Sermaye Şirketlerinde Mal Varlıklarının Muvazaalı Satılması ve Ceza Yaptırımları;

Üst Yönetim

Ticaret Hukuku Açısından Muvazaalı Mal Aktarımları:

6102 sayılı TTK’nin 329. maddesine göre Anonim şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız mal varlığıyla sorumlu bulunan şirkettir. Pay sahipleri, sadece taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile ve şirkete karşı sorumludur. Kanun, kesin bir sınır çizerek AŞ’lerde ortakların sorumluluğunu sadece taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile yine “sadece şirkete karşı” olarak tayin etmiştir. Bu durum, AŞ’lerde şirket alacaklılarının ortaklar nezdinde takibe girmelerine engel teşkil etmektedir. Limited şirketlerde de ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler.

Şirket ortakları yukarıda ifade ettiğimiz üzere şirket borçlarından sorumlu değildirler. Onlar hakkında hukuki bir takibatın yapılması mümkün değildir. Fakat borçlular, mal varlığına haciz konulmasının önüne geçmek amacıyla bunları satış, ivazsız intikal, trampa vb gibi şekillerde göstererek muvazaalı olarak devretmektedirler.

Ayrıca, borçluların gerçekte borçlu olmadıkları halde 3. şahıslarla anlaşıp onlara karşı borçlandıkları, çeşitli borçlandırıcı senet imzaladıkları, gerçekte olmayan bu tür kurmaca borçlar nedeniyle haklarında başlatılan icra takiplerine itiraz etmeyip, takibin kesinleşmesine sebep oldukları akabinde de gerçek alacaklılardan önce mal varlıklarına haciz koydurmak suretiyle, gerçek alacaklıların alacaklarını almalarını engelleyecek tutum ve davranışlar sergileyebilmektedirler.



Sermaye payları dışında sorumlu olmamakla beraber, ortaklar şirketin sorumluluğunu engellemek adına bazı muvazaalı işlemler yaparak alacaklıları hak kaybına uğratabilmektedir.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir