Sahte (Fatura)Belgede Kastın Varlığı Beyana Bağlıdır.

V.U.K. Md. 359 Vergi cezalarından Kurtulmak ve İdari Çıkış Yolları
  • Vergi kaçırma kastı, suçun oluşumunda var olan bir niteliktedir.
  • Vergi kaçırma kastının bulunup bulunmadığı, davacı şirketin bu tarih ve bu tarihten önceki davranışlarına bakılarak belirlenmek zorundadır.                                                                                                          
  • Suça konu / araç olan belgenin tanzimi suçun varlığı için yeterlidir.

Danıştay bünyesinde temyiz edilen bir Vergi Mahkemesi kararına göre kaçakçılık suçunun manevi unsuru olan “vergi kaçırma kastı, suçun oluşumunda var olan bir niteliktedir.”

Kaçakçılık suçu, VUK’nın 341’inci maddesi uyarınca vergi ziyaına neden olunduğu; daha somut olarak, beyanname verme süresi ile ek sürenin dolduğu tarihte oluşmuş bulunduğundan; vergi kaçırma kastının bulunup bulunmadığı, davacı şirketin bu tarih ve bu tarihten önceki davranışlarına bakılarak belirlenmek zorundadır.

Bu tarihten sonraki davranış ve işlemlerin kesilecek ceza üzerinde etkisi, bu davranış ve işlemlerin VUK’nın 371’inci maddesine uygun bulunması halinde söz konusu olabilir.

Oysa davacı şirket, anılan madde hükümlerine de uygun davranmamıştır.

Dolayısıyla; davacı şirketin vergi kaçırma kastının varlığını suçun oluşumundan sonraki davranış ve işlemlere bakarak belirlemeye çalışan temyize konu karar, bu yönüyle, Ceza Hukuku ilkelerine aykırıdır. (Danıştay 3. Daire, E: 1994/505, K: 1994/4591)

Bu görüşe göre ek süreler dâhil, beyanname verme süresi geçmese dahi ceza hukuku ilkelerine göre suç teşekkül etmiş olmalıdır. Bir diğer ifadeyle, suça konu / araç olan belgenin tanzimi suçun varlığı için yeterlidir.

Suç, kamu düzeniyle ilgili olduğundan beyanname ile ilgisi olmaması, kayıt dışı işlemlerin yaptırımlarından ayrışması gerekmektedir.

Bu durum, bir temenni değil, doğrudan doğruya suçun unsurlarından ve hukuki tanımından ortaya çıkmaktadır.

Danıştay’ın beyanname sonrası durumun pişmanlık ve ıslah hükmüyle ilgili olması gerekçesi son derece doğrudur.

Bazı durumlarda, sahte belgeden dolayı şirket ortaklarının kendilerini ihbar ettikleri, hatta şirketlerinde yetkisiz kişilerin bilgileri dışında, izinsiz fatura düzenledikleri gerekçeleriyle fatura düzenleyenler için adli yargıya başvurdukları bilinmektedir.

Bu tür durumlarda da vergi hukuku açısından suç teşekkül etmiştir, adli yargı boyutunda ise suçu işleyenler hakkında karar verilecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir