilmesi gerekmektedir. Bu dönemlerde vergi afları uygun ortamın hazırlanmasında bir araç görevi görebilmektedir. Olağanüstü dönemlerden sonra vergi alanında affa gidilmesi, geçmişte uygulamaya konmuş anti demokratik ve halk karşıtı birtakım kanun ve uygulamalarla yol açılan adaletsizliğin ve hataların bir ölçüde telafi edilmesine, toplumsal barışın sağlanarak geleceğe tutarlı ve güvenilir bir şekilde bakılmasına katkıda bulunabilecektir.

– Vergi Mevzuatlarının Anlaşılmaz ve Karışık Olması;  

Vergi kanunları ve mevzuatının karmaşık olması ve vergi kanunlarında yapılan sık değişiklikler kanunların anlaşıla bilirliğini ve uygulanabilirliğini zorlaştırmaktadır. Ülkemizdeki vergi mevzuatının karmaşık ve hızlı değişkenliğe sahip olması, eğitim düzeyi düşük olan mükelleflerin teknik bilgi ve uzmanlık gerektiren vergi kanunlarını yorumlayamamasına neden olabilmektedir. Hukuki metinlerin yeterince açık ve anlaşılır olmaması, bunların uygulanması sırasında idare ile mükellef arasındaki yorum farklılıkları ortaya çıkarabilmektedir. Belirtilen bu hususlar sonucunda, vergi ödevlerini zamanında ve tam olarak yerine getiremeyen mükellefler üzerindeki haksızlıkların ortadan kaldırılması amacıyla vergi affına başvurulabilmektedir.

– Vergi Suçlarının Daha Az Tehlike Oluşturması Görüşü;

Vergi suçu, vergi mükellefi veya vergilendirme işlerinde görevliler tarafından vergi kanunlarında gösterilen maddi veya biçimsel yükümlülüklere ve mecburiyetlere aykırı olarak işlenen, devleti vergi kaybına uğratan ya da kamu düzenini bozan kanuni tarife uygun ve cezayı gerektiren fiiller olarak tanımlanabilir. Ceza Hukuku bakımından suçun çeşitli açılardan (hukuki, sosyolojik, kriminolojik) tanımları yapılmıştır. Yapılan bütün tanımlarda ortak nokta, toplumun üstün saydığı beşeri bir kurala herhangi bir şekilde aykırı davranılması ve eylemde bulunulmasıdır. Bir eylemin suç sayılabilmesi için eylem sahibinin kusurlu iradesinin ürünü olması, kanunda yazılı şekle uygun olması ve bir yaptırımın uygulanması sonucunu doğurması gereklidir. Vergi suçlarına ilişkin olarak uygulanması gerekli yaptırımın niteliği konusunda da çeşitli görüşler ve tartışmalar söz konusudur. Bazılarına göre vergi suçlarının önlenebilmesi için hukuk sisteminde hürriyeti bağlayıcı cezalara yer verilmesi gereklidir, diğer görüş ise mali nitelikteki yaptırımların yeterli olduğu şeklindedir. Bu görüşü savunanlara göre toplum düzeni açısından daha büyük tehlike arz eden suçlar bile affedilirken vergi suçlarının af kapsamı dışında bırakılması sosyolojik ve ceza siyaseti açısından adil bir düzenleme sayılmayacaktır. Bu görüşü savunanlar özellikle afların sıradan hale geldiği ülkelerde çok daha ağır suçların bile aftan yararlandırılmasına karşılık vergi suçu işleyenlerin aftan yararlandırılmamasının, adalet ve eşitlik ilkeleri açısından doğru olmayacağını ve bu nedenle vergi suçlarının da af kapsamına dâhil edilmesinin kamu yararı açısından bir zorunluluk olduğunu savunmuşlardır.

– Vergi Affının Vergi Denetimlerinin Yol Açtığı Olumsuzlukları Gidermek ve Vergi Kaçağını Azaltmak Amacıyla Olan Gerekliliği;

Vergi mükelleflerinin vergilendirilecek matrahlarını kendileri hesaplayarak beyan etmeleri, vergi idaresinin güçlü ve etkin olması zorunluluğunu gündeme getirmektedir. Çünkü gelir idaresinin vergi toplayabilmesi için mükellef olduğunu gizleyenleri belirlemesi, mükellef beyanlarının doğruluğunu denetlemesi gerekmektedir. Vergi sisteminin bünyesinde yer alan ve oto kontrol yöntemleri olarak nitelendirilen düzenlemeler vergi güvenliğini sağlamada her zaman için yeterli olmamaktadır. Bu nedenle yükümlülerce beyan edilen matrah ve bilgilerin doğruluğunu denetlemek amacıyla vergi idaresi, mükelleflerin vergi kanunları karşısındaki gerçek durumlarını ortaya çıkarmak için hesap ve işlemlerini zaman zaman inceleme gereği duymaktadır. Çünkü vergi denetimi olmadan, sadece yükümlülerin beyanlarına dayanılarak yapılan vergileme ile eşitlik ve adaletin sağlanması mümkün değildir. Düşük orandaki vergi incelemeleri mükellefler arasında farklılıklar yaratmaktadır. Bu nedenle vergi cezalarının affı ile vergi aslının ödenmesi ve tahsilatın artırılmasının yanı sıra inceleme eksikliği nedeniyle mükellefler arasında ortaya çıkan farklılıkları da gidermesi açısından vergi affı gereklidir. Gerek denetim elemanlarının yetersizliği gerekse vergi denetiminin çok sınırlı olması, özellikle beyana dayalı vergilerde denetim gören ve görmeyen mükellefler arasında farklı standartların uygulanmasına ve adaletsizliğe neden olabilecektir. Bu sebeple; etkin bir vergi yönetiminin kurulması ve vergi ahlakı ve bilincinin yerleşmesine kadar mükellefler arasındaki denetim eksikliğinden doğan farkların giderilmesi amacıyla vergi aflarının çıkarılması uygun olacaktır.

– Vergi Afları sebebiyle Vergi idaresinin ve Vergi Yargısının iş Yükünün Hafifletilmesi;

Bu görüşü savunanlara göre ülkemizde vergi idaresi ile idari yargı çok büyük bir iş yüküne sahiptir. Vergi affı ile bu iş yükü azaltılmakta, vergi idaresi ve idari yargı birikmiş işlerin ağırlığından kurtularak rahat ve etkin bir çalışma ortamına kavuşmaktadır. Vergi idaresi ve yargısının görevlerini tam olarak yerine getirememesi vergi sisteminde boşluğa neden olabilecek ve kişilerin vergi kaçırmaya yönelik cesaretleri artabilecektir. Bu durum da vergi gelirlerinin azalması sonucunu doğurabilecektir. Ülkemizde vergi yükümlülerinin sayısının sürekli artması vergi örgütünün iş yükünün artmasına yol açmakta, buna karşılık vergi dairelerinde bu artışa paralel olarak bir gelişme gözlenmemektedir. Vergi dairelerinin gerek niceliksel gerekse niteliksel yönden yetersiz olmaları iş yükünün zamanla birikip yığılmasına ve altından kalkılamaz duruma gelmesine neden olmaktadır. Öte yandan vergi yargı sisteminin işleyişinin ağırlığı ve yeterli çalışma düzeyine sahip olmaması nedeniyle uyuşmazlık dosyaları bir hayli artmış, vergi yargı sistemi işleyemez hale gelmiştir. İşleyemez bir hal alan yargı sisteminin işlerliğinin sağlanması için af, vergi hukukunda affı savunanlar tarafından çözüm yolu olarak düşünülmüştür.

– Süratli Bir Gelir Kaynağı Olması Nedeniyle Affın Gerekliliği;

Kamu harcamaları sürekli olarak artarken kamu gelirleri yeterince artırılamamaktadır. Bu nedenle kamu harcamaları ile kamu gelirleri arasındaki fark her geçen gün artmaktadır. Böyle bir durumda af, kamu harcamalarının kısılması, vergilerin artırılması seçeneklerinin yanında bir alternatif olabilmektedir. Hükumetler acil gelir ihtiyaçları için affa başvurabilmekte ve vergi aflarını mali programlarının birer parçası haline getirebilmektedirler. Bunun yanında vergi sisteminin içinde bulunduğu durum nedeniyle gerekli tahsilat yapılamamakta, denetim eksikliği ise kaçakçılık yapanların yakalanamamasına neden olabilmektedir. Vergi afları bu durum düzeltilinceye kadar geçici bir gelir kaynağı olabilecektir. Son olarak affı savunanlara göre aftan büyük miktarda gelir sağlanmasa bile affa karşı çıkılmamalıdır. Çünkü bazı mükellefler ödemelerini isteyerek değil mali sıkıntı nedeniyle yapamamıştır. Bu nedenle onlar adına yeni bir sayfa açmak için affa başvurulmalıdır.

– Affın Gelir Yönetiminin Bir Aracı Olarak Kullanılması;

Yürürlükte bulunan vergi kanunlarına göre tahakkuk etmiş vergiler ile tahsil edilen vergiler arasındaki farkın açılması vergi gelirlerinin azaldığını gösterir. Bu noktada af, tahsil usulleri takviye edilinceye kadar geçici bir gelir artırma aracı olarak kullanılabilir. Af yanlıları hiç vergi almamaktansa bir kısım vergilerin tahsil edilmesi ve kısa sürede devlete gelir sağlanması görüşündedir. Vergi hukukunda affı haklı çıkartan temel dayanak, affın düşük idari maliyetlerle faydalı bir gelir akışı sağlarken kaçakçılıkla mücadeleye de ivme kazandırmasıdır. Bu yaklaşım, affı kaçakçılıkla mücadele için hazırlanmış geniş kapsamlı bir önlemler paketinin parçası olarak görmektedir.

– Mükelleflerin Vergi Kanunlarına Uyumunu Sağlama Aracı;

Olarak Af, uzun vadede kanunlara bağlılığı artırmak suretiyle dürüst mükelleflerin vergi yüklerinin azaltılmasına ve kötü niyetli yükümlülerin de sürekli olarak vergi sistemine kazandırılarak uzun bir dönem içinde gelirlerde bir artışa yardımcı olabilir. Affı savunanlar mükelleflerin kendiliğinden hukuka uygun davranmasını sağlayıcı bir araç olarak af yolunu önermişlerdir. Bir vergi sisteminde, geçmişte vergi kaçırmış olmalarının ortaya çıkmasının neden olacağı yaptırımlardan çekinen çok sayıda kişi bulunabilmektedir. Bu kişilerin bir kısmı bilinçli olarak vergi kaçırmış olabileceği gibi bir kısmı da mali zorluklar içinde olmaları nedeniyle vergi yükümlülüklerini yerine getiremedikleri için gelirlerini beyan etmemiş veya eksik beyan etmiş olabilir. Buna göre bu kişilere temiz bir sayfa açmaları ve gelecekte vergi sistemi ile uyumlu bir mükellef olmaları için bir fırsat vermek gerekmektedir. Bu şekilde kayda giren mükellefler, gelecekte aynı toplam vergi gelirine daha düşük yasal vergi oranlarıyla ulaşılmasını sağlayarak vergi affından dürüst mükelleflerin de yararlanmasını mümkün kılacaktır. Vergi affıyla birlikte bireyler, vergi kaçırdıklarını gizlemek zorunda kalmayacaklardır ve daha sıkı uygulamaları içeren yeni bir vergi rejimine geçmeleri kolaylaşacaktır. Vergi affıyla birlikte mükelleflere yönelik daha etkin hizmet sunulması ve sorumluluklarına ilişkin daha iyi eğitim verilmesi, vergi uygulamasının iyileştirilmesine yönelik daha fazla harcama yapılması ve vergi kaçakçılarına yönelik daha sert cezaların uygulanması şeklinde önlemlerin alınması halinde bir defalık vergi afları gelecekteki vergi uyumunu artıracaktır. Buna göre vergi affının başarısı bir yönüyle hükümetin alacağı önlemlerin başarısına, bir yönüyle de mükellefin bu önlemleri algılamasına bağlıdır. Bu anlamda mükelleflerin vergi affıyla ilgili adalet anlayışları, vergi affı sonrası verecekleri uyum kararlarının belirlenmesinde son derece önemlidir.

– Af Taraftarı Diğer Görüşler Vergi cezalarının affedilmesi;

bu yola sık başvurmamak ve zamanında kullanılmak koşuluyla mükellef psikolojisinde olumlu bir etki yapabilir ve kaçakçılığı önleyen bir faktör olabilir. Af kurumu sayesinde mükellef ile vergi yönetimi arasında işbirliği güçleneceğinden, mükellef ile vergi yönetimi arasında genelde gergin olan hava değişecek, karşılıklı güvene ve iyi niyete dayanan bir ilişki düzeni kurulabilecektir. Vergi gelirlerinin artması ve kaçakçılığın önlenmesi için vergi ahlakının oluşması, yayılması ve genişlemesi gerekmektedir. Ülkemizde vergi ahlakı henüz tam anlamı ile yerleşmemiştir. Ülke çapında vergi ahlakı yerleşinceye kadar af kanunlarının çıkarılması uygun olacaktır. Vergi afları hem artan vergi ve vergi benzeri niteliğindeki borçları nedeniyle ekonomik hayattan çekilmeyi düşünen mükelleflerin faaliyetlerinin devamını sağlamak hem de çeşitli nedenlerle vergi dışında kalan mükellefleri, mükellefiyet ortamına çekerek gelecekteki vergi yüküne daha fazla katılımı sağlamak açısından yararlı olacaktır. Bazen vergi kanunlarının uygulanmasında, adil ve haklı olmayan sonuçlar doğabilmekte, kamu yararına olmayan bu haksız uygulamaların bertaraf edilebilmesi için de vergi aflarının uygulanması gerekli olmaktadır. Affa Karşı Olanların Görüşleri Affa karşı olanlar bunun dürüst yükümlüleri cezalandıran, vergi adaletini zedeleyen, kaçakçılığa prim veren bir tasarruf olduğuna, ileriye dönük olarak düşünüldüğünde de sık sık getirilen af kanunlarının dürüst yükümlüleri olumsuz yönde etkileyerek bundan sonraki tahsilatları azaltacağına işaret etmektedir.

– Vergi Affı Adalet ve Eşitlik ilkelerini Olumsuz Yönde Etkiler Görüşü;

Türkiye’de sık sık uygulanan vergi affı uygulamaları vergi adaletsizliğine neden olan etkenler arasındadır. Vergilerin belirli bir grubu dışarıda tutması veya sadece belirli bir gruba uygulanması vergilemenin eşitlik ve adalet prensiplerine uymamaktadır. Vergi hukukunda affa karşı çıkanlar bu düşüncelerini genel olarak pozitivistlerin affın her zaman baskı, kayırma ve seçimlerde oy kazanmak gibi nedenlerle yapıldığı yönündeki fikirlerine dayanarak belirtmişlerdir. Ödeme gücü olduğu halde vergisini ödemeyen kişilerin vergi cezalarının veya asıllarının affedilemeyeceğini, ödeme yapmadıkları miktarı başka yerlerde kullanan kişilerin ödüllendirilemeyeceğini bunun adalet ve eşitlik ilkelerine uymadığını belirtmişlerdir. Vergi afları, diğer taraftan rekabet eşitliği ilkesini de olumsuz yönde etkileyerek haksız rekabete yol açmaktadır. Çünkü vergi ödevlerini tam olarak zamanında yerine getiren yükümlülerin ödedikleri vergi nedeniyle sermayeleri sınırlanmakta, buna karşılık kötü niyetli mükellefler ödemeleri gereken vergiyi işletmelerinde hibe, kredi gibi kullanmaları nedeniyle yatırımlarını genişletme imkânı bulabilmektedir. Bu durumda dürüst mükelleflerin, vergi aflarının vergi kaçakçıları için bir ödül olduğu kendilerinin ise sömürüldüğü düşüncesiyle vergi sisteminin adalet ve eşitliğine olan inançları azalmaktadır.

– Vergi Affı Vergi Mevzuatına Uyumu Azaltır Görüşü;

Bir toplumda vergi aflarına sık sık başvurulması, adalet ve kanunlara olan güveni azaltacak, cezaların etkinliğinin azalmasıyla da vergi suçlarını işlemek için ekonomik bir teşvik sağlanmış olacaktır. Aynı şekilde bir suçluyu sık sık affetmek, kişilerde ceza görmeme ümidinin uyanmasına ve vergi kanunlarına olan uyumun da giderek azalmasına neden olacaktır. Vergi afları, vergisini dürüst şekilde ve zamanında ödeyen mükellefler üzerinde eşitsizlik düşüncesi yaratabilecektir. Buna göre vergi affı aracılığıyla dürüst olmayan bireylerin sorumluluktan kurtarılması vergi sisteminin adaletini azaltabilecektir. Özellikle sürekli tekrarlanan vergi afları, vergi uyumu üzerinde daha çok olumsuz etkilerde bulunarak vergi sisteminin vergi kaçakçıları yönünde daha fazla çarpıtılmasına neden olur. Vergi aflarının vergi uyumu üzerinde meydana getireceği diğer bir olumsuzluk da vergi aflarının başarılı olup, devlete kısa dönemde gelir sağlamasından kaynaklanmaktadır. Buna göre kamuoyunun o zamana kadar tespit edilemeyen vergi kaçakçılığının yaygınlığı hakkında bilgi sahibi olması, denetim olasılığına ilişkin tahminlerini aşağıya doğru yeniden gözden geçirmesine neden olacaktır. Böylece vergi afları, toplumun vergi kanunlarına uyulmasının önemine inanmadığı ya da vergi kanunlarının diğer toplumsal kurallar kadar önemli olmadığı mesajını vererek bireylerin vergi kaçakçılığına yönelme olasılıklarını artıracaktır.

Sonuç olarak vergi afları aracılığı ile elde edilecek kısa dönemli gelirler vergi adaleti ile vergi uyumunda, buna bağlı olarak vergi gelirlerinde ve bir bütün olarak toplum düzenini Bireyler, vergi aflarının bir defalık bir fırsat olmadığına inanır ve gelecekte başka vergi aflarının olabileceğini beklerse bu durumda da vergiye uyumları gerileyecektir. Affın yeni bir af beklentisine yol açması, diğer bir ifadeyle mükelleflerin affın bir defalık olmadığı düşüncesine kapılması gelecekte yeni bir fırsatın oluşabileceği beklentisi yaratacağından mükelleflerin vergiye uyumunu azaltmaktadır.

Suçları Tasarlanarak işlendiğinden Affa Layık Değildir Görüşü Vergi suçluları inceden inceye plan kuran ve devlet maliyesini zarara sokmayı arzulayan kişilerdir. Genelde vergi suçlarını işleyenler sahip oldukları yetenekleri kullanarak devletin ve kişilerin kendilerine olan güvenini kötüye kullanarak suç işleyebilmektedir. Vergi suçları, diğer taraftan toplum içinde ekonomik hayatın temelini oluşturan güveni tehdit ve tahrip etmesi yönüyle de diğer bütün suçlardan daha tehlikeli ve zararlı sonuçlar doğurmaktadır. Mali suçlar çoğunlukla bilinçli olarak ortaya çıktığı için affa layık olmayacakları bir gerçektir.

– Vergi Afları Vergi idaresi ve Vergi Yargısının iş Yükünü Hafifletmez Görüşü;

Vergi uygulamalarıyla ilgili olarak çeşitli hükümler taşıyan hukuki metinlerin yeterince açık ve anlaşılır olmaması, bunların uygulanması sırasında yorum farklılıklarının olması, mükellef ile vergi idaresi arasında ihtilafların yaşanmasına neden olabilmektedir. Vergi afları ile bir taraftan idarece yapılan bu haksızlıkların düzeltilmesi, diğer taraftan da ihtilaflı dosyaların kapanması amaçlanmaktadır. Ancak af ile kapatılan bu dosyalar, yerini tahsil edilmeyen veya vergi affı çerçevesinde tahsil edilmesi düşünülen dosyalara bırakacağından, vergi idaresinin iş yükünde bir azalma olmayacaktır. Üstelik haklılıklarına güvenen mükellefler, çıkan af kanunlarından faydalanmak istediklerinde, peşinen haksız olduklarını ya da affın öne sürdüğü şartları kabul etmek zorunda kalacaklarından, af kanunlarından faydalanmamayı ve davalarını devam ettirmeyi tercih edeceklerdir. Bu ise ihtilaflı dosyaların devam etmesine yol açarak sonuçta vergi aflarının vergi yargısının iş yükünü hafiflettiği şeklindeki düşüncenin de gerçekleri yansıtmadığını gösterecektir.

– Vergi Affı Karşıtı Diğer Görüşler;

  • Af kanunları uzlaşma kurumunun işleyişini de olumsuz yönde etkilemektedir.
  • Af, vergi denetiminin otoritesini zayıflatmaktadır.

– Vergi Affının Başarılı Olabilmesi için Gerekli Koşullar;

– Vergi Affının Bir Kereye Özgü Olması Vergi aflarına ilişkin genel kanı;

Bir defaya mahsus olarak çıkarılan af ve sonrasında alınan sistemi sağlamlaştırıcı önlemler mükelleflerin vergiye ilişkin görevlerini eksiksiz yapmaları yönünde teşvik edeceği şeklindedir. Af uygulamalarına yönelik yapılan çalışmalar, afların ancak seyrek ve tesadüfî olarak uygulandığı zaman başarılı olabileceğini; sık ve tahmin edilebilir vergi aflarının ise mükellefler üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini göstermiştir. Sık sık vergi affı yoluna gidilmesi, zaten vergi ödemek istemeyen bir kısım mükellefleri vergi ödememek konusunda cesaretlendirecek; vergisini gereği gibi ödeyen mükellefler arasında ise, vergi adaletine olan güveni sarsabilecektir. Sıkça yapılacak aflar, mükelleflerin yükümlülüklerini zamanında yerine getirmek için bir teşvik olmadığı gibi vergi kaçakçılarının da gelecekte meydana gelebilecek bir başka af konusunda yükümlülüklerini zamanında yerine getirmeyip her zaman ertelemelerine neden olacaktır. Bu bakımdan, her türlü imkândan yararlanılarak kaçakçılık fiillerinin bir şekilde ortaya çıkarılacağının, yürürlükteki affın ağır cezalardan kurtulmak için son bir fırsat olduğunun açıkça ortaya konulması mükelleflerin affa katılımlarının artırılması bakımından yararlı olacaktır.

– Vergi Affının Vergi Sistemini Güçlendirici Önlemlerle eş Zamanlı Yürütülmesi;

Vergi affı uygulamasının başarılı olabilmesi, af kanunu uygulanırken affa neden olan faktörlerin kaldırılmasını sağlayacak ek önlemlerin alınması ile mümkündür. Eğer vergi affından yararlanan bir mükellef af sonrasında hiçbir şeyin değişmediğini, vergi suçu işlemeyi teşvik eden faktörlerin de hâlâ varlığını sürdürdüğünü görecek olursa davranışlarını değiştirmek için bir neden göremeyecektir. Bu düşünce, af uygulamalarının vergi suçu işleyenlerin yakalanma ihtimallerini artıracak şekilde idarî ve hukukî reformlarla yürütülmesini zorunlu kılmaktadır. Af beklentisi, mükelleflerin vergi ödeme isteklerini önemli ölçüde azaltan faktörlerden biridir. Bu olumsuz etki, af sonrasında devletin vergi toplama çabasını artırdığı ölçüde telafi edilebilecektir. Ciddi ve katı yaptırımlarla desteklenmiş bir vergi affı, mükellefleri vergilendirme konusunda olumlu şekilde etkileyeceği gibi kamuoyunun da vergi affını uygun bir uygulama olarak kabul etme şansını artıracaktır. Ek önlemlerle desteklenmemiş bir vergi affı uygulaması, mükelleflerin bugüne kadar beyan etmedikleri gelirlerini beyan etmek konusunda gerekli teşviki yaratamayacaktır. Bu nedenle af sonrasında vergi suçu işleyenlere karşı cezaların ağırlaştırılması, denetimlerin sıklaştırılması ve yakalanma ihtimallerinin yükseltilmesi gibi önlemlerin alınması, mükelleflerin mali kanunların gereklerini yerine getirmede daha gayretli olmalarını sağlayacaktır. Af uygulamasına başvurmaksızın söz konusu önlemlerin alınması, yükümlülüklerini yerine getirmeyen mükelleflerin kanunlara uyumu için yeterli olmayabilir. Çünkü geçmişteki hesaplarının incelenmesinden korkan ve bu nedenle yeni kanundan yararlanarak ortaya çıkmanın maliyetinin fazla olduğunu gören mükellefler eski davranışlarını sürdürecek ve ortaya çıkmayacaklardır. Hâlbuki af uygulaması ile geçmiş hesaplarının incelenmeyeceğini aftan sonra ise sıkı kurallarla inceleneceğini düşünen mükellefler ortaya çıkmak için daha fazla çaba göstereceklerdir. Af uygulamalarının başarısı için yapılacak uygulamalardan birisi de vergi yönetimini güçlendirici, etkinliğini artırıcı birtakım düzenlemelerin yapılmasıdır.

– Vergi Affı ile Sağlanacak Avantajların Affa Katılımı;

Teşvik Edici Olması Vergi affı uygulamalarının başarısı büyük ölçüde mükelleflerin affa katılımı ile mümkündür. Affa katılım ise, bir taraftan vergi kanunlarının ağır formaliteler yüklemeden en az maliyetle katılımı sağlayıcı nitelikte olmasına; diğer taraftan da, vergi idaresinin afla birlikte ve af sonrasında uygulayacağı birtakım sıkı önlemlerle mümkün olacaktır. Çıkarılacak af kanunları çok sayıda mükellef grubuna açık olur, cezalarda önemli ölçüde indirim sağlayıp, af sonrasında ise, sıkı bir denetim uygulanacağını öngörerek cezaları artırırsa, mükelleflerin affa olan katılımını da o oranda artırır. Vergi affı uygulamalarının teşvik edici olmasının bir diğer yolu ise, af ile mükelleflerin vergi borçlarını ödemesi için birtakım kolaylıkların sağlanmasıdır. Bu konuda mükelleflerin vergi borçlarını ödememesinden doğan ceza ve faizlerinin silinip sadece anaparayı ödemelerinin yeterli olması, üstelik taksitler halinde ödeme imkânının verilmesi af ile mükelleflere tanınan ve katılımı cazip hale getiren en önemli avantajlardan birisi olabilmektedir.

– Vergi Affı Döneminin Yeterli Uzunlukta Olması;

Vergi aflarının başarısı için dikkat edilmesi gereken önemli unsurlardan biri de vergi aflarının yürürlükte kalacağı ve uygulanacağı sürenin çok iyi belirlenmesidir. Af dönemi ile ilgili belirlenecek süre hem mükelleflerin gerekli araştırmaları yapabilmelerine hem de vergi kaçakçılarının gerekli cesareti toplayarak ortaya çıkmalarına imkân verecek uzunlukta olmalıdır. Affın süresine o ülkenin şartlarına göre karar verilmektedir. Vergi affı uygulamalarının başarısı için ideal af süresinin ne kadar olması gerektiği her ülkenin vergi yönetimi tarafından, yerel koşullar ve yönetimin imkânları da dikkate alınarak titizlikle belirlenmelidir. Eğer mükelleflerden bir miktar ödeme yapılması isteniyorsa af döneminin kısa olmaması gerekmektedir.

– Affın içeriği iyi Tanıtılmalı;

Af kanunları geniş bir mükellef kitlesini ilgilendirdiğinden affın kamuoyuna yeterince tanıtılması, mükelleflerin af uygulamalarına katılımlarının artırılması bakımından önemli etkileri olan bir unsurdur. Affın iyi tanıtılması af uygulamasının başarı şansını etkilemektedir. Af tanıtılırken, her türlü iletişim aracı kullanılmalı ve açık bir şekilde insanlar bilgilendirilmelidir. Yapılan bu bilgilendirmeler mükelleflerin affa katılımını artırıcı şekilde olmalı ve suçlu olup da affa katılmayanlara uygulanacak yaptırımlar sürekli bir şekilde ifade edilmelidir. Bir affın başarısı için tanıtım faaliyetlerine yeterince kaynak ayrılması, profesyonel reklâm ajansları aracılığıyla mükellef psikolojilerine uygun kapsamlı bir reklam programı hazırlanması yararlı olabilecektir.

– Vergi Affından Yararlananların Gizlenmesi;

Vergi aflarının başarılı olabilmesi için yapılacak diğer bir uygulama da, affa katılan mükelleflerin gizleneceği şeklindeki bir uygulamanın af kanunundan önce kamuoyuna açıklanması hatta böyle bir uygulamanın af kanunuyla düzenlenmesidir. Geçmişte vergi ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmediğinden veya getiremediğinden dolayı pişmanlık duyan ve bu sebeple af uygulamasından yararlanmak isteyen mükellefler, sosyal yönden damga yememek ve iş hayatlarını da olumsuz yönde etkilememek için affa katıldıklarının açıklanmamasını isteyebilirler.

– Affın Benzer Kurumlarla Karşılaştırılması;

Vergi borcu ve cezalarını sona erdiren tek kurum af değildir. VUK’da; terkin, cezalarda indirim, pişmanlık ve ıslah ve uzlaşma gibi uygulamalara da yer verilmiştir. Aflardan farklı olarak, bu uygulamalarda süreklilik söz konusudur. Aflar sadece devlet yönetimi tarafından çıkarılırken belirtilen uygulamalar mükellefler açısından bir hak durumunda olup, mükellefin talebi halinde uygulanması istenebilmektedir.

– Terkin Terkinin kelime anlamı silme demektir ki;

Bazı durumlarda devlet, zor durumda olan mükelleflere destek olmak amacıyla alacağını silmek zorunda kalabilmektedir. Bu yolla vergi alacağı kısmen ya da tamamen, bütün hukuksal sonuçlarıyla ortadan kalkmaktadır. Bu nedenle verginin terkini ile vergi affı vergi borçlarını ve vergi cezalarını silmesi yönüyle birbirine benzerlik göstermektedir. Ancak her iki kurum arasında önemli farklılıklar da bulunmaktadır. Bu farklılıklardan ilki, yetkili organ bakımından ortaya çıkmaktadır. Terkine karar verilmesinde yetkili organ idare olmasına karşılık vergi affı yasama organının yetkisi dâhilindedir. Bu nedenle, terkin sübjektif ve özel bir işlem; vergi afları ise, objektif ve genel bir işlemdir. Bu farklılıklardan ikincisi, kapsamlar itibarıyla ortaya çıkmaktadır. Terkinin kapsamına vergi asıllarıyla birlikte vergi cezaları da girmektedir. Vergi afları ise, vergi cezalarını kapsamaktadır. Diğer bir farklılık ise, kurumlar arasındaki amaç ayrılığından kaynaklanmaktadır. Vergi hukukunda istisnai bir yol olan af, politik yönleri de olan olağanüstü bir araç niteliğindedir. Bu nedenle yasama organının mutlak takdirine dayanmaktadır. Terkin ise, vergi kaynağının korunması ilkesine dayanır. Vergi Usul Kanunu’nda öngörülen koşullar gerçekleştiğinde, idarenin vergi alacağını ve cezasını terkin edip etmeme konusunda takdir yetkisi bulunmamaktadır.

– Cezalarda indirim Cezalarda indirimin amacı;

vergi idaresiyle mükellef arasındaki uyuşmazlığın yargı organlarına intikal etmeden başlangıçta çözümlenmesidir. Böylelikle kamu alacağı kısa sürede tahsil edilmiş olmakta ve vergi borçlusu da cezanın bir kısmından kurtulmuş olmaktadır. Cezalarda indirim ile af arasında sürekli olma, indirimden yararlanma konusunda talep hakkı verme ve sadece Vergi Usul Kanunu kapsamındaki vergilere uygulama gibi farkların yanında indirim miktarı açısından da farklar bulunmaktadır. Cezalarda indirim sadece tespit edilebilmiş vergi suçlarına uygulanabilirken vergi afları yönetimin bilgisi dışında kalmış vergi suçlarını da içine almakta ve böylelikle de gizlenmiş matrahların ortaya çıkarılmasını amaçlamaktadır.

– Pişmanlık ve Islah Vergi anlaşmazlıklarının idari aşamada çözümünde;

pişmanlık ve ıslah kurumu; “beyana dayanan vergilerin tarh aşamasında, vergi kaybına dayanan vergi cezalarını sona erdirmek suretiyle hem vergi cezalarına ilişkin sorunları doğrudan hem de vergi aslına ilişkin sorunları dolaylı bir şekilde sona erdirmek gibi bir işleve sahip olarak” yerini almıştır. Pişmanlık ve ıslah yoluyla idare tamamlanmış bir suçun cezalandırılmasından vazgeçmektedir. Pişmanlık ve ıslah kurumu, vergi aflarına benzetilmekte ise de pişmanlık ve ıslah uygulamasında, vergi aflarında olduğu gibi vergi yükümlüleri tümüyle affedilmemekte, her bir pişmanlık talebi bağımsız olarak ele alınıp değerlendirilmektedir. Vergi afları ilke olarak sadece bir kere başvurulması gereken olağanüstü nitelikte ve kısa süreli bir araç olduğu halde, pişmanlık ve ıslah genellikle bir vergi sisteminin süreklilik gösteren bir kurumu olarak kabul edilir

– Uzlaşma, ikmalden, re ’sen veya idarece yapılan tarhiyatlarda;

mükelleflerin adlarına yapılan tarhiyatı yargıya intikal ettirmeden önce vergi idaresi ile tahakkuk edecek vergi ve ceza hususunda anlaşmak için başvurabilecekleri idari bir müessesesidir. Uzlaşmanın amacı, ikmalen, re ‘sen veya idarece tarh edilen vergi ve kesilen cezalarda dava yoluna başvurulmaksızın vergi idaresi ile mükellefin anlaşması suretiyle vergi alacağının bir an önce hazineye intikal etmesini sağlamaktır. Uzlaşmanın vergi affına benzeyen yönü, vergi aslının ve/veya vergi cezasının bir kısmından vazgeçilmesidir. Ancak af ile uzlaşma arasındaki benzerlik bundan öteye gitmemekte olup, aralarında öz ve uygulama yönünden farklılıklar bulunmaktadır. İlk farklılık, uzlaşma idare ile mükellef arasında yapılacak mutabakat sonucu ödenecek vergi ve cezasının tespitine yönelik iki taraflı bir idari işlem iken af, tek taraflı bir işlem niteliğine sahiptir. Uzlaşmanın kapsamı hem kanunda hem de kanunun verdiği yetkiye istinaden idarece sınırlamalara tabi tutulmuştur. Buna karşın affın kapsamı daha geniş olabilmektedir. Diğer bir ayrım uzlaşmanın sübjektifliği yönüyledir. Uzlaşma ile idarenin vazgeçeceği vergi ve ceza miktarının tespitinde, idarenin haklılık derecesi ile ekonominin ve mükellefin içinde bulunduğu koşullar etkili olurken vergi affında bu hassasiyetler daima ön planda tutulmayabilir veya koşullar mükelleften mükellefe farklılaştırılamaz. Uzlaşma ile vergi affının birbirinden çok farklı olduğu sonucuna varılmakla birlikte vergi affının gerekçe ve amaçlarında yer alan idare ile mükellefi barıştırma ve ihtilaflı dosyaları ortadan kaldırma amacı kısmen de olsa uzlaşmanın işlerliğinin artırılması ile sağlanabilir.

– Ülkemizde Vergi Affı Uygulamaları;

Cumhuriyetten günümüze kadar çok sayıda vergi affı düzenleyen kanun çıkarılmıştır. Çıkarılan vergi afları kapsamına göre vergi aslını, vergi cezasını, gecikme faizini ve zammını kısmen veya tamamen ortadan kaldıran ve bunlara ödeme kolaylığı sağlayan veya bunlardan daha hafif mahiyette yeni mali yükümlülükler getiren uygulamalar olmuştur. Nitekim 1960 öncesi dönem ile 1960 sonrası dönem içinde uygulanan af kanunları gerek amaç gerekse nitelik bakımından farklılıklar göstermektedir. 1980’li yıllardan sonra getirilen vergi aflarıyla ilgili düzenlemelerde ise, kullanılan yöntemlerin farklılaştığı gözlemlenebilir. Bu dönemde yapılan düzenlemelerin sadece vergi borç ve cezalarının affedilmesinden oluşmayan geniş bir çeşitlilik gösterdiği görülebilmektedir. Hükümetlerin bu düzenlemelere başvurma sıklığı ise, özellikle son yıllarda artmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir