Vergi ve benzeri kamu alacaklarının haczine dair kurallar

Genel

6183 sayılı Kanun’da düzenlenmiş olup, kısmen benzeşse de özel hukuk hacizlerinden farklı uygulama ve sonuçları barındırmaktadır. Haciz öncesi hazırlayıcı işlemler, haczin usulü ve uygulanması ile neticelerine dair düzenlemelerin ayrıntıları konusunda bilgi sahibi olmak için bahsedilen 6183 sayılı Kanun’a bakılabilir. Benim amacım vergisel borçlar nedeniyle tesis edilen hacze karşı yargı yolu uygulamalarına dair pratik bilgiler vermektir.

Vergi ve benzeri borcu olduğu ve ödenmediği iddiasıyla bir haciz uygulaması ile muhatap olan mükellef, kanunda özel bir süre gösterilmediği için haczi öğrendiği tarihten itibaren genel dava açma süresi olan 30 gün içerisinde vergi mahkemesinde haczin iptali istemiyle dava açmalıdır. Açılacak davada 2577 sayılı Kanun’da ortaya konulan usulü kurallara dikkat edilmelidir.

Ve çoğu durumda haczin zararları telafisi güç olduğundan ve dava açmakla işlemin icrası durmayacağından, dava dilekçesinde yürütmenin durdurulması istemine yer vermek faydalı olacaktır.

Vergi mahkemesince haciz incelenirken çok geniş bir alanda tetkik yapılmak suretiyle karar verilir. Yalnız genellikle tarhiyat aşamasına dair hukuka aykırılıklar bu aşamada göz önüne alınmasa da; tahakkuka etki eden usulsüzlükler, kamu alacağının tahsil veya tahakkuk zaman aşımına uğraması, vergi veya vergilendirme hatası bulunması gibi ağır hukuki sakatlıklar dikkate alınacaktır. Bunun dışında borcun kesinleşip kesinleşmediği, ödeme emrinin düzenlenip düzenlenmediği, tebliğinin usule uygun olup olmadığı, mahcuzun haczi kabil bir mal, hak veya alacak olup olmadığı, haczin haciz varakasına bağlanıp bağlanmadığı gibi hacze dair usulü işlemlerin tamamının hukuka uygunluk durumu verilecek karara etkili olacaktır.

Haciz işlemleri mal varlığına el koyma, hakların kullanımından mahrum etme veya banka hesabının bloke edilmesi gibi müessir yaptırımlar içerdiğinden, mülkiyet hakkına doğrudan müdahalenin başladığı amme alacağının takibi sürecinde borçlunun kamu gücü etkisini hissettiği en önemli aşamadır. Diğer taraftan haciz davası, haciz öncesi idari işlem silsilesi incelendiğinde hataya rastlanması olasılığı fazla olması nedeniyle iptal sonucu elde edilmesi daha muhtemel vergi ihtilafı çeşitlerinden birisidir.

Sonuç olarak, vergi borcu nedeniyle haciz işlemi ile menfaati ihlal edilen kişinin haczin iptali istemiyle vergi yargısına başvurması lehe sonuç elde edilmesi için et etkili yöntemdir. Dava açma süresi geçmemişse, haczin kaldırılması istemiyle vergi idaresine veya CİMER gibi platformlara başvurulması sonucu değiştirmeyen nafile bir çaba olacaktır. Bunun yanında haciz işlemine karşı dava açma süresi kaçırılmışsa idari başvuru yapılıp reddinden sonra dava açılabilecek, diğer bir deyişle hak düşürücü dava açma süresi haciz işlemine özel olarak canlandırılabilecektir. Çünkü haciz menfaati ihlal etmesi yönüyle süregelen idari işlemlerdendir. Yeri gelmişken bazı yargı yerlerinin bahsettiğim sebeple haciz işlemine karşı herhangi bir dava açma süresi aramadığı da bilinmektedir

Özel esaslardan çıkma amaçlı açılan bir davanın sonucu belliyken, davayı kazandık tarzında bir pazarlama, hâkimin kes kopyala yapıştır yöntemiyle içtihadı uygulamasından başka bir şey ifade etmeyen bu sonucun, bilmeyenlere reklam aracı olarak deklare edilmesidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir