Risk Yönetimi mi?  Kriz Yönetimi mi?

İşletmelerde Kriz Yönetimi Üst Yönetim

Kriz varsa, sorun varsa, bunun sebebi büyük oranda risk yönetimimin olmamasıdır.

Tabi şurası da bir gerçektir, ne kadar da risk yönetimini uygulamaya soksanız, ne kadar da ciddi bir şekilde risklere göre kontrol önlemleri ve tedbirler alsanız bazı krizler, bazı sorunlar, bazı meseleler gündeme gelebilir.

Bunda hiçbir ihtilaf yoktur.

Çünkü risk yönetimi yüzde yüz krizsiz bir gelecek öngörmez.

Ancak şunu sağlar : “Muhtemel olarak meydana gelmesi riskler önceden öngörülür, tanımlanır, tedbir alınır, meydana gelmesi önlenir ya da etkisi azaltılır.”

Riskleri önceden görerek tedbir almak ve krizleri önlemek, etkisini azaltmak akılcılıktır.

Bu modern stratejik yönetimdir. 

 Riskleri önceden gören ve krizleri önleyen yönetici de akıllı ve basiretli bir yöneticidir.

Risklere odaklanan bir yönetim, çağın gereğidir.

Bu gerçeğe rağmen, şirket üst yönetiminde kimsenin riskleri taktığı yok.

Daha açıkçası, risk yönetimi diye bir kavram üst yönetimde mevcut olsa da, bu yönetim daha çok kâğıt üstünde kalmaktadır.

“Mevzuat hükmüdür” diye bazı risk yönetimi çalışmaları yapılsa da, bunların çoğu göstermeliktir.

İşte “dostlar alışverişte görsünler” mantığıyla bir şeyler yapılıyor gibi davranılıyor.

Hepsi bu kadardır.

Şirket üst yönetimlerinde gözlemlediğim maalesef “risk yönetimi değil kriz yönetimidir.”

Bir mesele, bir problem yıllar öncesinden geliyorum, geliyorum diye adeta bağırır, ancak, kimse oralı dahi olmaz, o mesele ortaya çıktığı andan itibaren kriz yönetimi başlar ve yöneticisinden en alt çalışanına kadar tüm şirket, tüm genel müdürlük, tüm daire başkanlığı o soruna birden bire yönelir.

Kimsenin aklına risk yönetimi gelmez, ancak, bu hususlarda bir sorun baş gösterirse herkes “hurra” diye o alana yönelir.

Birkaç gün o sorun, o konu şirket içi dedikodu haberlerde yer alır. Ardından konu, sorun unutulur gider.

Ta ki tekrar bir kaza ve felaket meydana gelene kadar, konu ve sorun kimsenin ilgisini çekmez.

Sorun ve kriz baş gösterince herkesin ilgisini çeker.

Bu arada krizlerle mücadele etmede başarılı olmakla da övünürüz.

Halbuki bence krizleri başarıyla yönetmekten daha öncelikli ve daha önemli olan riskleri yönetmek ve meydana gelmeden önce değerlendirerek tedbir almaktır.

Şu sözlerime, şu ikazlarıma herkes dikkat etsin: “Riskleri göz ardı edenler, krizlerle göz göze gelirler.” 

Krizlerle göz göze gelenler de ya o krizin altında tamamen ezilirler, ya da büyük hasar görürler.

Halbuki riskleri dikkate alan, akılcı, adil ve ehil bir yönetim krizleri önler ve hiçbir hasar ve zarar görmez.

Yazımın başında da belirttim, risk yönetimi elbette, bütün krizleri ve bütün sorunları önleyecek değildir.

Beklenmedik durumlar ve risk yönetimi olsa da yine bazı meseleler meydana gelebilir.

 Bunlar da çok büyük yekin teşkil etmez.

Önemli olan büyük meseleleri ve büyük krizleri önlemektir.

Önemli olan büyük sorunların meydana geleceğini risk yönetimi sayesinde önceden tahmin ederek, gerekli tedbirleri almak ve bunların meydana gelmesini engellemektir.

Risk yönetimi özellikle şirketlerde tüm sektörlerde çok elzemdir.

Zaten, özel sektör karlılık ve verimlilik esasları açısından çalıştığı için gerekli tedbirleri alıyor.

Ancak, üs yönetim risk yönetimi tedbirleri alınıyor mu?

İşte önemli olan bu sorununun cevabıdır.

Ben üst düzey şirket yönetiminde risk yönetimi konusunda “kağıt üstünde kalan çalışmalar” dışında çok da fazla bir hassasiyet göremiyorum.

Kriz yönetimi (yani riskler olmadan önce tedbir almamak, olduktan sonra harekete geçmek) her şeye zarardır.

 Halbuki risk yönetimi her şeye fayda sağlar.

Tedbir almak akla ve ilme uygun olandır.

Tedbir almamak akılsızlıktır.

Evet, bu sözlerimle birlikte yazımın başlığındaki soruyu sorarak cevabını da ben söylüyorum:

“Risk yönetimi mi, kriz yönetimi mi?”

Elbette, risk yönetimidir.

Kamuda risk yönetimin gerçekten uygulandığı ve kağıt üstünde kalmadığı günleri görürüz.

Görev yaptığım 32 yıl boyunca gözlemlediğim vurdum duymazlığa, aymazlığa ve bunca ihmale rağmen gelecekten umutluyum.