Maliye Bakanlığınca Oluşturulan Kod Listelerinin Hukuki Niteliği;

Vergi cezalarından Kurtulmak ve İdari Çıkış Yolları

1982 Anayasası’nın 48.maddesine göre; Devlet, özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacağı, müteakip 49.madde gereğince ise devletin, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı anayasal hükümle güvence altında olduğu ifade edilmiştir.

Anayasamızın 73.maddesinde de; “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır” demek suretiyle vergilendirme de iktidar kuralını öngörmüştür.

KDV’nde vergi yükünün adaletli ve dengeli dağıtımı, mal ve hizmet üretiminin ilk ayağından tüketiciye varıncaya kadar olan aşamaların her birinde alım satıma muhatap olanlar arasında bir otokontrol mekanizması kurularak sağlanmaya çalışılmıştır. Bu mekanizma satıcılar tarafından alıcılardan tahsil edilen KDV’nin Hazine’ye ödenmesi, alıcılarında

Hazineye intikal eden bu vergiyi indirim konusu yapmaları suretiyle işlemektedir.

Katma Değer Vergisiyle ilgili, Maliye Bakanlığı tarafından bir takip yöntemi olarak kullanılmak üzere Katma Değer Vergisi Genel Müdürlüğü’nce düzenlenen ve incelemeye sevk edilenlerin de unvanlarının dâhil edildiği mükelleflerin mahsup ve iade taleplerinin yerine getirilebilmesi için kurum içi işlemleri hızlandırmak ve vergisel kayıpları telafi etmek için KOD Listeleri hazırlanmış ve bu listeler tüm ihtilaflı görüşlere ve çelişkili yargı kararlarına rağmen 10 yıldır uygulanmaktadır.

Bu makalemizde birçok mükellefi ilgilendiren, maliyeciler tarafından kod listesi, muhasebeciler tarafından kara liste olarak adlandırılan bu listelerin kodlar bazında ne anlama geldiği, hukuksal boyutu yanında bu listelerde yazılı sorumluluklardan kurtulmak için mükellefler tarafından alınması gereken tedbirlere değinmeye çalışacağız.

KOD LİSTELERİNİN SORUMLULUK KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ:

HANGİ DURUMLARDA RİSKLİ MÜKELLEF OLURSUNUZ?

  • Bilançodaki kasa hesabında yüksek tutarda nakit bulunması,
  • Bilançolarında sürekli zarar beyan edilmesi,
  • Bilançolarında yer alan kasa ve banka hesaplarında nakit bulunduğu halde yüksek tutarlı banka kredisi kullanımı,
  • Bilançodaki banka hesapları ile fiili banka hesapları arasında fark bulunması,
  • Şirket ortağına yüksek tutarlı borç para verilmesi,
  • Şirketin bilançosunda banka kredisi ve ortaklardan alacaklar hesabının bulunması,
  • Şirket ortağına sermayenin üç katından fazla borçlanılması,
  • POS satışlarının sektör ortalamasının altında ya da üstünde olması,
  • Karlılık oranının sektöreler ortalamaya göre sapma göstermesi,
  • Gelir tablosunda yer alan toplam satışlara oranla karın düşük olması,
  • Karlılık oranının diğer yıllara göre sapma göstermesi,
  • Nakit satışlarının sektör ortalamasının altında ya da üstünde olması,
  • Finansman giderlerinin yüksek olması, İşletmelerin kasa ve banka hesaplarında yeterli bakiye bulunmasına rağmen yüksek tutarlı kredi kullanımı nedeniyle oluşan finansman giderleri inceleme gerekçesi açısından risk taşıyabilir.
  • Net Satışlarına oranla yüksek tutarlı Pazarlama, Satış ve Dağıtım Gideri, Genel Yönetim Gideri, Karşılık Gideri, Kambiyo Zararı Finansman Gideri, olması
  • Banka hesap hareketleri ve çek hareketleri ile mal satışı ya da alışı yapılan mükellefler arasında uyumsuzluk olması,
  • Alınan Çekler hesabındaki tutarlar ile toplam satış tutarlarının karşılaştırılması sonucu çekler hesabının satışlar hesabından yüksek olması,
  • Şüpheli Alacaklar İçin Dava Açılan Dönemden Sonra Karşılık Gideri Yazılması,
  • Kesim mizan üzerinden yapılan analizlerde davanın açıldığı dönemlerden sonra “654 Karşılık Gideri Hesabı” yazılması durumu inceleme gerekçesi açısından risk faktörü olarak değerlendirilebilmektedir.
  • Verilen Sipariş Avansları İçin Şüpheli Alacaklar Karşılığı Ayrılması ve Gider Yazılması
  • Bu alacaklara karşılık ayıran ve gider yazan firmalar riskli mükellef olarak değerlendirilerek incelenmeleri istenebilmektedir.
  • Başka bir mükellef incelemesi yapılırken söz konusu mükelleften mal ya da hizmet alışı ya da satışı yapılması inceleme gerekçesi olabilmekte,
  • Ba/Bs. gibi elektronik formlar arasında tutarsızlıklar bulunması,
  • Bilanço kalemleriyle ilgili yatay ya da dikey rasyo analizlerindeki sapmalar, uyumsuzluklar,
  • Devreden KDV’lerin yüksek olması ve süreklilik göstermesi,
  • 2 nolu KDV Beyannamesine konu hizmetlerin stopaj durumu,
  • Sahte fatura kullanma ya da düzenleme yönünden riskli mükellefler,
  • Teslim ve hizmet bedelini kredi kartı ile tahsil eden mükelleflerin kredi kartı işlem banka bilgileri, Ba-Bs bildirimleri ve KDV beyanname bilgileri analizine göre riskli olarak değerlendirilmesi

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 11. maddesi; “Vergi Kesenlerin Sorumluluğu” başlığını taşımakta olup yaptıkları veya yapacakları ödemelerden vergi kesmeye mecbur olanlar, verginin tam olarak kesilip ödenmesinden ve bununla ilgili ödevleri yerine getirmekten sorumludurlar” hükmü yer almaktadır.

V.U.K. 11. maddesine 3239 sayılı Kanun’un 2.maddesiyle eklenen 3.fıkrasında ise; mal alım satımı ve hizmet ifası dolayısıyla vergi kesintisi yapmak ve vergi dairesine yatırmak zorunda olanların, bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde, verginin ödenmesinden, alım satıma taraf olanlar, hizmetten yararlananlar ve aralarında doğrudan veya hısımlık nedeniyle ya da sermaye, organizasyon veya yönetime katılmak veya menfaat sağlamak suretiyle dolaylı olarak ilişkide bulunduğu tespit olunanların müteselsilen sorumlu tutulacağı öngörülmüştür.

Maddenin gerekçesinde, kesilen vergiler ile tahsil edilen katma değer vergilerinin mutlaka vergi dairesine yatırılmasının amaçlandığı belirtilmiş olup, vergiyi kestiği veya tahsil ettiği halde vergi dairesine yatırmayanları zorlamak ve bu görevlerini yerine getirmelerini sağlamak için alım satıma taraf olanlar ve hizmetten yararlananlar müteselsilen sorumlu tutularak gerçek yükümlünün bu görevini yapmasını ve özellikle paravan şirket kurulmasını önlemek maksadıyla söz konusu hükmün 11. maddeye eklendiği vurgulanmıştır. 

KDV iade sisteminin esaslarını ve müteselsil sorumluluğa ilişkin düzenlemelere yön vermek amacıyla VUK’nun 11. maddesinin Maliye Bakanlığına tanıdığı yetkiye istinaden 84 No’lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği yürürlüğe girmiş olup müteselsil sorumluluğa ilişkin düzenlemelere ve sorumluluğun sınırlarına tebliğin III. bölümünde yer vermiştir.

Buna göre; mal veya hizmet alım-satımında satıcının katma değer vergisini Hazine’ye intikal ettirmediğinin tespit edilmesi halinde, bu satıcı tarafından doğrudan mal teslim edilen veya hizmet ifa edilen mükellefler, işlem bedeli üzerinden hesaplanan vergi ile sınırlı olmak üzere, Hazine’ye intikal etmeyen vergiden satıcı ile birlikte müteselsilen sorumlu olur.

Ancak, alıcılar, katma değer vergisi dahil toplam işlem bedelini; 4389 sayılı Bankalar Kanunu hükümlerine göre faaliyette bulunan banka veya özel finans kurumları vasıtasıyla ödemeleri ve banka veya özel finans kurumuna yapılacak ödeme sırasında düzenlenecek belgede satıcının (veya adına hareket edenlerin) adı- soyadı (tüzel kişilerde unvanı) ile banka veya özel finans kurumundaki hesap numarasını ve vergi kimlik numarasını doğru olarak yazdırmaları,

Ödemenin çekle yapılmış olması halinde Türk Ticaret Kanununun 697 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkrasına uygun olarak çek düzenlemeleri ve lehine çek keşide edilenin vergi kimlik numarasını yazmaları halinde müteselsil sorumluluk uygulaması ile muhatap tutulmazlar.

Bu çerçevede herhangi bir hesaba bağlı olmaksızın, örneğin kasadan ödeme yapılması şeklinde, gönderilen havaleler sorumluluğu kaldırmaz.

Ayrıca dış ticaret sermaye şirketleri ve sektörel dış ticaret şirketleri gibi ihracata aracılık eden mükelleflerin bu uygulamadan yararlanabilmeleri için ihracatına aracılık ettikleri mükelleflerin de ödemelerini yukarıda belirtilen şekilde tevsik etmeleri gerekir.

Ancak alıcı ile satıcı arasında muvazaaya dayanan bir işlem yapıldığının veya menfaat sağlayan doğrudan bir ilişkinin veya hısımlık, sermayesine katılma, organizasyon veya yönetimi içinde yer alma şeklinde dolaylı bir ilişkinin bulunduğunun vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenmiş raporlarla tespit edilmesi halinde ödeme yukarıdaki şekilde tevsik edilmiş olsa bile müteselsil sorumluluk kalkmayacaktır.

Tüm bu bilgiler ışığında şunu ifade etmek gerekir ki; müteselsil sorumluluğu düzenleyen 213 sayılı Kanunun 11. maddesinin 3 fıkrasındaki sorumluluk; sadece mal alım satımı ve hizmet ifası dolayısıyla vergi kesintisi yapmak ve vergi dairesine yatırmak zorunda olanları yani tevkifat uygulamasını kapsamamaktadır.

Bu sorumluluk sözü edilen işlemde/alışverişte katma değer vergisinin hazineye yatırılmaması durumunda da öncelikli olarak bu verginin satıcıdan tahsil edilmesi, aksi durumda ödeme tebliği suretiyle alıcılara gidilmesine de imkan tanımaktadır.

Kod Listelerinin sorumluluk kapsamında değerlendirilmesi:

Katma Değer Vergisi Genel tebliğinin II. bölümüne göre; Sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge (SMİYB) düzenleme veya kullanma fiili ile doğrudan veya dolaylı olarak ilgisi bulunan mükelleflerin nakden veya mahsuben iade talepleri bu bölümdeki özel esaslara göre yerine getirilir.

İade talepleri özel esaslara göre yerine getirilecek mükellefler kapsamına;

– SMİYB düzenledikleri ya da kullandıkları konusunda haklarında rapor bulunan mükellefler, bu mükelleflerin raporun ait olduğu dönemdeki ortakları ve kanuni temsilcileri ile bunların kurdukları veya ortak oldukları şirketler ve rapor bulunanlardan mal alanlar,

– Haklarında rapor olmamakla birlikte olumsuz tespit bulunan [SMİYB düzenledikleri ya da kullandıkları, adreslerinde bulunmadıkları, mücbir sebep sayılan haller dışındaki nedenlerle defter ve belgelerini ibraz etmedikleri veya birden fazla döneme ilişkin olarak katma değer vergisi beyannamesini (süresinden sonra verilenler hariç) vermedikleri hususunda tespit bulunanlar] veya bu tespitler nedeniyle incelenmesi istenilenler ile bunlardan mal alanları kapsar.

Sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge tanımına Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesinde yer verilmiştir. İade taleplerinin değerlendirilmesi sırasında anılan maddede yer alan hükümlerin dikkate alınması gerekmektedir.

Buna göre sahte belge; gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgedir. Bu itibarla; bir mal hareketi veya hizmet ifası söz konusu olmaksızın düzenlenen belgeler sahte belge olarak kabul edilecektir.

Muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge ler ise; gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibarıyla gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belgelerdir. Buna göre;

ü Mal veya hizmetin miktar veya değerini gerçeğinden az veya çok gösteren,

ü Alıcı veya satıcısı, tarihi, seri numarası tahrif edilmiş,

ü Mal tesliminin veya hizmet ifasının gerçek olduğu ancak belge düzenleme yetkisi bulunmayanlar tarafından düzenlenen veya adına belge düzenlenmesi gereken kişi yerine başkası adına düzenlenmiş belgeler (bu belge kullanıcı açısından muhteviyatı itibariyle yanıltıcı, düzenleyen açısından sahte belge olarak kabul edilecektir.) muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgelerdir.

Aynı tebliğin 3.1.2 bölümünde; İade talebinde bulunan mükellefin, haklarında SMİYB düzenleme dışında olumsuz tespit veya SMİYB kullanma raporu bulunanlardan alışlarına ilişkin ödemelerini,

– İade talebinde bulunan mükellefe satış yapan ve haklarında SMİYB düzenleme dışında olumsuz tespit veya SMİYB kullanma raporu bulunanların kendi alışlarına ilişkin ödemelerini,

– Bu tebliğin müteselsil sorumluluğa ilişkin III. bölümünde belirtildiği şekilde yaptıklarını tevsik etmeleri halinde; kendileri hakkında olumsuz rapor veya tespit bulunmayan ancak haklarında SMİYB düzenleme dışında olumsuz tespit veya SMİYB kullanma raporu bulunanlardan mal veya hizmet alanların iade talepleri genel esaslara göre yerine getirilir. Ödeme, iade talebinde bulunan mükellefin yeminli mali müşaviri tarafından düzenlenmiş tasdik raporuyla veya tasdik raporu sonradan ibraz edilmek üzere teminat karşılığı iade talep edilmişse bu konuda düzenlenmiş kısa bir raporla da tevsik edilebilir.

Kod Adı Anlamı Sorumluluk Derecesi
KOD-1 Vergi İnceleme Raporuna göre sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlediği tespit edilen mükellefler ile bunların ortakları ve kanuni temsilcilerinin kurdukları veya ortak oldukları şirketler Ödeme şekli sorumluluğu kaldırmaz
KOD-2 Vergi İnceleme Raporuna göre sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullananlar Banka ve çekle yapılan ödeme sorumluluğu kaldırır.
KOD-3 Sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlediği konusunda haklarında rapor bulunan mükelleflerin ortakları veya kanuni temsilcileri Banka ve çekle yapılan ödeme sorumluluğu kaldırır.
KOD-4 Bastırdığı belgelerin zayii-çalındığı veya kaybolduğunu bildirenler Banka ve çekle yapılan ödeme sorumluluğu kaldırır.
KOD 5/1 Vergi Dairelerinin yaptığı tespit sonucunda, haklarında rapor bulunmamakla birlikte SMİYB düzenlediği konusunda tespit bulunanlar Banka ve çekle yapılan ödeme sorumluluğu kaldırır.
KOD 5/2 Vergi Dairelerinin yaptığı tespit sonucunda, haklarında rapor bulunmamakla birlikte SMİYB kullandığı konusunda tespit bulunanlar Banka ve çekle yapılan ödeme sorumluluğu kaldırır.
KOD 5/3 Adresinde bulunamayanlar ile sarih adresi tespit edilemeyenler Banka ve çekle yapılan ödeme sorumluluğu kaldırır.
KOD 5/4 Defter, belge ibraz etmeyen veya incelemeye sevk edilenler ile birden fazla döneme ilişkin olarak KDV beyannamesinin (süresinden sonra verilenler hariç) verilmemesi, Banka ve çekle yapılan ödeme sorumluluğu kaldırır.
KOD 6 TEB: TAKLİT EDİLEN BELGELER : Kendisi hakkında herhangi bir olumsuz tespit ya da rapor bulunmadığı halde belgeleri taklit edilen mükelleflere ait liste Banka ve çekle yapılan ödeme sorumluluğu kaldırır.
KOD-7 Mükellefiyetleri bulunmayan ancak üçüncü kişiler veya diğer tüzel kişilikler vasıtasıyla sahte belge organizasyonu içerisinde bulunan ve sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge ticareti yapanlar Ödeme şekli sorumluluğu kaldırmaz
KOD-8 : İlgili şahıs yada firmaların iş ve ikamet adreslerinde yapılan yoklamalarda bulunamamalarından dolayı 2004/13 Seri No.lu Uygulama İç Genelgesi gereği mükellefiyetleri re’sen terk ettirilerek kapatılan mükellefler listesi Banka ve çekle yapılan ödeme sorumluluğu kaldırır.
KOD-9/1 SMİYB düzenlediği, SMİYB düzenlediği ve kullandığı konusunda hakkında rapor bulunan ve Bakanlık Makamı tarafından oluşturulan olumsuz mükellefler listesinde yer alan mükellefler Ödeme şekli sorumluluğu kaldırmaz
KOD-9/2 SMİYB kullandığı konusunda hakkında rapor bulunan ve Bakanlık Makamı tarafından oluşturulan olumsuz mükellefler listesinde yer alan mükellefler Banka ve çekle yapılan ödeme sorumluluğu kaldırır.

.

Doğrudan mal ya da hizmet temin ettiği safhadan önceki safhalardaki mükellefler hakkında olumsuz tespit bulunan ancak kendileri veya doğrudan mal ya da hizmet temin ettiği mükellefler hakkında olumsuz rapor veya tespit bulunmayan mükelleflerin iade talepleri, olumsuz tespite konu alışlar için 4 kat teminat gösterilmesi halinde genel esaslara göre yerine getirilir. Bu nedenle gösterilen teminat, olumsuz tespit bulunan mükellefle ilgili olarak yapılacak inceleme sonucuna göre çözülür. (84 No’lu G.T Madde 4.2.)

Ancak, bu dönemlerde katma değer vergisi dahil toplam işlem bedelinin doğrudan mal ya da hizmet temin edilen mükellefe bu Tebliğin müteselsil sorumluluğa ilişkin (III/1.1.) bölümünde belirtildiği şekilde ödenmiş olması halinde iade talepleri için genel esaslar uygulanır.

Ödeme, iade talebinde bulunan mükellefin yeminli mali müşaviri tarafından düzenlenmiş tasdik raporuyla veya tasdik raporu sonradan ibraz edilmek üzere teminat karşılığı iade talep edilmişse bu konuda düzenlenmiş kısa bir raporla da tevsik edilebilir.

Tüm bu bilgiler ışığında net bir ifade ile belirtmek gerekir ki; vergi inceleme elemanları tarafından tanzim edilen Vergi Tekniği Raporlarında; sahte belge düzenleyici/organizasyonunda bulunduklarına dair tespitte bulunanların yer aldığı KOD 1 ve KOD 9/1 listelerindeki mükelleflerden mal alışlarında bulunanların bu alışları dolayısıyla banka ve çekle ödeme yapmaları halinde dahi sorumluluktan kurtulamayacaklardır.

b) KOD Listelerinden Çıkmanın Yolu

Kendileri hakkında olumsuz rapor veya tespit bulunmayanların doğrudan mal veya hizmet temin ettikleri mükellefler hakkında olumsuz rapor veya tespit bulunması halinde bu mükelleflerden yapılan (haklarında olumsuz tespit bulunanlardan sadece olumsuz tespitin yapıldığı dönemlerdeki) alışlara isabet eden kısma dört kat (4 kat) teminat gösterilmesi veya bu alışlara isabet eden kısmın iade talebinden çıkarılması halinde, kalan kısma ve diğer dönemlere ilişkin iade talepleri genel esaslara göre yerine getirilir.

Hakkında olumsuz rapor bulunanlardan alınan kısma isabet eden vergiye ilişkin teminat iade talebinde bulunan nezdindeki, olumsuz tespit bulunandan alınan kısma isabet eden vergiye ilişkin teminat ise hakkında olumsuz tespit bulunan mükellefle ilgili, incelemenin sonucuna göre çözülür.

Bu bilgiler ışığında mali idare tarafından oluşturulan Kod-2, Kod-3, Kod-4, Kod 5/1, Kod 5/2, Kod 5/3, Kod 5/4, Kod 6, Kod-8 ve Kod-9/2 listelerinde yer alan mükelleflerden mal ve hizmet satın alınması halinde kara listeye alınanların bu mağduriyetten kurtulmalarının yolları aşağıda sayılmıştır:

Mal alışlarına isabet eden katma değer vergisinin 213 Sayılı VUK’nun 116 ve müteakip maddeleri gereğince kayıtlarından tenzil edilerek pişmanlık hükümlerinden yararlanılarak ödenmesi,

Alışlara isabet eden kısma dört kat teminat gösterilmesi ve vergi inceleme sonucunun beklenerek teminatın çözümünün sağlanması,

Katma değer vergisi dahil toplam işlem bedelini banka aracılığıyla ve çek keşide ederek ödemeleri halinde müteselsil sorumluluğu kaldıracağından durumun ilgili dilekçe ile vergi dairesine tevsik edilmesi ve olumsuz durumun giderilmesinin sağlanması,

Tarhiyata konu işlem ilk derece vergi mahkemesine dava açma suretiyle iptali istenebilir: Dilekçede; Danıştay 3.Dairesinin 19.01.2009 tarih ve Esas No;2008/986 ve 2009/14 sayılı kararı baz alınarak özetle şu şekilde savunulabilir: Bir işlemin kesin ve yürütülmesi zorunlu olabilmesi için bir başka merciin onayına gerek kalmaksızın, uygulanabilir ve hukuksal sonuç yaratabilir nitelikte olması gerekmektedir.

Bu durum bildirilen idarenin içyapı ve çalışma düzenini ilgilendiren iç işlemler iptal davasına konu yapılabilecek nitelikte işlem kabul edilemez. Aksi halde idarenin işleyişini ve etkinliğini zedeler.

Dava konusu KOD Listesi mükelleflerin mahsup ve iade taleplerinin yerine getirilmesi için kurum içi işlemleri hızlandırmak amacıyla hazırlanan aynı zamanda Maliye Bakanlığı tarafından bir takip yöntemi olarak kullanılmak üzere Katma Değer Vergisi Gelir Müdürlüğünce düzenlenen ve ilgililere duyurulmayan bir listedir. Bu liste nedeni ile hakkımızda yapılan işlem hukuka uygun değildir.

Kod-2, Kod-3, Kod-4, Kod 5/1, Kod 5/2, Kod 5/3, Kod 5/4, Kod 6, Kod-8 ve Kod-9/2 dışında kalan KOD 1 ve KOD 9/1’deyer alan mükelleflerden mal ve hizmet alışları bulunanlar hakkında sahte fatura kullanma fiili nedeni ile kaçakçılık suçu işlemekten dolayı kamu davası açılabileceğinden konu vergi incelemesi aşamasına gelmeden ilgili faturaların beyanlardan tenzil edilerek VUK 371.maddesi gereğince ödenmesi tavsiye edilir.

İfade etmek gerekir ki; Kod 1 ve Kod 9/1’de yer alan mükelleflerden satın alınan mal ve hizmet bedelleri banka aracılığıyla ve çek keşide edilmesi suretiyle ödenmesi halinde bile sorumluluğu kaldırmayacağı unutulmamalıdır.

c) Konuya İlişkin Yargı Kararları

Vergi Usul Kanunu’nun 11. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenmiş olan müteselsil sorumluluğun katma değer vergisinde hangi durumda uygulanacağı hk

Bu durumda, 213 sayılı Kanunun 11. maddesinin katma değer vergisi için de geçerli olduğu hususu kuşkusuzdur.

Ancak bu maddedeki müteselsil sorumluluğun katma değer vergisi ihtilaflarına uygulanabilmesi için, gerçek mal alım satımı olmadan, komisyon karşılığında fatura temin edildiğinin yahut kişi ve kuruluşlar arasında vergiyi ziyaa uğratma yönünden bir irtibat bulunduğunun idarece tespit edilmesi veya hükme esas alınabilecek kuvvette bir izlenim edinilmesi zorunludur.

Yasaların kendilerine yüklediği ödevleri eksiksiz yerine getiren iyiniyetli yükümlünün diğer tarafın vergi ödeyip ödemediğini takip ve kontrol etmesi ve bu konuda yaptırım uygulaması olanaksız olduğundan, bu kişilerin hareketlerinden sorumlu tutulması hukukun temel ilkelerine aykırı düşer.

Söz konusu olayda, inceleme elemanınca yapılan tespitler davacı şirket ile mal aldığı şirket arasında bir irtibat bulunduğunu kanıtlamadığından, davacı şirketin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 11/3. maddesine göre verginin ödenmesinden sorumlu tutularak adına cezalı tarhiyat yapılmasında isabet bulunmamaktadır.

Kod listesine alma işlemi kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olmadığından idari davaya konu edilmesinin mümkün bulunmadığı; bu nedenle 2577 sayılı Kanunun 15’inci maddesinin 1’inci fıkrasının (b) bendi uyarınca davanın reddi gerekirken, davanın esastan görülerek verilen vergi mahkemesi kararında hukuka uygunluk görülmediği hk

Bir işlemin kesin ve yürütülmesi zorunlu olabilmesi için bir başka merciin onayına gerek kalmaksızın, uygulanabilir ve hukuksal sonuç yaratabilir nitelikte olması gerekmektedir.

Bu durum bildirilen idarenin içyapı ve çalışma düzenini ilgilendiren iç işlemler iptal davasına konu yapılabilecek nitelikte işlem kabul edilemez. Aksi halde idarenin işleyişini ve etkinliğini zedeler.

Dava konusu KOD Listesi mükelleflerin mahsup ve iade taleplerinin yerine getirilmesi için kurum içi işlemleri hızlandırmak amacıyla hazırlanan aynı zamanda Maliye Bakanlığı tarafından bir takip yöntemi olarak kullanılmak üzere Katma Değer Vergisi Gelir Müdürlüğünce düzenlenen ve ilgililere duyurulmayan bir listedir. İşlem hukuka uygun görülmemiştir” denilmektedir.

Davacı şirketinin mal alımında bulunduğu alt firmanın sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullandığından bahisle tarh edilen katma değer vergisinin anılan firmadan tahsil edilmediği iddiasıyla, kesinleşen kamu alacağının hesaplanan gecikme faiziyle birlikte sorumlu sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla tesis edilen ihtiyati haciz işlemi yerindedir

Yasaların kendisine yüklediği ödevleri eksiksiz yerine getiren iyi niyetli yükümlülerin mal aldığı kişilerin vergiyi ödeyip ödemediklerini takip etmesi ve onları bu yönde icrai bir güçle zorlaması mümkün olmayıp, bu kişilerin hareketlerinden sorumlu tutulması hukukun temel ilkelerine aykırı düşeceğinden, davacı şirketin mal alımlarıyla ilgili olarak Hazine’ye intikal ettirilmeyen katma değer vergilerinden sorumlu tutularak, 213 sayılı Kanun’un 11/3. maddesi hükmü uyarınca adına düzenlenen ödeme emrinde ve ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davayı reddeden mahkeme kararında isabet görülmemiştir.

İncelemeye sevk edilen, ancak hakkında henüz düzenlenmiş bir inceleme raporu bulunmayan şirketin KOD 5 listesinde bulunduğu gerekçesiyle, davacının bu şirketten alışlarına ilişkin katma değer vergilerinin indirim konusu yapılamayacağından bahisle, ihtirazi kayıtla ve pişmanlık dilekçesiyle verilen düzeltme beyannameleri esas alınarak (…)” tahsil edilen katma değer vergisinin red ve iadesi gerekmektedir.

SONUÇ:

Sahte Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge (SMİYB) düzenleme ve kullanma fiilinin ticari hayatta yaygın olarak kullanılması ve bu işlemin ihracatta haksız iade alma aracına vasıta kılınması nedeniyle mali idare tarafından konu ile ilgili genel tedbirlerin alınmasını zorunlu kılmıştır.

Bu kapsamda haklarında SMİYB düzenleme ve kullanma fiilinden tanzim edilen raporları “olumsuz rapor” sayılarak özel esaslara göre işleme tabi tutulur.

Bunun yanında kendileri hakkında olumsuz rapor veya tespit bulunmayanların mal veya hizmet satın aldığı mükellefler hakkında olumsuz rapor veya tespit bulunması halinde aşağıda tabloda açıklanan çerçevede ödemeleri banka ve çek ile yapmaları halinde farklı şekillerde değerlendirilmeye tabi tutulması gerekir.

Kod Adı Ödeme zeklinin Bağlayıcılığı Kod Listelerinden Kurtulmanın reçetesi
Kod-1- Kod 9/1 Ödeme şekli sorumluluğu kaldırmaz Düzeltme hükümleri çerçevesinde kayıtlardan tenzil edilerek ilgili faturalarda yazılı KDV’lerin Pişmanlıkla Beyanı tavsiye edilir. Aksi durum kamu davası açılması ile neticelenebilir.
Kod-2, Kod-3, Kod-4, Kod 5/1, Kod 5/2, Kod 5/3, Kod 5/4, Kod 6, Kod-8 ve Kod-9/2 Banka ve çekle yapılan ödeme sorumluluğu kaldırır. Banka ve çek ödemelerinin bulunduğu dökümlerle birlikte ilgili vergi dairesi müdürlüğüne ibraz edilerek ödemelerin tevsik edilmesi veya konu ile ilgili YMM tarafından rapor düzenlenmesi yeterlidir.

Kod’dan nasıl çıkılır?

Normal prosedürde koda giren mükellefler listeden çıkmak için idareye müracaat ederek koda alınma sebeplerini öğrenmeli.

Listeden çıkmak, giriş sebebine göre farklılık arz ediyor.

Sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleyenlerle, bunları kullananlar raporla tespit edilmişse, bu raporların yanlış düzenlendiğinin yeni bir rapor veya mahkeme kararı ile ispat edilmesi hariç, listelerden çıkmak mümkün değil.

Yanıltıcı belge kullananlar, raporlarda belirtilen vergiyi öderlerse koddan çıkma talepleri yerine getirilebilir.

Ama işyerini değiştirip bunu vergi dairesine bildirmeyen bir mükellef, bu sebepten listeye dâhil edilmişse, vergi dairesine başvurarak yeni adresini bildirince yeni bir tespit yapılacak ve listeden düşecektir.

Diğer kodlardan çıkmanın yolu ise vergi dairelerinin istemiş olduğu bilgi ve belgelerin ilgili birimlere verilmesi ve ardından koddan çıkma talebinin iletilmesi ve takipçisi olunması gerekiyor.

Eğer vergi daireleri işi hızlandırmaz ve çözümünde isteksiz davranırsa müracaat edilecek yer, ilgili KDV grup müdürlükleridir.

Önce kod (olumsuz mükellefler listesi) sisteminin ne olduğunu hatırlamakta fayda var.

Kod listesi özellikle vergi iadelerinde hızlı bir şekilde tarama yapmak için getirilen bir sistem. İstanbul özelinde başlanan bu çalışma, Gelir İdaresi tarafından oldukça olumlu bulunuyor ve tüm ülkeye yaygınlaştırılmak isteniyor.

Çeşitli sebeplerle düzenlenen vergi inceleme raporlarında olumsuzlukları (sahte fatura düzenledikleri, kullandıkları, bunlarla irtibatlı oldukları vb.) tespit edilenlerle, vergi dairelerince yapılan araştırma ve yoklamalarda olumsuzlukları belirlenenler durumlarına uygun kod listesine alınıyor.

Bu mükelleflerin ve bunlardan mal alanların KDV iade işlemleri, yükseltilmiş teminatlar karşılığında yapılıyor.

Aslında bu çalışma bir bakıma idarenin iç işleyişi.

Mesela sahte fatura düzenlediğine dair rapor bulunan bir mükellef veya bu mükelleften mal alan birisi KDV iadesi talep ederse bu iadenin yapılmaması gerektiği yönünde, ilgili daireyle yazışmaya gerek kalmadan karar verilebiliyor.

Bu işlem bir nevi idarenin mükellefler hakkında istihbarat toplaması olarak da görülebilir.

Kendilerine yazı gönderilen mükellefler ne yapmalı?

Mükellefler öncelikle kendilerine neden yazı gönderildiğini öğrenmeli.

Sonra durumlarını gözden geçirmeli.

Eğer faturasını kullandıkları mükellef sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleyen bir mükellef ise ve bu durum bir raporla tespit edilmiş ise Varlık Barışı’na müracaat etmekte fayda var.

Yok, eğer yerinde bulunmayan, sahte fatura kullandığı tespit edilen bir mükelleften fatura aldıkları iddia ediliyorsa tespitin ne zaman yapıldığına bakmak gerekir.

Eğer mal alımı 2005’te, tespit ise daha sonra (mesela 2008’de) yapılmış ise ödeme ne şekilde yapılırsa yapılsın idarenin hukuken iddia edeceği bir durum yoktur.

Daha önce ödenen KDV’nin yeniden ödenmesini istemek veya Varlık Barışı’na zorlamak hukuksuzdur.

Fatura alış tarihi ile bu sebeplerden dolayı koda alınma tarihi çakışıyorsa ödemenin banka veya çekle yapıldığının ispatlanması da mükellefleri sorumluluktan kurtarır.

Mükellefler koda girmemek için Varlık Barışı’na müracaat edebilir.

Ancak beyan edilen nakit tutarın 6 ay içinde sermayeye ilave edilmesi gerektiği unutulmamalı.

Yüksek tutarlı beyanlarda kaynak bulmak sorun teşkil edebilir.

KDV iadesinde koddan çıkmanın yolları

KDV iadesi talep eden mükellefler ile bunlarca ibraz edilen indirim listelerinde yer alan mükelleflerin vergi daireleri tarafından kontrol edildiğini ve “kod listesinde” bulunan mükellefler hakkında 85 numaralı KDV Tebliği’ne göre işlem yapıldığını belirtmiş ve koddan çıkma yollarını bir sonraki yazımızda ele alacağımızdan bahsetmiştik. Koddan çıkma yolları aşağıdaki gibidir:

SMİYB düzenleme raporu varken koddan çıkış 

Vergi inceleme raporuna dayanarak SMİYB düzenlediği tespit edilen mükellefleri, bunların ortakları ve kanuni temsilcileri ile bunların kurdukları veya ortak oldukları şirketler kod: 1’e alınıyor.

Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından listeye alınanlar ise kod: 9/1’de görünüyor.

Mükellef hakkında SMİYB düzenleme raporu varsa kod listesinden hemen çıkabilmek için ödeme yapmak ya da tamamı için teminat göstermek en kestirme çözüm.

Ancak bu da tek başına yeterli değil. İlaveten mükellef hakkında bir adet “olumlu rapor” yazılması gerekiyor.

Şayet mükellef, “dış ticaret sermaye şirketi” veya “sektörel dış ticaret şirketi” ise, SMİYB’lere dayanarak iadesi alınan KDV’nin tutarı, aynı dönemde iade alınan toplam KDV tutarının yüzde 4’ünü aşmıyorsa; koddan çıkabilmek için ya tarhı öngörülen vergi, ceza ve gecikme faizi ve cezasının tamamının ödenmesi ya da tamamı için teminat gösterilmesi gerekiyor.

Bunlar için olumlu rapor şartı yok.

Mükellefin yargı yoluna gitmesi halinde nihai yargı kararı, yani yargılamanın sonuçlanması koşulu aranıyor.

(Elbette koda alınmayla sonuçlanan idari işlem aleyhine de dava açılabiliyor.)

Mükellef lehine verilen ara kararlara bakanlık itibar etmiyor.

Nihai yargı sonucunda tarh edilen verginin tamamının terkin edilmesi (veya işlemin iptal edilmesi) halinde mükellef kod listesinden çıkarılıyor. 

SMİYB kullanma raporu varken koddan çıkış

Hakkında SMİYB kullanma raporu bulunan (kurumlar vergisi) mükellefler kod: 2’ye alınıyor.

Düzenleyenlerin ortakları ile kanuni temsilcileri ise kod: 3’e alınıyor.

Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından listeye alınanlar ise kod: 9/2’de görünüyor.

Her iki durumda da koddan çıkmanın en kestirme yolu tarhı öngörülen vergiyi, cezası, gecikme zammı ve faiziyle birlikte ödemek ya da bunların tamamı için teminat göstermek.

Konuyu yargıya taşımak ise uzun yol.

Bakanlık nihai yargı kararı ile yapılan tarhiyatın en az yüzde 95’inin terkin edilmesi halinde veya yargılama devam ederken vergi dairesine mükellef hakkında bir adet olumlu rapor intikal etmesi halinde kod listesinden çıkarıyor.

Her iki durumda da listeden çıkmak için bağlı olunan vergi dairesinin, KDV Takip Birimi’ne durumu intikal ettirmesi gerekiyor. Süreci hızlandırmak isteyenlere bağlı oldukları vergi dairesine bir dilekçe ile başvurmalarını öneriyoruz. 


Bastırdığı belgelerin zayii olduğunu-çalındığını veya kaybolduğunu bildiren mükellefler kod: 4’e alınıyor. Bunların koddan çıkması mümkün değil. 

Olumsuz tespitte koddan çıkış

SMİYB kullanan mükellef nezdinde yapılmakta olan inceleme sırasında veya bu mükellefle ticari ilişkide bulunan diğer kişi ve kurumların incelenmesi sırasında veya yetkili makamların yazı ile bildirmeleri üzerine SMİYB düzenlediği vergi dairesinin ıttılaına giren mükellef kod: 5/1’e alınıyor.

Bu durumda koddan çıkmanın yolu biraz daha zor.

Çünkü hakkında olumsuz tespit varsa mükellef ya incelemeye sevk ediliyor ya da vergi dairesi tarafından araştırma yapılıyor.

Bu araştırma sonucunda SMİYB düzenlediğine dair bir karine bulunamaması halinde incelemeye sevk işlemi yapılmayabiliyor.

Bu durumdaki bir mükellefe “proaktif” davranarak hakkındaki tüm olumsuzlukları giderdiğine ve SMİYB düzenlemediğine dair bağlı olunan vergi dairesini ikna etmesini salık veriyoruz.

İkna girişimi sonuç vermişse veya vermemiş fakat mükellef incelemeye sevk edilmişse, koddan çıkmak için incelemenin sonuçlanmasını beklemek gerekiyor.

Hakkında olumlu rapor yazılan mükellef kod listesinden çıkarılıyor.

SMİYB düzenleyen mükellef nezdinde yapılmakta olan incelemede ya da bu mükellefin ticari ilişkide bulunduğu diğer kişi veya kurumların incelenmesi sırasında yahut yetkili makamların yazı ile bildirmesi üzerine SMİYB kullandığının vergi dairesinin ıttılaına girmesi halinde mükellef kod: 5/2’ye alınıyor.

Bu durumdaki mükellefler incelemeye sevk edilebiliyor. İnceleme sonucunda rapor olumlu gelirse mükellef koddan çıkarılıyor. Ancak mükellefin koddan çıkabilmek için başvurabileceği iki yol daha var. Mükellef dilerse kullandığı SMİYB’leri indirim listesinden çıkartıp düzeltme beyannamesi vererek tarh edilen vergi ve cezaları ödeyebilir veya bunların toplam tutarı kadar teminat verebilir. Mükellef dilerse düzeltme beyannamesi vermeme yoluna da gidebilir. Ancak bu durumda kullanılan SMİYB’ lerdeki hesaplanan KDV’nin 4 katı kadar teminat vermek zorunluluğu var. Aksi takdirde koddan çıkmak pek mümkün değil. İzlenecek yol konusundan mükelleflere YMM’lerini dinlemelerini salık veriyoruz.

Adreste bulunamama halinde koddan çıkış

Yapılan yoklama ve araştırmalarda bilinen adreslerinde bulunmayan mükellefler kod: 5/3’e alınıyor.

Bu durumdaki mükelleflerin koddan çıkabilmek için bağlı oldukları vergi dairesine dilekçe ile başvurarak adreslerinde yoklama yaptırmalarını ve haklarında başka bir olumsuzluk olmadığını tevsik etmelerini tavsiye ediyoruz.

Yoklama sonrasında koddan çıkarılmak için, durumun İVDB “KDV Takip Birimi’ne” bildirilmesi işlemini, vergi dairesine verilecek bir dilekçeyle hızlandırmak mümkün.

Defter belge ibraz etmeme halinde koddan çıkış

Mücbir sebep sayılan haller dışındaki nedenlerden dolayı defter ve belgelerini ibraz etmeyen mükellefler veya birden fazla döneme ilişkin olarak KDV beyannamelerin i vermeyen mükellefler kod: 5/4’e alınıyor. Bu durumda koddan çıkabilmek için defter ve belgelerin ibrazı veya KDV beyannamelerin in usulüne uygun olarak doldurarak bağlı olunan vergi dairesine verilmesi gerekiyor.

Belgeleri taklit edilen mükellefler kod:6’ya alınıyor. Kod: 6’da olmak mükellef bakımından bir olumsuz tespit anlamına gelmiyor.

Kendi rızası dışında belgeleri taklit edildiği için koda alınanların iadeleri genel esaslara göre yapılıyor.

Bu kodun ihdas edilme nedeni bunlardan mal alanlar için karşıt inceleme yapılmasını sağlamak.

 İVDB, dileyen mükelleflere kod: 6’da bulunma nedenleri ve bunun kendileri için bir olumsuz tespit anlamına gelmediğini yazılı olarak bildirebiliyor .

Mükellefiyetleri 2004/13 seri numaralı “Uygulama İç Genelgesi “ne göre re’sen terk ettirilenler kod: 8’e alınıyor ve bu koddan çıkamıyorlar.

Ta ki, yeni mükellefiyet tesis ettirmek istediklerinde re’sen terki, normal terke (işi bırakmaya) çevirecek prosedüre uyuncaya kadar.

Bu noktada şöyle bir soru akla gelebilir:

Kendisi kodda olmadığı halde tedarikçileri veya alt-tedarikçileri kodda olduğu için iade süreci sürüncemeye uğrayanlar ne yapmalı?

Bu sorunun cevabını merak edenlere de konuyu YMM’leriyle tartışmalarını salık veriyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir