Sahte fatura kullanımı ve iptal davaları;

V.U.K. Md. 359 Vergi cezalarından Kurtulmak ve İdari Çıkış Yolları
  • Sahte fatura kullanma veya düzenleme fiilleri dolayısıyla mükellefler hakkında düzenleme veya kullanma suç raporları düzenlenmektedir.
  • Düzenlenen bu raporların bir nüshası savcılık kanalıyla kamu davası açılabilmesi için Asliye Ceza Mahkemelerine savcılık tarafından iletilmektedir.

Vergi mükellefi savcılık aşamasında hakkında vergi tekniği raporu ve ayrıca suç raporu düzenlendiğine dair bilgisi olabilmektedir.                                   

Bu aşamada mükellefin yasal haklarını burada nasıl kullanacaktır?

Gerçekte incelemenin ilk aşamada mükellefin hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu konusunda bilgi sahibi olması mümkündür.

Mükellefin gıyabında düzenlenen gerek vergi suçu raporu ve gerekse vergi tekniği raporlarına karşı mükellefin dava açma, savunma olanakları giderek zayıflamaktadır.    

Örneğin; kendisi hakkında, vergi tekniği raporuna istinaden ve ayrıca düzenlenen vergi suçu raporuna istinaden kamu davası açılan bir mükellef bu durumdan savcılık aşamasında haberdar olabilmektedir.   

Bu durumda mükellefin yapabileceği işlemler şöyledir.

Buna göre;

1) Mükellefin savcılıkta vereceği ifadeye göre 213 sayılı VUK md 359 hükmüne göre kamu davası açılacaktır.

2) Kamu davasının açılmasından önce, mükellefe mutlak surette vergi inceleme raporları ile beraber vergi ceza ihbarnamelerinin tebliğ edilmiş olması ile mükellef bu durumdan daha ilk safhada haberdar olacak ve buna göre yasal yollara müracaat edebilecektir.

3) İdarenin, vergi tekniği raporunu düzenlediği tarihte mükellefin, özel esaslara alınması sonucunda piyasada iş yapma olanakları önemli ölçüde daralacak ve mükellef mal satamaz veya hizmet sunamaz duruma düşecektir.

4) İdarenin, birçok işlemleri mükellefe haber vermeksizin sürdürmesi (Özel esaslara alma, gıyabında düzenlenen vergi suçu raporu, gıyabında düzenlenen vergi tekniği raporu) halinde mükellefin bu durumdan çok ileri aşamalarda sürpriz olaylarla karşılaşarak öğrenmektedir. Böyle bir durum karşısında, mükellefin yasal haklarını kullanma ile ilgili çok ciddi sorunlar yaşamaktadır. Belki de, kullanacağı yasal olanaklar ve kullanabileceği yasal haklar aradan zaman geçtikten sonra daralmaktadır. Ve hatta kullanabileceği birçok yasal savunma argümanları zayıflamaktadır.

5) Vergi denetim kurulu bir yönetmelik yayınlayarak, bu yönetmelikte “vergi suç raporları” ile “vergi tekniği raporları” ‘nın mükelleflere düzenlenme aşamalarında savunma, tebliğ edilmesi, iddianameler karşısında mükellefin sunabileceği delilerini de bu rapora eklenmesi ile ilgili düzenlemeler yapılmalıdır. Aksi takdirde, mükelleflerin gıyabında tek taraflı olarak düzenlenen vergi suçu raporları ile vergi tekniği raporları hukuki dayanaklardan yoksun ve yeterli hukuki koşulları içermeyen idarenin tek taraflı görüşlerine yer veren raporlardan öteye gidemeyecektir.

6) Mükelleflerin gıyabında düzenlenen vergi suçu raporlarına istinaden açılan kamu davalarında, mükelleflerin gerek Asliye Ceza Mahkemesi aşamasında ve gerekse Yargıtay aşamasında beraat etmelerin halinde durum ne olacaktır? Suçlanan mükellefin yıpranan itibarını kim telafi edecektir? Veya bu süreçte özel esaslara alınan mükellefin piyasada iş kaybetmesi halinde durumu ne olacaktır? Mükellefin, ticari kayıpları kim tarafından telafi edilecektir? Bütün bu soruların yanıtını bulmak mevcut mevzuata göre, çok zor bir soru olarak gündeme gelmektedir. Şeffaf ve açık bir vergi uygulamaları yöntemi benimseyen gerek Gelir İdaresi ve gerekse Vergi Denetim Kurulu yeni dönemde mükellefler ile ilgili düzenlediği bütün raporları en azından bir yazım aşamasında mükelleflerle paylaşması ve mükelleflerden bu konularda yazılı cevap alması zorunludur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir