Vergi hukukunda vergilendirme aşamaları denen 4 aşama bulunmaktadır.

Bunlar sırasıyla;                                                                                                   

Tarh, 

Tebliğ,

Tahakkuk,  

Tahsil,

aşamalarıdır.                                                                                                           

Şimdi bunları bilginiz olsun diye inceleyelim;

TARH:          

                                                                                                             

1- Tarh Nedir?Verginin tarhı, vergi alacağının kanunlarında gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibariyle tespit eden idari muameledir.                                                                                                                  

2- Vergi Tarh Türleri Nelerdir?

Tarh türleri aşağıdaki gibidir;
    2,1- Beyana Dayanan Tarh
    2,2-
 İkmalen Tarh
    2,3-
 Re’ sen Tarh
    2,4- İdarece Tarh            

3- İkmalen Vergi Tarh Nedir?

İkmalen vergi tarhı; Her ne şekilde olursa olsun bir vergi tarh edildikten sonra bu vergiye ilişkin olarak meydana çıkan;
    3,1- Defter,
    3,2- Kayıt,
    3,3- Belgelere,
    3,4- Kanuni ölçülere dayanılarak, miktarı tespit olunan bir matrah veya matrah farkı üzerinden alınacak verginin tarh edilmesidir.

4- Re’ sen Vergi Tarhı Nedir?

Resen vergi tarhıvergi matrahının tamamen veya kısmen
    4,1-
 Defter,
    4,2- Kayıt,
    4,3- Belgelere,
    4,4- Kanuni ölçülere dayanılarak,
            tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunmasıdır.  

***İnceleme raporunda bu maddeye göre belirlenen matrah veya matrah farkı re ’sen takdir olunmuş sayılır.  

TEBLİĞ;

Tebliğ, kelime manasıyla “bildirme, duyurma, haber verme” manasına gelir. Tebliğ, hukuki bir işlemden ilgili kimsenin haberdar olmasını sağlamak için, yetkili makamın kanuni şekilde yazı veya ilan ile yapacağı belgelendirme işlemidir. Tebligat ise, haberin kişiye bildirilmesidir. Tebligata ilişkin olarak genel düzenlemeler 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile belirlenmiş olup, vergilendirme ile temel hak ve özgürlükler arasındaki yakın ilgi dolayısıyla, vergilendirmeyle ilgili tebligat hükümleri 213 sayılı V.U.K.’nun 93. ve müteakip maddelerinde ayrıca düzenlenmiştir. Buna göre V.U.K.’nda açıklık bulunmayan hallerde 7201 sayılı Kanuna göre işlem yapılması gerekmektedir. Bilindiği üzere, 213 sayılı V.U.K.’nun 93. maddesinde “Tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazılar adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmühaberi taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edilir. Şu kadar ki, ilgilinin kabul etmesi şartıyla tebliğin daire veya komisyonda yapılması caizdir.” hükmü yer almış olup, aynı Kanunun 101. maddesinde de mükellefin bilinen adresleri 8 bent halinde sayılarak, aynı maddenin son paragrafında: mektupların gönderilmesinde bu adreslerden tarih itibariyle tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tespit edilmiş olanı nazara alınacağı hükme bağlanmıştır. Belli bir iş yerine sahip olanlarda, hem iş yeri hem de ikametgah adresi bilinen adrestir. 213 sayılı V.U.K.’nun “tebliğ yapılacak kimseler” başlıklı 94. maddesinde: “Tebliğ mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılır. Tüzel kişilere yapılacak tebliğ, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde bunları idare edenlere veya temsilcilerine yapılır. Tüzel kişilerin müteaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılması kafidir. Tebliğ, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya iş yerlerinde memur ya da müstahdemlerinden birine yapılır. (Muhatap yerine bu şekilde kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görünüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerekir.)” denilerek vergilendirmede tebliğ yapılacak kimseler belirtilmiştir.                                                                                                      

– Gerçek ve Tüzel Kişilerde Kişi Olması Halinde Tebligat;                            

Gerçek kişilerin mükellef olması halinde, tebliğ mükellefin kendisine, kanuni temsilcisine, vekiline veya aile fertleri veyahut personeline yapılır. Bazı hallerde de tebliğin vasıtalı olarak yapılması öngörülmüştür. Gerçek kişilerin mükellefiyeti ile ilgili tebliğler, esas itibariyle mükellefin şahsına yapılır ve genel kural budur. Mükellefin aile fertlerine veya iş yerinde personeline tebliğ yapılması, ancak şahsına tebliğin yapılamaması halinde söz konusu olur.

V.U.K.’nun 94. maddesiyle mükellefin ikametgâh adresinde bulunanlardan veya iş yerinde memur ve müstahdemlerinden birisine tebliğ yapılabileceği kabul edilmiştir. Ancak bunun için, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görünüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması veya bariz bir şekilde ehliyetsiz olmaması gerekmektedir. İkametgâhta bulunanlara tebliğ için, bunların aile ferdi olması, mükellefle birlikte oturması şartı aranmamaktadır. Uzak bir akrabanın bire süre için mükellefin yanında kalması halinde de, bu akrabaya tebliğ yapılabilecektir. Buna karşılık, iş yerinde asıl muhatap dışında tebliğ yapılacak kimselerin muhatabın memur veya müstahdemi olması şarttır. Tüzel kişilere tebligat, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine yapılır. Başkan, müdür veya kanuni temsilciler birden fazla ise tebligatın bunlardan birine yapılması yeterlidir. Tüzel kişilerde başkan, müdür ve temsilciler aşağıdaki şekilde belli edilir; Ticaret Şirketlerinde

– » Ticaret Kanunu veya mukavele Kooperatiflerde

– » 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu veya mukavele Derneklerde

– » Dernekler Kanunu Vakıflarda

– » Vakıf Senedi Limited Şirketlerde

– » Şirket Müdürü Anonim Şirketlerde

-» Yönetim Kurulu Başkanı Konunun daha anlaşılır ve açıklayıcı olmasını aşağıda vereceğimiz özelge örnekleri sağlayacaktır.        

18 yaşında görünenlere yapılan tebligatın yenilenip yenilenmeyeceği hakkındadır.

Bilindiği üzere; 213 Sayılı Vergi Usul Kanunun 94’üncü maddesinde; “Tebliğ mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılır. Tüzelkişilere yapılacak tebliğ, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerde bunları idare edenlere veya temsilcilerine yapılır. Tüzelkişilerin müteaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılması kâfidir. Tebliğ, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgâh adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müstahdemlerinden birine yapılır. (Muhatap yerine bu şekilde kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görünüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerekir)”hükmü yer almaktadır.

Vergi uygulamasının arz ettiği özellik nedeniyle 7201 sayılı Kanundaki hükümlerden ayrı olarak, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunun 94’üncü ve 102’nci maddelerinde tebliğ memuruna mükellef dışında kalan muhatabın kimliğini ve yaşını araştırma yetki ve görevi verilmemiştir.

Buna göre; …’un ikametgâh adresinde görünüşüne göre 18 yaşından aşağı olmadığı tebliğ memurunca takdir edilen kızı …’a posta vasıtasıyla yapılan tebligatta Kanuna aykırı bir durum bulunmadığından söz konusu tebligatın yenilenmesi mümkün bulunmamaktadır.

  • Eski Eşe Yapılan Tebliğ Geçersizdir.

Bilindiği üzere; 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 93’üncü maddesinde, tebliğ esasları belirtildikten sonra 94’ncü maddesinde, tebliğin mükelleflere, kanuni temsilcilerine umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılacağı ve tebliğin, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgâh adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müstahdemlerinden birine yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Kanun maddesine göre genel kural tebliğin, asıl muhatabın kendisine veya ikametgâh adresinde bulunanlar ile işyerinde bulunan memur ya da müstahdemlerden birisine yapılmasıdır.

Bu nedenle; Müdürlüğünüzce…’nın bilinen işyeri adresinde memur ya da müstahdemlerinden biri konumunda bulunmayan eski eşi … ’a yapılan söz konusu tebligatın yenilenmesi gerekmektedir.

  • İş yerinde çalışan okuma yazması olmayan kişiye tebliğ edilen ihbarnamelerin tebligatının yenilenip yenilenmeyeceği.

Bilindiği üzere; 213 Sayılı Vergi Usûl Kanunu’nun 94’üncü maddesinde; “Tebliğ mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılır.

Tüzelkişilere yapılacak tebliğ, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerde bunları idare edenlere veya temsilcilerine yapılır. Tüzelkişilerin müteaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılması kâfidir.

Tebliğ, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgâh adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müstahdemlerinden birine yapılır. (Muhatap yerine bu şekilde kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görünüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerekir)” hükmü yer almaktadır.

Anılan Kanunun 102’nci maddesinde de “…Muhatap imza edecek kadar yazı bilmez veya herhangi bir sebeple imza edemeyecek durumda bulunursa sol elinin baş parmağı bastırılmak suretiyle tebliğ olunur….”  hükmüne yer verilmiştir. 

Konu ile ilgili olarak Yıldırım Vergi Dairesi Müdürlüğünden alınan 18.06.2007 tarihli yazı ve eklerinin tetkikinden;  söz konusu vergi/ceza ihbarnameleri ile vergi inceleme raporunun, posta yolu ile 07.12.2006 tarihinde işyeri adresinizde bulunan sigortalı işçiniz olan …’e imza karşılığında tebliğ edildiği anlaşılmıştır.

Buna göre, ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak tebliğ edildiği anlaşılan vergi inceleme raporu ile vergi/ceza ihbarnamelerinin tarafınıza yeniden tebliği mümkün bulunmamaktadır.              

– Kısıtlı ve Hükümlülere Yapılan Tebligat;  

213 sayılı V.U.K.’nun kanuni temsilcilerin ödevi başlıklı 10. maddesinde de anlaşıldığı gibi küçük ve kısıtlılar mükellef olduklarında bunlara düşen görevler kanuni temsilcileri tarafından yerine getirilir. Küçük ve kısıtlılar temyiz kudretine haiz olmadığından, kendilerine yapılan tebliğ hukuken değer ifade etmez. Bu nedenle, bunlarla ilgili tebliğ, veli, vasi veya kayyım durumundaki kanuni temsilcilerine yapılır. V.U.K.’nun 95. maddesinde “Mükellef yerine geçen veli, vasi veya kayyım gibi vergi sorumlusu birden fazla olursa, tebliğ bunlardan yalnız birine yapılabilir. Şayet tebliğin mevzu olan işe ayrı bir vasi veya kayyım bakmakta ise, tebliğ bunlara yapılır.” denilmektedir.

Ceza evinde olan mükelleflere yapılacak tebligatla ilgili olarak aşağıdaki hususlara riayet etmek gerekir. “7201 sayılı Tebligat Kanununun 19. maddesinde “Mevkuf ve mahkûmlara ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdür veya memuru temin eder.” hükmüne yer verilmiştir. Tebligat Tüzüğü’nün 25. maddesinde de; Mevkuf ve mahkûmlara ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdürü, müdür yoksa orayı idare eden memurun temin edeceği, bir sene veya daha ziyade hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkûm olanlara ait tebligatın 16. madde mucibince yapılacağı, mahkûma tebligat yapılamazsa, tebliğ mazbatasına, müdür veya memur tarafından sebebi gösterilmek suretiyle şerh verileceği, yine Tüzüğün 16. maddesinde, tebligatın kanuni mümessili bulunanların mümessillerine yapılacağı, kanuni mümessili olmayıp da bulunması gerekenlere usulü dairesinde kanuni mümessil tayini cihetine gidileceği, kanunlarına göre, kanuni mümessili bulunanların bizzat kendilerine tebligat yapılması icap ederse, mümessile tebligat yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır.

Ayrıca, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 407. maddesinde, “Bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olan her ergin kısıtlanır. Cezayı yerine getirmekle görevli makam, böyle bir hükümlünün cezasını çekmeye başladığını, kendisine vasi atamak üzere hemen yetkili vesayet makamına bildirmekle yükümlüdür.” hükmüne yer verilmiştir.

Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, somut olayda, adı geçenin …Vergi Dairesi Müdürlüğünce yapılan yoklama neticesinde, … Ceza ve Tutukevinde olduğu ve 213 sayılı V.U.K.’nda, bilinen adresini değiştiren muhataba nasıl tebligat yapılacağı hususunda açıklık olmadığı hususları dikkate alındığında, Vergi Usul Kanununda açıklık olmayan bu durumda, tebligatın Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılması gerekmektedir. Buna göre, anılan şahsın mahkemeye harç borcuna ilişkin tebliğ işleminin, adı geçenin mahkemece bir yıldan daha az süreli hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkûm edilmiş olması halinde cezaevi yönetimi tarafından doğrudan kendisine, bir yıl veya daha uzun süreli hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkûm edilmiş olması halinde ise, adı geçene 4721 sayılı Yasa’nın 407. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak atanan vasisine yapılması gerekmekte olup, tebligatın gerçekleşmemesi halinde ise, 213 sayılı V.U.K.’nun 103. maddesi uyarınca ilan yolu ile tebligat yapılacağı tabidir” denilmiştir.

Verginin Tahakkuku ve Tahakkuk Fişi Esası, Tahakkuk nedir?

Tahakkuk, Arapça kökenli bir kelime olup Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğe göre “gerçekleşme” “yerine getirme” anlamına gelmektedir.

Verginin Tahakkuku Nedir?

Vergi Usul Kanununun 22 nci maddesine göre, verginin tahakkuku, tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesidir.

Tahakkuk Fişi Esası Nedir?

Vergi kanunlarına göre beyan üzerinden alınan vergiler “Tahakkuk fişi” ile tarh ve tahakkuk ettirilir.

Bu esasa göre, vergi dairesince beyannamenin alınması üzerine bir tahakkuk fişi tanzim olunur ve bunun bir nüshası mükellefe veyahut beyannameyi mükellef namına vergi dairesine tevdi edene verilir. Bu suretle vergi tahakkuk etmiş olur. Tahakkuk fişinin mükellefe verilen nüshası aynı zamanda beyannamenin makbuzu yerine geçer.

Lüzum görülen hallerde beyana dayanan vergi tahakkuk fişi yerine ihbarname ile tebliğ olunabilir. Kanunen belli hallerde tebliğ tekalif cetvelinin ileniyle yapılır.

Tahakkuk Fişinde Bulunan Bilgiler; 

Vergi Usul Kanununun 26 ncı maddesi uyarınca, tahakkuk fişi aşağıdaki bilgileri içeri:

  1. Fişin sıra numarası;
  2. Tanzim tarihi;
  3. Verginin nevi;
  4. Vergi beyannamesinin tarihi;
  5. Beyannamenin ilgili bulunduğu vergilendirme dönemi;
  6. Mükellefin soyadı ve adı (Tüzel kişilerde unvanı);
  7. Mükellefin açık adresi;
  8. Verginin matrahı;
  9. Verginin hesabı;
  10. Verginin miktarı;
  11. (Değişik: 23.6.1982 – 2686/5 Md.) Vergi mahkemesinde dava açılması ve düzeltme ile ilgili hükümlere ait kısa bilgi.

Tahakkuk Fişi Örneği

Aşağıda örnek tahakkuk fişi sunulmuştur:

İHTİYATİ TAHAKKUK; 6183 sayılı kanunun 17 ila 20. Maddelerinde İhtiyati tahakkuk kavramına ilişkin detaylı düzenlemeler yapılmıştır.

İHTİYATİ TAHAKKUK, kavramı da bunlardan birisidir.

İş bu yazımızda bu kavram hakkında bilgi verilmeye çalışılacaktır.

İHTİYATİ TAHAKKUKUN TANIMI VE HUKUKİ NİTELİĞİ;  

6183 sayılı Kanunda ihtiyati tahakkuk tanımı yapılmamıştır. Arapça kökenli olan “ihtiyati” sözcüğünün Türk Dil Kurumu’nun Güncel Türkçe Sözlüğünde “ilerisi düşünülerek yapılan” olarak anlamlandırılmıştır.

Bu anlama uygun olarak, ihtiyati tahakkuk da ileride tahakkuk edecek olan kamu alacağının, tahsil güvenliğini sağlamak için önceden tahakkuk ettirilmesini ifade etmektedir. Otomasyonlu Vergi Daireleri İşlem Yönergesinde de benzer bir ihtiyati tahakkuk tanımı yapılmıştır.

Buna göre; belirli vergi ve resimler bakımından uygulanacağı öngörülen ihtiyati tahakkuk, mükelleflerin henüz tahakkuk etmemiş borçlarının tarh, tebliğ, itiraz yollarından geçmeden ve dolayısıyla normal tahakkuk yollarını izlemeden yapılan tahakkuk işlemini ifade etmektedir.

Vergi Usul Kanununda belirtilen tahakkuka ilişkin izlenmesi gereken yolların aksine ihtiyati tahakkuk uygulamasında vergi idaresi, henüz tahakkuk etmemiş vergi alacağını derhal tahakkuk ettirebilmektedir.

İhtiyati tahakkuk, tüm kamu alacakları için değil sadece vergi ve resimlerin güvence altına alınması amacıyla getirilmiş bir hüküm olarak diğer kamu alacağını güvence altına alan önlemlerden farklıdır.

Vergi hukukunda tahakkuk aşaması, idari bir işlem olmayıp kendiliğinden ya da yargı organının açılan davayı red kararı üzerine gerçekleşen bir hukuki durum olarak kabul edilmektedir. İhtiyati tahakkuk ise belirli sürelerin geçmesiyle kendiliğinden oluşan bir hukuki durum veya belirleme olmayıp, idarenin tek taraflı yaptığı bir işlem olarak karşımıza çıkmaktadır. İhtiyati tahakkuk, hazırlayıcı bir işlem olup icrai değildir.

Bu uygulama sonucu, kesin bir borç ortaya çıkmamakta ve bu uygulamanın işlerliği ve etkinliği, ihtiyati hacizle birlikte uygulanmakta olmasıyla gerçekleşmektedir.

İhtiyati tahakkukla ortaya çıkan kamu alacağı, gerçek ve son tahakkuk infisahı koşuluna bağlı, geçici bir özellik taşımakla birlikte nihai tahakkuktan sonra ihtiyati tahakkuk buna göre düzeltilmektedir. Başka bir deyişle, ihtiyati tahakkuk yerine son ve gerçek tahakkuk geçerli olacaktır.

İHTİYATİ TAHAKKUKUN KAPSAMI;    

3,1 Mevzuat;                                                                                                             

6183 sayılı kanunun 17. Maddesi ile yapılan ihtiyati tahakkuka ilişkin düzenlemeler aynen aşağıdaki gibidir.                                                                   

İhtiyati tahakkuk:                                                                                                    

Madde 17(Değişik birinci fıkra: 26.11.1980 – 2347/2 md.) Aşağıdaki hallerden birinin bulunması takdirinde vergi dairesi müdürünün (5345 sayılı Kanun uyarınca vergi dairesi yetkisini haiz olarak kurulan ve faaliyete geçen vergi dairesi başkanlıklarında, ilgili grup müdürünün ve/veya müdürün) yazılı talebi üzerine defterdar ve/veya vergi dairesi başkanı, mükellefin henüz tahakkuk etmemiş vergi ve resimlerinden Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilecek olanlarla bunların zam ve cezalarının derhal tahakkuk ettirilmesi hususunda yazılı emir verebilir.

Vergi dairesi müdürü (5345 sayılı Kanun uyarınca vergi dairesi yetkisini haiz olarak kurulan ve faaliyete geçen vergi dairesi başkanlıklarında, ilgili grup müdürü ve/veya müdür) bu emri derhal tatbik eder:

13 üncü maddenin 1, 2, 3 ve 5 inci bentlerinde yazılı ihtiyati haciz sebeplerinden birisi mevcut ise,

Mükellef hakkında 110 uncu madde gereğince takibata girişilmişse,

Teşebbüsün muvazaalı olduğu ve hakikatte başkasına aidiyeti hakkında deliller elde edilmişse.

İhtiyati Tahakkuk Kapsamına Giren Vergi Ve Cezalar;

İhtiyati tahakkuk uygulanabilecek kamu alacakları; Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilecek vergi ve resimler ile bunların zam ve cezaları ile sınırlıdır. Bunlar dışında kalan kamu alacakları için ihtiyati tahakkuka baş  vurulabilmesi mümkün değildir. Örneğin, harç alacağı veya fonlar diğer şartlar mevcut olsa dahi ihtiyaten tahakkuk ettirilememektedir.

Maliye bakanlığı vergi ve resimlerin tümünü ihtiyati tahakkuk kapsamına alabileceği gibi bunlardan bir kısmını kapsam dışında da bırakabilir. Maliye Bakanlığı ihtiyati tahakkuk kapsamına giren vergi ve resimleri tespit ederek 1 nolu Tahsilat Genel Tebliğinde ilan etmiştir.

Buna göre Maliye Bakanlığınca;

1- Gelir Vergisi (Geçici Vergi Dâhil)

2- Kurumlar Vergisi (Geçici Vergi Dâhil)

3- Katma Değer Vergisi

4- Damga Vergisi

5- Özel Tüketim Vergisi

6- Özel İletişim Vergisi

7- Şans Oyunları Vergisi

8- Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi

9- Veraset ve İntikal Vergisi

10- Bu vergilerin gecikme faizi ve vergi aslına bağlı vergi cezaları hakkında ihtiyati tahakkuk uygulanabilmesi uygun görülmüştür.

Bunlar dışında kalan vergi ve resimler, örneğin emlak vergisi veya motorlu taşıtlar vergisi alacağı ile bunların zam ve cezaları için ihtiyati tahakkuk uygulanamamaktadır.

1 nolu Tahsilat Genel Tebliğine göre; Gelir ve kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere tarh ve tahakkuk ettirilen geçici verginin asıllarının aranılmayacağı durumlarda, maddenin öngördüğü şartların varlığı halinde ihtiyati tahakkuk, bu vergi için hesaplanan gecikme faizi ve bu vergiye bağlı vergi cezaları için uygulanır.

Gelir ve kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere tarh ve tahakkuk ettirilen geçici vergi asıllarının aranılmayacağı durumlarda, 6183 sayılı Kanunun 17 nci maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde ihtiyati tahakkuk, sadece bu vergi için hesaplanan gecikme faizi ve bu vergiye bağlı vergi cezaları için uygulanır. İhtiyati tahakkuk, henüz tahakkuk etmemiş vergi ve resimler için uygulanabilir.

Tahakkuk etmiş ve tahsil aşamasına gelmiş vergi ve resimlerin ihtiyaten tahakkuk ettirilmesi söz konusu olamamaktadır.

İHTİYATİ TAHAKKUK NEDENLERİ;

6183 sayılı Kanunun 17 nci maddesinde belirtilen hallerin varlığı halinde kamu alacağının tahsilatının tehlikeye girdiği kabul edilerek ihtiyati tahakkuk uygulamasına başvurulmaktadır.

4.1. Bazı ihtiyatın haciz nedenlerinin mevcut olması;

İhtiyati haciz uygulamasına yol açan hallerden;

-Teminat istenmesini gerektiren hallerin varlığının,

-Borçlunun belli ikametgâhının olmamasının,

-Borçlunun kaçmış olması veya kaçması, mallarını kaçırması ve hileli yollara başvurması halinin,

-Mal bildirimine çağırılan borçlunun belli süre içinde mal bildiriminde bulunmamış veya noksan bildirimde bulunmuş olması halinin varlığı halinde ihtiyati tahakkuk uygulanması gerekmektedir.

Teminat gösterilmesi gerektiren hallerin varlığı durumunda, vergi daireleri ihtiyati tahakkuk yapmadan teminat istememekte ve sadece teminat istenmesini gerektiren borç için ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk uygulaması yapmaktadır.

Borçlunun belli ikametgâhının olmaması halinde; borçlunun henüz tahakkuk etmemiş kamu alacakları için önce ihtiyati tahakkuk sonra ihtiyati haciz uygulanmaktadır. Borçlunun kaçmış olması veya kaçması ya da mallarını kaçırması ve hileli yollara başvurma ihtimalinin olması halinde de borçlunun henüz tahakkuk etmemiş kamu alacakları için önce ihtiyati tahakkuk sonra ihtiyati haciz uygulanmaktadır.

Mal bildirimine çağırılan borçlunun belli süre içinde mal bildiriminde bulunmamış veya noksan bildirimde bulunmuş olması halinde vergi daireleri ihtiyati haczi, borçlunun mal bildiriminde bulunması gereken borcu dışındaki borçları hakkında uygulamaktadır. İhtiyati haczin uygulanacağı bu borçlar henüz tahakkuk etmemişse önce ihtiyati tahakkuk sonra ihtiyati haciz uygulanmaktadır.

Kamu alacağının tahsiline engel olunması durumunda mükellef hakkında takibata girişilmiş olması.

6183 sayılı Kanunun 110 uncu maddesine göre kamu alacağının tahsili için hakkında takip işlemlerine başlanan borçlu kısmen veya tamamen tahsile engel olmak veya tahsili zorlaştırmak amacıyla mallarından bir kısmını veya tamamını:

Mülkünden çıkararak, telef ederek yahut değerden düşürerek gerçek surette, gizleyerek, kaçırarak, muvazaa yolu ile başkasının uhdesine geçirerek veya aslı olmayan borçlar ikrar ederek yahut alındılar vererek gerçeğe aykırı surette, varlığını yok eder veya azaltır ve geri kalan mallar borcu karşılamaya yetmezse altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

6183 sayılı Kanunun 115 inci maddesi, bu suçların alacaklı kamu idaresinin o mahaldeki en büyük memurunun ihbarı üzerine Cumhuriyet savcılığı tarafından takip olunacağını belirtmiştir. Cumhuriyet savcılığı tarafından takip olunacak bu kamu borcu esasında tahakkuk etmiş bir borçtur.

Ancak, bu takibat, alacaklı kamu idaresinin borçluya güvenini kaybetmesine neden olmakta ve 6183 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin 2 nci ben

dinde belirtildiği gibi, bu borçlunun henüz tahakkuk etmemiş diğer borçları ihtiyaten tahakkuk ettirilmekte ve bu borçlar için ihtiyati tahakkuktan sonra ihtiyati haciz uygulanmaktadır. Kesinleşmiş olan ve 110 uncu maddeye göre takip edilen alacak içinse ihtiyati tahakkuk uygulanamamaktadır. Çünkü bu alacaklar zaten tahakkuk etmiş ve bunlar için takip işlemlerine başlanmıştır.

Bir teşebbüsün muvazaalı olması ve gerçekte başkasına ait olduğu hakkında delillerin bulunmuş olması;

Uygulamada bazı kişi ve kuruluşlar, kaçakçılık yapmak, kamu alacaklısının takibinden kaçmak ve kamu alacağını karşılıksız bırakmak amacıyla bir takım paravan teşebbüsler kurmaktadırlar. Kamu idaresine karşı bu muvazaalı teşebbüs muhatap olmakta ve kamu borcu tahsil edilememektedir.

Böyle bir durumda 6183 sayılı Kanunun 17 nci madde hükmüne göre muvazaalı (paravan) teşebbüsten, vergi ve resim bakımından faydalananların tahakkuk etmemiş kamu borçları için ihtiyati tahakkuk yapılacak ve malları hakkında da derhal ihtiyati haciz uygulanacaktır. Bu uygulama için söz konusu teşebbüsün gerçekte başkasına ait olduğu hakkında delillerin elde edilmiş olması şarttır.

İhtiyati Tahakkuk Uygulama Usulleri; 

İhtiyati tahakkuk, vergi dairesi müdürünün yazılı isteği üzerine defterdarın/vergi dairesi başkanlığının kurulduğu yerlerde vergi dairesi başkanının kararıyla uygulanacaktır.

İhtiyati tahakkuk talepleri 5345 sayılı Kanun uyarınca vergi dairesi yetkisini haiz olarak kurulan ve faaliyete geçen vergi dairesi başkanlıklarında, ilgili gelir idaresi grup müdürü ve/veya müdür tarafından yazılı olarak yapılacak, bu talepler vergi dairesi başkanı tarafından uygun görülmesi üzerine ihtiyati tahakkuk işlemleri ilgili gelir idaresi grup müdürü ve/veya müdür tarafından derhal yerine getirilecektir. 6183 sayılı Kanunun 17 nci maddesinde; mükellefin henüz tahakkuk etmemiş vergi ve resimlerinin ihtiyaten tahakkuk ettirilmesi emrini verme yetkisi defterdara veya vergi dairesi başkanına tanınmıştır. Ancak vergi dairesi başkanı veya defterdar ihtiyati tahakkuk emrini resen veremez.

Buna göre, vergi dairesi başkanlığı kurulmuş olan illerde ihtiyati tahakkuk konusunda emir verme yetkisi ilgili grup müdürünün veya müdürün yazılı talebi üzerine vergi dairesi başkanına, diğer illerde ise vergi dairesi müdürünün yazılı talebi üzerine defterdara aittir. 17 nci maddede belirtilen sebeplerin varlığı halinde vergi dairesi tarafından ihtiyati tahakkuk talebinde bulunulması zorunlu olup bu konuda takdir hakkı bulunmamaktadır. Vergi dairesi başkanı veya defterdar, durumu tetkik ederek sebepleri geçerli görürse ihtiyati tahakkuk uygulanması konusunda emir verir.

Yetki tamamen defterdara ve vergi dairesi başkanına ait olup takdir hakkına sahiptir. Defterdar veya vergi dairesi başkanının yazılı emri üzerine ihtiyati tahakkuk vergi dairesi bünyesinde ve derhal yapılır.

6183 sayılı Kanunda ihtiyati tahakkuk uygulaması için herhangi bir süre düzenlenmemiştir. Dolayısıyla 17 nci maddede belirtilen hallerin bulunması durumunda ihtiyati tahakkuk uygulanabilmektedir.

İhtiyati Tahakkuk Neticeleri;

6183 sayılı Kanunun 18 inci maddesi gereğince ihtiyati tahakkuk tutarı, mükellefin maddede sayılan vergi, resim ve cezalarından matrahı belli olanlar üzerinden, geçmiş yıllara ve cari yılın geçen aylarına ait olup, matrahı henüz belli olmayan alacaklar açısından ise geçici olarak harici karinelere göre takdir yoluyla tespit ettirilen matrahlar üzerinden hesaplanacaktır. İhtiyaten tahakkuk ettirilecek amme alacakları üzerinden hesaplanarak ihtiyaten tahakkuku verilmesi gereken gecikme faizi tutarının belirlenmesinde, ihtiyati tahakkuk talep yazısının düzenlendiği tarih esas alınacaktır. Konuya ilişkin düzenlemelerin yapıldığı 6183 sayılı kanunun 18. Maddesi aynen aşağıdaki gibidir.

İhtiyati tahakkukun neticeleri:

Madde 18; Hakkında 17 nci madde gereğince muamele yapılan mükellefin mezkûr maddede yazılı vergi, resim ve cezalarından matrahı belli olanlar, itirazlı olsun olmasın, hesap edilen miktar üzerinden derhal tahakkuk ettirilir.

Geçmiş yıllara ve cereyan etmekte olan yılın geçen aylarına ait matrahı henüz belli olmayan ve 17 nci maddede sayılan vergi, resim ve cezaları geçici olarak ve harici karinelere göre takdir yolu ile tespit ettirilen matrahlar üzerinden hesaplanır. Bu suretle hesap olunan vergi, resim ve bunların zam ve cezaları derhal tahakkuk ettirilir.

Bu esasa göre tahakkuk eden vergi ve resimler ve bunların zam ve cezaları kanunlarına göre ödeme zamanları gelmeden tahsil olunmaz. Ancak bunlar için derhal ihtiyati haciz tatbik olunur. 17 nci maddenin 3 üncü bendine giren hallerde ihtiyati haciz muvazaalı teşebbüsten vergi ve resim bakımından faydalananların malları hakkında tatbik olunur.

Bu maddedeki geçici takdirler, takdir komisyonları tarafından, talep tarihinden itibaren azami bir hafta içinde yapılır.                                              

İhtiyati Tahakkuk Düzeltilmesi;   

Konuya ilişkin olarak 6183 sayılı kanunun 19. Maddesinde yapılan düzenleme aşağıdaki hususları içermektedir. Alacağın hususi kanununa göre tahakkukundan sonra, ihtiyati tahakkukla hususi kanununa müstenit tahakkuk arasındaki fark, hususi kanununa müstenit tahakkuka göre düzeltilir. Bu düzeltmenin yapılabilmesi için beyannameye müstenit tarhiyatta verilen beyannamenin tetkik edilerek kabul edilmiş olması, itirazlı tarhiyatta kesinleşmenin vukuu, Devlet Şûrasına müracaat edilmiş olan hallerde Devlet Şûrasından nihai bir kararın çıkmış olması lazımdır. İhtiyati tahakkuk mevzuu olan devre beyannamesinin, verildiği tarihten itibaren en geç iki ay içinde tetkik mecburidir. Bu müddet içinde tetkik yapılmadığı takdirde, bu sebeple düzeltme geciktirilmez.

 İhtiyati Tahakkuka İtiraz Usulleri;

İhtiyati Tahakkuka itiraz ile ilgili hükümler kanunun 20. Maddesinde yapılmış olup anılan hüküm aynen aşağıdaki gibidir. Haklarında ihtiyati tahakkuk üzerine ihtiyati haciz tatbik olunanlar ihtiyati tahakkuk sebeplerine ve miktarına 15 inci madde gereğince itirazda bulunabilirler.183 sayılı kanunun atıf yapılan 15. Maddesi ihtiyati hacize itiraz ile ilgili hükümlere haiz olan madde olup, bu hükümler İhtiyati Tahakkuk içinde geçerlidir.Buna göre 15 gün içinde İhtiyati Tahakkuka itiraz hakkı bulunmaktadır.Haklarında ihtiyati haciz tatbik olunanlar haczin tatbiki, gıyapta yapılan hacizlerde haczin tebliği tarihinden itibaren (7061 sayılı kanunun 9 uncu maddesiyle değişen ibare; Yürürlük 01.01.2018) 15 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde ihtiyati haciz sebebine itiraz edebilirler. İtirazın şekli ve incelenmesi hususunda Vergi Usul Kanunu hükümleri tatbik olunur. Bu ihtilaflar itiraz komisyonlarınca diğer işlere takdimen incelenir ve karara bağlanır. İtiraz komisyonlarının bu konuda verecekleri kararlar kesindir. 

SONUÇ;  olarak İhtiyati Tahakkuk ve ihtiyati Haciz kavramları kamu alacağının olası tahsil edilememe riskine karşı ortaya konulmuş olan bir düzenlemedir.İhtiyati tahakkuk, vergi alacağında devlet açısından büyük bir güvence oluşturmaktadır.Özellikle gelir ve kurumlar vergisi gibi yıllık vergilerde vergilendirme sürecinin uzun sürece yayılması art niyetli mükelleflere verginin tahsilini zora koşacak ya da imkansız kılmaya yönelik davranışa girecek zamanı vermektedir.

İhtiyati tahakkuk ile bu sürecin tamamlanmasına gerek kalmadan vergi tahakkuk ettirilebilmektedir. Vergi güvenliğinin sağlanmasında ihtiyati tahakkuk idari bir işlemdir. Ancak tek başına anlam ifade etmemektedir. İhtiyati tahakkuk ihtiyati haciz ile birlikte anlam kazanır. İhtiyati tahakkukun doğrudan doğruya tek başına kişinin çıkarına dokunan bir uygulama olmaması sebebiyle icrai bir işlem haline gelmesi ihtiyati haciz ile mümkündür Bu düzenlemenin uygulama şartları vardır. Bununla birlikte; Gerek ihtiyati tahakkuka dayalı gerekse diğer nedenlerden dolayı ihtiyati haciz sebeplerinin tayin ve takdirinde tahsil dairesinin ve ihtiyati haciz kararını verecek makamın gereken hassasiyeti göstermesi ve alacaklı amme idaresinin hukuku kadar borçlu hukukunu da koruması gerekmektedir.