Vergi İncelemesinde tespit edilen cirosunun %99 u uluslarası taşımacılık yapan bir şirket, yurt dışı tahsilatları şoförler kanalı ile tahsil ettiği gerekçesi ile yüzde 5 özel usulsüzlük cezası yemiş.

Türk vergi hukuku ve yasal mevzuatlarımız yurt dışında geçerli değildir.  

Bu kapsamında kurulmuş aracı kurumlar yok bu ceza Türkiye’de uygulanamaz.

Hukukta kuraldır: Bir cezanın ihdas edilebilmesi için fiilin tüm unsurlarıyla gerçekleşmesi gerekir.

Tahsilat yapan için ceza uygulayabilmeniz için yurt dışındaki şirketler için de ödemenin banka ve finans kanalıyla ödenme kuralı gerekir ki bu mümkün değil.

Nasıl ki, fatura almamaya ceza verilebilmesi için verilmesinin zorunlu olması gerekiyorsa, tahsilatı yapan karşısında ödemenin de zorunlu olması kurucu, ihdası şarttır.

Yurt dışı Nakit Tahsilatlarının Özel Usulsüzlük Cezaları:    

Yurt dışı Nakit Tahsilatları, Son dönemlerde vergi inceleme elemanları tarafından yurt içi yerleşiklerin yurt dışında yaptığı tahsilatların (ihracat, transit ticaret vb) elden yapılması gerekçe gösterilerek mükellefler adına özel usulsüzlük cezaları kesildiğine tanıklık etmekteyiz.

Mükellefler, özellikle yurtdışı ile yoğun çalışan ihracat, uluslararası transit gibi sektörel şirketlerimiz bazen banka ve finans sisteminin önemli maliyetleri olması nedeniyle, bazen ilgili muhatap ülkenin banka veya finans sisteminin yeteri kadar gelişmemesi veya ileride tahsilatlarla ilgili ciddi ticari ve hukuki sorunlar yaşamamak adına elden nakden tahsilatlar gerçekleştirebilmektedirler. Bu durumun ülkemizdeki özel usulsüzlük cezaları açısında aşağıda değerlendirmesine yer vereceğiz. 

Yurt dışı Tahsilatların Ve Özel Usulsüzlük Cezalarının Yasal Açıdan Değerlendirilmesi:

Ödemelerin banka ve finans sistemi üzerinden geçmesine (veya bu kanallarla tevsik edilmesine) ilişkin son düzenlemeler 459, 479 ve 480 sıra numaralı VUK ile 268 ve 298 sıra numaralı GVK Genel Tebliğlerinde düzenlenmiştir. 459 nolu VUK Tebliğinde (01.01.2016 Yürürlük Tarihi) aracı kurum bu Tebliğ uygulaması bakımından tahsilat ve ödemelere aracılık eden 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununda tanımlanan bankayı, 29/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında yetkilendirilmiş ödeme kuruluşlarını ve 9/5/2013 tarihli ve 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununa göre kurulan Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketini ifade edilmektedir. Dolayısıyla, yurt dışında bu Kanunlara uygun şekilde kurulmuş bir ödeme/tahsilat kurumunun bulunması hukuken mümkün değildir. Bu kapsamda, mükellefler nezdinde “teknik” olarak ceza maddesinin işletilmesi de mümkün değildir. 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde Maliye Bakanlığına “mükelleflere” muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini bankalar, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğunu getirme ve bu zorunluluğun kapsamını ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslarını belirleme yetkisi verilmiştir. Bu durumda, mükellef kavramı iç mevzuatla ilgili olup, sadece yurt içine haiz bir kavramdır. Yurt dışı alacakların tahsilatı vergi hukukunu ilgilendiren bir konu olmayıp, açıkça TCMB düzenlemeleri ve

1567 sayılı TPKKHK’nu ilgilendiren bir durumdur.

Bu Tebliğ uygulaması bakımından, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 232 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında fatura almak zorunda olan birinci ve ikinci sınıf tüccarları, serbest meslek erbabını, kazançları basit usulde tespit olunan tüccarları, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçileri, vergiden muaf esnaf tevsik zorunluluğu kapsamında bulunmaktadır.

Bu mükellefler arasında yurt dışında fatura almak bakımından zorunlu sayılan bir mükellef grubu Türk vergi mevzuatında tanımlanmayacağı gibi, hukuken mümkün de değildir. Yurt dışında fatura almak zorunda olanları Türk Vergi Mevzuatı birinci ve ikinci sınıf tüccarları, serbest meslek erbabını, kazançları basit usulde tespit olunan tüccarları, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçileri, vergiden muaf esnaf olarak tanımlayamaz. Muhatap olan yurt dışı müşterilerinin böyle bir yasal mahiyete haiz olamaması nedeniyle yapılan tahsilatlar zaten ödeme tevsiki kapsamında mütalaa edilemeyeceğinden, yurt içi mükelleflerin tahsilatını nakden gerçekleştirmesi vergi mevzuatında bu şekliyle karşılığı olan bir konu değildir. Ceza maddesi olarak değerlendirildiğinde de, 213 sayılı VUK’un Mükerrer 355. maddeye göre tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğuna uymayan mükelleflerden her birine, her bir işlem için bu maddeye göre uygulanan cezalardan az olmamak üzere işleme konu tutarın % 5’i nispetinde özel usulsüzlük cezası kesilir. Bu şekilde ceza kesilen mükellefler hakkında üçüncü fıkra hükmü uygulanmaz.  Ancak, bu fıkra uyarınca bir takvim yılı içinde kesilecek özel usulsüzlük cezasının toplamı 770.000 TL (490 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2018’den itibaren 1.200.000 TL) ‘yi geçemez. Ceza maddesi de incelendiği zaman idarenin karşı mükellefe ceza kesme imkanı hukuken yoktur. Bu kapsamda dahi, ceza uygulamasının yasal dayanağının olmadığı açıktır. Unutulmamalıdır ki, ceza kesilmesi için fiilin tüm unsurlarının kanunda arandığı şekilde “eksiksiz” gerçekleşmiş ve buna ilişkin tespitin tam olarak yapılmış olmasına bağlıdır.

323 sıra no’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği uyarınca, tahsilat ve ödemelerin tevsik zorunluluğu kapsamına; birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenler, defter tutmak zorunda olan çiftçiler, serbest meslek erbabı ile vergiden muaf esnafın kendi aralarında yapacakları ticari işlemleri ile nihai tüketicilerden (Türkiye’de mukim olmayan yabancılar hariç) mal veya hizmet bedeli olarak yapacakları tahsilat ve ödemeleri girmektedir.

Vergi inceleme elemanları daha sonraki Tebliğlerde parantez içinde ifade edilen (Türkiye’de mukim olmayan yabancılar hariç) ibaresi kaldırıldığı için, ceza uygulanabileceğini düşünerek cezalı işlem yapmaktadırlar. Halbuki bu ibarenin kaldırılma gerekçesi ceza uygulamak için değil, ceza uygulamasının mümkün olmayacağından ibarettir. Kaldı ki, Genel Tebliğ ile ceza kaldırılıp konulamaz. Bu durum hukuken de mümkün değildir. Bu ceza uygulaması ancak ve ancak Kanunla yapılabilecek bir işlemdir. Aşağıdaki İdare tarafından verilmiş bulunan görüş ise konuyu tam anlamıyla zaten izah etmektedir. Bu tahsilat ile ilgili konu vergi hukuku ile ilgili değildir, bu konu Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu ve Tebliğleri ile ilgili bir konudur.

“T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI                                                           

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI                                                      

Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü 

Sayı : B.07.1.GİB.4.06.18.02-32mük257-7932-248                                           

Tarih: 25/04/2011                                                                                                  

Konu: Yurt dışından getirilecek olan ihracat ödemelerinin banka kanalı ile yapılması zorunluluğu hakkındadır.

İlgide kayıtlı özelge talep formunun incelenmesinden; … Vergi Dairesi Müdürlüğünün … vergi numaralı mükellefi olduğunuz belirtilerek, ……………’a yapacağınız ihracat karşılığı alınan döviz bedelinin, banka kanalı ile yapılmasının mümkün olmadığı durumlarda, nakit olarak gümrükten geçerken bir deklarasyon tutanağına bağlanması işleminin geçerli olup olmadığı hususunda Başkanlığımız görüşüne müracaat edildiği anlaşılmıştır.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun “İspat Edici Kağıtlar” başlıklı 227 nci maddesinin birinci fıkrasında “Bu kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir.” hükmü yer almaktadır.

Mezkûr Kanunun Mükerrer 257 nci maddesi ile mükelleflere muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini banka, özel finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğunu getirme ve bu zorunluluğun kapsamını ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslarını belirleme hususlarında Bakanlığımıza yetki verilmiştir. Bu yetkiye dayanılarak tahsilat ve ödemelerin banka, özel finans kurumları veya posta idarelerince belgelerle tevsikine ilişkin açıklamalara 320, 323, 324, 332 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde yer verilmiştir.

Bahsi geçen tebliğlerde yer alan açıklamalar doğrultusunda, birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenler, defter tutmak zorunda olan çiftçiler, serbest meslek erbabı ile vergiden muaf esnafın kendi aralarında yapacakları ticari işlemleri ile nihai tüketicilerden (Türkiye’de mukim olmayan yabancılar hariç) mal veya hizmet bedeli olarak yapacakları 8.000 Türk Lirasını aşan tahsilat ve ödemelerinin banka, özel finans kurumları veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü (PTT) aracı kılınarak yapılması ve bu kurumlarca düzenlenen dekont veya hesap bildirim cetvelleri ile tevsiki zorunlu bulunmaktadır. Aynı Tebliğlerde tevsik zorunluluğu olmayan ödeme ve tahsilatlar konusunda düzenlemelere de yer verilmiştir.

Yukarıda yer verildiği üzere, mükelleflerin muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğu kapsamında ihracat bedellerinin tahsilatına ilişkin olarak Vergi Usul Kanununun Mükerrer 257. nci maddesinde yer alan yetki çerçevesinde herhangi bir düzenleme yapılmamıştır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.”

ÖNEMLİ NOT: Makale konularını yazıldığı dönem dikkate alınarak güncel mevzuat açısından değerlendirmenizi rica ederiz. Gerekli olması halinde konunun özellikli boyutları da dikkate alınarak bir uzmana danışmakta yarar olduğu düşünüyorum.

24 Aralık 2015 PERŞEMBE

Resmi Gazete

Sayı : 29572

TEBLİĞ

Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:

VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ(SIRA NO: 459)

1. Giriş;

Vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayı, belli kurumların kayıt ve belgeleri yardımıyla tespit etmek ve böylece kayıt dışılığı önlemek amacı doğrultusunda tahsilat ve ödemelerde tevsik zorunluluğu getirilmesi bu Tebliğin konusunu teşkil etmektedir.

2. Yetki;

4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde Maliye Bakanlığına mükelleflere muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini bankalar, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğunu getirme ve bu zorunluluğun kapsamını ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslarını belirleme yetkisi verilmiştir.Vergi Usul Kanununun yukarıda belirtilen hükmünün Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye istinaden yapılan düzenlemeler aşağıda yer almaktadır.

3. Tanımlar;

Bu Tebliğde geçen;

a) Aracı finansal kurum: Bu Tebliğ uygulaması bakımından tahsilat ve ödemelere aracılık eden 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununda tanımlanan bankayı, 29/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında yetkilendirilmiş ödeme kuruluşlarını ve 9/5/2013 tarihli ve 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununa göre kurulan Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketini,

b) Ödeme: Nakit ve her an kullanıma hazır banka varlığından oluşan ödeme mevcudundaki azalışı,

c) Tahsilat: Nakit ve her an kullanıma hazır banka varlığından oluşan ödeme mevcudundaki artışı,

ç) Tevsik zorunluluğu kapsamında olanlar:

Bu Tebliğ uygulaması bakımından, Vergi Usul Kanununun 232 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında fatura almak zorunda olan birinci ve ikinci sınıf tüccarları, serbest meslek erbabını, kazançları basit usulde tespit olunan tüccarları, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçileri, vergiden muaf esnafı,

d) Tevsik zorunluluğu kapsamında olmayanlar:

Bu Tebliğ uygulaması bakımından tevsik zorunluluğu kapsamında olanlar dışında kalanları ifade eder.

4. Tevsik Zorunluluğunun Kapsamı ve Tutarı;

4.1. Kapsam ve Tutar;

Tevsik zorunluluğu kapsamında olanların, kendi aralarında ve tevsik zorunluluğu kapsamında olmayanlarla yapacakları, 7.000 TL’yi aşan tutardaki her türlü tahsilat ve ödemelerini aracı finansal kurumlar kanalıyla yapmaları ve bu tahsilat ve ödemeleri söz konusu kurumlarca düzenlenen belgeler ile tevsik etmeleri zorunludur.Bu kapsamda örneğin;- Her türlü mal teslimi veya hizmet ifasına ilişkin tahsilat ve ödemelerin,- Avans, depozito, pey akçesi gibi suretlerle yapılacak tahsilat ve ödemelerin,- İşletmelerin kendi ortakları ve/veya diğer gerçek ve tüzel kişilerle yaptığı her türlü tahsilat ve ödemelerin belirlenen haddi aşması durumunda, aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması ve bu işlemlerin söz konusu kurumlarca düzenlenen belgeler ile tevsik edilmesi zorunludur.

4.1.1. Aynı Günde Aynı Kişi veya Kurumlarla Yapılan İşlemler;

Aynı günde aynı kişi veya kurumlarla yapılan işlemlerin toplam tutarının bu Tebliğin (4.1.) bölümünde belirlenen haddi aşması durumunda, işlemlerin her biri işlem bazında belirlenen haddin altında kalsa bile, aştığı işlemden itibaren işleme konu tahsilat ve ödemelerin de aracı finansal kurumlar aracılığıyla yapılması zorunludur.

Örnek: Tevsik zorunluluğu kapsamında olan (A) A.Ş., aynı gün içerisinde (B) Ltd. Şti.’nden sırasıyla 1.000 TL, 3.000 TL, 3.500 TL ve 500 TL tutarında ayrı ayrı mal alımları gerçekleştirmiştir. Tevsik zorunluluğu kapsamında olan (A) A.Ş.’nin (B) Ltd. Şti.’nden aynı günde yaptığı mal alımları toplamı 3.500 TL’lik alımla 7.000 TL’lik haddi aştığından, son iki işleme ait tahsilat ve ödemelerin tevsik zorunluluğu kapsamında aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması gerekmektedir.Söz konusu tahsilat ve ödemelerde tevsik zorunluluğuna uyulmaması durumunda (A) A.Ş. ile (B) Ltd. Şti.’ne ayrı ayrı ceza uygulanacaktır.

4.1.2. Kısım Kısım Yapılan Tahsilat ve Ödemeler;

Tahsilat ve ödemeye konu işlem tutarının tevsik zorunluluğu kapsamında bu Tebliğin (4.1.) bölümünde belirlenen haddi aşması halinde, bedelin farklı tarihlerde kısım kısım ödenmesinde işlemin toplam tutarı dikkate alınacak ve her bir tahsilat ve ödeme, tevsik zorunluluğu kapsamında aracı finansal kurumlar kanalıyla gerçekleştirilecektir.

Örnek: Serbest meslek erbabı (C), (D) A.Ş.’ye bir yıl süreyle vereceği hizmet karşılığında 12.000 TL alacaktır. Aralarındaki anlaşma gereği (D) A.Ş., hizmet bedelini 1.000 TL’lik taksitler halinde ödeyecektir. Bu durumda serbest meslek makbuzunun, taksitlerin ödendiği tarihlerde 1.000 TL üzerinden düzenlenmesi tevsik zorunluluğunu ortadan kaldırmayacak, sözleşmenin toplam tutarı belirlenen haddi aştığından kısım kısım yapılan her bir tahsilat ve ödeme de aracı finansal kurumlar kanalıyla tevsik edilecektir.Söz konusu tahsilat ve ödemelerde tevsik zorunluluğuna uyulmaması durumunda serbest meslek erbabı (C) ile (D) A.Ş.’ye ayrı ayrı ceza uygulanacaktır.

4.2. Kapsamda Olmayan Tahsilat ve Ödemeler;

a) 0/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununda yer alan merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile bunlara ait döner sermaye işletmelerinin işlemlerine konu tahsilat ve ödemelerin,

b) 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununda tanımlanan sermaye piyasası aracı kurumlarında yapılan işlemlere konu tahsilat ve ödemelerin,

c) 11/8/1989 tarihli ve 20249 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 89/14391 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararda tanımlanan yetkili döviz müesseselerinin yapacakları döviz alım satım işlemlerine ilişkin tahsilat ve ödemelerin,

ç) Tapu sicil müdürlüklerinde gerçekleştirilen işlemler karşılığında yapılan tahsilat ve ödemelerin,

d) Noterlerde gerçekleştirilen işlemler karşılığında yapılan tahsilat ve ödemelerin,

e) 5018 sayılı Kanunda yer alan merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler ile bunların teşkil ettikleri birlikler, kanunla kurulan diğer kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından kurulan ve işletilen müesseseler ile döner sermayeli kuruluşlar veya bunlara ait veya tabi diğer müesseseler tarafından yapılan ihale işlemlerine ilişkin yatırılması gereken teminat tutarlarına ilişkin tahsilat ve ödemelerin aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır.

4.3. Diğer Hususlar;

Bu Tebliğ kapsamında aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması zorunlu bulunan tahsilat ve ödemelerin bu kurumlarca mevzuatlarına göre düzenlenen belgelerle (dekont, hesap bildirim cetveli, alındı vb.) tevsiki zorunludur. Tevsik zorunluluğu kapsamında yapılan işlemler için aracı finansal kurumlar tarafından düzenlenen belgeler yapılan işlemi değil o işleme ilişkin tahsilat veya ödemeyi tevsik etmektedir. Dolayısıyla tahsilat ve ödemelerin tevsik zorunluluğu kapsamında aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması, bu zorunluluğu ortaya çıkaran işleme ilişkin olarak Vergi Usul Kanununda yer alan belgeleri düzenleme zorunluluğunu ortadan kaldırmayacaktır.

5. Ceza Uygulaması;

Tahsilat ve ödemelerin aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması zorunluluğuna uyulmaması durumunda ilgililere Vergi Usul Kanununda yer alan cezalar tatbik edilir.

6. Yürürlük;

Bu Tebliğ 1/1/2016 tarihinde yürürlüğe girer.

Tebliğ olunur.