V.U.K.Md.359’a Göre Ceza Mahkemesine Sunulan Örnek “Uzman Mütalaası”

V.U.K. Md. 359 Vergi cezalarından Kurtulmak ve İdari Çıkış Yolları

UZMAN MÜTALAASI

KONU: …   … Asliye Ceza Mahkemesi’nin 20. / … Esas numaralı dosyasında devam eden muhakemede dikkate alınmak üzere 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 67/6. fıkrası uyarınca tanzim edilmiş mütalaa.

SANIK: K. K.

İSNAT EDİLEN EYLEM: 2016 takvim yılında kasten sahte fatura kullanmak. (Vergi Usul Kanunu 359/b)

VAKIALARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

…Kâğıt Amb. Tek. San. Ve. Tic. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen 27.12.2018 tarih ve 2018-A-3121/22 sayılı Vergi Tekniği Raporu’na göre mükellef kurumun 2016 yılına ait defter ve belgeleri vergi müfettişinin incelemesi için ibraz edilmiştir. Defter ve belgelerin ibraz edilmemesi ya da ibraz edilemeyeceğine yönelik mazeret uydurulması sahte fatura düzenleyen ve kullananların ortak özelliklerinden biridir. Bu sayede gizleme suçu nedeniyle 18 ay ila 3 yıl arasındaki hapis cezası göze alınarak sahte fatura kullananlar için öngörülen 3 ila 5 yıl arasındaki hapis cezasının önüne geçmeye çalışılır. Ancak olayda defter ve belgeler ibraz edilmiştir. Bu ise sahte fatura kullanılmadığı yönünde bir karinedir.

15.03.2016 tarihli yoklamada masa, sandalye, raflar, ödeme kaydedici cihaz tespiti yapılmıştır. 05.12.2017 tarihinde yapılan yoklama ile mükellefin faaliyetine devam ettiği beyan edilmiştir.05.10.2018 tarihi yoklamada ise çevre esnaf mükellefin faal olduğunu bildirmişlerdir. Öte yandan 2016 yılında mükellef kuruma ait 2 adet işçinin çalıştığının tespit edilmesi şirketin gayri faal olmadığını doğrulamaktadır. Söz konusu yoklamalara göre …..Kağıt Amb. Tek. San. Ve. Tic. Ltd. Şti.’nin iktisadi ve ticari yaşantısını bu tarihler arasında sürdürdüğü görülmektedir. Gerçek faaliyetin bulunması alışların gerçekliğini göstermektedir. Bir başka mükelleften emtia alındığı kanıtlanmadıkça sahte fatura kullanılması bu iddia şüphe olarak kalacaktır.

2016 hesap dönemi için 16.485,25 TL ödenmesi gereken kurumlar vergisi beyan edilmiştir. Yine aynı dönemde geçici vergi beyannameleri verilmiş yaklaşık 15.000 TL tutarında ödenmesi gereken KDV hesaplanmış ve söz konusu dönemde muhtasar beyannameler verilerek vergiler tahakkuk ettirilmiştir. Aynı yıl 24.543,99 TL mükellef tarafından muhtelif vergi ödemesi yapılmıştır. Vergilendirme ile ilgili yerine getirilen bu ödevler dikkate alındığında mükellefin sahte faturalarla vergisini minimize ya da yok etme çabasının bulunmadığı söylenebilir.

…..Kağıt Amb. Tek. San. Ve. Tic. Ltd. Şti.’nin mali müşaviri H. A.’ın başka mükellefleri hakkında sahte fatura düzenleme raporu bulunmadığı gibi sahte fatura kullanıldığına yönelik tespitte bulunmamaktadır. Bu, görevini hassasiyetle yerine getiren mali müşavirin mükellef kurumun defterlerini tutarken ve beyannamelerini verirken herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmadığını göstermektedir.

Mükellef kurumun alış yaptığı bir kısım mükellefler hakkında sahte fatura düzenlediğine yönelik rapor bulunması her halde mükellef kurum tarafından sahte fatura kullanıldığını göstermez. Çünkü bu raporların neticesinde salınan vergiler ile yapılan adli soruşturmaların neticesi bilinmemektedir. Bu raporlar uyarınca tesis edilen idari ve adli işlemler nedeniyle ilgili mükelleflerin aklanma ihtimalleri mevcuttur. Bu nedenle bu veriler kesin delil niteliğinde değildir. Kaldı ki alış yapılan birçok mükellef hakkında herhangi bir olumsuz tespit bulunmamaktadır. Öte yandan, Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2016/12467 E.,2019/6759 K. sayılı kararında, Turizm Taşımacılık ve Paketleme San.Tic.Ltd.Şti.’nin yetkilisi olan sanığın, 2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura kullandığı iddiasıyla açılan kamu davasında; faturaları düzenleyen mükellefler hakkındaki vergi inceleme raporlarının ilgili vergi dairesinden getirtilmesi, aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması gerektiği vurgulanmıştır. Bu nedenle sahte fatura düzenlediği iddia edilen firmalar hakkındaki deliller kuşkuya yer vermeyecek derecede açık olmalıdır.

Mükellefin satış yaptığı firmalara gelince bu işletmeler hakkında ne sahte fatura düzenleme ne de kullanma yönünden tespit veya rapor bulunmamaktadır. Bu satışların gerçek olduğunu göstermektedir. Bu nedenle belgesiz mal alındığına yönelik herhangi bir tespit bulunmadan böyle bir varsayımla alışların sahte olduğu söylenemez. Ancak belgesiz mal alındığına yönelik sağlam veri ve donelerin bulunması halinde bu alışların sahte fatura ile karşılandığı söylenebilir. Aksi halde böyle bir iddia varsayım ve kanaatten öte bir anlam ifade etmemektedir. Bu şekilde varsayım ve kanaate göre sahte fatura kullanıldığı söylenemez. Nitekim Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2016/6895 E., 2019/6754 K. sayılı kararında,  sanık hakkında 2010 takvim yılında sahte fatura kullanma suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; sanığın savunmasında suça konu faturalardaki mal ve hizmet alışlarının gerçek olduğunu belirterek bir kısım ödeme belgeleri ibraz etmesine karşılık 27.11.2012 tarihli vergi inceleme raporunda sanığın suça konu sahte faturaların bedellerinin ödendiğine ilişkin ispat vesikası olarak ibraz ettiği dekontlara ilişkin nakit çekiş işlemlerinin şirket ortağı …tarafından gerçekleştirildiğinin belirtilmesi; aynı raporda sanığın adına fatura düzenleyen … Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün… Vergi nolu mükellefi… Çelik Konstrüksiyon Müh. İnş. Ve Tic. Ltd. Şti. ve… Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün… Vergi nolu mükellefi… Tekstil Ltd. Şti. hakkında sahte fatura düzenlemekten dolayı vergi tekniği raporlarının düzenlendiğinin belirtilmesi, ancak bu raporların dosya arasına alınmadığının ve bu şirket yetkilileri hakkında sahte fatura düzenleme suçundan dava açılıp açılmadığının araştırılmadığının anlaşılması karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespitinin gerektiği belirtilmiştir.Bu nedenle sahte fatura düzenlediği iddia edilen mükellefler hakkında rapor bulunması sahte fatura kullanıldığının kesin kanıtı değildir. Bu raporların delil olması için yargı makamlarınca uygun görülmesi gerekir.

Şirketin satış yaptığı bir kısım firmalar nezdinde yapılan karşıt incelemelerde mükellef kurumun yaptığı satışların gerçek olduğu, bunların şirkete ait nakliye aracı ile taşındığı beyan edilmiştir. Bu durum müfettiş tarafından da kabul edilmiştir. Bu bağlamda şirketin faaliyetine devam ettiği dikkate alındığında şirket müdürünün görünüşte bir başkası olması ya da aracın bir başka şahıs adına kayıtlı olması durumunun bizatihi suç teşkil eden eylemlerle ilgisi bulunmamaktadır. Üçüncü bir kişi adına ancak kendi hesabına güven ilişkisi çerçevesinde ticari faaliyetlerin yürütülmesi sıklıkla karşılaşılan hadiselerdendir.

Raporun 29. sayfasında, vergi müfettişi “mükellef kurumun banka hesap hareketlerinin düşük tutarda olmasına mükellef kurum temsilcisinin “Ticaretimizi 2016 yılında müşteri çekleri ile yaptık, ilgili yıl da hesaplarımız blokeliydi, satışlarımıza ilişkin aldığımız çekleri, ciro edip alış yaptığımız firmalara verdiğini ifade etmesi” bu durumun ticari hayatın olağan şartlarına normal olduğu, buna mütemadiyen bankanın hesap hareketlerinin düşük olması bu durumun sonucu olarak değerlendirilmesi” şeklinde sonuca varmıştır. Bu yorumdan, sahte fatura kullanıldığı iddiasının yanında kullanılan ödeme araçlarında sorun olmadığı da belirtilmiştir. Ancak sahte fatura kullanma davalarında suçun tespiti açısından ödeme araçları oldukça önemlidir. Bu yöndeki 11. Ceza Dairesi 2016/5851 E.,  2019/6732 K. sayılı kararında, sanığın “2008 takvim yılında sahte fatura kullanma“ suçunu işlediğinin iddia ve kabul olunduğu olayda; sanığın, faturalara konu alışverişlerin gerçek olduğunu, ödemelerini çek ya da banka havalesi yoluyla yaptıklarını beyan ederek suçlamaları kabul etmemesi; ödemelere ilişkin çek ve banka havale dekontlarını dosyaya ibraz etmesi; vergi inceleme raporunda, faturalara konu emtiaları mükellef kurumun işlerinde kullanılan zorunlu girdiler içerisinde bulunduğunun ve mükellef kurumun faturalardaki emtiaları almadığı yönünde bir tespit yapılmasının mümkün olmadığının belirtilmesi karşısında; maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyeleri, teslim ve tesellüm belgeleri, bedelinin ödendiğine dair ticari teamüle uygun, kanıtlama yeterliliği olan ve sanık tarafından suretleri ibraz edilen banka dekontları ile çekler, diğer banka hesapları ve kasa mevcuduyla uyumlu geçerli belgeleri ve satıcının kasasına ya da banka hesabına girip girmediğinin tespiti ile faturaları düzenleyenlerin yeterli mal girişi veya üretimi olup olmadığı da dikkate alınarak faturaları düzenleyen şirketler ile sahte fatura kullandığı iddia olunan şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde karşılıklı bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği vurgulanmıştır. Dolayısıyla ödeme araçlarında usulsüzlük olmaması sahte fatura kullanma iddiasını çürüten argümanlardan birisidir.

             SONUÇ

Söz konusu vergi tekniği raporu ile bu rapordaki veri ve değerlendirmeler nazara alınarak kaleme alınmış vergi suçu raporundaki tespitler Sanık Kazım Kandemir’in sahte fatura kullanma eyleminin sabit olduğunu göstermemektedir. Çünkü vergi hukuku çerçevesinde ileri sürülen suçlamaya ait deliller yeterli yoğunlukta değildir. Gerek müfettişlik, gerek savcılık gerekse de kovuşturma evresinde eksik araştırma, inceleme ve şüphe üzerine suç isnadı hukuken tasvip edilmeyecek bir durumdur. Bu minvalde, 11. Ceza Dairesi 2016/12467 E., 2019/6759 K. sayılı kararında, Turizm Taşımacılık ve Paketleme San.Tic.Ltd.Şti.’nin yetkilisi olan sanığın, “2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura kullandığı” iddiasıyla açılan kamu davasında; eksik araştırma ve inceleme ile mahkûmiyet hükümleri kurulmasının bozmayı gerektirdiği vurgulanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir