Denetim Nedir? Denetim Çeşitleri Hakkındadır.

Üst Yönetim Vergi cezalarından Kurtulmak ve İdari Çıkış Yolları

Bütçenin denetimi, her ülkenin geleneklerine göre, kamunun ihtiyaçlarına göre birbirinden pek farklı olmayan şekillerde yapılmaktadır.

Bütçenin denetim yetkisi, esas itibariyle onu kabul eden yasama organına aittir.

Denetim, hukuki denetim veya etkenlik denetimi olarak ya da her iki amacın aynı zamanda sağlanması yapılır.

İdari Denetim;

Devlet gelirlerinin idari denetimi, gerek kendi kanunlarında gerekse Vergi Usul Kanunu’nda mevcut hükümlere uygun şekilde tarh, tebliğ, tahakkuk ve tahsil edilmelerini sağlamak amacıyla yapılan denetimdir.

Bu denetim, hiyerarşik düzen içerisinde, üst memurların astlarının yaptığı işlemleri denetlemeleri şeklinde ortaya çıkar. 

Örneğin defterdarlar ve mal müdürlerinin kendi emirleri altında bulunan gelir müdürü, gelir memuru vb. ile gelirlerin kanunlara göre, tarh, tahakkuk ve tahsiline dikkat etmeleri gibi.

Yargı Denetimi

Bütçe gelirlerinin denetiminde vergi yükümlülerinin kendileriyle ilgili vergi, resim, harç ve diğer kamu gelirleri ile ilgili olarak yapılan tarhiyat aleyhine, yargı organlarına başvurulması söz konusu olabilir.

Vergi Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri ve Danıştay’dan oluşan bu süreç içerisinde, kamu gelirlerinin, yasa koyucunun öngördüğü doğrultuda uygulanması sağlanabilmektedir.

Bu yargı makamlarının vergi idaresi ve vergi yükümlüsü arasındaki anlaşmazlıkları çözümlerken verilen kararlarla denetim yapılmış olmaktadır.

Sayıştay da gelirlerin, alacakların ve hakların ilgili kanunlara, tüzüklere, yönetmeliklere, bütçedeki tertiplerine uygun bir şekilde tahsil olunup olunmadığını araştırmakta, sayman hesaplarının incelemesini yapmaktadır.

Yasama Denetimi

 Yasama denetimi, bütçe uygulamasının yasama organı tarafından doğrudan denetlenmesidir.

Yasama organı, uygulanan bütçeyi bir sistem içinde ve düzenli bir şekilde denetlemektedir.

Sayıştay’ın bütçe uygulaması ile ilgili her üç ayda TBMM’ne rapor vermesi ve yürütme organının da Anayasa gereği her bütçe uygulamasından sonra bir Kesin Hesap Kanunu Tasarısı hazırlayıp meclise sunması bu sistemin esasını oluşturur.

Kesin Hesap Kanunu tasarısı ilgili olduğu yıl bütçesinin hesap dönemi içinde elde edilen gelirlerle, yine o yıl ki ödemelerin gerçekleşmiş tutarını gösterir.

Tahmin edilen gelir ile gerçekleşen gelirin yasama organı tarafından denetiminin yapılması olanaklı değildir.

Oysaki gider bütçesi ile ilgili denetimi, kendi adına denetim yapan Sayıştay’ın genel uygunluk bildirimi doğrultusunda yapılmaktadır.

İç ve Dış Denetim

Denetçinin statüsü ve bağlı olduğu kurumla yakından ilgili iç ve dış denetim kavramlarıdır.

İç ve dış denetim, denetçilerin bağımsızlıkları, bulundukları kurumların etkenlikleri ve bürokraside, devlet içerisinde sahip oldukları yerler açısından son derece önem arz etmektedir.

İç ve dış denetim arasındaki temel farkı, denetlenen kuruma ilişkin olarak denetçinin örgütsel statüsü belirler.

Bu açıdan ‘iç’ kavramı denetçinin işletmenin bir elemanı olduğunu; ‘dış’ kavramı ise denetçinin işletmeden bağımsız olarak hareket ettiğini açıklar.

İç denetçinin kurumun elemanı olmasını, denetçinin bağımsız olmadığını göstermektedir.

Oysaki bağımsızlık, kabul edilebilir bir denetimin temel taşı olarak herkes tarafından benimsenmektedir.

Denetçi kendisine verilen denetim görevinin büyük bir bölümünü tam olarak tarafsız bir biçimde yerine getirmelidir.

İç ve dış denetim, Türk mali denetimi alanında yer almaktadır.

İç denetim, her kuruluşun kendi içinde mevcut olup, idarenin kendi kendisini denetlemesidir.

Memurların, hiyerarşik yetki alanı içerisinde yukarıdan aşağıya doğru yapılan kontrolü ifade eden denetim, yasa ve yönetmeliklerin uygulanması anlamındaki “İdari Teftişi” oluşturur.

İç denetim; kamu geliri sağlamak, hesapların doğruluğunu ve uygunluğunun denetimi, ekonomik yönetimde etkinliği artırmak, yasalara uygunluk; hedef ve planlara ulaşmadaki başarı konularında inceleme yapılması amacıyla uygulanmaktadır.

İç denetim kuruluşları, zorunlu olarak, kuruldukları dairenin başkanına bağlıdır.

Mümkün olduğu kadar bu örgüt yapısından fonksiyon olarak bağımsız olmalıdırlar.

Dış denetim, yasalar tarafından bazı sorumluluk yüklenen kişilerin ve kuruluşların, bu görevlerini yasalara uygun olarak yerine getirip getirmediklerinin denetlenmesidir.

Türkiye’de dış denetim, Maliye Bakanlığı Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanunda yer alan birimleriyle; teftiş kurulu, hesap uzmanları kurulu, gelirler kontrolörleri ve vergi denetmenleri tarafından, Sayıştay Başkanlığı, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu ve Devlet Denetleme Kurulu tarafından yapılmaktadır.

Yukarıda belirtilen denetim şekillerinin tamamında, denetimin niteliği bakımından, yasal ve etkenlik denetim şekillerine yer verilmesi gerekir.

Ancak, Türkiye’de bütçe denetiminde genellikle yasal denetim, yani yapılan işlemlerin yasalara uygun olup olmadığı denetlenmektedir.

Denetimin Gelir İdaresi Açısından Önemi;

Mali yönetim, kamu gelirlerinin toplanması, yönetimi ve harcanması işlemlerini yürüten kamu kurumlarıdır.

Mali yönetimin bir alt bölümünü oluşturan vergi yönetiminin temel görevi, vergilerin toplanmasıdır.

Burada vergilerin toplanmasından, vergilemeye ilişkin tüm işlemlerin yürütülmesi anlaşılmalıdır.

Zamanımızda vergiler, kural olarak yasayla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.

Buna göre vergi yönetimi, yasalar çerçevesinde vergileme ile ilgili tüm işlemlerin yürütülmesi biçiminde tanımlanabilir.

Devletin en önemli fonksiyonlarından birini yerine getiren vergi idaresinin bu amacına yönelik olarak iyi örgütlenmiş, iyi işleyen ve yeterli donanımla şekillendirilmiş bir yapıya sahip olması gerekmektedir.

Günümüzde vergilerin büyük bir kısmı mükelleflerin beyanı ve vergi idaresinin denetimi esasına dayanmaktadır.

Yükümlülerce beyan edilen vergi matrahlarının doğruluğunun sağlanması, geniş ölçüde vergi denetiminin etkinliğine bağlıdır.

Etkin bir vergi denetimi, aynı zamanda vergi sistemini başarılı kılan önemli bir faktördür.

Vergi yükümlülerinin, vergilendirilecek matrahlarını kendileri hesaplayarak beyan etmeleri olgusu, vergi idaresinin güçlü ve etkin olma zorunluluğunu gündeme getirmektedir.

Çünkü gelir idaresinin sağlıklı vergi toplayabilmesi için yükümlü olduğunu gizleyenleri belirlemesi, yükümlü beyanlarının doğruluğunu denetlemesi gerekir.

Beyan esasına dayanan bir vergi sisteminin başarısının, mükelleflerdeki vergi bilinci kadar, vergi idaresi ve yargısının etkinliğine de bağlı olduğu hususunda genel bir görüş birliği vardır.

Mükelleflerin beyanlarına dayanılarak alınan vergilerin, gerçeğe uygunluğunun vergi idaresi ve vergi yargısı tarafından etkili bir şekilde ve süratle sağlanamaması halinde vergilerin, kamuoyunu rahatsız edici bir keyfiliğe dönüşmesi ve elde edilmek istenen amaçların gerçekleştirilememesi kaçınılmazdır.

Vergi sisteminin bünyesinde yer alan ve oto kontrol yöntemleri olarak nitelendirilen düzenlemeler vergi güvenliğini sağlamada her zaman için yeterli değildirler.

Öte yandan oto kontrol yöntemlerinin etkin bir biçimde işleyişi ise, geniş ölçüde yükümlülerin beyanlarının doğruluğuna bağlı bulunmaktadır.

Bu nedenle yükümlülerce beyan edilen matrah ve bilgilerin doğruluğunu denetlemek, vergi idaresinin en önemli görev ve yetkileri arasında yer almaktadır.

Bu görev ve yetkiden hareketle vergi idaresi, sahip olduğu denetim elemanları aracılığıyla yükümlülerin vergi yasaları karşısındaki gerçek durumlarını ortaya çıkartmak için hesap ve işlemlerini zaman zaman incelemek gereğini duymaktadır.

Çünkü vergi denetimi olmadan, sadece yükümlülerin beyanlarına dayanılarak yapılan vergileme ile vergilemede eşitlik ve adaletin sağlanması mümkün değildir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir