Vergi tekniği raporu ve ceza davaları

Vergi cezalarından Kurtulmak ve İdari Çıkış Yolları

VERGİ TEKNİĞİ RAPORU VE CEZA DAVALARI

Son zamanlarda Vergi Tekniği Raporlarının  (VTR)  vergi incelemelerinde veri olarak kullanılması ve bu raporların tarhiyatlarda dayanak olarak dikkate alındığını  görülmektedir. Vergi incelemelerinde tarhiyatın dayanağı olarak vergi inceleme raporlarının  mesnet olarak  ele alındığı malumdur. Düzenlenen vergi tekniği raporlarına göre de tarhiyatların yapıldığını  sıklıkla yaşanmakta ve vergi inceleme raporları tarhiyatta  dayanak olarak   hukuken dikkate  alınmaktadır.

213 sayılı VUK 35. maddesinin 12.  bent hükmüne göre  ihbarnamelerde  mutlak surette  tarhiyatın dayanağı olan  inceleme raporlarının  birer suretinin  ihbarnameye eklenmesi zorunludur.

Diğer yandan,  takdir komisyonlarının   kararları üzerine tarh edilen  vergilerde kararın  ve resen takdiri  gerektiren  inceleme raporunun  birer  örneği ihbarnameye iliştirilmesi  zorunludur. Aksi  takdirde ihbarname geçerli  olmaz.  Başka bir ifade ile tarhiyat  dayanaksız olduğu için  tarhiyat  düşer.

( Bakınız. 213 sayılı VUK md.31-35. Bkz. VUK GT Seri No:66 )

Vergi tekniği raporları bilindiği gibi, vergi incelemeleri arasında düzenlenen raporlar olup, daha çok vergi tekniğini ilgilendiren  konularda (zarar indirimi, zarar nakli, yatırım indirimi istisnası vs.  teknik konular)  düzenlenmektedir. Son yıllarda, özellikle sahte fatura düzenleyen mükellefler nezdinde  vergi tekniği raporları düzenlenmektedir. Düzenlenen  bu  teknik raporlar içeriğinde kimlerin ve hangi tarihlerde ve hangi tutarda  sahte fatura kullandığını  gösterir ayrıntılı  tablo halinde sahte ve  muhteviyatı itibariyle  yanıltıcı vesika kullandığı  belirtilmektedir. Daha  sonra  bu teknik rapor “vergi suçu raporu”  şekline dönüştürülerek gerek kullanıcılar nezdinde ve gerekse  düzenleyiciler nezdinde  kamu davası  açılması  için  Cumhuriyet  Savcılığına suç duyurusunda bulunulmaktadır.

( 213 sayılı VUK md.359, 367. Bu konuda vergi denetim kurulu  başkanlığı  tarafından  oluşturulan   ve ilgili  yönetmelik  hükümlerine göre düzenlenen  “rapor değerlendirme komisyonu” görüşü alınarak    VUK md.359/a/2-b  ve VUK md.367 hükümlerine göre Cumhuriyet Savcılıkları  nezdinde suç  duyurusu  yapılmaktadır.) Öte yandan,  VTR kapsamında  sahte  belge kullanıcılar nezdinde;  kurum, KDV, kurum  geçici vergi ve kurum stopaj  vergileri  yönünden  cezalı tarhiyatlar yapılmaktadır. Bazı vergi daireleri ise, söz konusu teknik raporda yer alan  sahte fatura kullanıcılarını  telefonla iletişim kurarak  ilgili  yıl ve dönemlerin  KDV beyannamelerinin   düzeltilmesini talep etmektedirler. ( Form Ba ve Form Bs  analizlerinin sonucunda düzenlenen VTR’ler  süratle  ilgili mükelleflerin  bağlı bulunduğu  vergi dairelerine iletilmektedir.  Sonuçta,  VTR’de yer alan mükellefler nezdinde  vergi incelemeleri başlatılmaktadır.  Sahte fatura düzenleyicileri  yönünden   ise, vergi kaydı  VUK md.160 hükümlerine göre resen kapatılmaktadır.)

Son  zamanlarda düzenlenen vergi tekniği raporlarının zamanaşımının    bitmesine çok kısa bir zaman kala  düzenlenmesi  sonucunda  bazı mükelleflerin  2007, 2008, 2009, 2010 yılları ile ilgili  geriye doğru  beyannamelerin düzeltilmesi yönünde işlemler yapılmaktadır. Bir taraftan da yine zamanaşımının  bitmesine çok kısa bir zaman  kala vergi tekniği raporunda isimleri yer alan  mükellefler “KOD 4” diye isimlendirilen özel  esaslar listesine alınabilmektedir.

Sonuç olarak, zaman aşımının  bitmesine çok  az bir zaman kala  düzenlenen vergi tekniği raporları uyarınca kullanıcı  durumunda bulunan mükellefler, 6111 sayılı torba kanuna göre  bütün vergilerden  matrah  artırımından bulunmuş olsalar bile yine de kendilerinden   “düzeltme  beyannameleri”  istenilmesi  önemli mağduriyetlere neden olmaktadır.

Hatta  matrah  artırımı yapmış  bulunmasına rağmen 2006 ila 2009 yılları  içerisinde (7143 Sayılı Yasa ise matrah artırımı yönünden 2013.2014.2015.2016 ve 2017 yıllarını kapsayan bir matrah artımı düzenlemesi hükmü getirmiştir) düzenli olarak  YMM raporu  ile veya  teminat mektubu ile KDV iadesini sorunsuz alan mükelleflerde bile VTR’den kaynaklanan düzeltme beyannameleri  talep edilmektedir.

Yaşanan problemler  hiçbir  hukuksal  dayanağa oturmamakla beraber  matrah  artırımının  yapılması   problemleri  çözmek  yerine giderek  zorlaştırmaktadır. Gelir İdaresi Başkanlığının  bu  ve benzeri  problemleri  ortadan kaldırmaya yönelik  idari düzenlemeler yapması  zorunlu  hale gelmiştir.

6111 sayılı yasa  bir ölçüde  KOD uygulamalarını, özel  esasları  ve  vergi incelemeleri ile ilgili   hususları   düzenlemiş ve pratik  çözümler getirmiştir. Ancak,  uygulamada  vergi daireleri  arasında  uygulama birlikteliğinin sağlanamayışı,  vergi incelemelerinin   zaman aşımının bitmesine çok kısa bir zaman  kala  yapılması  veya vergi incelemelerinin sonuçlanmadan   inceleme dosyalarının  takdir komisyonlarına sevk edilmesi önemli  hukuksal  sorunlara  neden  olabilmektedir.

Sonuçta, matrah  artırımı  yapmış olmasına rağmen veya son 5 yıl içerisinde  düzenli KDV iadesi  alan mükellefler yönünden   sürpriz  potansiyel tarhiyatların ortaya çıkması  telafisi güç ve telafisi olanaksız  maddi  ve manevi  zararlara  sebebiyet  vermektedir.