Vergi Hukukunda Şahit Beyan ve İfadelerinin Değeri

Genel

Tanık beyanlarının  delil olma koşulları; 

1) Tanığın vergiyi doğuran olayla ilgisi  bulunmalı, açık ve net olmalıdır. ( Danıştay. VDDGK, 23.06.2000 gün ve Esas:1999/281 – Karar:2000/260 sayılı karar)                           

2) Vergilemede hukuki  değer  taşımayan tanık  beyanlarına itibar  edilemez.                            

3) Mükellefle aralarında husumet bulunan şahit beyanları kanıt olarak  dikkate alınamaz. ( Dnş. 4. D., 15.02.1978 gün ve E:1977/3507-K:1978/465)                                                           

4) Mükellefi zarara uğratmak  maksadı ile  verilen tanık beyanlarının  ispatlama vasıtası olarak kullanıp kullanılmayacağı açıkça ortaya konmalıdır.                                                                  

5) Vergiyi doğuran olayla herhangi bir ekonomik  ilişkisi olmayan kimselerin beyan ve ifadeleri yok sayılmalıdır.                                                                                                                      

6) Para alma ve verme ilişkisinde bankadan veya PTT’den yapılan ödemeler önem taşımaktadır.                                                                                                                             

7) Çiftçilerden ileride mal almak  amacıyla önceden verilen avanslar (alivre satışlarda) ödünç para değildir. (Bkz. Dnş. 4. D. 17.10.1991 gün ve E:1988/4717-K:1991/3180)                             

8) gerçek dışı beyanda bulunan borçlunun   faiz ödediği  yolundaki ifadesinin  alacaklıyı  zarara uğratmak  maksadı taşıdığından bu ifadeye geçersizdir.      

SONUÇ: Vergi ceza hukuku  yargılamasında takdiri delil yönteminin bir neticesi olarak serbest  delil sistemi prensip olarak  kabul edilmiştir.                                                                             

213 sayılı VUK md.3/b de ispat bölümünde yemin  hariç her türlü kanıt ispat aracı olarak ilke olarak benimsenmiştir. Şahit ifadesine de, vergiyi doğuran  olayla tabi ve açık alakasının  bulunması  koşulu  ile ispat  vasıtası olarak  hukuki değer verilmektedir.  Vergi ceza hukukunda vergiyi doğuran olayın gerçek  mahiyetinin  esas alınmış olması  karşısında, tanık deliline başvurması  halinde maddi  gerçeğin  somut olarak  ortaya çıkarılabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.   

Vergi denetimindeki sorunlar                                                                                                

Ülkemizde vergi denetimi alanında yaşanan sorunları vergi müfettişleri açısından değerlendirdiğimizde, denetim faaliyetlerinin etkin ve verimli bir şekilde yapılmasını engelleyen birçok faktör olduğu görülmektedir.                                                                               

Vergi denetimi alanında yaşanan sorunlar; idari, personel ve diğer sorunlar olarak üç grupta ele alındığında, bilgi iletişim teknolojilerinden yeterince yararlanılamadığı, denetim elemanlarının alanlarında uzmanlaşmasına engel olacak etkenlerin bulunduğu, denetim elemanı sayısının yetersiz olduğu, denetim elemanlarının dış etkilere karşı korumasız olduğu ve denetim elemanlarının maddi ve manevi anlamda yeterli destek alamadıklarını görürüz.                                                                                            

Vergi mükelleflerinin denetim elemanlarına karşı takınmış oldukları olumsuz tutum ve davranışların var olması, çağın gereklerine uygun teknolojik imkânlardan yeterince yararlanılmaması sonucunda sağlıklı bilgi akışının sağlanamaması, vergi denetim birimlerinin tek bir çatı altında toplanmasına rağmen iç ve dış denetimin birbirinden ayrılamaması nedeniyle denetim elemanlarının alanlarında uzmanlaşmasına engel olunarak vergi denetiminin etkinliğinin azalması, denetim elemanları arasındaki yetki ve sorumluluk sınırlarının kesin olarak belirlenemediğinden aynı kanunu uygulayacak olan vergi müfettişleri arasındaki yetki sınırlarının belirsiz olduğu, denetim elemanı sayısının yetersiz olduğu, denetim elemanlarının maddi ve manevi konularda yeterince motive edilmediği, denetim elemanları kanunların kendisine verdiği yetkiyle kendinden beklenilenleri gerçekleştirmemekte, görevden alınma ve tayin edilme korkusu altında görevini yerine getirmeye çalıştığı göz önünden bulundurulduğunda denetim elemanlarının dış etkilere karşı yeterli güvenceye sahip olmadığı ve oldukça zorlu bir eğitim sürecinden geçerek meslek hayatına başlayan denetim elemanları, diğer kurumlarda benzer işlerle uğraşan denetim elemanlarıyla aynı koşullara sahip olmamaları, maddi ve manevi anlamda yetersiz destek almaları ile nitelikleri itibariyle özel sektörde daha iyi imkânlarla çalışma fırsatı bulmaları gibi sebeplerle meslekten ayrılmaktadırlar. Bu sonuca göre, denetim elemanlarının vergi denetimi alanından karşılaştığı sorunların ortadan kaldırılması, ancak iyi kurulmuş bir vergi idaresi ve denetim sistemi ile mümkün olabilecektir.

BENCE!

Devlet kendini vatandaşına izah edebilmeli ve öğretmelidir.

Vergi denetim elemanlarının özlük haklarının yeniden düzenlenmelidir.

Vergi denetim elemanlarının kendilerini geliştirmeleri (yüksek lisans, yurtdışı görev ve yabancı dilini geliştirme gibi) konusunda yeterli destek verilmelidir.                                   

Vergi denetim elemanlarının yeterli düzeyde ücret almadığını düşünüyorum.

Vergi denetim elemanlarının yeterli düzeyde ücret almamalarının işe yoğunlaşmasını etkilemektedir.

Vergi denetim elemanlarının taciz, tehdit ve politik baskılar gibi dış etkilere maruz kaldığını bir gerçektir.

Gerçekleştirilen vergi denetimleri esnasında bazı mükellefler tarafından rüşvet teklifi söz konusu olmaktadır.

Vergi denetim elemanlarının dış etkenlere karşı, vergi incelemelerinde tarafsız ve objektif davranmalarını sağlayacak yeterli güvenceye sahip olmadıklarını düşünüyorum.

Vergi denetim birimlerinin Gelir İdaresinden bağımsız olmasının denetim elemanlarını dış etkilerden koruyacağını düşünüyorum.

Vergi denetim elemanlarına denetim esnasında gerekli materyallerin sağlanmadığını düşünüyorum.

Mükelleflerin vergi denetimleri esnasında bazı bilgileri bile bile sakladığını düşünüyorum.

Mükelleflerin denetim elemanlarına bildirdikleri resmi belgeler dışında gayri resmi olarak da belge düzenlemelerinin mümkün olduğunu düşünüyorum.

Vergi denetim elemanı sayısının yeterli olmadığı bir gerçektir.

Vergi denetim elemanlarının nitelik açısından yeterli olmadığını düşünüyorum.  Eğitim ve fen bilimlerinden mezun olanların Vergi Müfettişliğine alınmasını doğru bulmuyorum.

Maliye Müfettişleri, Hesap Uzmanları, Gelirler Kontrolörleri ve Vergi Denetmenlerinin “Vergi Müfettişliği” unvanı altında birleştirilmesinin denetimde etkinliği arttıracağını düşünüyorum.

Maliye Müfettişleri, Hesap Uzmanları, Gelirler Kontrolörleri ve Vergi Denetmenlerinin “Vergi Müfettişliği” unvanı altında birleştirilmesinden önce denetim sisteminde çok başlılığın olduğunu düşünüyorum.

Vergi Denetim Kurulunun vergi denetiminde çok başlılığa son vermelidir.                                                               

Vergi dairelerinin, vergi denetim elemanlarına yeterli bilgileri sağlama ve gerekli belgeleri temin etme konusunda yetersiz olduğunu düşünüyorum.

Ülkemizde vergi denetimine tabi tutulacak mükelleflerin belirlenmesi konusunda isabetli seçimlerin yapılmadığını düşünüyorum.

Mükelleflerin denetim yöntemleri ve sonuçları hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığı bir gerçektir.

Mükelleflerin “en iyi muhasebecinin en az vergi çıkaran muhasebeci” olduğunu düşündüğüne inanıyorum.

Sık sık yapılan uzlaşmaların veya çıkarılan vergi aflarının mükelleflerin denetime ve denetim elemanlarına olan güvenini azalttığını düşünüyorum.

Uzlaşma müessesinin varlığının vergi denetiminin etkinliğini azalttığını düşünüyorum.

Vergi aflarının vergi denetiminin etkinliğini olumsuz yönde etkilediğini düşünüyorum.

Yakın zamanda vergi affı yapılacağını bilen mükelleflerin, vergisel yükümlülüklerini daha az yerine getireceğini düşünüyorum.

Gerçekleştirilen vergi denetimlerinin yetersiz olduğunu ve bunun da bazı mükelleflere vergi kaçırma konusunda cesaret verdiğini düşünüyorum.                                                                          

Yakalanma ihtimalinin yüksek olduğunu düşünen mükelleflerin daha az vergi kaçıracağına inanıyorum.                                                                                                                                                 

Vergi kaçırdığı sebebiyle bir defa cezalandırılan mükelleflerin tekrar denetlenmesinin daha caydırıcı olacağını düşünüyorum.                                                                                            

Gerçekleştirilen vergi denetimlerinin vergi kaçıran mükelleflerin geçmiş beyanlarını düzeltmelerini ve kaçırdıkları vergileri ödemelerini sağladığını düşünüyorum.

Ülkemizde uygulanan beyan esası sisteminin tam olarak işlemeyişinin vergi denetimini olumsuz yönde etkilediğini düşünüyorum.

Vergi İnceleme Raporları İddianamedir                                                                                          

Eski Vergi Müfettişi olarak sistemin nasıl işlediğini iyi bilirim. Bizim kullandığımız bir sistem vardı, bu sistem naylon fatura düzenleyenleri, firmanın açılış tarihinden itibaren 2-3 ay gibi kısa bir zaman diliminde tespit ediyor. Söz konusu tespiti kanun maddesine eklerlerse, naylon fatura diye bir şey kalmaz, kimse de mağdur olmaz. Tabi dediğiniz gibi, karar mercileri bunu düşünmüyor. Sizin duruma gelince de, mal/hizmet aldığınız firma hakkında düzenlenen Vergi Tekniği Raporuna bakılarak, Danıştay kararları doğrultusunda itiraz edilmeli. Hatta size mal/hizmet satan firmayla görüşüp toplu olarak hareket etmenizde fayda vardır. Çünkü söz konusu firmadan alış yapan bütün firmalar incelemeye sevk edilmiştir.

Vergi incelemesinde amaç mükelleflerin ödenmesi gerekli doğru vergiyi bulmak, tespit etmek  ve sağlamaktır. (2365 sayılı Kanunun 22’nci maddesiyle değişen fıkra) Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır. İncelemeye yetkili olanlar tarafından lüzum görüldüğü takdirde inceleme, işletmeye dâhil iktisadi kıymetlerin fiili dökümlerinin yapılmasına ve beyannamelerde gösterilmesi gereken unsurların tetkikine de teşmil edilebilir. Fiili dökümlerin yapılmasının gerektirdiği ve incelemeyi yapan tarafından tasdik edilen giderler Hazinece mükellefe ödenir.                                                                                       

Vergi incelemesinin prensip olarak mükellefin iş yerinde yapılması gereklidir. Danıştay  4. Dairesi  tarafından verilen bir kararda vergi incelemesinin mükellefin işyerinde yapılmasını gerektiği karar altına alınmıştır. ( Danıştay 4.Daire, 11.10.1995 gün ve Esas: 1994/4263 –Karar: 1995/3872 sayılı kararları.)                                                                                                                                       

213 sayılı VUK madde 134 ila 141. madde hükümlerinde incelemedeki usuller, tutanaklar ve  neticede düzenlenecek raporlar  madde hükümlerinde ayrıntılı olarak RG 31.12.2010  incelemede uyulacak usul ve esaslar hakkında yönetmelik olarak  yayınlanmıştır.                                                                                                 

Vergi incelemesi mükellefler üzerinde önemli bir psikolojik baskı  olarak karşımıza çıkmaktadır.  İncelemenin başından sonuna kadar  bu  sürecin iyi idare edilmesi  gerekmektedir.                                                                                                             Vergi incelemesi sonucunda mutlaka bir vergi inceleme raporu düzenlenmektedir.                    

Bu raporlar bazı iddiaları içerir ve bu iddialara dayanarak mükellef adına tarhiyat yapılması ve ceza kesilmesi vergi dairesi  tarafından önerilir.                                                                              Vergi inceleme raporunda yer alan bu iddialar, vergi kanunlarına uygun, yani doğru da olabilir, yanlış yorumlar içeriyor olması da mümkündür.                                                                                                     

Ya da iddialara sağlam delillerle desteklenememiş olabilir. Böyle bir durum karşısında  ispat  yükü inceleme elemanına düşer. Bunun aksi mükellef tarafından her zaman  çürütülebilir. Kaldı ki; vergi inceleme raporlarına dayalı tarhiyatlara karşı mükellefler tarafından kazanılmış ve binlerce vergi davaları bulunmaktadır. Ancak, vergi idaresinin, vergi inceleme raporlarının doğruluğunu tartışmak, ya da yargılamak yetkisi yoktur. Sadece, kendisine intikal  eden vergi inceleme raporunun  gereğini yerine getirip, cezalı  tarhiyat  yapmak  durumundadır.  Bazı  inceleme raporları tarhiyat  önermez, sonraki döneme devreden KDV miktarı veya zarar miktarını  azaltabilir.  Bu gibi durumlarda da vergi dairesi kendisine intikal eden  rapora göre hareket etmek  zorundadır. Bu nedenle vergi inceleme raporları vergi dairelerince hemen işleme konulur. Zaten mükellef açısından vergi inceleme raporları değil raporlara dayanılarak vergi dairesince yapılan bu tarhiyatlar önem arz etmektedir. Vergi inceleme raporuna dayanarak tarhiyatı istenen vergiler ve cezalar konusunda mükellefin itiraz hakkı yani dava açma hakkı olduğu gibi, uzlaşma talep edip vergi ve cezalar konusunda indirim ( uzlaşma ) talep  etme olanağı da bulunmaktadır.                                                                    

Burada itirazdan amaç, vergi incelemesi sonucunda istenilen vergi ve cezalara vergi mahkemesinde dava açılmasıdır.                                                                                                            

Vergi inceleme elemanı yazdığı raporu vergi dairesine gönderir. Vergi dairesi rapora dayanılarak hazırladığı vergi ve ceza ihbarnamesini mükellefe tebliğ eder. İşte bu tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde mükellefin vergi mahkemesinde dava açma hakkı bulunmaktadır. Kendisine vergi ve ceza ihbarnamesi  tebliğ edilen mükellefler 30 günden sonra dava açamazlar.  Ancak, mali tatil veya adli  tatil dönemlerinde dava açma süreleri uzayabilmektedir.  Mali  tatilde  Danıştay’da temyiz süreleri uzamaz. 

Mükellef tarafından dava açılması halinde, dava sonuçlanana kadar vergi dairesi her hangi bir işlem yapamaz. Vergi mahkemesi kararının  neticesinin beklenilmesi gerekecektir. Ancak ödeme emrine dava açılması  durumunda ise durum biraz daha farklıdır. Ödeme emrine karşı  yürütmenin durdurulması  talepli olarak  dava açılması  durumunda vergi mahkemesi öncelikle karar vermek  mecburiyetindedir. 

Başka bir ifade ile vergi mahkemesine dava açılması inceleme raporuna dayanılarak istenen verginin tahsilatını durduracaktır.  Bu  kural, yukarıda da değinildiği gibi ödeme emrine karşı  açılan davalar için geçerli  değildir.  

Tarh edilen vergi konusunda idarenin haklı olduğu yani inceleme raporundaki iddiaların doğru olduğu düşünülüyorsa bu kez tarhiyat öncesi uzlaşma talep edilebilir. Ancak, zamanaşımının bitmesine 3 ay kala tarhiyat öncesi  uzlaşma talep  olunamaz. 

Gerek  tarhiyat  öncesi  uzlaşma ve gerekse tarhiyat sonrası  uzlaşma ise mükellefle vergi idaresinin bir anlamda masaya oturup pazarlık yapması  gibi değerlendirilebilir.

Tarhiyat  öncesi uzlaşmada rapordaki iddiaların sağlamlığına bağlı olarak vergi aslında da indirim yapılabilmekle beraber, bu pek karşılaşılan bir durum değildir. Ancak, cezalarda genelde büyük oranlarda indirim yapılmaktadır.

Uzlaşma iki aşamada talep edilebilir.

Tarhiyat öncesi uzlaşma olarak tanımlanan uzlaşma, raporu düzenleyen vergi inceleme birimi yetkilileri ile yapılan bir tür uzlaşmadır. Eğer mükellef tarhiyat öncesi uzlaşma talep ederse, uzlaşma görüşmesi yapılır. Uzlaşma gerçekleşir ise vergi dairesi uzlaşılan tarhiyat ve cezaları uygular. Uzlaşma komisyon kararı kesin olup, üzerinde uzlaşılan vergi ve cezaların 30 gün içerisinde ödenmesi  zorunludur. Aksi  takdirde üzerinde uzlaşılan karar geçerli olup,  daha sonra gecikme zammı ile beraber uzlaşılan vergi ve cezalar ödenebilir.[15]  Üzerinde uzlaşılan  vergi ve cezalar içerisinde “vergi hatası” mevcut ise bu konuda  uzlaşmaya varılsa dahi düzeltme talep  edilebilir.  

Tarhiyat sonrası uzlaşma da ise, rapor yazılır, vergi dairesine gider, tarhiyat yapılır ve yine ihbarnamenin tebliğinden 30 gün içerisinde uzlaşma talep etme hakkı bulunmaktadır. İstenilen vergilerin tutarına bağlı olarak uzlaşma, vergi dairesinde, vergi dairesi başkanlıklarında (başkanlık olmayan yerlerde defterdarlıklarda) ya da doğrudan Ankara’da Gelir İdaresi Başkanlığı’nda yapılabilir. Uzlaşma müracaatının nereye yapılacağı vergi ve ceza ihbarnamesinde yer verilmek zorundadır. İster tarhiyat öncesi olsun, ister tarhiyat sonrası olsun, uzlaşma sağlanamazsa dava açma hakkı devam eder. Uzlaşma görüşmesi esnasında dava açma müddeti bitmiş veya 15 günden az kalmış ise, dava açma süresi tutanağın tebliği tarihinden itibaren 15 gün olarak kendiliğinden uzar. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir