Vergi Güvenlik Önlemleri hakkındadır.

Üst Yönetim

Devlet sistemi vergilerle elde edilen ekonomik kaynakları olmadan çalışamaz.

Vergilemenin birincil amacı en uygun vergi hasılatını etkin şekilde kamu hazinesine aktarılmasını temin etmektir.

Vergi güvenlik önlemleri mükelleflerin öz denetimlerini de sağlayan bir müessesedir.

Türk vergi sistemindeki vergi kayıp ve kaçaklarını önlemek için de vergi sisteminin içine yerleştirilecek vergi güvenlik önlemlerine ihtiyaç bulunmaktadır.

Ba ve Bs Bildirimleri Maliye Bakanlığının yetkisi çerçevesinde getirilmiş olan genel nitelikte bir vergi güvenlik müessesesidir.

Çalışmada öncelikle vergi güvenlik önlemi kavramı tanımlanmış, daha sonra Ba ve Bs bildirimlerinin kapsamı ve uygulanması hakkında bilgiler verilmiştir.

Son olarak söz konusu bildirimlerin vergi güvenlik müessesesi olarak etkinliği deneye dayalı araştırma ile tespit edilmeye çalışılmıştır.

Bu çalışma sonucunda Türk vergi sisteminde yer alan Ba ve Bs bildirimlerinin etkin bir vergi güvenlik önlemi olduğu ve bu gibi etkin vergi güvenlik önlemlerinin vergi sistemine dâhil edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Vergilemenin temel mali amacı en uygun vergi hasılatını sağlamaktır.

Bu amaca ulaşabilmek için yükümlülerin vergilerini yasalarda öngörülen biçimde tam olarak ödemelerine, diğer bir deyişle vergi yasalarının etkinlikle uygulanıp vergi kaybına sebebiyet verilmemesi vergi sisteminin bünyesinde yer alan güvenlik önlemlerine bağlıdır.

Vergi denetimi geniş anlamda elbette ki en önemli vergi güvenlik sistemlerinden biridir.

Ancak Türk vergi sisteminde genel anlamda güvenlik önlemlerini bir kenara bırakırsak, yeterli düzeyde özel vergi güvenlik önlemlerinin bulunduğu söylenemez.

Vergi güvenliği açısından, genel anlamda emeğe dayalı olan vergi denetimleri vergi güvenlik önlemi olarak kabul edilmektedir.

Bununla beraber mükelleflerin tümü denetlenemediği için, bu yöntem vergi kayıp ve kaçaklarını önlemede hem yetersiz kalmakta hem de maliyetli olmaktadır.

Toplam vergi matrahının takibi için Türk vergi sisteminde teknik imkânlardan da yararlanarak etkili vergi güvenlik önlemlerine ihtiyaç bulunmaktadır.

Yükümlülerin vergi yükünden kurtulmak için göstermiş oldukları çabaların başarıya ulaşmasının vergilemenin amaçlarının gerçekleştirilmesinde şüphesiz ki olumsuz tesirleri olacaktır.

Vergilendirmeye esas teşkil eden matrahların yükümlü tarafından saptanması ve beyan edilmesi, modern vergi sistemlerinde de uygulanan bir yöntemdir.

Beyan esası, mükelleflerin vergilendirmeye esas alınan kazançlarını elektronik ya da kâğıt ortamında yetkili muhasebecisinin de onaylayarak vergi dairesine kendisinin bildirmesidir.

Vergi idaresi ilk etapta mükellefin beyan ettiği net kazancının doğru olduğunu kabul etmekte, ancak denetimlerde de bulunmaktadır.

Esasta beyan yönteminin ağırlıklı olarak uygulandığı vergi sistemlerinde beyanın doğruluğunun araştırılması ve tespiti vergi idaresinin önemli bir görevidir.

Beyan esasında beyanların doğruluğunun tespitinde en etkin araç vergi denetimidir.

Ancak vergi denetiminin hem zaman alıcı hem de yeterli sayıda denetim elemanının bulunmayışı gibi nedenlerle uygulama güçlükleri bulunmaktadır.

Mükelleflerin beyanlarının doğruluğu, sonradan yapılan vergi incelemeleri ile denetlenebileceği gibi beyanname verilmeden önce yükümlüleri doğru beyanda bulunmaya yöneltecek ekonomik ve mevzuat esaslı önlemler de alınabilir.

Mükelleflerin gerçek kazançlarını beyan etmeleri için, emeğe dayanan, çoğunlukla yetersiz olan ve sübjektif olabilecek pahalı ve zaman alan yöntemler değil, vergi sistemi içine dâhil edilecek daha etkili genel ve özel vergi güvenlik önlemlerinin bulunması gerekmektedir.

Vergileme konusunda yapılan çalışmaların amacı, vergilerin mali amacına uygun olarak en yüksek verimi sağlayacak vergi sistemini geliştirmektir.

Bu sistemin, bir vergiden beklenen mali, iktisadi ve sosyal işlevleri gerektiği gibi yerine getirebilmesi, bu sistemi oluşturan unsurlar arasında güçlü teknik ve organik bağların kurulması ile mümkündür.

Ayrıca böyle bir sistemin kurulması, sistemin kendi kendini denetlemesini mümkün hale getirecektir.

Bu çalışmada genel olarak gelire dayalı vergilerde bulunan ve uygulanan genel ve özel vergi güvenlik önlemlerine değinilmiş ancak daha çok genel esaslı uygulanmakta olan Ba ve Bs Bildirimlerinin vergi güvenliği açısından önemi ele alınarak, vergi güvenliği açısından mükelleflerin bu bildirimlerin etkinliğine ilişkin görüşlerinin belirlenmesine çalışılmıştır.

Gelir Üzerindeki Vergilerde Genel Vergi Güvenlik Önlemleri Makro düzeyde ve genel anlamda vergi güvenliği sağlamanın bir aracı olan denetim, vergilendirme ile ilgili bilgilerin en iyi yükümlülerce bilineceği düşüncesi üzerine kurulan yükümlülerin beyanı ve vergi idaresinin de bu beyanları denetimi usulüne dayanan bu yöntemde yükümlü bildirimlerinin gerçeği tam olarak yansıtması esas olmakla beraber uygulamada bu durumun aksine sıkça rastlanılmaktadır.

Yükümlülerce beyan edilen vergilendirme ile ilgili bilgilerin doğruluğunun sağlanması her şeyden önce geniş ölçüde vergi denetiminin etkinliğine bağlı bulunmaktadır.

Vergi denetiminin amacı, vergi yükümlülüğünü meydana getiren gerçek olaylarla, matrahın dayandığı hesap ve işlemlerin doğruluğunun tespit edilmesidir.

Bu yönüyle vergi denetimi, vergi gelirlerini güvenlik altına alan etkili bir araçtır.

Beyan esasına dayanan bir vergi sisteminin başarısında, yükümlülerin vergi bilinci, ahlakı, kamu harcamalarının etkinliği, vergi idaresinin, vergi yargısının ve vergi denetiminin uygulama etkinliğinin de payı büyüktür.

Beyan esasında mükelleflerin gerçek kazançlarını bildirmeleri neticesinde vergi gelirlerinin artması beklenmektedir.

Ancak bu denetlenmelidir ve Vergi idaresi denetim yetkisini kullanabildiği ölçüde vergi gelirlerini arttırabilir.  

Denetim, bir vergi sisteminin en önemli unsurlarından biridir. Vergi ödemeyenle vergi kaçıran yükümlü arasındaki eşitsizliğin giderilmesi, haksız rekabetin önlenmesi ve vergi adaletinin sağlanması bakımından vergi denetiminin önemi tartışmasız bir nitelik taşır.

Kelime anlamı olarak denetim, iktisadi faaliyet ve olaylarla ilgili iddiaların önceden tespit edilmiş ölçütlere uygunluk derecesini araştırmak ve sonuçları ilgi duyanlara bildirmek amacıyla tarafsızca kanıt toplayan ve bu kanıtları değerleyen sistematik bir süreçtir.  

“Vergi denetimi, yükümlülerin kanunlar gereğince faaliyetlerine başlamadan, faaliyet dönemi içerisinde ve faaliyet dönemi sonunda vergilendirme ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerini tespit etmek amacıyla yazılı veya sözlü olarak yapılan bir eylemler bütünüdür” şeklinde ifade edilmektedir.

Vergi denetimleri ülkemizde kanunlarla belirlenmiş ve inceleme, yoklama, aramalı inceleme ve bilgi toplama faaliyetleriyle Maliye Bakanlığının ilgili kuruluşu olarak yarı özerk yapıda kurulan Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yürütülmektedir.

Vergi güvenliği top yekun bir faaliyetler bütünüdür ve aynı zamanda sistemle bütünleşmiş çalışması gerekmektedir.

İyi bir vergi güvenliği için vergi kanunlarının iyi olması, bunun yanında vergi idaresinin iyi çalışması, vergi denetim mekanizmalarının iyi işlemesi, yargı sisteminin hızlı ve etkin çalışmasının yanında mükellefin takibine yönelik vergi güvenlik müesseselerinin de iyi olması gerekmektedir.

Vergi güvenliğinin sağlanması için denetimin yanı sıra, vergi yükümlüleri ve sorumlularının vergiyi doğuran olaya neden olan faaliyetlerinin takibi de önem taşımaktadır.

Genel ve ulusal anlamda vergi güvenlik faaliyetlerinin başka boyutları da bulunmaktadır.

Maliye Bakanlığının, vergi alacağını güvence altında bulundurmak amacıyla birçok durumda üçüncü kişileri de vergiye ilişkin şekli ve maddi ödevleri yerine getirmelerini sağlamak veya asıl yükümlü ile birlikte ya da onun yerine vergi borcunu ödemek zorunda tuttuğu sorumluluk uygulaması bunlardan biridir.

Gelir Üzerindeki Vergilerde Özel Vergi Güvenlik Önlemleri Gelir üzerinden alınan vergiler, gerçek ve tüzel kişilerin gelirlerini elde ederken ya da elde ettikleri anda uygulanan vergilerdir.

Yaygın vergi sınıflandırma şekli olan gelir, tüketim ve servet vergileri arasında, gelir türünde gruplandırılan vergiler (diğer kazanç ve iratlar unsuru hariç) üretim faktörlerinin üretime katılmaları neticesinde elde ettikleri gelirlerden alınan vergilerden oluşmaktadır.

Türk vergi sisteminde gelir üzerinden alınan vergiler Gelir vergisi ve Kurumlar vergisidir.

Burada vergi güvenliği açısından iki vergi ayrı ayrı ele alınarak incelenecektir.

Gelir Vergisinde Özel Vergi Güvenlik Önlemleri;

Gelir vergisinden beklenen verimin sağlanması ve fonksiyonunu ifa edebilmesi, vergi yükümlülerinin elde edilen kazanç ve iratlarını doğru olarak beyan etmesine bağlıdır.

Bunun sağlanabilmesi de vergi sisteminin güvenlik önlemleriyle donatılmasını gerektirir.

Aksi durumda verginin verimliliği düşer ve vergi yükü bütün ağırlığı ile vergisi stopaj yoluyla tahsil edilen ücretlilere ve kısmen de vergisini doğru ödeyen vergi yükümlülerinin üzerinde kalacaktır.

Bu haliyle vergi adaletinden de bahsedilemez.

Bu nedenle, idare yükümlülerin beyan ettikleri vergilerin doğru beyan edilmesini sağlayacak düzenlemelere ek olarak gerçek gelirin beyanını sağlayacak önlemleri de alması gerekir.

Gelire dayalı vergilerin mükellef sayısının milyonları geçtiği (2.440.145 (GİB, 2013)) ve mevcut mükelleflerin beyannamelerinin sayı olarak ancak % 2-3’ünün doğrudan denetime tabi tutulduğu bilinmektedir.

(Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı, 2012: 44-45).

Mükelleflerin çok büyük bir kısmı vergi denetimine daha özetle belirtilirse vergi incelemesine tabi tutulamamaktadır.

Bu durumda denetim mekanizması dışında özel olarak vergi güvenlik önlemlerinin alınması gereklidir.

Gerçek vergi matrahının beyan edilmesini güvence altına alacak mekanizmaların az olması nedeniyle vergi kaçıranların yakalanma olasılığı da gittikçe azalmaktadır.

Bu durum da vergi sisteminin gereği gibi işlemesini engellemektedir.

Bu nedenle vergi sistemi içerisinde muhakkak surette geliri kavramaya yönelik oto kontrol müesseselerinin yerleştirilmesi gerekmektedir.

Aksi takdirde oto kontrol sistemi bulunmayan bir vergi kanunu, ne kadar mükemmel hazırlanırsa hazırlansın mevcut yasal düzenleme de olduğu gibi, vergi adaletini sağlamak ve yukarıda belirtilen diğer fonksiyonları yerine getirmekten uzak olacaktır.

Gelir vergisi kanunumuzda gelirin yedi unsuru sayılmaktadır.

Bunlar Ticari kazançlar, zirai kazançlar, serbest meslek kazancı, gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı, ücretler ve diğer kazanç ve iratlardır.

Bu gelir unsurlarının her birinde ayrı ayrı özel vergi güvenlik önlemi bulunmamaktadır.

Aşağıda değinileceği üzere sadece ticari, zirai kazançlarda ve gayrimenkul sermaye iratlarında özel güvenlik müessesesi bulunmaktadır.

Gelir vergisinde en çok beyanname veren gelir vergisi mükellefleri ticari kazanç elde edenlerdir.

Önceki dönemlerde gelir vergisinde ve ticari kazançlar üzerinde ortalama kar haddi, asgari kazanç gibi özel vergi güvenlik önlemleri uygulanmıştı.

Ancak bunlar günümüzde gelir vergisinde yer almamaktadır.

Günümüzde ticari kazançlarda sadece şans talih oyunu tertipleyenler üzerinde özel vergi güvenlik önlemi bulunmaktadır.

Buna göre şans ve talih oyunları oynatanlar ve düzenleyenler aylık dönemler itibariyle hesaplanan asgari vergi uygulamasına tabidirler.

Asgari vergi, oyun masa ya da makinelerine göre hesaplanmak ve takip eden ayın 20. günü akşamına kadar gelir vergisi bakımından bağlı bulunulan vergi dairesine bir beyanname ile beyan edilip aynı süre içinde ödenmek zorundadır.

Geçici verginin mahsup edilmesi, benzer şekilde tahakkuk eden asgari vergi o yıla ilişkin verilen yıllık beyanname üzerinden bu faaliyetlere ilişkin olarak hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilir.

Mahsup edilmeyen vergiler red ve iade edilmez. Vergi güvenlik müessesesi olan kısım burasıdır.

Yükümlünün ilgili dönem için ödenecek hem geçici vergisi hem de asgari vergisi varsa, geçici verginin asgari vergiden indirilmesi gerekir.

Böylelikle geçici verginin asgari vergiden düşülen ya da bir başka deyişle asgari vergi içine girmiş kısmı terkin edilir geri kalan kısmı terkin edilmez (GVK, Mük. Md. 111).

Zirai kazançların vergilendirilmesinde temel vergileme rejimi olarak stopaj (tevkifat) esası benimsenmiştir.

Zirai kazancın tespitinde hasılat yerine işletme büyüklüğü ölçülerinin esas alınarak, çiftçiye külfet getirmeyen bir vergileme rejimi uygulamaya konulmuştur.

Zirai kazançlarda diğer bazı kurumlardan da yararlanılarak özel vergi güvenliği oluşturulmuştur.

GVK’nun 4369 Sayılı Kanunla değiştirilen 53. maddesinin son fıkrasında “VUK’un hükümlerine göre belge alma, verme, saklama ve ibraz yükümlülüklerine uymayan ve ziraat odası, bulunmayan yerlerde tarım il veya ilçe müdürlüklerinden çiftçi belgesini almayan çiftçiler çeşitli kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen avans, kredi, sübvansiyon, prim gibi ayni ve nakdi destek unsurlarından yararlanamazlar.

Gayrimenkul sermaye iratları (GMSİ) yaygın olarak stopaj yoluyla vergilendirilse de genel vergilendirme şekli beyan usulüdür.

Stopaj uygulanmasının başlı başına genel bir vergi güvenlik önlemi olduğu belirtilmelidir.

GMSİ’larında özel olarak uygulanan vergi güvenlik önlemi emsal kira bedeli uygulamasıdır.

Emsal kira bedeli, esas itibariyle gayrimenkullerin bedelsiz olarak kanunda belirtilenler dışındaki kişilerin kullanımına tahsis edilmesi veya kira bedelinin tespit edilememesi halleri ile muvazaalı olarak gerçek kira gelirlerinin altında beyanda bulunulması durumlarında vergi güvenlik önlemi olarak kullanılmak amacıyla getirilmiştir.

Söz konusu madde hükmüne göre kiraya verilen mal ve hakların kira bedeli emsal kira bedelinden düşük olamaz.

Bedelsiz olarak başkalarının kullanmasına bırakılan mal ve hakların emsal kira bedeli, bu mal ve hakların kirası sayılır.

Kurumlar Vergisinde Özel Vergi Güvenlik Önlemleri;

Kurumlar vergisindeki özel vergi güvenlik müesseseleri olarak örtülü sermaye, kontrol edilen yabancı kurum kazançlarının vergilendirilmesi, transfer fiyatlandırması suretiyle örtülü kazanç dağıtımı ve vergi cennetlerine ilişkin düzenlemelerdir.

Ancak bu çalışmanın kapsamına bu konunun detayları dahil olmadığı için sadece bu kadarı ile yetinilecektir.

Genel Vergi Güvenlik Önlemi;

Olarak Ba ve Bs Bildirimlerinin Etkinliğine İlişkin Araştırma 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 148, 149 ve Mükerrer 257. maddelerinin Maliye Bakanlığı’na verdiği yetkiye dayanılarak 2005 yılında 350 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğiyle (RG, 25882, 21.07.2005) bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin belirli bir haddi aşan mal ve hizmet alımlarını “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)” ile mal ve hizmet satışlarını ise “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs) ile bildirmeleri yükümlülüğü getirilmiştir.

Vergi Usul Kanunu’nun “Bilgi Verme” başlıklı 148. maddesi; “Kamu idare ve müesseseleri, mükellefler veya mükelleflerle muamelede bulunan diğer gerçek ve tüzel kişiler,

Maliye Bakanlığı’nın veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların isteyecekleri bilgileri vermeye mecburdurlar.” ve aynı kanunun “Devamlı Bilgi Verme” başlıklı 149. maddesi ise; “Kamu idare ve müesseseleri (Kamu hizmeti ifa eden kurum ve kuruluşlar dâhil) ile gerçek ve tüzel kişiler vergilendirmeye ilişkin olaylarla ilgili olarak Maliye Bakanlığı ve vergi dairesince kendilerinden yazı ile istenecek bilgileri belli fasılalarla ve devamlı olarak yazı ile vermeye mecburdurlar.” hükmünü içermektedir.

Bu getirilen yükümlülüğün amacı, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflere belirli bir haddi aşan mal ve hizmet alımlarını “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)” ile; mal ve hizmet satışlarını ise “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs) ile bildirimlerini bakanlık olarak toplayarak, mükellefleri çapraz denetime tabi tutmak ve bu yolla mükelleflerin işlemlerini otokontrol gereği olarak kayıt altına almalarını sağlamaktır.

Bilanço esasına tabi olan ve kayıtlarını elektronik ortamda tutan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri bu yükümlülüklerini her ay elektronik ortamda bildirmek zorundadırlar.

Bilanço esasına tabi olan gelir vergisi mükellefleri ticari ve zirai kazanç sahipleri olabilirken, kurumlar vergisi mükelleflerinin de büyük bir kısmı bilanço esasına tabidir. 381 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 2008 ve takip eden 2009 yılına ilişkin mükelleflerin aylık dönemler itibariyle mal ve/veya hizmet alımları ile mal ve/veya hizmet satışlarına uygulanacak had katma değer vergisi hariç 8.000 TL olarak belirlenmişti.

396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile mükelleflerin 2010 yılı ve müteakip yılların aylık dönemlerine ilişkin mal ve hizmet alışları ile mal ve hizmet satışlarına uygulanacak had katma değer vergisi hariç 5.000 TL olarak yeniden belirlenmiş ve sınır düşürülerek kapsam genişletilmiştir.

Buna göre, bir kişi veya kurumdan katma değer vergisi hariç 5.000 TL ve üzerindeki mal ve hizmet alışları, “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)” ile; bir kişi veya kuruma katma değer vergisi hariç 5.000 TL ve üzerindeki mal ve hizmet satışları ise “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)” ile bildirmeleri gerekmektedir.

Söz konusu miktar 2011, 2012 ve 2013 yılları için de geçerliliğini korumaktadır. 2005 yılında getirilen ve 2010 yılından itibaren bildirim sınırının düşürülmesi ile kapsamı biraz daha genişletilen bu bildirim müessesesinin, vergi denetimi açısından iki şekilde etkisinin olacağı düşünülmektedir.

İlk etki olarak bu bildirimler, vergi denetim elemanlarının mükellefleri karşıt ya da çapraz incelemeye tabi tutarak vergi ziyaına neden olan mükellefleri kolaylıkla ve maliyeti düşük bir şekilde tespitine imkân sunmaktadır.

Özellikle elektronik olarak yapılan bu bildirimler, vergi denetim elemanlarının adeta masa başında ve ekran karşısında denetimlerini gerçekleştirmelerine imkân vermektedir.

Hatta ileride personel kullanmaksızın bu bildirimlerin elektronik programlar yolu ile takibi bile mümkün hale gelecektir.

İkinci olarak, bakanlığın bu imkânlara sahip olduğunu düşünen mükellefler mutlaka denetleneceklerini düşüneceklerinden en gerçekçi rakamları beyan edecekler ve vergi kurallarına uyacaklardır.

Bu ve benzer bildirimler denetim faaliyetlerini kolaylaştırmakta ve denetimlere zemin hazırlamaktadır.

Etkili olduğunu düşündüğümüz bu bildirimlerin, mükelleflerin belge düzenine uymalarında da katkısı bulunmaktadır.

Mükelleflerin Ba ve Bs bildirimleri hakkındaki görüş ve düşünceleri, ayrıca vergi denetim faaliyeti olarak bu bildirimlerin nasıl kabul edildiği deneye dayalı araştırma yapılarak belirlenmeye çalışılmıştır.

SONUÇ;

Son yıllarda Maliye Bakanlığı tarafından uygulanmakta olan genel ve özel vergi güvenlik önemlerinin araştırmaya katılan katılımcılar tarafından etkili yöntemler olarak değerlendirildiği tespit edilmiştir.

Özellikle, elektronik defter uygulaması, bankacılık sisteminin ticari işlemlerde kullanılmasının zorunlu hale getirilmesi ve Ba ve Bs bildirimlerinin vergi güvenliği konusunda etkili birer yöntem olduğu yapılan araştırma sonucunda belirlenmiştir.

Maliye Bakanlığı ile mükellefler arasında geliştirilen diyalog ve çözüm yollarının da (uzlaşma gibi) etkinliği göz ardı edilmemelidir.

Mükellefler, vergi güvenlik önlemleri içinde yer alan Ba ve Bs bildirimleri için genel olarak etkilidir demişlerdir.

Etkilidir dedikleri bu bildirimler ve 5 üzerinden ortalama değerleri şöyle sıralanabilir.

Bs (belli bir tutarın üzerindeki satışların) bildiriminin etkisi (4,08), Ba (belli bir tutarın üzerindeki alışların) bildiriminin etkisi (4,07), Genel olarak Ba-Bs bildirimleri (4,02) ve Ba-Bs kapsamının genişletilmesidir (3,81).

Maliye bakanlığının istediği bildirimler olan Ba ve Bs bildirimlerinin etkili olarak belirtilmesinin yanı sıra, elektronik defter uygulamasının vergi güvenliği kapsamında etkili bir yol olduğunu düşünenler ile genel olarak Ba-Bs bildirimlerinin etkili olduğunu düşünenler arasında anlamlı bir ilişki de bulunmaktadır.

Buna göre, elektronik defter uygulamasının etkili olduğunu düşünen mükelleflerin büyük bir çoğunluğu (% 81) Ba-Bs bildirimlerinin de etkili bir denetim yolu olduğunu düşünmektedirler.

Ayrıca elektronik defter uygulamasının etkisiz bir denetim yolu olduğunu düşünen mükelleflerin bile % 60’ı Ba ve Bs bildirimleri için etkili bir yol olduğu yönünde kanaat belirtmişlerdir.

Ayrıca “Ba-Bs bildirimlerinin vergi güvenlik uygulaması için etkilidir” diyen mükelleflerin % 77’si elektronik defter uygulaması için de “etkili bir uygulamadır” demişlerdir.

Maliye bakanlığının internet sayfası üzerinden muhasebe kayıtlarının tutulması şu an yürürlükte olmayan ancak ileri dönemlerde uygulanabilecek etkin bir vergi güvenlik yöntemi olabilir.

Bu yöntemin yürürlüğe konulması ile Ba ve Bs bildirimlerine gerek kalmadan bakanlık bu bilgilere rahatlıkla erişebilecektir.

Bu uygulamasının vergi güvenliği kapsamında etkili bir yol olduğunu düşünenler ile genel olarak Ba-Bs bildirimlerinin etkili olduğunu düşünenler arasında anlamlı bir ilişki bulunduğu görülmüştür.

Maliye bakanlığının internet sayfası üzerinden muhasebe kayıtlarının tutulması uygulamasının etkili bir vergi güvenliği yolu olduğunu düşünenlerin büyük bir çoğunluğu (% 79), Ba-Bs bildirimlerinin de etkili bir denetim aracı olduğunu düşünmektedirler.

Belirtilen bu etkin vergi güvenlik müessesesinin devreye sokulması ile hem kayıt dışı faaliyetlerin azalması, hem vergilerin tabana yayılması ve hem de vergi gelirlerinin fark edilir bir oranda artması kolaylıkla mümkündür.

Bir öneri olarak, bütün mükelleflerin yasal defterlerinin elektronik ortama aktarılarak ve aynı anda gelir idaresi başkanlığı ile otomasyonunun/irtibatının sağlanması Ba ve Bs bildirimlerinin tüm mükellefler tarafından otomatik olarak yapılması ve bu bildirimin kapsamının tüm mükelleflere yayılması anlamına geleceğinden vergi güvenlik öneminde gelinebilecek bir ileri aşama olacağı söylenebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir