Vergi Ceza Hukukunda Suçtan Önceki Zamana Dönmek

Genel

“Devlet kuralları bilinebilecek tarzda ortaya koymadan, halkına bunları öğretmeden bu sorumluluktan kurtulamaz.

Önemli olan Yargılamak değil, Aziz dostum, Beni anlayabiliyor musun? İşte o zaman adaletlisin derim!

“Adaletsizlik yapan Adaletsizliğe uğrayandan çok daha mutsuzdur. “

İyi Bir Cezada Bulunması Gereken Nitelikler:

  • İnsan haysiyetine uygun olmalı,
  • Sadece suçluya tesir etmeli,
  • Bölünebilir olmalı, 
  • Tamiri ve geri alınması mümkün olmalı.

Zamana Dönenlerin Hafızası;

Vergi, birlikte oluşturdukları toplumda yaşayan insanların ilişkilerinden hareketle ortaya çıkan ve birbiriyle kesişen hikayelerin etrafında şekillenir. Sosyal ilişkilerin ve statü olarak değişkenlik gösteren farklılıkların birbirine temas ettiği durumları gösterir. Vergi, toplumda yaşayan insanların ilişkilerini pek çok gözün ve karakterin seyir odağı üzerinden anlatılarak ifade edilir.

Toplumların yaşam uğraşlarına verdiği emek, karşılık olarak pek çok bileşenin birbirini etkilemesi sonucunda kalıplaşır. Vergide değer konusu ve hakkı ise bu durumun paralelinde ilerleyen süreçleri kapsar ve çoğu zaman bütünleşir. 

Süreç ve sonuç arasındaki mesafe daraldıkça patlamaya ve daha sonrasındaki kalıntılara şahitlik etmek zorunda kendini hissettirir. Karşımıza çıkan yaşanmışlıklar bu anlamda tarihin bir parçasına yaslanmakta, ondan aldığı birikimleri dönüştürmeye çalışmaktadır.  Anlamı yaratan, insandan bağımsız tutan ve pek çok şeye karakter veren zaman da aynı dönüşümün bir parçasıdır aslında.  Çünkü sözün ve düşüncenin de odağı her zaman olduğu gibi insanda, insana dair olan parçalarda düğümlenerek çözümünü aramaktadır. Bir bakıma buna bağımlıdır, çünkü süreklilik olarak ifade edebileceğimiz her şey insan yaşamından beslenmektedir.

Vergi, hikâyelerin birbirine düğümlenen çıkmazlarını ifade eder. Her şeyin odağında yer alan insan karakteri, masumiyetin ve hayatta kalma çabasının temsilcisiyken karşılaştığı durumlarla birlikte içe dönük bir tavırla çoğu kez çareyi ifade eder. Bu kitabın okunma süreçlerinde akan anlatımda sabit kalan tek tutum, toplum bireylerinin içinde bulunduğu durumlar karşısındaki verginin önemi ve verginin kadir olduğu gücünü yansıtılarak anlatılıyor. Bu bağlamda söz konusu dönüşüm, sürece değil sonuca sabitleniyor. Çünkü topum içerisindeki ilişkiler de doğrudan merkezi, yani Devletin temsil ettiği masumiyetin etrafındaki parçalı yapıları hedef alıyor. Devletin bir anlamda patronu, yöneticisi konumundaki halk, devletiyle yaşadığı sorunlar neticesinde yavaş yavaş bulunduğu statünün adaletiyle eşitlendiği bir düzleme geliyor. Bu nokta, aslında bu kitabın en önemli ayrıntıları arasındadır. Ortaya çıkan vergi adlı dayanışma, söz konusu devlet, adalet kavramındaki ikiliklerin, problemler bağlamındaki ifadesine en iyi tanımlamayı getiriyor. Bir gün her şey değişebilir ve bu değişim tahmin edilemeyecek boyutlara ulaşarak pek çok şeyi temelden etkileyebilir.                                                                                      

Yerle bir olmadan önceki son çıkış, her zaman olduğu gibi halkın kendi kararlarıyla şekillenir ve sonuçlar doğurur.

Benim Halktan biri oluşum bu makale üzerindeki gerçekliğin boyutlarına, anlatım, hikaye ve mekan açısından olumlu artılar sağlamıştır. 

Zamanı yaşamak, zamana dönmek ve zamanla hesaplaşmak üzerinden okunabilen bu durum, anlatılmak istenenin ve karakter dönüşümlerinin de önemli bir bölümüne etki eder niteliktedir.  Vergi ve adalet, bellek düşüncesi üzerinden bakılınca aslında dünyadaki farklı kültürlerin bireyler özelindeki ortak yaşanmışlıklarına dokunması düşüncesini desteklediği için de önemli bir yerde duruyor. İnsanlık tarihinin dinamiklerine temas ederek ilerleyen Vergi’nin hikayesi, bireyin aşındırdığı uğraşların büyük bir bölümünden bahsediyor. 

Sonralardan ve çıkmazlardan hareketle kendine çevirdiği tanımlara anlamlar yüklüyor, seyrediyor ve bekliyor. En azından bunun mümkün olduğunu gösteren süreçleri yeniden yaşatıyor; her şeye rağmen bunun arkasında duruyor.                                                                                  

İnsanın kendi zamanı belki de yanlış olan insanlarla ortaklıklar sağlıyor ama yine de tecrübe etmenin insan tarafı görmezden gelinmiyor.

İyiyi yaşamadan bilemeyeceğimiz gibi kötüye dahil olmadan da bilemiyoruz.                                                       

Buradaki asıl mesele, sebeple sonuç arasındaki mesafenin doğruluğuna sabitlenerek yeni bir doğruluğun altını çiziyor. Vergi ’ye dair kullanılan hemen hemen her şeyle bir bütün olarak hikayesini aktarmayı başaran önemli olduğunu düşündüğüm bir makale.                                               

İletişimi, bütünlüğü ve aynı zamanda başlangıcı; bitişinden sonra da bir devam halinin varlığına inandırıyor.  Her şey eksilse de kalan parçalar yaşamaya devam ediyor. Merdivenler çıkılıyor, gökyüzü tepemizden hiçbir zaman eksik olmuyor.  Hatalar yüzlerimizin utanılacak karası değildir. Yüzlerin karası ve utanılacak olan hatalardan ders çıkarmayıp tekrar tekrar yapmaktır. Doğruyu görmezden gelmektir. Bizler hata yapacağız ki, bunlardan tecrübe kazanacağız ve doğru yolu bulacağız. Sanmayın ki birisi üzerinden hata yapıp menfaat elde ettiğiniz kimse için bu hata ona hayır olmayacaktır. Sizin hatanız beklide onun hayrınadır veya tam tersi başkasının size olan zararı, sizin anlamanız için gereken bir nasihat ve ders içeriyordur. Bu sizin hayrınızadır belki de.  

Burada şunu iyi anlamak gerekiyor.    

Hayatı!

Hayat o kadar basit değil değerli okurum sizlerin de bildiği üzere.                                                                     

Yorumlamak gerekiyor, hatalarımızı veya bize zararı dokunanların arkasındaki nasihati bulmamız gerekiyordur belki de.

Dolayısıyla geçmişe gidip bütün hatalarınızı düzeltin. İşte bu da sizin içinden hiçbir zaman çıkamayacağınız bir karmaşaya neden olabilir.  Yani her şeyin bir düzeni var.
Bir bina yaptığınızı düşünün. Kat betonlarını (gayretinizi), demirlerini (hatalarınızı veya doğrularınızı) yerinden söküp yeniden yapın.  Ya o binayı (gayretinizin tamamını) yıkarsınız, ya da binanızın temelini hiç bir zaman düzelmeyecek şekilde bozarsınız.                 

İşte o temelde elimizle ördüğümüz kaderimizdir.
Hiçbir şey eskisi gibi olmaz dostlar. Bunu düzeltmenin tek yolu ise; kendinizi düzeltmekten geçiyor.  O geçmişteki kişi her gün aynaya bakıp gördüğünüz kişinin ta kendisi. O geçmişte yaptığınız hatalara sizden başka kimse şahit olmamışsa bile geçmişe gitmek isteyeceğinize bir daha o hatayı yapmayın. İşte, hem geleceğinizi garanti altına alırsınız, hem de geçmişinizi bu yolla düzeltmiş olursunuz. Geçmişe gitmenizde gerek var, bakıp görmeniz yeterli.  Anlayıp doğru karar almanız içinde yeterli olacaktır.

Giriş;                              

İnsanların bir arada yaşama mecburiyeti, bu mecburiyetten kaynaklanan ortak ihtiyaçların devlet tarafından karşılanması gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır.

Devlet ise; günümüzde hem miktar hem de çeşitlilik olarak artan bu harcamaları karşılayabilmek için kaynağa ihtiyaç duymaktadır. Devletin harcamalarını gerçekleştirebilmek için başvurabileceği en önemli gelir kaynağı vergilerdir.

Bu nedenle adil iyi bir vergi sistemi devletler için hayati öneme sahip bir konudur.

İyi bir vergi sisteminin oluşturulmasında hangi ilkelerin göz önüne alınması gerektiği konusu, verginin alınmaya başladığı ilk zamanlardan bu tarafa tartışılan bir konu olmuştur.

Vergiyi kısaca devletin gerçek ve tüzel kişilere yüklediği ekonomik yükümlülük, olarak açıklayabiliriz. Devletin vatandaşlarına yüklediği bu ekonomik yükümlülüğün asıl işlevi, devlet harcamalarını karşılayarak yol, su, elektrik, sağlık gibi altyapı hizmetlerini sağlayabilmektir. 
Aynı ülkede yaşayan, devletin sunduğu hizmetlerden yararlanan vatandaşlar olarak hepimizin devlete vergi ödemesi gerekir. Bu ödediğimiz vergiler ile devlet bizlere çeşitli olanaklar sağlamaktadır. Devlet, vatandaşlarının çok daha rahat yaşayabilmesi için, vatandaşlardan aldığı vergiler ile halkına çeşitli kullanım olanakları yaratır. Bu olanakları, eğitim aldığın okulu yaptırmak, kullandığın suyu veya televizyon seyredebilmen için harcadığın elektriği evine getirmek olarak sayabiliriz.

Vergi ödemek, bir ülkede yaşayan her vatandaşın en kutsal görevlerinden biridir.  Devletin de bu vergilerden topladıklarıyla en iyi şekilde hizmet sunması da, vatandaşlarına karşı yerine getirmesi gereken en önemli görevlerden biridir. Vergi vermek vatandaş sorumluluğudur. Anayasamızda vergi verme şu şekilde düzenlenmiştir.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI 

Madde 73- “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür.”  

Vergi ödemenin en temel ilkelerinden biri, toplumsal sınıf farkı tanımadan tüm vatandaşların bu görevi yerine getirmeleridir.

Vergi Bilinci;

Devletlerin kamu hizmetlerini karşılamak için elde ettikleri en büyük gelir kalemi olan vergilerin mükellefler tarafından düzenli ödenmeleri konusu halen üzerinde çalışılan fakat çalışmalardan anladığımız kadarı ile başarılmayan önemli konulardan biridir.

Geçmişte olduğu gibi günümüzde de bir takım mükellefler vergi ile ilgili üzerlerine düşen görev ve sorumlulukları eksiksiz ve zamanında yerine getirmelerine rağmen, bir takım mükellefler bu görev ve sorumluluklarını yerine getirmekte ilgisiz davranmaktadırlar.

Mükelleflerin vergisel ödevlerini aksatmalarının arkasındaki düşünce daha önceleri sadece yakalanma olasılığı ve ceza oranı ile açıklanmaya çalışılırken zamanla bu düşüncenin geçerliliğini yitirdiği görülmüştür.

Bu nedenle mükellef davranışlarını açıklayabilmek için bu konuda yapılan çalışmaların kapsamları da genişletilmiştir.                                

Son zamanlarda yapılan çalışmalarda mükelleflerin de nihayetinde insan oldukları gerçeği göz önünde bulundurularak, mükelleflerin vergisel davranışları üzerinde etkili olduğu düşünülen sosyo-psikolojik faktörlere yer verildiği görülmektedir.

Daha yüksek vergi bilinci ve vergi ahlakına sahip mükellefler daha yüksek vergi uyumu sergiledikleri için mükellef davranışlarına yön veren sosyo-psikolojik faktörlerden daha çok vergi bilinci ve vergi ahlakı kavramları üzerinde durulduğu görülmüştür.  

Mükelleflerdeki vergi bilinci ve vergi ahlakının ise devlet yönetimi, hükümet uygulamaları, hükümetlerin yanlış tutumları, hükümetlerin yersiz ödemeleri, kayırmalar, adaletsizlikler, hukuksuzluklar, bireysel ve çevresel olmak üzere pek çok faktörden etkilendiğini söyleyebilirim.

Ve birde “Devlet malı deniz yemeyen domuz” atasözü diye beynimize çakılan bu sözler. Bence bu atasözünü lügatimizden çıkartmalıyız.

Çevresel faktörlerden birisi de hiç şüphesiz muhasebe meslek mensupları faktörüdür. Bilindiği üzere mükelleflerin defterlerini tutan, beyannamelerini düzenleyen ve imzalayan ve aynı zamanda mükelleflere müşavirlik hizmeti veren muhasebe meslek mensupları, mükellefleriyle sürekli iletişim halindedirler.                                                                                   

Mükelleflerle iletişim halinde olan muhasebe meslek mensupları, mükelleflerin tutum ve davranışları üzerinde etkili olmaktadırlar.

Bu etki mükellefin vergi ödeme isteği duyması noktasında olabileceği gibi vergi kaçırma isteği duyması noktasında da olabilmektedir.                         

Yani meslek mensupları mükellefleri vergi ödeme konusunda olumlu şekilde yönlendirebilecekleri gibi olumsuz şekilde de yönlendirebilmektedirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir