Vergi Aflarının Değerlendirilmesi

Genel

Birçok faydaları olan Vergi afları diğer gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde uygulandığı gibi ülkemizde de uygulanmaktadır. Vergi Afları, devlete gelir, vergi kanunlarının karmaşık olmasından dolayı vergi idaresi ve yargının yükünü hafiflemesinde yarar olarak görmek lazım geldiğini düşünmekteyim. Vergi aflarının mükelleflerin (vatandaşların) vergiye olan uyumunu azaltması ve adam sendeciliği gibi zararlı sonuçları da bulunmaktadır. Vergi aflarını Hükumetlerin yani Devletin vergilendirme ödevinin zamanında yerine getirilmemesi veya eksik yerine getirilmesi dolayısıyla uyguladığı yaptırımlardan vazgeçmesi ve mükellefin devlet ile barışması olarak da düşünmek mümkündür. Vergi afları, mükelleflerde yeni af beklentisi oluşturmakta ve dolayısıyla vergi denetimi ve cezalarının etkinliğini azaltmaktadır. Dolayısıyla mükelleflerin ödeme yapmaktan kaçınmalarına neden olan bu uygulama, vergisini tam ve zamanında ödeyen mükellefler üzerinde olumsuz ve farlı etki yaratmakta, adalet ve güven duygularının da zedelemesine sebep olmaktadır. Ekonomik krizlerin, politik nedenlerin ve ülke ekonomisinin sağlıksız bir yapıda işleyişinin sonucu olarak vergi aflarına başvurulur. Hazineye kaynak oluşturmak için de vergi afları çıkarılmaktadır.  

– Hukuk Sisteminde Vergi Affının Yeri; Toplum hayatında Kurallara uyulmadığında, yaptırım söz konusu olabilmektedir. Af izah ve anlatım olarak, hukuk etimolojisi açısından, suç işleyen bir kimsenin cezalandırılarak toplumsal gücün kullanılmasından, adalet ya da genel yarar düşüncesi ile tamamen veya kısmen vazgeçilmesidir.  Af, hukuk biliminin en tartışmalı ve o ölçüde de ilginç kavramlarından biridir. Tartışmalar özellikle affın siyasi temelleri üzerinde sürmektedir. Nitekim affın hukuki niteliği ile ilgili olarak yasama, yürütme ya da yargı tasarrufu mu olduğu hususu tartışma konusudur. Af kurumu, Anayasa ve Ceza Hukuku tarafından düzenlenmişse de; İdare Hukuku, Borçlar Hukuku ve Usul Hukuku alanlarında da çok yönlü hüküm ve sonuçları bulunmaktadır.

– Affın Anayasa Hukukunda Yeri; Af, bir ülkede hukuk sisteminin istikrar kazanmadığı, demokrasi ve hukuk devleti ilkelerinin özünün benimsenip uygulanmadığı durumlarda araç olarak kullanılmıştır ki bunu da ben çok sakıncalı olarak görüyorum. Anılan bu öneme ışık tutmak gerekiyorsa, Suç ve ceza istikrarının olgunlaşmadığı ülkelerde sübjektif cezalandırma ve af sürekli olarak gündeme gelmektedir. Anayasa ise, devletin temel yapısını, yönetim biçimini, devletin temel organlarını, bunların birbiri ile ilişkilerini, kişilerin devlete karşı, devletin kişilere karşı olan hak ve görevlerini düzenlemektedir. Af daha çok ceza hukuku açısından düzenlenmiştir.

1982 Anayasasının 87’inci ve 104’üncü maddelerinde afla ilgili olarak “… TBMM üye tam sayısının beşte üç çoğunluğunun kararıyla genel ve özel af ilanına… Karar vermeye yetkilidir.” demekle af yetkisinin hangi organa ait olacağı belirtilmektedir. 104’üncü maddede ise “… Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile belirli kişilerin cezalarını hafifletmek veya kaldırmak…” denilerek Cumhurbaşkanına da afla ilgili bir yetki verilmiştir. 138’inci maddede ise, hakimlerin görevlerinde bağımsız olduğu “hiçbir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz” denilerek yargı fonksiyonunun anayasal güvenceye kavuşturulmuş bağımsız mahkemelerce yürütüldüğü vurgulanmaktadır. Devlet, af uygulaması ile vergi asıllarının, borçlarının, gecikme zam ve faizlerinin bir kısmından ya da tamamından vazgeçmektedir. Devlet bunu adalet ve eşitlik ilkelerini zedeleyerek ileriye dönük vergi uyumunun azalmasını ve dolayısıyla vergi kaçakçılığının azalma ihtimalini göze alarak yapmaktadır. Af uygulamasının isteğe bağlı olması beklenemez.

– Ceza Hukukunda Af; Af, kaynağını Anayasadan alsa da teknik olarak ceza hukuku tarafından düzenlenmektedir. Ceza ve infaz ilişkisini ortadan kaldıran ya da davanın sürmesine engel olarak davanın düşmesini sağlayan nedenlerden biri şeklinde ortaya çıkan af, 12.10.2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK)’da “Dava ve Cezanın Düşürülmesi” başlığı altında düzenlenmiştir. Af, şekline göre hem kamu davasına ve hem de infaz ilişkisine son verebilmektedir. Özellikle sosyal ve ekonomik bunalımların gerekli kıldığı olağanüstü yönetim dönemlerinden olağan yönetim şekline geçilme söz konusu olduğunda af, gergin ortamı yatıştırmak ve geçişi kolaylaştırmak için kullanılır. Af çıkarmaya yetkili olan TBMM’nin bu yetkisini karşılıksız kullanması, kural olarak kişilerin de affı reddedememesi affı kişi lehine kabul edilmiş bir bağışlama işlemi niteliğine sokmuştur. Genel af, kamu davasını ve hükmolunan cezaları tüm sonuçlarıyla birlikte geçmişe yönelik olmak üzere ortadan kaldırmaktadır. Özel af ile de hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine son verilebilir veya infaz kurumunda çektirilecek süresi kısaltılabilir ya da adli para cezasına çevrilebilir. Cezaya bağlı olan veya hükümde belirtilen hak yoksunlukları, özel affa rağmen etkisini devam ettirmektedir. Ülkemizde af çıkarma yetkisi TBMM’ye aittir. Cumhurbaşkanı ise kişiye özel af yetkisi verilmiştir. Cumhurbaşkanının yetkisi, mahkumun ağır sağlık sorunu veya yaşlılığına bağlı olarak hapis cezası infazının kaldırılması ile sınırlıdır. Özel af yetkisi kullanılarak mahkumların cezalarında indirim yapılabilmesi affın ceza muhakemesi hukukuna ait bir müessese yerine maddi ceza hukukuna ait müessese olduğunu ortaya koymaktadır. Çünkü böyle bir uygulamanın sadece maddi ceza hukuku yönünden yapılabildiği vurgulanmaktadır.

Vergi Hukukunda Af, vergi gecikme zamlarını, faizlerini ve cezalarını kısmen ya da tümüyle sona erdiren nedenlerden biridir. Vergilere ilişkin af kanunlarına Anayasamızda yer verilmediği gibi Vergi Usul Kanunu (VUK)’da da af ile ilgili bir hüküm bulunmamaktadır. Vergi affı, vergi hukukunda kurum olarak düzenlenmemekle birlikte her zaman uygulama alanı bulmuştur. Ülkemizde, çeşitli zamanlarda çıkarılan kanunlarla vergi cezaları affedilebilmektedir. Cezaların yanında düşük tutardaki vergi aslı veya verginin bir miktarı da af kapsamına alınabilmektedir. Vergi affıyla amaçlanan ise öncelikli olarak hazinenin gelir ihtiyacını karşılamaktır. Vergi aflarına özellikle mali ve ekonomik bunalım dönemlerinden sonra başvur.  

Vergi aflarının özellikleri;

 – Vergi affı özel kanunla düzenlenir.  

– Vergi affı ile devlet alacağının bir kısmından vazgeçmektedir.

– Vergi affı geçmişe yürür. 

– Devlet, vergi affıyla cezalandırmalardan vazgeçmektedir.

– Vergi Aflarının Niçinleri; Siyasi, ekonomik ve mali nitelikteki bunalımlardan sonra geniş kapsamlı vergi affı uygulamalarına gerek duyulabilir. Vergi affı kanunlarının nedenleri arasında ekonomik ve mali, siyasi, teknik ve idari nedenler ön plana çıkmaktadır.

– Ülkemizdeki Ekonomik ve Mali Nedenler; Vergi aflarının nedenlerinden en önemlisi mükelleflerin ve ülke gelirlerinin kriz dönemlerinde mali çıkmazda olmasıdır. Vergi afları, artan kamu harcamalarının finansmanının sağlanması, toplanamayan vergi alacaklarının en azından bir kısmının toplanabilmesi ve buna ek olarak da mükelleflerin dar boğazdan kurtulabilmesi için gerekli görülmektedir. Son yıllarda yaşanan ekonomik ve mali problemler birçok mükellefin vergi borçlarını ödeme konusunda sıkıntıya düşmesine neden olmuştur. Yaşanan ekonomik krizler nedeniyle işletmelerin vergi borçlarını ödeyemez duruma gelmeleri vergi affının gerekliliği için neden oluşturmuştur. Bu nedenle hükümetler zaman zaman piyasayı canlandırmak için af düzenlemelerine gitmiştir. Ekonomik nedenle af kanunlarının çıkarılmasında, kayıt dışı bırakılmış bazı stok malların ve servet unsurlarının ekonomiye kazandırılması gösterilmiştir. Bu unsurların kayda alınması sonucunda ekonomik yapının güçlendirilmesi amaçlanmıştır. Siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklar da büyük ölçüde vergi dışı kalmış fonlar oluşturmuştur. Bu da af kanunlarının ekonomik nedenlerinden biri olmuştur. Ülkemizde uzun süre devam eden enflasyonun sonucunda da vergilerini ödeyemeyen vergi mükelleflerine uygulanan gecikme zammı ve faizi uygulamaları ile mükellefler büyük bir borç yükü altına girmiştir. Artan vergi borçları nedeniyle ekonomik ortamdan çekilmeyi düşünen bu mükelleflerin devamlılığını sağlamak için mali af desteğine ihtiyaç duyulmuştur. Devletin finansman ihtiyacını karşılamak için vergi kayıp ve kaçaklarının önlenmesi, vergi denetiminin artırılması, kayıt dışı ekonominin kayıt içine alınması gerekirken bunlar yapılmamış, bunların yerine hükümetlerce sık sık vergi affına başvurulmuştur.

– Vergi Aflarının Siyasi çıkar güdüsü; tartışmalara konu olan af mekanizmasının sık kullanılmasının nedenlerinden biridir. Seçmen iradesiyle göreve gelen politikacıların aldıkları oyların karşılığını ödemeleri, gelecek seçim döneminde yeni oyları garantileme istekleri ya da çıkar ve baskı gruplarının çabalarıyla vergi kanunları çıkarılabilmektedir. Af, toplumların geçirdikleri siyasi krizlerden sonra ortaya çıkan ve yatıştırıcı etkileri olan bir müessese olarak karşımıza çıkmaktadır. Gerçekten de af; geçmişin unutulmasını, geleceğe dönülmesini mümkün kılmaktadır. Gerek mali gerek adli afların, değişen toplumda toplumun yeni koşullarının gerisinde kalmış bulunan yasaların doğurduğu sosyal ve siyasi yaraları kapatmaya dönük bir girişim olduğu ve ilke olarak siyasi suçlar için çıkarıldığı bir görüş olarak ortaya çıkmıştır. Affı çıkarıp çıkarmamak veya çıkarılacak affın kapsamını belirlemek tümüyle siyasal bir karardır ve siyasal güçlerin elindedir. Vergi afları, iktidarın dıştan gelen müdahaleler sonucunda el değiştirmesi durumlarında, eski yönetimin mali işlemlerini tasfiye etmesinin bir aracı olarak kullanılmaktadır. Hükümetler vergi afları yoluyla seçmenleri ile aralarında toplumsal uzlaşmayı sağlamayı hedefleyebilir. Ayrıca, vergi aflarını siyasi bir tasarruf aracı olarak seçmenlerine yönelik olarak da kullanabilmektedirler. Ülkemizde af konusu hemen hemen her dönemde kamuoyunu meşgul etmiş, seçim dönemlerinde siyasi partilerin vazgeçilmez propaganda unsurlarından biri olmuştur. Vergi ve cezaların sürekli olarak affedilmesi ise, kanunlara olan güvenin sarsılmasına ve azalmasına neden olmaktadır.  

Vergi Aflarının Teknik ve İdari Nedenler; yasalarının çıkarılmasında teknik ve idari gerekçeler de önemli rol oynamıştır. Vergi sistemindeki mevcut karışıklıkları gidermek amacıyla aksayan yapıyı düzeltmek ve köklü bir değişiklik yapabilmek için vergi affıyla geçmiş dönemlerin tasfiyesi gerekli olabilmektedir. Vergi idaresi ve yargısının çok büyük bir iş hacmi altında bulunmasıyla kamu alacaklarının takip ve tahsili, ihtilaflı kamu alacaklarının vergi yargısından geçerek tahsil aşamasına ulaşması çok uzun süreleri kapsar hale gelmesi de af kanunları gerekçesinde yer almaktadır. İdari açıdan vergi afları, birikmiş ve tahsili giderek güçleşen vergi alacaklarının kısmen de olsa tahsiline imkân sağlaması, sonuçlandırılmamış ve sonuçlandırılması fazla zaman alacak vergi işlemlerinin eritilmesi ve idarenin birikmiş iş yükünün azaltılması bakımından fayda sağlamaktadır. Ülkemizde vergi toplayan kurumların çağın gereklerine uygun örgütlenememesi vergi aflarının teknik ve idari bir nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır. Ocak-Haziran 2013 1980 sonrasında çıkarılan vergi affı kanunlarının, vergi tahsilatının artmasına yardımcı olacak şekilde teknik ve ekonomik gerekçelere dayandığı söylenebilir. 1980 sonrası vergi aflarının gerekçeleri incelendiğinde vergi aflarında daha çok kamuya kaynak yaratma eğiliminin olduğu ve sosyal amacın gözetilmediği görülmektedir.

– Vergi Affına Ait Diğer Görüşler; Af yanlıları, afların bireylere ödenmemiş vergilerini ödeme imkanı sağlayacağı ve böylece kısa vadede gelir etkisi yaratacağını savunmaktadır. Vergi affının karşıtları ise affın gelirler üzerindeki etkisinin oldukça küçük düzeylerde gerçekleştiğini ifade ederek uzun vadede vergi aflarını incelemektedirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir