Adli Muhasebecilikte Esas Alınan Şüphe Kavramının İncelenmesi

Adli muhasebecilikte “şüphe”, incelemeyi ve soruşturmayı başlatmada, ceza ve hukuk davası açıp açmamaya karar vermede kıstas olarak kullanılan çok önemli bir unsurdur.                                             Suç soruşturmasında şüphe kavramı anlaşılması güç, karışık ve bilen akıl ile alakalı sübjektif bir kavram olması sebebiyle takdir ve değerlendirmede genellikle farklı uygulama ve önemli hataların yapıldığı bu nedenle içtihatlarla tanımlanarak açıklığa kavuşturulması gereken ortak […]

Devamı

Adli Muhasebecilerin Özellikleri

Adli muhasebecilerin normal muhasebeciler veya denetçilerden farklı olarak birtakım özellikleri taşımaları ve bazı konularda yoğun bilgi sahibi olmaları gerekmektedir.  Bu özelliklerin başında bir dedektif gibi hareket etmek gelmektedir.                                                            İyi bir adli muhasebeci aynı zamanda iyi bir özel soruşturmalar yapabilen dedektif olmalı, dikkatli inceleme ve araştırma zihniyeti taşımalıdır.  Zira adli muhasebeciler sayıların ön yüzünden ziyade […]

Devamı

Adli Muhasebenin Tarihi Gelişimi

Tarihsel süreç içerisinde adli muhasebeciliğin 5.000 yıldan fazla bir geçmişe sahip olduğunu söylemek mümkündür.  Şöyle ki, M.Ö. 3.300-3.500 yıllarında Mezopotamya ve Mısır’daki kâtipler, ticari işlemleri ıslak kil tabletlerin üzerine kaydetmekte ve bu dokümanlar ince bir kil zarf şeklindeki bir dış tablete konulmaktaydı. Eğer bu dış tablette bir kurcalama olursa, durum soruşturmaya konu ediliyordu.                                    Ayrıca on […]

Devamı

Adli Müşavirlik Mesleği

Adli muhasebe bilim dalını, profesyonel olarak, gelir elde etmek amacıyla uygulayan gerekli ve yeterli donanımlara sahip şekilde icra eden kişilere Adli Müşavir denilir. Bu tip bir serbest meslek faaliyetinin tanımı 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65’nci maddesinde “Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan […]

Devamı

Adli Muhasebecilikte “Şüphe” Kavramı

Engin ŞAHİN Şüphe insanı doğruya götürür.   Şüpheden şüphelenmeyin! ZOR BİR KONU, ZEKA BAŞARIR DİYORUM! ÖNSÖZ   İnsanın “düşünebilen ve “kavram oluşturabilen bir canlı” dır. İnsanın tüm akla uygun, aklın kurallarına dayanan, ölçülü işlevleri, ya bir türün bütün bireylerine değil de bir veya birkaç bireyine ilişkin olan, az veya azıcık, belli bir sınıfa bağlı bireylerin hepsini içine alan, bütüne ve […]

Devamı

Vergi Kültürü Nedir?

Ben, Vergi kültürü, ifadesini “kişilerin sorumluluk bilinci ile hür vicdanlarında severek, isteyerek ve zevk duyarak, görev addederek vergi verme mecburiyetlerini duymaları” şeklinde tanımlamak istiyorum.   “Kişilerin bu kültür düzeyine ulaşabilmesi öncelikle aileden başlayan, okullarda devam eden ve diğer iletişim araçlarıyla dinsel kurumlarca desteklenecek bir eğitim almaları gerektiğine ilave olarak siyasilerin ve devleti yönetenlerin ahlak anlayışını da […]

Devamı

Yargıtay 11.Ceza Dairesi, Vergi Usul Kanununa Aykırılık, Sahte Fatura Kullanma Suçu Beraat,

T.C YARGITAY 11.CEZA DAİRESİ
ESAS NO : 2010/16483 KARAR NO: 2011/4571 KARAR TARİHİ:07.07.2011
>Vergi Usul Kanunu’na Aykırılık
>Sahte Fatura Kullanmak
>Yasal ve Yeterli Olmayan Gerekçe
ÖZET
Sabıkası bulunmaması nedeniyle geçmişteki hali olumlu sayılması gereken 1924 doğumlu olan, yargılama aşamasında mahkeme ile yüz yüze gelmeyen ve suç işleme eğilimine ilişkin olumsuz bir yönü de dosyaya yansımayan sanığın, suç işleme hususundaki eğilimi ve kişiliği ile pişmanlık duymayacağı kanaatini uyandıran nedenler açıklanmadan hakkında takdiri indirime ve cezanın ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesi yasaya aykırıdır.

213 s. Yasa m. 359/b-l
765 s. Yasa m. 59
647 s. Yasa m. 6
1- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7 ve 5349 sayılı Kanun’la değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama şekli Hakkında Ka-nun’un 9. maddeleri hükümleri karşısında; sanığa yüklenen “2002 takvim yılında sahte fatura kullanmak” suçunun, son fatura tarihinin 12.12.2002 olup KDV indiriminde kullanılması nedeniyle suç tarihinin 26.01.2003 olacağı ve bu halde yasanın gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu 765 sayılı TCK’nın 102/4. maddesinde öngörülen asli dava zamanaşımının, suç tarihinden iddianamenin düzenlendiği 27.03.2008 tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden

Devamı

Yargıtay 11.Ceza Dairesi, Şirketin Resmi Yetkilisinin Sahte Fatura Suçunu Kabul Etmemesi Beraat Kararı

ŞİRKETİN RESMİ YETKİLİSİNİN SAHTE FATURA SUÇUNU KABUL ETMEMESİ. Sanık hakkında 2010 takvim yılına ilişkin sahte fatura kullanma ve defter ve belge ibraz etmeme suçundan verilen beraat hükümleri yönünden katılan vekilinin temyizinin incelemesi:
A-İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 26.05.2011 tarih ve 2011/1691 esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında, 2010 takvim yılına ilişkin “sahte fatura kullanma” suçundan kamu davası açılmış ise de; dosya kapsamında sanık hakkında düzenlenen vergi suçu raporu ve vergi tekniği raporuna uygun olarak sahte fatura düzenleme suçundan mütalaa verildiği, iddianame kapsamında yer alan “sahte fatura kullanma” suçuna ilişkin olarak sanık hakkında verilmiş bir mütalaa bulunmadığı anlaşıldığından, mahkeme tarafından öncelikle durma kararı verilip, 213 sayılı VUK’nın 367. maddesi gereğince “sahte fatura kullanma” suçundan dava şartı olan mütalaanın verilip verilmeyeceği Vergi Dairesi Başkanlığından sorularak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
B-… Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün mükellefi olan sanık 2010 yılına ilişkin defter ve belgeleri 08.10.2010 tarihinde usulüne uygun olarak yapılan tebligata rağmen 15 günlük süresi içerisinde ibraz etmemesi nedeniyle “defter ve belge gizleme” suçundan açılan kamu davasında; sanığın, “defter ve belge gizleme” suçunu işlemediğini, şirket ile bir ilgisinin olmadığını adına şirket açanın … ve… olduğunu şirketin işlerini bu kişilerin idare ettiğini savunması, tanıklar … ve …’in de… isimli kişinin gerçek şirket sahibi olduğunu ifade etmeleri karşısında, suç unsurlarının ve maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından;

Devamı

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, Defter, kayıt ve belgeleri gizleme, sahte müstahsil makbuzu ve fatura düzenleme

Yargıtay 11. Ceza Dairesi
2016/9132 E. , 2020/630 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Defter, kayıt ve belgeleri gizleme, sahte müstahsil makbuzu ve fatura düzenleme
HÜKÜM: Mahkumiyet
Sanık … hakkında “2007, 2008 ve 2009 takvim yıllarında sahte belge bastırıp kullanma” suçundan kamu davası açılmış olmasına rağmen bu suçtan herhangi bir hüküm kurulmadığı tespit edilmekle, zamanaşımı süresi içerisinde mahallinde hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
1- Sanık … hakkında “defter, kayıt ve belgeleri gizleme” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz talebinin incelenmesi:
Yargılama sürecindeki işlemlerin hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ile delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışılarak değerlendirildiği, vicdanî kanının deliller ve dosyadaki bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, fiilin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, fiile uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlenip uygulandığı, kurulan hükümde bir aykırılık bulunmadığı anlaşılmış; sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olduğundan, hükmün ONANMASINA,

Devamı

Yargıtay 5. Ceza Dairesi, Pos Cihazı ile Tefecilik Beraat Kararı

Yargıtay 5. Ceza Dairesi
2013/4151 E.
2014/9056 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Pos Cihazı ile Tefecilik
HÜKÜM: Beraat
İlk derece mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Vergi denetmeni raporu ve soruşturma evresinde ilgili denetmen tarafından beyanları alınan tanıklar, … ve …’ın anlatımlarıyla, görünürde kuyumculuk ve kontör satışı işi yapan ancak yaptığı alımları faturayla belgelendiremeyen sanığın gerçekte herhangi bir ticari faaliyette bulunmaksızın bankalardan temin ettiği POS cihazları vasıtasıyla bankalara kredi kartı borcu bulunan tanıkların borçlarını kapatarak onlara %2 ile %2,5 arasında değişen komisyon oranlarıyla nakit para vermek suretiyle zincirleme biçimde tefecilik suçunu işlediği sübuta eren olayda, temyiz aşamasında dosyaya sunulan…

Devamı