Adli Muhasebecilikte Şüphe Kavramı

Üst Yönetim

Şüphe insanı doğruya götürür. Şüpheden şüphelenmeyin!

ZOR BİR KONU, ZEKÂ BAŞARIR DİYORUM!  İnsanın “düşünebilen ve “kavram oluşturabilen bir canlı” dır.

İnsanın tüm akla uygun, aklın kurallarına dayanan, ölçülü işlevleri, ya bir türün bütün bireylerine değil de bir veya birkaç bireyine ilişkin olan, az veya azıcık, belli bir sınıfa bağlı bireylerin hepsini içine alan, bütüne ve genele ilişkin karşıtı algılarla kavramlar ya da kavramlar arasında kurduğu ilgilendirmeden ibarettir.

İnsan, “tarih yapan canlı” ifadesindeki özgür irade veya öncelik, üstünlük, “kavram yapan” ifadesindeki irade ve üstünlük ile özdeştir.

İnsanın bedensel eylemlerini (etik) yönlendiren pratik akıl, zihinsel eylemlerin tümünün yönlendiricisidir.

Ancak “bilmek” işlevinin etik ve teorik yönlerden diğer zihinsel ve bedensel işlevlerden bir farkı vardır.

Varmak istediğim sonuçları başa almak suretiyle bir alışıla gelenden sapma isteğim yanında bu kitapta anlatmak istediklerimin en net biçimde anlaşılmasını da istedim.

Dünyamızdaki ekonomik, mali ve finansal işlemlerinde ve sistemlerinde yaşanan gelişmeler, iletişim ve ulaşım olanaklarının artması, sosyolojik ve kültürel yapıları da baş döndürücü ve şaşırtıcı bir hızla değiştirmektedir.

Günümüzdeki bu teknolojik gelişmelere paralel olarak yeni meslekler ortaya çıkmasıyla beraber bazen de var olan meslekler ortadan kalkmaktadır.

Örneğin, postacılık gibi çünkü artık haberleşmeler elektronik ortamda yapılmaktadır.

Bu değişim ve gelişim olumlu etkiler yaptığı gibi yeni ve karmaşık suç ve suç işleyen yapıların, kişi ve kişilerin meydana çıkmasına neden olabilmektedir.

Böylece suç ile mücadele eden kuruluşlar, adalet sistemi üyeleri ve suçtan etkilenen veya mağdur olan gerçek veya tüzel kişiler çeşitli alanlarda uzman kişilerden teknik bilgi, destek veya yardım almak zorunda kalmaktadırlar.

Ülkemizde henüz yasal bir statüye kavuşmamış olan Amerika birleşik devletlerinde “forensicaccounting” olarak tanınan “adli müşavirlik mesleği” de işlenen suçlar dolayısıyla mağdur olan, olumsuz etkilenen, bilgi ve teknik destek isteyen tüm ilgililere meslek ilke ve standartları doğrultusunda hizmet vermektedir.

Adli müşavirlik mesleğini ifa edenler dava desteği, uzman tanıklık ( bilirkişi tanıklığı ) ve hile, suiistimal, yolsuzluk araştırmacılığı konularında hizmet vermektedirler.

Adli sorunların çözümünde geleneksel muhasebeciden farklı olarak, muhasebe, hukuk, denetim, psikoloji, suç bilimi, grafoloji gibi diğer bilim dallarının da yöntemlerini kullanarak analizler yapmak adli müşavirin temel görevi olmuştur.

Mükellefle devlet arasında köprü kurmak yerine yapılan bu adli müşavirlik çalışmalarında esas amaç avukat, hâkim, savcı, kolluk kuvvetleri, mağdur ile muhasebe mesleği konuları arasında köprü kurmaktır.

Adli müşavir, davalara destek vermenin yanı sıra işletmelerde yapılan hilelerin, yolsuzlukların hukuksal delilleriyle tespit edilmesi açısından ilgili tüm kişi ve kuruluşlara değişik bir hizmet sunmaktadır.

Şüphe üzerine Düşünme Kavramı

Düşünme benim olduğu kadar her zeki insanın olmaz ise olmazıdır. Düşünmek tamamen zihinsel bir çabadır. Yani bir durumu değiştirme ve daha ileriye götürme yönünde etkide bulunma çabasıdır. Düşünme kavramı altında yer alan eylemler oldukça geniştir.

Düşünüp taşınma, umma, karar verme, imgeleme, hatırlama, merak etme, ölçüp biçme, niyetlenme, inanma, inanmama, derin düşünme, anlama, çıkarım yapma, öngörme, iç gözlem yapma hep düşünme kavramı altında yer alan birtakım olayların dayandığı sebep veya bu sebeplerin yol açtığı sonuçlardır.

Düşünmenin büyük oranda dilde, bir dil aracılığıyla gerçekleştiği düşünülür.

Bu dil Türkçe gibi konuşulan, günlük bir dil olabildiği gibi mantıksal formüllerden oluşmuş yapay bir dil de olabilir.

Düşünmenin zihinsel genel görüş yoluyla da olduğu bilinmektedir ve kesindir.

Düşünme “neyin düşünüldüğü” ve “ne düşündüğünü düşünme” olarak iki farklı anlamda ele alınmak zorunluluğu vardır.

Düşünülen şeyin doğru ya da yanlış olmasına bağlı olarak, düşünme de doğru ya da yanlış olabilmektedir.

Yani ana kural şudur ki; düşündüğüm şey doğruysa düşüncem doğrudur ve düşündüğüm şey yanlışsa düşüncem de yanlıştır.

Örneğin; 2+2’nin 4 ettiğini düşünüyorsam düşüncem doğrudur ama 2+2’nin 5 ettiğini düşünüyorsam düşüncem yanlıştır.

Ayrıca, düşünceler arasında mantıksal ilişkiler de vardır.

Örneğin; bir düşünce bir diğerinin mantıksal sonucu olabilir ya da bir başkasıyla önerme, yargı, kavram ve terimlerin birbirini tutmama durumu ile ayrılabilir.

Düşünce her zaman için bir şey üzerinedir. Üzerinde düşünülecek bir şey yokken düşünme vardır demenin bir anlamı yoktur. Eğer düşünce varsa mutlaka üzerinde düşünülen bir şey de vardır; bu durum eğer düşünme şart veya soru kipinde yani doğruluk değeri taşımasa bile geçerlidir.