VERGİ CEZALARINDA SUÇUN KASIT VE MANEVİ UNSURLARI;

V.U.K. Md. 359 Vergi cezalarından Kurtulmak ve İdari Çıkış Yolları

DİKKATİNİZİ ÇEKECEK BİLGİLER!

  • Suçun oluşması için, hareketin kusurlu davranabilme yeteneği olan bir insanın, kusurlu iradesinin ürünü olması gereklidir. Buna suçun manevi unsuru denmektedir.
  • Kişi kendi hal ve hareketine hakim, kendi iradesiyle hareket edebiliyor, doğruyu, yanlışı, haklıyı-haksızı ayırt edebiliyor ise isnat yeteneği vardır.  Fail davranışının sonucuna katlanır ve sorumlu olur.
  • 5237 sayılı TCK’na göre kast; suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve isteyerek gerçekleştirilmesidir.
  • Nitelikli vergi suçu VUK’nun 359. Md. Sinde belirtilen fiillerin kasten işlenmesi sonucu meydana gelir.

Suçun Unsurlarının İncelenmesi Neden Gereklidir?

Vergi suçunun manevi unsurunu anlayabilmek, sorunları çözebilmek adına suçun unsurlarının kavranması gereklidir. Kanun koyusu Vergi Usul Kanunun gerekçelerinde, idari vergi suçlarının objektif ve sübjektif unsurlarından söz etmektedir. Danıştay kararlarında, “cezai yaptırıma bağlanmış olan fiilin tüm unsurları ile oluşmuş bulunduğu saptanmadıkça, faile ceza uygulanmayacağı yolundaki genel ceza hukuku ilkesi, idari cezalar için de geçerli olduğundan….” ( vergi cezasını tayin ederken objektif bakımdan vergi suçu unsurlarından ziyade, sübjektif bakımdan mükellefin içinde bulunduğu şartları da göz önünde tutmak bugünün vergi ve vergi cezası telakkilerine prensip artık girmiştir.”)  kararındaki ifadeleri bu hususa dikkat çekmektedir.  

Suçun Unsurları;

Suç, kısaca, kanunun cezalandırdığı fiil olarak tanımlayabiliriz. Bir fiilin suç olarak düzenlenmesinin nedeni, onun toplumsal bir değeri ihlal etmiş, topluma zarar vermiş yani çiğnemiş olmasıdır. Suçun konusunu oluşturan, kanunun ceza tehdidi ile koruduğu himaye ettiği değerler, ahlaki, toplumsal ve siyasi değerlerdir. Suçun ağırlığı, bu noktadaki değerlere verilen önemi belirler. Hukuka aykırı her fiil topluma zarar vererek düzeni bozar. Toplumu ve düzeni bozan her çeşit davranış cezai yaptırıma tabidir. Bir fiilin suç sayılıp sayılmadığını, suç sayılması için hangi unsurların bulunması gerektiğini, suç genel teorisi inceler. Buna “suçun yapısal unsurları teorisi” veya kısaca “suç teorisi” de denmektedir. Fiile suç niteliğini veren unsurlara “suçun genel unsurları” denmektedir. Suçları birbirinden ayıran, onlara kimlik veren unsurlara da “suçun özel unsurları” denir. Suçun özel unsurları da ihlal edilmez ise suça ceza verilmez. Biz konumuz gereği suçun genel unsurları üzerinde durmak zorundayız. Biz suçu, kanunilik (veya tipiklik) hukuka aykırılık, maddi ve manevi unsur olmak üzere dört unsur itibariyle bakacağız. Suçun ilk şartı suç sayılan fiilin kanunda tanımlanmış olmasıdır. Buna kanunilik (aynı anlamda yasallık) veya tipiklik denmektedir. Örneğin bir yıl içinde üç defa fatura veya kanunda sayılan belgeleri vermeme halinin tespiti, iş yeri kapatma cezasını gerektiren bir suç olarak VUK’nun mük. 354. Md. Sinde tanımlanmıştı. Bu madde, 5228 sayılı kanunla kaldırıldığı için, bundan sonra aynı fiiller suç değildir. Ceza verilemez. Çünkü işlenen fiil artık kanunda suç olarak tanımlanmamıştır. Suçun maddi unsuru, kanuni tanımda yer alan fiildir. Suçun maddi unsuru olan fiil (eylem); hareket, sonuç ve hareketle sonuç arasındaki nedensellik bağından oluşur. Kanunun yapma dediğinin yapılması, yap dediğinin yapılmaması şeklinde ortaya çıkan bir insan davranışıdır. Sonuç; bu insan davranışının neden olduğu dış dünyadaki değişikliktir. Kestiği faturayı matraha dahil etmemek hareket, bu nedenle ortaya çıkan vergi ziyaı da sonuçtur. Bazen kanun, suçu cezalandırmak için hareketin dışında bir sonucun ortaya çıkmasını beklemez. Bunlara şekli, neticesiz veya sırf hareket suçları denmektedir. Örneğin, mal satışı veya hizmet ifasından itibaren yedi gün içinde fatura düzenlememek VUK 353/II’ye göre, özel usulsüzlük suçunu oluşturur. Burada hareketin dışında, bir değişikliğin oluşması beklenmemektedir. İzah ettiğim ve yukarıdaki üç unsurun bulunması, suçun oluşumu için yeterli değildir. Suçun oluşması için, hareketin kusurlu davranabilme yeteneği olan bir insanın, kusurlu iradesinin ürünü olması gereklidir. Buna suçun manevi unsuru denmektedir.                                                                       Suçun Manevi Unsuru

Manevi unsur fiil bakımından “kusurluluk”, fail (fiili işleyen) bakımından “kusur” olarak ifade edilir. Kusur, bir fiilin, isnat yeteneği bulunan kimse tarafından bilerek ve isteyerek işlenmesidir. Kusurluluk, kusur (isnat) yeteneği ve kusur olarak ikiye ayrılır. Kusur yeteneği veya isnat kabiliyeti, fail ile ilgili olup, yaptığı işin sosyal anlamını anlayabilme yeteneğidir. Kişi kendi hal ve hareketine hakim, kendi iradesiyle hareket edebiliyor, doğruyu, yanlışı, haklıyı-haksızı ayırt edebiliyor ise isnat yeteneği vardır.  Fail davranışının sonucuna katlanır ve sorumlu olur. Manevi unsurun ikinci kısmı kusurluluk fiilin; bilerek ve isteyerek, en azından bilerek işlenmesidir. Bunlar kast ve taksirdir. Halen yürürlükte olan 1926 tarihli ve 765 sayılı TCK’nu kast ve taksiri tanımlamamıştır. TCK’nu 21. Md. si kastı, 22. Md. si taksiri tanımlamıştır. Kanun, kastı ve taksiri ikiye ayırmış ve her birini ayrı ayrı tanımlamıştır. 5237 sayılı TCK’na göre kast; suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve isteyerek gerçekleştirilmesidir.  Olası kast ise, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceği öngörülmesine rağmen, fiilin işlenmesi halinde söz konusu olur. (Md. 21).                                                            

VE SONUÇ;

İnsan fiilini, suç olanı olmayandan ayıran hususlara suçun unsurları denir. Suçun, kanunilik (tipiklik), maddi, manevi ve hukuka aykırılık unsurlarından oluştuğu kabul edilmektedir. Vergi suçları; idari vergi suçları (yani cezası idare tarafından kesilecek suçlar) ile adli vergi suçları (yani cezasına mahkeme tarafından hükmedilecek suçlar) olarak ayrılmaktadır. Adli vergi suçlarının unsurları genel ceza hukukuna tabidir. Özel hukuktaki haksız fiil gibi vergi suçlarını da ceza hukukuna benzer şekilde dört unsur olarak incelemek mümkündür. Hukukta manevi unsur, kusur yeteneği (veya isnat yeteneği) ve kusurlu davranma (veya kusurluluk) olarak iki kısımda incelenir. Birçok maliyeci de de vergi suçunda kusurluluğu söz konusu olmadığı gibi bir izlenim doğmuştur. Bu bağlamda, basit vergi suçunun oluşumu için, dikkatsizlik, ihmal veya kasıt gibi herhangi bir kusurluluk yeterlidir. Nitelikli vergi suçunun oluşumu için biri maddi diğeri manevi iki şartın birlikte bulunması gerekir. Nitelikli vergi suçunun oluşumu için, vergi kaybının VUK’nun 359. maddesinde de sayılan fiiller ile gerçekleştirilmesi ve hareketin bilerek, sonucunun da istenerek yapılması gerekir. Kısaca nitelikli vergi suçu VUK’nun 359. Md. Sinde belirtilen fiillerin kasten işlenmesi sonucu meydana gelir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir