İdari Para Cezalarına İtirazda Başvurulacak Merci

Vergi cezalarından Kurtulmak ve İdari Çıkış Yolları

5326 sayılı Kabahatler Kanunu “Genel kanun niteliği” başlıklı madde 3’de; (Değişik: 6.12.2006-5560/31 Md.) (1) Bu Kanunun; a) İdari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, b) Diğer genel hükümleri, idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır.) bu Kanunun idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin uygulanacağını düzenlenmiştir.

İdari para cezalarına karşı başvuru yolu sulh ceza hâkimliğine itiraz olarak gösterilmiş; (Başvuru yolu Madde 27- (1) İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç on beş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idarî yaptırım kararı kesinleşir. (2) Mücbir sebebin varlığı dolayısıyla bu sürenin geçirilmiş olması halinde bu sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde karara karşı başvuruda bulunulabilir. Bu başvuru, kararın kesinleşmesini engellemez; ancak, mahkeme yerine getirmeyi durdurabilir. (3) Başvuru, bizzat kanunî temsilci veya avukat tarafından sulh ceza mahkemesine verilecek bir dilekçe ile yapılır. Başvuru dilekçesi, iki nüsha olarak verilir. (4) Başvuru dilekçesinde, idarî yaptırım kararına ilişkin bilgiler, bu karara karşı ileri sürülen deliller açık bir şekilde gösterilir. Dilekçede ayrıca, başvurunun süresinde yapılmasını engelleyen mücbir sebep dayanaklarıyla gösterilir. 9342-1 (5) (Değişik: 6.12.2006-5560/34 Md.) İdarî yaptırım kararının mahkeme tarafından verilmesi halinde, bu karara karşı ancak itiraz yoluna gidilebilir. (6) (Ek: 6.12.2006-5560/34 Md.) Soruşturma konusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle idarî yaptırım kararı verilmesi halinde; kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edildiği takdirde, idarî yaptırım kararına karşı başvuru da bu itiraz merciinde incelenir. (7) (Ek: 6.12.2006-5560/34 Md.) Kovuşturma konusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle idarî yaptırım kararı verilmesi halinde; fiilin suç oluşturmaması nedeniyle verilen beraat kararına karşı kanun yoluna gidildiği takdirde, idarî yaptırım kararına karşı itiraz da bu kanun yolu merciinde incelenir. (8) (Ek: 6.12.2006-5560/34 Md.) İdarî yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idarî yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idarî yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işlemin iptali talebiyle birlikte idarî yargı merciinde görülür.

Kısaca; diğer kanunlarda idari para cezalarına karşı ayrı bir başvuru yolunun gösterilmediği durumlarda, bu cezaya karşı sulh ceza hâkimliğine başvurulması gerekir. Aynı idari işlemde; hem idari para cezası ve hem de idari davaya konu edilebilecek bir işlem tesis edilmişse, bu durumda muhatap idari yargıda dava açmalıdır.

Örnek vermek gerekirse; ilgili belediyeden izin alınmaksızın ticari yolcu taşımacılığı yapılması sebebiyle aracın trafikten men edilmesi ve ayrıca aynı işlemde şoförün sürücü belgesi olmaksızın araç kullanması sebebiyle idari para cezası verilmesine karar verildiği durumda, izinsiz ticari yolcu taşımacılığı yapmak fiili ile sürücü belgesiz araç kullanmak fiilleri arasında hukuki ve fiili bağlantı bulunmadığından, trafikten men işlemine karşı idari yargıda dava açılabilecek iken, sürücü belgesiz araç kullanma fiilinden verilen idari para cezasına karşı sulh ceza hâkimliğine başvurulması gerekecektir. (Danıştay 15. Dairesi, 19.06.2017, 2016/6228 E. 2017/3929 K. Benzer karar için bkz. Danıştay 15. Dairesi, 18.04.2017, 2016/3508 E. 2017/1827 K. 02.02.2016, 2015/9694 E. 2016/463 K.)

Başka bir örnek vermek gerekirse: örneğin, sürücünün alkollü olarak araç kullanması sebebiyle idari para cezası verilmesi ve sürücü belgesinin geri alınması halinde, sürücü belgesinin geri alınması işlemi, idari davaya konu edilebilecek bir işlem olduğundan ve bu işlemle idari para cezası arasında hukuki ve fiili bağlantı bulunduğundan, sürücü belgesinin geri alınması kararı ile idari para cezasının iptalinin idari yargıda birlikte dava konusu edilmesi gerekecektir. (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (DİDDK), 01.12.2016, 2016/834 E. 2016/3261 K. Benzer karar için bkz. 29.06.2011, 2011/10527 E. 2011/312 K.)

İdari para cezası ile birlikte aynı işlemde idari yargıda dava konusu edilebilecek bir kararın olmasının kabulü için; bu kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.14/3-d (Dilekçeler üzerine ilk inceleme:

Madde 14 –

1. Dilekçeler Danıştay’da Evrak Müdürlüğünce kaydedilir ve Genel Sekreterlikçe görevli dairelere havale olunur.

2. (Değişik: 2.7.2012-6352/53 Md.) Bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde dilekçeler, evrak bürosunca kaydedilerek ilgili mahkemelere havale olunur. Dilekçe sahibine evrakın tarih ve sayısını gösterir ücretsiz bir alındı kağıdı verilir.

3. (Değişik: 5.4.1990-3622/5 Md.) Dilekçeler, Danıştay’da daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından:

a) Görev ve yetki, b) İdari merci tecavüzü,

c) Ehliyet, d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı,

e) Süre aşımı,

f) Husumet,

g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları, Yönlerinden sırasıyla incelenir.) 

uyarınca “idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olması, “kesin ve icrai nitelik taşıması” gerekir.

Ortada idari davaya konu edilebilecek bir işlem olmayacağından, aynı işlemde yer alan idari para cezasına karşı sulh ceza hâkimliğine başvurulması gerekecektir.

İdari yargıda iptal davasına konu edilebilecek kesin ve icrai işlem; idarenin tek yanlı irade açıklaması ile işlemin muhatabının hukuki durumunda değişiklik oluşturan, muhatabın menfaatini doğrudan etkileyen, hak ve yükümlülüklerinde değişiklik veya yenilik meydana getiren, re ’sen icra edilebilecek işlemlerdir.

(Danıştay 14. Dairesi, 14.02.2018, 2015/4004 E.2018/573 K; Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi, 19.04.2019, 2019/1327 E. 2019/1166 K; İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesi, 27.12.2017, 2017/1325 E, 2017/2009 K.)

Kesin ve yürütülebilir işlemler; kamunun muhatabı üzerinde ayrıca bir işlemin varlığına gerek olmaksızın, doğrudan doğruya hukuki sonuçlar doğurmak suretiyle işlemler olup, muhatabın hukuki bir etki göstermeyen idari davaya konu edilemezler.

(Danıştay 14. Dairesi, 07.11.2017, 2017/2012 E. 2017/5798 K.).


Danıştay; idarenin idari yaptırım uygulanacağına dair bildirim niteliği olan işlemleri de, idari davaya konu edilebilecek kesin ve icrai nitelikte işlemler olarak kabul etmektedir. Yüksek Mahkeme bu kabulünü; idari yaptırım uygulanmadan önce yapılan uyarı mahiyetinde bildirim işlemlerinin, muhatabın hukuki durumunda değişikliğe ve hak kaybına yol açabileceği gerekçesine dayandırmaktadır.

(DİDDK, 31.03.2016, 2014/3257 E. 2016/1342 K; Danıştay 15. Dairesi, 13.10.2015, 2015/3266 E. 2015/5974 K.)

İdari işlemin yürütülebilir nitelikte olması için ilgililerin hukuksal yönden etkilemesi gerekmektedir. İdari işlemin icrailik unsurunu değerlendirirken, işlemin ‘kesin’ ve ‘nihai’ olması hususları üzerinde de durulması gerektiğidir.

Yargısal kararlarda, idari karar alma süreci içinde gerçekleştirilen işlemler arasında ancak nihai işlemin iptal davasına konu olabileceği görüşü yerine hukuk içinde yer alan işlemlerin de iptal davasına konu oluşturabileceği kabul edilmektedir. “Ayrılabilir İşlemler” ilkelerinin amacı, bir idari süreç içerisinde yer alan işlemlerin hukuki sonuçlar yaratmaları halinde bu süreçten bağımsız olarak dava edilebilmelerinin sağlanmasıdır.”

(DİDDK; 31.03.2016, 2014/3257 E. 2016/1342 K. 31.03.2016, 2015/2497 E. 2016/1343 K.)


Kabahatler Kanunu m.27/8’den farklı olup, her iki işleme karşı Danıştay’da dava açılması gerekmemektedir. Çünkü İYUK m.7/4’ün 2. cümlesinde; “Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler.” hükmüne yer verilmekle, dava açılabileceği, fakat bunun bir zorunluluk olmadığı ifade edilmiştir.

Kabahatler Kanunu m.27/8’de düzenlenen konu; Ülke çapında uygulanacak genel düzenleyici işlemlerden kaynaklanan idari para cezaları olmayıp, hukuki ve fiili bağlantısı olan idari işlem ile idari para cezası kararının aynı işlem içerisinde yer almasıdır.

İdari para cezalarına yapılan itirazların sulh ceza hakimlikleri tarafından incelenmesinde, idari para cezasına konu fiilin Kanunda yapılan “kabahat” tanımına uyup uymadığı ve verilen cezada gerekçeli ve Kanuna uygun şekilde bireyselleştirme yapılıp yapılmadığı incelenecektir. Kabahatler Kanununun “Kanunilik ilkesi” başlıklı 4. maddesine göre; “Hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilir. Kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı, ancak kanunla belirlenebilir.” Görüldüğü üzere; bir fiilin kabahat sayılabilmesi için, ya kanunda açık tanım olmalıdır ya da kanunun kapsamı veya koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriğinin idarenin genel ve düzenleyici işlemi ile doldurulabileceği kanunda belirtilmelidir. İdari para cezasının fiile ve failin kusurunun ağırlığı ile iktisadi durumuna göre bireyselleştirilmesi zorunluluğu, “İdari para cezası” başlıklı Kabahatler Kanunu m.17/2’de düzenlenmiştir. 17. maddenin ikinci fıkrasına göre; “İdari para cezası, kanunda alt ve üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebilir. Bu durumda, idari para cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumu birlikte göz önünde bulundurulur”.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir